Bu şehitlerin teker teker iyi belgesellerini çekemedik. Ne Ömer abinin, ne Halil abinin, ne diğerlerinin.
Ömer abinin yürüdüğü videoyu herhalde 1000 kere izlemişimdir. Çok garip bir his. Hayatımızda hiç öleceğimizi bilerek yürümedik.
Şöylesi bir olaya dahi anlatı oluşturamadık.
15 Temmuz, inancın ve cesaretin tarihe sarsılmaz mührünü bastığı bir gecedir.
Rabbimizden vatan uğruna can veren şehitlerimize rahmetini, onurlu mücadelesiyle dimdik duran gazilerimize ecrini lütfetmesini niyaz ederiz.
Cenâb-ı Hak, birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin.
#Nezir
Öldük, öldürdük ama teslim etmedik Elhamdülillah. Kendilerine 15 Temmuz’u sermaye haline getiren sözde FETÖ otoritesi ilgi budalalarını da çıplak ellerimizle boğacağız.
Şehitlerimizin ruhu şad ve mekanı cennet, gazilerimizin ömrü bereketli olsun.
Şaban Sevinç Başkan Erdoğan’ın tüm Ortadoğuya racon kestiği, Türkiye’nin geleceği hakkında önemli mesajlar verdiği konuşmasını beğenmemiş
O sırada Şaban beyin büyük lideri Özgür Özel:
“Pikaçu da gelmiş… Mahmut Tanal ne diyor pikasu.. eheeheh”
Şu iki kardeş ırkçı faşistin aynı hizaya gelip karşı olduğu her neyse güzeldir, iyidir, hayırlıdır, geleceğe matuftur, tekamüldür.
Irkçı faşistlerin sabote etmeye çalıştıkları şey iç cephedir. İc cephenin tahkim edilmesi devletin yıllardır; çok zeminli ve her zeminde çok katmanlı yürüttüğü sofistike bir idealdir. Bu devlet idealini sabote etmeye, akamete uğratmaya çalışmak vatan hainliğidir. Bunu idrak etmeden heva ve heveslerin peşinde bencillik etme gafleti ise insanın torunlarını bile yük altında bırakacak büyük bir vebaldir.
Bu tiplerin bir yaşam tarzı ve bir aklı var, buna göre birileri başarı elde ettiyse hased ve kıskançlıklarından iftira atarlar, çirkefleşirler. Başka türlüsünü bilmiyorlar.
Milletimizin her bir ferdi şu konuda emin olsun:
İklim Kanunu tamamen yerli ve millî bir kanundur. Halkımızın sırtına yük bindirmek için değil; evlatlarımıza daha temiz bir çevre, daha sağlıklı bir gelecek bırakmak için hazırlanmıştır.
Komplo teorileriyle mantıklı düşünme yeteneğini kaybedenlere şunu hatırlatıyorum:
Değil tarım alanlarımızı, bir karış toprağımızı dahi teslim alacak güç, dünya üzerinde henüz mevcut değildir.
İklim Kanunu ile afetlerin sebep olduğu kayıp ve zararları asgari seviyeye indireceğiz.
Temiz teknolojinin kullanımını ülkemizin tamamını kapsayacak şekilde daha da yaygınlaştıracağız.
“Tarım yasaklanacak, çiftçi istediği ürünü ekemeyecek, millete yapay et yedirilecek” türünden safsatalarla bu kanunu kötülemek çok büyük bir şuursuzluk örneğidir.
“Paris İklim Anlaşması’yla küresel güçlerin tarım arazilerimize el koyacağı” iftirasını kulaktan kulağa yaymaya çalışanlar milletimize ve devletimize karşı yürütülen sinsi operasyonun bilinçli veya bilinçsiz maşalığını yapmaktadır.
Bir adım ötemizde duran o karanlığı görmek bizleri doğru dualara, doğru hüzünlere ve doğru sevinçlere götürür. @EmreEfser'le Aydınlığın Karanlık Yüzü'nü aralıyoruz. @EmreEfser bize batının bataklığını anlatıyor ve dijital bir kütüphane oluşturuyor.
MEYDAN DAYAĞI:
Osmanlı döneminde bazı suçlar halka açık yerlerde, özellikle şehir meydanlarında (çarşı, pazar veya cami önleri gibi) cezalandırılırdı.
Hırsızlık, dolandırıcılık, ahlaka aykırı davranışlar gibi suçlar için toplum içinde utandırıcı bir şekilde sopa cezası uygulanırdı.
Bu cezalar caydırıcılık amacıyla kalabalık yerlerde gerçekleştirilirdi ve halkın toplan��p izlemesi sağlanırdı.
Dolayısıyla “meydan dayağı”, sadece fiziksel şiddeti değil, aynı zamanda kamusal aşağılamayı da kapsardı.
Cumhuriyet ile hayatımıza giren Avrupa'dan ithal yasalar ile bu uygulamaya son verildiğinden bu yana ilgili suçlarda artış gözlendi.
Hatta son zamanlarda, meydan dayağından korkmayan bazı suçlular devleti meydana çıkmak ile tehdit eder bile oldu.
Her ne kadar hukuk sisteminde olmasa da "MEYDAN DAYAĞI" hala toplumun hafızasındaki yerini korumaktadır. Denemek isteyenler meydanları doldurabilir. Ama neticesine katlanır, sonra ağlamak yok!
Aile, çocuğun ilk mektebidir.
Anne-babanın sorumluluklarından biri de, evladını Kur’ân-ı Kerîm ile tanıştırmak ve Kur’ân-ı Kerîm ahlakıyla yetişmesine rehberlik etmektir.
Zira Kur’ân-ı Kerîm, hidayet, şifa ve nur kaynağıdır.
#SerhendiVakfı