Herkesin yaşayıp gördüğü, bildiği fakat söylemeye cesaret edemediği gerçeği söylemiş.
Ne hale geldiğimizin içler acısı tablosu.
Bunlara olan kızgınlığımızın, Öfkemizin sebebini net olarak açıklamış...
https://t.co/qXLd3xRUVz
Mahmut Arıkan:
25-30 yıl önce bir insan namaz kılıyorsa, oruç tutuyorsa; 'bu adam sağlamdır, bundan zarar gelmez' kriteri vardı. Bugün tam tersi; haksızlık yapan, yolsuzluk yapan insanların büyük bir kısmının ibadi hasletlerinin tam olduğunu görüyoruz."
İlahiyatçı Yazar Dr. Abdurrahim Şen
İmam Gazali’nin bir sözü var.
“İnsanların, toplumun bozulması, idarecilerin bozulmasıyla. İdarecilerin bozulması da, alimlerin bozulmasıyladır. Alimlerin bozulması da, mal ve makama düşkünlüklerindendir.”
Nizam bozuk, fikir bozuk, insan bozuk!
TÜİK rakamlarına göre, Türkiye 2025 yılında 700 bin tona yakın plastik atık ithal etti.
İlk 6 ayda plastik atık ithalatı 400 bin tona dayandı.
Bu yıl plastik atık ithalat rekorunu kıracağız.
🚨 Şanlıurfa'da kaçak elektrik ile kaçak Bitcoin üretimi yapılan ahırdan bozma bir tesis tespit edilerek baskın düzenlendi
Aylık kaçak kullanım bedeli: 9.000.534₺
Aylık Bitcoin’den kazanç: 280.000₺
Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki yakınlaşma sonucu Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin,
Ortadoğu’da barışın tesisi yönünde çözümün bir parçası olmaktan çok, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür.
ABD ve İsrail, İran’ın kendileri için büyük güvenlik tehdidi oluşturacağı vehmiyle, İran’a karşı başlattıkları tek taraflı saldırgan tutumlarla istedikleri sonucu alamayınca farklı yöntemlere başvurmaya başlamışlardır. ABD ve İsrail bölgedeki Müslüman ülkeleri İran’a karşı vekil güçler olarak kullanmak istemektedir. ABD etkisiyle imzalanan Mekke Anlaşması’nı da bu kapsamda değerlendirmek gereklidir. Anlaşmanın isminin de bu asıl amacı perdelemek için özellikle seçildiği anlaşılmaktadır.
Küresel güç odaklarının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bloğu ile İran’ı karşı karşıya getirebilecek ve Ortadoğu’nun istikrarını bozmaya yönelik hamlelerinin farkında olmak ve buna karşı tedbir almak gereklidir.
Bu nedenle, Türkiye’nin öncülüğünde acilen, D-8 Teşkilatı’nı oluşturan ülkelerin ortaya koyacakları ‘kapsamlı eylem planı’ ile bölge aktörlerinin bir araya gelip, yeni istikrarsızlıklara değil, barış, kardeşlik ve güvenliğe yönelik adımlarla gerçek ve kalıcı çözümü ortaya koymaları elzemdir.
Cuma hutbelerinin metinlerini genelde inceliyorum. Merkezi otoritenin dini nasıl bir propaganda aracına dönüştürdüğünü görmek açısından ufuk açıcı.
Fakat 7 Ağustos 2026 hutbesinde bu zamana kadar pek yapmadıkları bir şey yaptılar. Konuyu inceleyelim:
Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: “Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”
'Yüce Rabbimizin uyarısı' deyip ayet numarası da vermeden ve ayetin içine cümle katarak, yani Kuran'ı ve doğrudan Allah'ın bir sözünü anlatıyormuş gibi yapıp metinde olmayan bir cümleyi içine ilave ederek bir tür propaganda aracına dönüştürmüşler Kuran ayetini, bu tabi oldukça 'şeytanca'.
İlgili ayet aslında Enfal suresi 46, ve doğru çevirisini vereyim:
Ve Allah'a ve O'nun elçisine uyun, birbirinizle çekişmeyin, yoksa yılarsınız ve rüzgarınız gidiverir. Ve dayanın, gerçekten Allah direnç gösterenlerle beraberdir.
Enfal 46
Devletiniz elinizden gider olarak eklenen cümle ayette yer almıyor. Gücünüz olarak çevrilen kelime ise ruh kelimesinin kökü olan RVH, aynı zamanda Kuran'da rüzgar anlamında da kullanılır. Ayetteki kullanım ise Kuran'ı yayma ve Allah'ın öğretisini ayakta tutma görevinin 'momentumu' ile ilgili. Yani iç çekişmelerin hız kesici ve momentumu baltalayıcı niteliği vurgulanmış.
Önceki ayetleri de bağlamı içinde okuduğumuzda kastedilen şu; karşı karşıya olduğunuz güçle mücadele ederken enerjinizi birbirinizle mücadele etmeye harcamayın çünkü iç çekişme sizi yılgınlaştırır ve ortak hareket momentumunuzu ortadan kaldırır.
Hutbede sanırım PKK ile barış süreci kastediliyor ve 50 binden fazla vatan evladını katledenlerle artık 'çekişmeyin' devlet böyle karar verdi, devlete itaat edin diyorlar.
