51 yıl önce, 11 Mayıs 1975 günü, bir Anneler Günü’ne denk geliyordu.
Ramiz ve Münevver Mert çifti, Kreuzberg’in doğusundaki eski apartmanlardan birinde oturuyordu. O gün hem Çetin’in doğum günü hem de Anneler Günü’ydü. 5 yaşındaki çocukları Çetin, yeni ayakkabılarıyla sokakta top oynuyordu. Birazdan ailece pikniğe gideceklerdi.
Spree Nehri’nin hemen kıyısındaki Gröbenufer üzerinde oyuna dalan Çetin, nehre doğru giden topun peşinden koştu. Ardından bir anda gözden kayboldu. Çocuğun nehre düştüğünü çevrede birçok kişi gördü. Diğer çocuklar yardım için bağırıp çağırdı ama onu kurtarmak için nehre giren olmadı. Nehrin bir tarafı Doğu, diğer tarafı Batı Almanya’ya aitti. Sınır ihlali yapmak yasaktı. Askerler Çetin’in çırpınışını gördü ama nehre girmeye cesaret edemedi. Herkes “Kurallar”dan bahsediyordu. Karşı taraftan ateş açılabilirdi.
Çetin onca insanın gözü önünde çırpınarak boğuldu. Kendi doğum gününde ve bir Anneler Günü’nde, henüz 5 yaşındayken hayatını kaybetti. Dalgıçlar Çetin’i tam 2 saat 5 dakika sonra nehirden çıkardı. Çetin’in ölümünü açıklamak için sınırlardan, anlaşmalardan, kurallardan bahsettiler. “Doğu tarafına sürüklendiği için onların sorumluluğundaydı.” dedi Batı yakası yetkilileri. “Düştüğü yer batıydı” cevabı geldi karşı taraftan.
Ramiz ve Münevver Mert çifti için hiçbir anlamı olmayan bu sözler sıralanıp gitti. Çocuklarının cenazesini almak için doğuya geçtiler. Geçerken vize alıp, vize ücreti ödediler. Çetin’in ardından Kreuzberg’de bir öfke büyüdü. Türkler ve göçmenler sokağa indi. Yürüyüşler, gösteriler birkaç gün devam etti.
Sonunda iki tarafın yetkilileri bir komisyon kurdu ve kriz durumları için arama-kurtarma anlaşması yaptı. Nehrin kenarına korkuluklar, can simitleri koydular, çift dilli uyarı tabelaları diktiler. Çocuklar için önlemler alındı. Çetin Mert, Berlin Duvarı’nın çocuk kurbanı olarak kayıtlara geçti, ismi diğer Kreuzbergli çocuklara umut oldu.
#AnnelerGünü
Tolstoy'un dediği gibi;
"Belki de her şeyi kabullenip hayatı akışına bırakmak lazım. Zorlamak bazen çözüm değildir. Ve zorla olan hiçbir şey güzel değildir."
Yaş aldıkça anlıyorsun ki gerçek mutluluk; sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken uyunan geceler, güvenli bir yuva ve enerjini tüketmeyen insanlardan ibaret…