Siz 80 yıl boyunca valsi, tangoyu ve insanların giyim kuşamını tartışırken;
Anadolu’nun ayaklarını lavaboda yıkayan evlatları kıtalararası barislik füze yaptı. Bu utanç size 1000 yıl yeter.
Bir teröristin saçı için günlerce saç ördüler...
Ayla Hoca o gün normalde iş bırakma eylemindeydi, çocukları okulda görünce dayanamayıp sınıfa girdi.
Katil sapık öğrenci sınıfa girince öğrencileri zarar görmesin diye üstlerine kapandı.
Can kurtarırken canından oldu...
O da kadındı, anneydi, eşti, bir ana babanın kuzusuydu.
Hiçbir kadın derneği onun ismini anmadı,
hiçbir sol sendika dünkü yürüyüşte onu fotoğrafını taşımadı.
Çünkü onların ideolojilerine tersti, elinde silah yoktu,
kıyafeti uygun değildi, kullanışlı aparat olamazdı.
Bu ülkede acının bile rengi var, acının bile kıyafeti var da nedense üç beş çapulcunun istediği renk, hep ön plana çıkıyor.
Sonra hep o aynı kirli ağızlardan "Kutuplaştırma" masalları dinliyoruz.
ODTÜ mezunuyum, üçünü akıcı toplam altı dil biliyorum, ulusal gazetelerde yayınlanmış makalelerim, ve çok kalabalık bir akademik geçmişim var, anne olmaya karar verdiğimde çok uluslu bir şirkette dövizle maaş aldığım çok iyi bir işim vardı.
Eşimin ve benim ailelerimiz şehir dışında yaşadığı ve eşimin katı çalışma saatleri olduğu için yalnızdım.
Babam tek çocuk olduğu için babaanne ve dedemle birlikte yaşadığım çok sıcak bir aile ortamında büyümüştüm.
Kıyamadım, dönem arkadaşlarım bir bir doktor, doçent olurken ben anneliği seçtim.
Mecbur değildim, ben bile isteye çocuklarımı seçtim.
Birlikte evi boyadık, kar yağdı dışarı çıktık, ateşleri çıktı saatlerce başlarında bekledim, düştüler tuttum, terlediler sarıldım, güneş açtı bahçelere koştuk, şehirler gezdik, yüzdük, kaydık, filmler izledik, her saniyelerine birebir şahit olduğum sayısız anı biriktirdik kızlarımla.
Bu süreçte bana ‘beleşçi’ diyen oldu, ‘koca parası yiyor’ diyen oldu, kulağımın üstüne yattım.
Evlatlarım hiçbir zaman sabahın köründe servise binmek zorunda kalmadı.
Okula başladıklarında bile azcık başları ağrısa öğretmenleriyle dirsek temasında oldum hemen yanıbaşlarına koştum.
Derken büyük kızım 12. yaşını yaşamaktayken lösemi tanısı aldı.
İki yıldır da bununla mücadele ediyoruz.
Düşünüyorum da, eğer başka bir yol seçmiş olsaydım kahrederdim kendime.
Acaba sinyalleri vardı başında olmadığım için ben mi göremedim diye.
Kimine göre ömrümün en verimli 14 yılını ‘kaybettim’(!)
Bana göreyse ben iki insan kazandım.
Çocuklarım mutlu.
Ve evet bunun mimarı benim.
Lütfen sözlerim yanlış anlaşılmasın, ben herhangi bir sebepten evlatlarından erken yaşta ayrılmak zorunda kalmış hemcinslerimi yargılamıyorum.
Seçtiğim yoldan duyduğum iç huzuru ve vicdani rahatlığımı paylaşmak istiyorum sadece.
Yarını bilemem, kim ne olur hiç öngöremem.
Ama bildiğim tek bir şey varsa o da bir anne olarak elimden geleni ama eksik ama tam yaptığıma duyduğum inanç.
Zaruri sebepleri anlıyorum, bu sözlerimden ötürü kimilerinin beni linçlemek için sıraya gireceğini de tahmin edebiliyor ve bunu peşinen kabul ediyorum.
Ama siz de şunu kabul edin ki çocuklarımızın bize ihtiyacı var.
Anne baba sevgisi, ilgisi hiçbir şeyle ikame edilebilecek bir şey değil.
Nolur üç kuruş için evlatlarınızın çocukluklarını almayın ellerinden.
Zor evet, yakınen biliyorum çok zor.
