CAm. Roman Korveti ile birlikte Romanya;
— HAVELSAN ADVENT Savaş Yön. Sis.
— ASELSAN MAR-D Hava Arama Radarı
— MKE DENİZHAN 76mm Deniz Topu
— CANiK TRAKON Silah Sis.
— ASELSAN AHTAPOT EOS
— ASELSAN AKR Atış Kontrol Radarı gibi bir çok alt ürünü de envanterine aldı.
⚽️Maçın bitiş düdüğü çaldı.
👉Tarif edilemez bir şaşkınlık ve inanamama haliyle birkaç dakika tribünde oturdum kaldım.
⚫️Binlerce vatandaşımız stadyumdan boynu bükük ayrılırken Los Angeles’taki maçın tüm manasını kaybetmesi, iki maçta bir kere bile gol diye ayağa kalkamamamız... Hüsranın seviyesini anlatmak mümkün değil.
🗞️ @yunuspaksoy yazdı...
https://t.co/bnIqHfMYZj
Tek gol atamayan milli takım olarak tarihe geçeceğiz. Suudi Arabistan; Katar, Özbekistan Haiti felan valla ne söylesek boş MK. Rezillik. Tarihin en kolay grubunda gol bile atamadık. İnsan ister istemez sinirleniyor. Birde bunlara Bodrumda villa verildi. Faizi ile geri almak lazım…. Villa sizin neyinize mk
Hiç “baba” diyemeden, babasından ayrılan bebekler...
Al Bayrak sarılı tabuta sarılıp, “baba kalk” diye bağıran çocuklar...
Maalesef, bazılarımız için tarifi olmayan bir mutluluk yaşatan bugün; şehit çocuklarımız için tarifi olmayan bir özlem içeriyor..
⚠️ 61 yaşındaki emekli, sokakta kitap satarak geçinmeye çalışıyor!
👉🏻 “Oğlum kan hastası, ona çok iyi bakmam lazım ama yetişemiyorum. Çilemiz ölünce mi bitecek?”
👉🏻 “Eti en son geçen sene yedik. Kurbanda bile kimse getirmedi.”
Kadıköy’de kitap satarak geçinmeye çalışan 61 yaşındaki emekli İlyas Atik, artan yaşam maliyetleri nedeniyle zor günler yaşıyor.
Emekli maaşının yetersiz olduğunu belirten Atik, sağlık sorunlarına ve ailesinin ihtiyaçlarına rağmen sokakta satış yaparak ayakta kalmaya çalıştığını anlattı:
• Meçhul bir haldeyim. Evden getirdiğim ya da eşin dostun verdiği kitapları satarak geçimimi sağlamaya çalışıyorum.
• Her gün Maltepe’den Kadıköy Moda’ya geliyorum, üç kuruş kazanayım diye. 20 bin lira emekli maaşı yetmiyor.
• Liseye giden oğlum var. Bu parasızlık yüzünden yakında yuvam kalmayacak, eşim de bitik halde.
• Üç tane fıtığım var, karaciğerim hasta, tek bir diş kaldı ağzımda ama onu bile yaptıracak param yok.
• Oğlum kan hastası, ona çok iyi bakmam lazım ama yetişemiyorum. Evde istirahat etmem gerekirken yaz kış sokakta bir köşede satış yapıyorum ailem için.
• Eti en son geçen sene yedik. Kurbanda bile kimse getirmedi. Meyveyi de unuttuk.
• 20 bin lira ile nasıl geçinilir AKP bize akıl versin bari. 23 yılda kimi temsil ediyorlar? Perişan haldeyim, ölü gibi yaşıyoruz.
• İnsanlar geçerken bazen kitap almadan bana para veriyor, çok zoruma gidiyor. Hükümet ‘dış güçler’ diyor, hani dış güçler, yeter artık.
• Kaç yıldır iktidardasınız. Sorun, bu halk ne yiyor içiyor nasıl yaşıyor diye ama umurlarında değil.
• Ben bu ülkenin vatandaşı değil miyim? Çilemiz ölünce mi bitecek? (Cumhuriyet - Gülnur Saydam)
İyi Parti Milletvekili Burhanettin Kocamaz’ı 70 milyon lira dolandıran zanlı paralarla yakalandı..
