Beir COŞKUN yazmıştı...
*****
KARGA...
😉 😉 😉 😉 😉
Papazı uzak bir köye atadılar...
Gitti baktı, kimsenin kiliseye gelip gittiği yok...
Her taraf kir pas içinde...
Kolları sıvadı, kiliseyi boyadı, çanı parlattı, bayrak astı, insanları ibadete davet etti, her şey yoluna girdi...
*
Tek sorun vardı:
Karga...
Bir karga gelip çana konup çişini yapıyor, bayrağa konup kirletiyor, haça konup konup berbat ediyor...
Papaz yarım gün canı çıkana kadar temizliyor, ertesi gün yine karga gözüküyor...
Canı sıkıldı...
Çare aradı, bulamadı...
Gidip muhtara danıştı:
“Şu karga azizim, gelip her şeyi berbat ediyor... Ben temizliyorum, paklıyorum, tam yerime oturmuşken yine geliyor...”
Muhtar “Kolay” dedi:
“Kolay, oraya bir parça tuzlu peynir sakla, hırsızdır... Yanına susuz rakı koy, bedava bulunca kaçırmaz... Göreceksin gelip ayağının ta dibine düşecektir...”
*
Papaz denileni yaptı...
Tuzlu peyniri kuytuya koydu, tasa susuz rakıyı boşalttı...
Gözünü deliğe dayayarak beklemeye başladı...
Karga gözüktü...
Kendinden emin tuzlu peyniri buldu yedi, yiyince susadı, tasa döndü, tadının farkına varıncaya dek iki fırt aldı...
Kafayı buldu...
Sallandı...
Ve papazın ayaklarının ta dibine düştü...
*
Papaz kargayı alıp iki kanadından tutarak havaya kaldırdı...
“Sen nesin?” dedi:
“İmanım var desen, hırsızlık yapmazsın...
Milliyetçiyim desen, bayrağa kıymazsın...
Hıristiyanım desen çana sıçmazsın...
Müslümanım desen rakı içmezsin...
Söyle ulan sen nesin?...”
Adam her şeyi göze almış, belki bir çoğumuzun endişelendiği gibi başına çorap örülebileceğini de hissediyor ama geri adım atmıyor, pes etmiyor
Bu saatten sonra, bir avuç kalmış böyle yürekli insanlara millet olarak sahip çıkamazsak, hepimize yazıklar olsun
Rahmetli Erbakan'ın ünlü sözü aklıma geldi.
"Korkarım ki beni anladığınızda dövecek diziniz bile kalmayacak."
Bir de tamamını dinleyin. Ben ilk defa dinledim.
Bir dinleyin hele...
" Sen yaptın bu işi sen...
Sen yaptın, kendi elinle...
Uyan, milli hiç bir şeyin kalmadı. "
Demiş...
Rahmetli bir de bu günleri görseymiş, kim neler dermiş?
Ece Üner, noktayı koymuş
*Köprüden önceki son satış bu herhalde, çünkü satacak ne kaldı diye insanlar birbirlerine soruyor
*Bizim vergilerimizle yapılan köprüleri bize geri satacaklar
*Şimdi üstünden nasıl geçeceğiz diye kara kara düşünür olduk
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk: “Türkiye’de verilen yargı kararlarının yüzde 99’u geçersizdir.”
Daha ne desin? Hukukun geldiği noktayı bundan daha açık nasıl anlatsın?
YILLAR ÖNCEYDİ.
Televizyon programımdaki 4 konuktan ikisi
Sırrı Sakık ile Murat Bozlak’tı.
Diğer ikisi ise Kamer Genç ile Mehmet Gül.
(İkisi de ışıklar içinde olsunlar)
Programın ortasında Sırrı Sakık, Kamer Genç’e hücum eder:
-”Siz Atatürk’ü savunarak soykırıma uğrayan
Dersimli Kürtlere ihanet ediyorsunuz.”
Kamer Genç anında şu karşılığı verir:
-”O kullandığınız cümlede bir kaç tane büyük yalan var.”
Sırrı Sakık: Ne imiş o?
Kamer Genç:
“Birincisi Dersim bir ilin değil bölgenin adıdır ve benim ilim
Cumhuriyetle beraber Tunceli olmuştur.”
Kamer Bey devam eder:
“İkinci husus Dersim’de olanlar soykırım değil
yeni kurulan bir devletin başkaldıranlara karşı önlem almasıdır.
Bir başka yanlışınız ise Tunceli asla Kürt değildir.
Biz Hazar kökenliyiz.
Dilimiz de sizden farklı yani ne kırmançi ne de zazaca konuşuyoruz.”
Sırrı Sakık: Seyid Rıza’ya ne diyeceksin?
Kamer Genç: “İngilizlerin oyununa gelmiştir.
Tuncelililerin o dönem önderi, Atatürk’ün yoldaşı olan Diyap Ağadır...
O yıllarda Şeyh Said ve Seyid Rıza’yı kullananlar
şimdi PKK’yı kullanıyor.”
İşte Kamer Genç bu milli duruşu için seviliyor sayılıyor.
Kamer Bey’in şu sözü de alkışlanacak güzelliktedir:
-”Ben Atatürk ve Cumhuriyet sayesinde okuyup milletvekili oldum. Cumhuriyet olmasa kuldum.”