Ama inanın değer.
🥺
Sizin evde beş yıl sabredemediğiniz çocuğu okulda öğretmenin adam etmesini beklemeye hakkınız yok.
Öğretmenlerin böyle bir sorumluluğu da yok.
Elinizi vicdanınıza koyun…
🎶 Dilimizde Allah, Gönlümüzde Muhabbet!
Okulumuzda öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle birlikte “Dilimde Allah” ilahisini hep bir ağızdan seslendirdik. Okul koridorlarımız maneviyat ve birlik duygusuyla yankılandı.
#DilimdeAllah#Maneviyat#OkulEtkinliği#BirlikBeraberlik
Üniversitemin bu tarihi kapısı yıllarca süren başörtüsü mücadelesini, sırtımıza inen copları ve çalınan hayallerimizi hatırlatıyordu. Şu görüntüyü hayal bile edemezdik.
Hadise son paylaşımında Hurma ve Tesbih’i ayağının altına aldığı bir paylaşım yaptı. Konuya girmekte tereddüt ettim maalesef 14 milyon takipçisi var ve bu paylaşım 183 bin like (beğen) almış.
Inanımıyorum gerçekten inanamıyorum bu topluma ne oldu böyle? Biz hurmanın çekirdeğini bile çöpe atmaktan imtina eden bir toplumduk.
Burası Türkiye, defolsun gitsin Belçika’ya ne halt yiyorsa yesin! Bunu Çağıran belediyeler artık radarımdasınız!
Lütfen Türkiye gündemi yapalım! etiketimiz
#HadiseHaddiniBil
Üsküdar Eski Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Üsküdar Belediyesi'nde son 1 yılda değişenleri tek tek anlattı:
▪️KENTSEL DÖNÜŞÜM: Büyük bir hızla devam eden dönüşüm tamamen durdu. Belediye 1 tane bile kentsel dönüşüm projesine başlamadı.
▪️ÜSKÜDAR ÇOCUK KÖYÜ: Hergün binlerce ziyaretçisi olan yer, 1 yılda harabeye döndü, kapandı.
▪️MISIRLI MİLLET BAHÇESİ: Mezbeleye döndü, kapandı.
▪️YEŞİL ALAN, PARKLAR: 1 yeni park, 1 m2 yeşil alan yapılmadı, mevcut parkların hali perişan! Kuzguncuk Bostanı haline terkedildi.
▪️RESTORASYON: Bu 1 yılda tek restorasyon projesi yapılmadı, proje çalışılmadı, elde var sıfır!
▪️KUZGUNCUK KÖY PAZARI: Kapatıldı.
▪️MAHALLE MAHALLE KURULAN İFTAR SOFRALARI: Kurulmadı.
▪️ŞEHİR DIŞI CENAZE OTOBÜSÜ: Kaldırıldı, artık yok.
▪️TEMİZLİK: İstanbul’un en temiz ilçesi, artık toplanmayan çöplerle anılıyor.
▪️BİLİM ÜSKÜDAR: Sadece “kapandı tabelası” asılmadı, onun harici kapalı, işlevsiz, içi boşaltıldı.
▪️SUFFAHANE: Yetimhane yaşı dolmuş kızlarımızın kaldığı yurt kapatıldı.
▪️ÖĞRENCİLERE DOĞALGAZ VE AKBİL DESTEĞİ: Türlü bahanelerle sonlandırıldı.
▪️DESTEK KART: Dar gelirli vatandaşlarımız için başlattığımız bir uygulamaydı. Geçmiş olsun!
▪️7-24 AÇIK KÜTÜPHANELER: Türkiye’ye model olan kütüphanelerimize 1 yenisi elbette eklenmedi ve artık 7-24 açık da değiller.
▪️EVE SICAK YEMEK: İhtiyaç sahiplerine ücretsiz eve sıcak yemek hizmeti veren aşevi, Kent Lokantası’nın yemeklerini yapıyor artık.
▪️SALI - CUMA GERİ DÖNÜŞÜM GÜNÜ: Geliri sosyal yardıma aktarılan sıfır atık seferberliğimiz sona erdi.
▪️HAVUZLAR: 17 yarı olimpik havuz yapmıştık. Otoparkları paralı yapıldı, korkunç zam geldi ve evet havuzlar karma hale geldi. Üsküdar’da yeni havuz, spor tesisi yapılmasını geçtik, olanlar da herkesin değil, tek bir yaşam tarzının oldu!
