Hasan Atilla UĞUR bu ülkede namusuyla görev yapmış Türk subayıdır. Her türlü iftirayı atacak tarih bilmezler kendi yarattıkları kaosun içinde hezimete uğrayacaklar.
Ankara Sincan Anadolu Lisesi Okul Müdürü Ali Osman Köse, zehir zemberek bir açıklamayla görevinden istifa ettiğini duyurdu.
Köse, okula müdür yardımcısı olarak atanan kişilerin, bir sendika temsilcisinin referansıyla görevlendirildiğini iddia etti.
“İki tane münhal müdür yardımcısı pozisyonumuz vardı, yani açıktı. Oraya gerçekten çok değerli, çok kıymetli, çok liyakatli, işini çok iyi yapan, buraya değer katacak insanları önerdik. Çünkü proje okulu olmanın mantığı zaten böyle bir imkân veriyor.
Ama beni burada gerçekten hiçbir resmî sıfatı olmayan, sanki amirimmiş gibi arayıp ‘Sizin okula şunları uygun gördük.’ diyen bir sendika temsilcisi… O dönem buna çok şaşırdım. Biz ise lisanımünasiple, en kibar ve saygılı şekilde, ‘Biz iki arkadaş üzerinde anlaştık, naçizane onları önerdik.’ dedik.
Ama günün sonunda bir baktık ki gerçekten de ‘tırnak içinde’ uygun gördükleri insanlar buraya atanmış.
Hangi yapıya, hangi gruba, kime hizmet ediyorsunuz bilmiyorum ama vatana hizmet etmediğiniz kesin. Ben vatana hizmet ediyorum. Ben devlete, ben millete, ben bu bayrağa hizmet ediyorum. Bu can bu bedende oldukça da böyle olmaya devam edecek.
O yüzden, sizin sözünüz geçer akçe ve onay olduğu sürece burada okul müdürlüğü yapamam. Bu nedenle istifa ediyorum.
Sivas, 1919... Ordu yok. Para yok. Silah yok... İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve yerli satılmışlar ülkeyi mahvetmek üzere anlaştı.
Mustafa Kemal "Cihanı başlarına toplasınlar da gelsinler. İş kalabalıkta değil, hak ve hakikattedir. Millet rehberimizdir. Mutlaka biz muvaffak olacağız." dedi.
Ardından olanlar...
1919'da İtalya Başbakanı Orlando istifa etti.
1920'de Fransa Başbakanı Clemenceau düştü.
Damat Ferit düştü.
Venizelos seçim kaybedip ülkesinden kaçtı.
Yunan ordusu büyük ölçüde imha edildi.
Hacıanesti ülkesinde kurşuna dizildi.
Kral Konstantin halk tarafından tahttan indirildi.
Vahdettin, İngilizlere sığındı.
İngiltere Başbakanı Lloyd George iktidardan düşürüldü.
Saltanat kaldırıldı. Lozan İmzalandı. Ülke kurtuldu. Bağımsız devlet kuruldu. Cumhuriyet ilan edildi.
Atatürk hala ayaktaydı ve hep ayakta kaldı.
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
Bir öğretmenin mobinge maruz kaldığı, müdürü tarafından tokatlandığı, uzak yere sürüldüğü, maddi ve manevi olarak zor durumda bırakıldığı ve neticesinde intihar ettiği konuşuluyor.
Potansiyel suçlular delilleri karartmadan soruşturma açılmalı ve olay aydınlatılmalı.
Genç meslektaşımız Irmak Koparan; yaşadığı sorunları defalarca anlatmasına rağmen duyulmamış, yalnız bırakılmış, görmezden gelinmiş ve maalesef hayattan kopmuştur.
Ağrı Şube Başkanımızla görüştüm. Aktardığı bilgiler ve kamuoyuyla paylaşılan sorular, yaşananların ne kadar vahim olduğunu göstermektedir. Ortada yanıt bekleyen bu kadar ciddi soru varken, bu olaya yalnızca bir intihar vakası olarak bakmak mümkün değildir.
Bugün öğretmenler; giderek ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi verirken, mesleki itibarlarının sistemli biçimde aşındırıldığı, liyakat yerine sadakatin ödüllendirildiği, yandaş sendikal anlayışların ve liyakatsiz yönetici kadrolarının baskısının giderek arttığı bir düzende görev yapmaya çalışmaktadır.
Sorunlarını dile getiren, hakkını arayan ve adalet talep eden eğitim emekçilerinin cezalandırıldığı; susanların, biat edenlerin ve yandaş ilişkiler ağına eklemlenenlerin ödüllendirildiği bir düzen ne eğitimi güçlendirebilir ne de öğretmenini koruyabilir.
Sayın Milli Eğitim Bakanı;
Öğretmenleri yoksulluğa, yalnızlığa, güvencesizliğe ve keyfi uygulamalara mahkûm eden bu düzen daha kaç meslektaşımızı hayattan koparacak?
Ağrı Şubemizin ortaya koyduğu tüm sorular bir an önce yanıtlanmalı; yaşanan süreçte sorumluluğu bulunanlar ortaya çıkarılmalı ve hesap vermelidir.
Genç bir kadın öğretmenimiz, görev yerinde yalnız bırakıldı, görmezden gelindi, cezalandırıldı ve sonunda hayattan koparıldı.
Bu intihar değil, ihmallerin, baskının ve idari körlüğün sonucudur.
Sorumlular susarak kurtulamaz.Bu dosya kapanmayacak, bu düzen hesap verecek.Irmak Koparan’ı unutmayacağız.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
🚀💥 FIRTINASI BORANI VAR: MKE TÜM VURUCU GÜCÜYLE KAHRAMAN TÜRK ORDUSUNUN EMRİNDE 🇹🇷
#EFES2026@tcsavunma
*
🚀💥 MKE WITH ITS FULL STRIKING POWER IS AT SERVICE OF TURKISH ARMED FORCES 🇹🇷
#EFES2026
Türk Sitan sözcüklerinin birleşmesiyle oluşan Türkistan kelimesi Fars kaynaklarında Orta Asya'ya verilen bir addır. İranlıların nazarında Orta Asya Türk yurdudur.
Ege, mitolojik bir Yunan kralıdır. Bu gün Ege Denizi terimi üzerinden Yunanlılar, adalar için haklar talep etmektedir. Öğretmen arkadaşlarımdan ricam Mavi Vatan’ı kara toplarından ayırmamalı hepsi bir bütündür. Ege Denizi yerine Adalar Denizi terimine yer vermelilerdir.