Ve ikinci şeytanca saptırma da şu: Peki birlikte mücadele edilmesi gereken o şey neydi? Yani çekişenler çekişmeyi bırakıp ortak şekilde birlikte neye karşı mücadele edeceklerdi? Bunun da üzeri örtülmüş görünüyor.
Fatır 5'te ne diyordu Allah? Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın...
2025'te de Avrupa'nın atığı Türkiye'ye aktı.
Toplam 12 milyon 819 bin 818 ton atık ithal ettik.
Avrupa Birliği'nin atık ihracatının yüzde 39'u Türkiye'ye geliyor.
Bir ülkenin geleceğini sadece seçim sonuçları değil, demografisi de belirliyor.
2016: 2,11 çocuk
2025: 1,39 çocuk
10 yıldan kısa sürede doğurganlıkta çok sert düşüş yaşandı. Ekonomik koşullar, yaşam maliyetleri ve değişen toplumsal tercihler artık aile yapısını da dönüştürüyor.
Yani Türkiye hızla yaşlanıyor!
Milli güç ve ekonomik bağımsızlık gelecek nesiller açısından en stratejik meselelerden biri olacak.
Kardeş ülke Mısır vatandaşı Muhammed Salah'ın transferi Trabzonspor ve ülkemiz için hayırlı olsun. Eşinin başörtülü olması ve aile değerlerine önem vermesi de takdire şayan...
20 seneden fazladır beton ve inşaat ile yatıp kalkıyoruz. Gelinen nokta: konut sahipliği oranı %73’ten %57’ye gerilemiş. Kiracılık %18’den %26’ya çıkmış.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2022'de yaptığı bir açıklama:
"Terör örgütü PKK elebaşını bırakacak tek bir iktidar olur.
O da HDP’nin içinde olduğu zillet ittifakı iktidara gelirse böyle bir şey olabilir."
İstanbul'da 5 yıl önce bir kadını 'öldürmeye teşebbüsten' 14 yıl hapis cezası alan şahıs şartlı tahliye olduktan sonra kendisini işe alan ailenin kızını öldürdü.
Baba Şahin: "3 yıldır yanımızdaydı. Ekmeğimizi paylaştığımız kişi kızıma platonik aşık oluyor
Şimşek göreve geldiğinden beri ortalama fiyatlar 3 katında çıkarken, köprü ve otoyol geçiş ücretleri yaklaşık 7 katına çıktı.
Kamunun elinde bulunan köprü ve otoyollar özelleştirilecek.
Senaryo aynı: Önce yüksek zamlar, sonra kar garantili devir. Fatura vatandaş için daha da kabaracak.
Medyada çok pis insanlar var.
Ciğerlerini biliyorum. Beş para etmez.
Çok donanımlı olup ekran ekran dolaşan ama pis işlere bulaşanlar da var.
Bomboş olup ekran ekran dolaşıp pis işlere bulaşanlar da var.
Tertemiz olup boşta olanlar da var.
Temizlik çok güzel bir şey.
DEVA ve Gelecek partilerinin kurulduğu günlerde muhaliflerin bir kısmı, özellikle İYİ Parti ve milliyetçi-Kemalist çevreler bu partilerin AK Parti’nin stepnesi olduğunu, ‘Mavi AKP’ gibi lakaplar takarak hararetle savunuyordu.
Bu partilerin muhalifliği bir türlü onların atomu parçalamaktan daha zor olan önyargılarını tatmin edemedi.
Altılı Masa ittifakında SP, DEVA ve Gelecek’e verilen vekillikler de AK Parti’ye verilmiş gibi eleştirildi
Günün sonunda ne oldu?
AK Parti’ye en çok fireyi 10 milletvekiliyle, muhalefetin en milliyetçi, Kemalist sert çekirdeği gibi bakılan İYİ Parti verdi.
Ki sayı artmaya devam ediyor.
Hem de partinin sözcüsü, Akşener’in sağ kolu, en çok Atatürk diye bağıranı geçtiler
Peki bu üç muhafazakar parti ne yaptı?
Saadet hiç fire vermedi.
‘Mavi AKP’ denen DEVA’dan 1 kişi AK Parti’ye, beş kişi CHP ve İYİ Parti’ye geçti.
Daha muhafazakar Gelecek’ten 4 kişi AK Parti’ye, 1 kişi CHP’ye geçti.
Bu iki partide de AK Parti’de milletvekilliği yapmış isimler partilerinde ya da bağımsız kaldılar.
Davutoğlu, siyasetten muhalif bir manifestoyla çekildi.
İzmirli CHP’li başkanın bile AK Parti’ye göz kırpttığı zamanlarda üstelik…
Bomboş önyargıların sonu…
Bugünkü yazı: “Lüzumundan fazla münevver”
https://t.co/pfBfZef0WG
Ahmet Davutoğlu, bir manifestoyla siyasete veda etti.
Nazım Hikmet 1943''te Kemal Tahir''e yazdığı mektupta, sosyal psikolog Muzaffer Şerif için “lüzumundan
fazla münevver” demişti.
Böyle bir ülkede, böyle bir siyasette Davutoğlu “lüzumundan fazla münevver” kaldı.
O kadarına ihtiyaç yoktu…
Karşınızda 8 yıllık milletvekilliği süresince 0 kanun teklifi 0 araştırma önergesi veren, 10 kavgaya karışan ve 8 yılda 70 milyon lira kazanan Alpay Özalan.