▪️ÖĞRENCİ BURSLARI: Kesildi!
▪️EVİM ÜSKÜDAR PROJESİ: Dar gelirli ailelerin acil ev tadilatlarını ücretsiz yapıyor, yaşam şartlarını düzeltiyorduk. Proje sonlandırıldı.
▪️İKİNCİ BAHAR KAHVESİ: Emekli büyüklerimizin ücretsiz hizmet aldığı kahve sıklıkla tadilat gerekçesi ile kapandı.
▪️ÜSKÜDAR KİTAP FUARI: Pandemi yılı hariç, 9 sene eksiksiz yaptığımız, İstanbul’un en büyük ikinci kitap fuarı artık yok!
▪️KÜLTÜR FAALİYETLERİ: Bir kültür sanat vahası haline gelen Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nin tadilatını yeni yapmış, yenilemiştik. 1 yıldır tadilat gerekçesi ile kapalı. 1 yıldır hiçbir etkinlik yok!
Bunlar gözle görülüp yapılmayan işler. Bunlar harici yeni bir yatırım, proje var mı? Cevap belediye ve başkan hanımın sosyal medya hesaplarında. Girin bakın;
açılışsız ve yeni proje anonsu yapılmadan geçen koca 1 yıl göreceksiniz.
Peki bütçe ne durumda?
Bunca yatırıma rağmen İstanbul’un en az borçlu 2. belediyesini teslim etmiştik. 1 yılda borcun 4 katından fazla taşınmazı satışa çıkardılar ama buna rağmen belediye borcu katlanarak arttı.
Bırakın eleştiriyi tolere edebilmeyi, susmayı bile suç olarak gördükleri bir özgürlük anlayışları var.
Kafalarındaki özgürlük tanımı şu şekilde : ''Ben kendimi bir konuda haklı göreceğim ve herkes bana 'sen ne kadar haklısın' demek zorunda olacak. Demeyene gününü göstereceğim''
Kadın gizli kamerayı yerleştirmiş sonra da soyunup kendine bir pizza siparişi vermiş. Kurye zile basınca kapıyı anadan üryan açıyor hanım abla, para üstünü falan o halde verip kapıyı kapatıyor sonunda da kahkaha atarak “ayyhh çok eğlendim” diyor. Benzer içerikler dönüp duruyor. Genelde eskortluk yapan kadınlar reklamlarını yapmak adına bu tarz videolar çekip paylaşıyorlar, kadında ahlak zaten yok da ben işin bu boyutunda değilim.
İşin kadın faşizmi boyutu daha tehlikeli bana göre.
Aynı şeyi bir erkek yapsaydı ne olacaktı mesela?
Nasıl toplumsal bir kaos çıkacak, adam tutuklanana kadar nasıl linç edilecekti?
Akşama kadar üç kuruş için, belki çocuğuna bez mama almak adına, soğuk sıcak demeden çalışan bu adamın vebali ne olacak peki?
“Potansiyel sapık tüm erkekler, o yüzden her erkeğin hoşuna gider çıplaklık o zaman bu yaptığım suç olmamalı hatta sevimli bulunmalı” mantığı biz kadınları ne kadar daha bu tarz şımarıklıklara itecek? Gözlerinin namusunu korumak isteyen adamları nereye koyacağız?
Bir erkek boxer ile balkona çıksa, “karşı apartmanda sapık var” diye 155 kilitlenir. Ama konu kadın olunca bunun adı özgürlük, bunun adı pozitif ayrımcılık, bunun adı insan hakları falan oluyor! Sokaklar iç çamaşırı ile gezen kadın dolu.
“Şort giyerim bakmayacaksın, gerdan açarım görmeyeceksin, tayt giyerim istediğim gibi seni tahrik ve taciz ederim ama sen dünya ahiret bacımsın demeye mecbursun” mantığı faşist kadınların erkek onuruna yaptığı en büyük tecavüzdür.
Varoluş kodlarına "görerek tahrik olma" yerleştirilen erkekleri anlamamız belki zor, ama empati yapabiliriz.
Kimseye "örtünün" diyecek değilim, herkes kendi dünya tercihini bir şekilde yaşıyor. Desem de kimse beni tınlamaz zaten. Ancak kendinize ve en başta onurlu kadın kimliğinize kasap reyonu muamelesi yapmayın, yaptırmayın! Teşhircilik yapmayın!