Kocamaz, Emniyet ifadesinde nasıl dolandırıldığını tüm detaylarla anlattı:
Sesinden erkek olduğunu anladığım ve kendisini Mersin TEM Şube Organizasyon Amiri Ali Rıza ve Mehmet Akif olarak tanıtan şahıslar bana, Mersin ilinde yapılan yol kontrol noktasında yakalanan şüphelilerin üzerinde bize ve eşime ait kimlik çıktığını, ancak bu kimliklerde başka şahıslara ait fotoğraflar bulunduğunu, bu şahısların FETÖ terör örgütü üyesi olduğunu ve yurtdışından Türkiye’ye para getirdiklerini söylediler…”
Ben de ikametimde bulunan; 68.000 Amerikan Doları, yaklaşık 1.900 Euro, 7 kilo 350 gram külçe altın, 57 tam altın, 10 yarım altın, 18 adet çeyrek altın, yaklaşık 100 gram 24 ayar altın zincir, 80 gram altın bilezik, ayarını ve gramını hatırlamadığım altın çocuk bilekliği, 7 adet ayarını ve gramını hatırlamadığım altın bilezik, 3 adet beyaz altın bileklik, eski tip tam ve yarım altınlardan yapılmış gerdanlık, 3 adet altın küçük kolyeyi evde yatağın üzerine dizerek fotoğraflarını çekip şahıslara WhatsApp üzerinden gönderdim.
Telefondaki şahıslar bana benim temiz ve iyi bir insan olduğumu ancak bu ziynet eşyaları ve dövizlerin yakalanan şahısların beyanındaki 16 kilo altın ile uyuşup uyuşmadığının laboratuvar ortamında incelenerek tespitinin yapılacağını, devlet güvencesi altında olacağını ve ertesi gün tarafıma teslim edileceğini söylediler.
Bana para ve ziynet eşyalarımı bir torbaya koymam gerektiğini, görevlendirdikleri bir arkadaşlarını göndereceklerini ve bu kişi ile aramızda bir parola olacağını, parolanın da “Bayrak” olduğunu söylediler.
Ben de kendilerinin söylediği şekilde yukarıda yazılı para ve ziynet eşyalarını siyah renkli bir çantaya koydum…”
Telefondaki şahıslar bana FETÖ’cülerin beni takip ettiklerini, evimi dinlediklerini, bu sebeple hazırladığım para ve ziynet eşyalarını kendilerinin söyledikleri konuma getirmem gerektiğini söylediler.
Bana evimin nerede olduğunu sordular. Ben de Konutkent Kavşağı Sofaloca Sitesi’nde olduğunu, Başkent Üniversitesi’ne yakın olduğunu söyledim. Bana Başkent Üniversitesi’nde arkadaşlarının olacağını ve oraya götürmemi söylediler.
Ben de 16.06.2026 günü saat yaklaşık 17.30-18.30 sıralarında ikametimden ayrılarak 33 BBB 25 plakalı Mercedes marka aracımla şahısların söylediği Fatih Sultan Mahallesi’nde bulunan Başkent Üniversitesi güney kapısına gittim.
Ben aracımda otururken içerisinde para ve ziynet eşyası bulunan çanta da sağ taraftaki yolcu koltuğunun üzerinde duruyordu.
Ben üniversitenin giriş kapısına gittiğimde girişin biraz gerisinde sağ tarafta plakasını görmediğim ancak Hyundai marka gri renkli, 20-30 yaşlarında bayan model olduğunu tahmin ettiğim bir araç ve aracın yanında da görsem tanıyabileceğim 25 yaşlarında, başında şapka bulunan, kısa saçlı, zayıf yapılı, koyu renk giyimli, orta boylu bir erkek şahıs bekliyordu.
Daha sonra bu şahıs benim aracımın sağ ön yolcu koltuğuna doğru yanaştı. Camlar açıktı. Ben şahsa telefondaki kişilerin yönlendirmesi ile parolayı sordum, o da bana “Bayrak” dedi.
Daha sonra koltuğun üzerinde bulunan ve içerisinde para ve ziynet eşyası bulunan siyah renkli çantayı aracın içinden uzatarak aldım ve gidip bekleyen bahsettiğim araca doğru ilerlemeye başladı…”
Ardından aracın sağ ön yolcu koltuğuna oturdu ve araç ile oradan ayrıldılar. Aracı başka bir şahsın kullandığını, araçta iki kişi olduklarını gördüm.
Daha sonra telefondaki şahıslar bana para ve ziynet eşyalarımı alacaklarını, gerekli incelemenin yapılacağını ve ardından tarafıma teslim edileceğini söylediler. Ben de kendilerine tarafıma bir belge verilip verilmeyeceğini sordum. Bana belgeyi savcı görmeden veremeyeceklerini, beklemem gerektiğini ancak savcının emri olduğunu söylediler.
Ben de bahse konu yerden ayrılarak ikametime geri döndüm.