“Başını çevirsin, erkeğin avreti göz kapaklarıdır” gibi lise iki tarzı duyar kasmayı bırakıp, “gadınıığğmm ben gadıığnn” diye salladığımız o parmakları yere indirip, "ama ben kadınım" şımarıklığına bir son vermemiz gerekmiyor mu artık?
Evet ben de onu diyorum sen kadınsın! İçinde bir canlı büyütebilecek kadar özelsin. Sen et değilsin...
İzzetini ayaklar altına almamalısın.
Ezgi Akgül
14 Eylül Cumartesi
Narin'in başına gelenler hepimizin içini yaktı ama ondan sadece bir iki yaş büyük yavruları elleriyle terör örgütüne teslim edenler bir sussun! O yavrular her türlü tacize uğrarken terörün reklamını yapanlar bir sussun! Çocuk katillerinin kravatlı temsilcilerini meclise sokmak için her evden bir oy isteyenler bir sussun! Çocukları cinsel meta olarak pazarlayanlar, LGBTİ yürüyüşlerine âlet edenler bir sussun! Neredeyse bir yıldır çocukları ve bebekleri katleden İsrail hayranları ve inadına boykot markaları tüketenler, reklamını yapanlar bir sussun!
YALAN ve ALGI Siyasetinize
çok bile sabrettim!!!
Hasbelkader aldığınız belediye yönetimine yalan ve iftiralar ile başladınız..
📍Makamda Jakuzi ➡️ YALAN !
📍6000 m2 makam odası ➡️ YALAN!
📍200 m2 mutfak ➡️ YALAN!
Tuvaletlere gidip lüks banyo teşkilatı diye junior gazetecilerle kameralarla algı yapmaya çalıştınız.
Belediye binasını üniversiteye vereceğim dediniz utanmadan misafir ağırlıyorsunuz.
Edebimizden ses çıkarmıyoruz ama artık YETER!!!
Sancaktepe’yi fakirlerin ilçesi gibi kamuoyuna yansıtıp burada bu binaların ne işi var, kendileri için yapmışlar, israfçı, şatafat düşkünü yaftası oluşturmaya çalışıyorsunuz. Sancaktepe 500 bin nüfuslu gelişmeye açık hizmete alışkın onurlu insanların yaşadığı İstanbul’un en güzel ilçelerinden biridir.
Sancaktepenin evladı diye algı yapıp, ilçe dışından yöneticilerle İbb den getirdiğiniz şaibeli denetçilerle ilçeyi yönetmeye çalışıyor, iş yapamayınca da paramız yok borcumuz var mazeretine sığınıyor, sıkıştıkça da geçmiş yönetimlere çamur atıyorsunuz. Anlaşılan size belediyecilik dersi vermek gerekiyor.
**DERS 1*
Belediyeceliği bilmediğiniz gibi hesap kitap bütçe ve mali okumayıda bilmediğinizi anladık.
Belediye bir günde bir haftada yada bir ayda 300 milyon borçlandırılmamıştır. Müteahhit firmalar işlerini yapar tamamlar ve hakediş yapar 3-4 yada 5 ay boyunca tamamladığı işler için tek bir hakediş hazırlar; bunu ilgili birimdeki mühendisler inceler eğer yapılmışsa onaylar, ardından birim müdürü inceler onaylar, sonrasında da ilgili başkan yardımcısı onaylar ve kabul edilir.
**DERS 2*
Devletin birçok kurumundan yine devletin kurumu olan belediyelere ödenekler gelir.
Çevre Bakanlığı, İller Bankası, Hazine, İski gibi…
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Dairesi de tüm belediyelere gönderdiği gibi ilçemizde yapılacak yatırımlar için ödenek gönderilebilir. Gelen bu ödenekler kuruşu kuruşuna ilçenin kalkınması için harcanmıştır. Hepsinin de hesabı belediyenin kayıtlarında vardır.
Algı yaratarak yalan söyleyerek bir yere varamazsınız…
Göreve geldiğinizden bu yana 3 ay geçti sadece seri yalan üretiyorsunuz, işinize bakın size tavsiyem bıraktığımız hizmetleri inceleyip örnek alın!
Ha…. Bu arada gereksiz ve lüks dediğiniz ve eleştirdiğiniz belediye binasında hala oturuyorsunuz, ne zaman üniversite olacak bekliyoruz
Dürüst olun!!
Kalan vaktinizi yalan ve iftiralarla değil, Sancaktepe’ye hizmet için kullanın!!