"İmparatorluklar kurulurken büyük paralar kazanmak olanağı vardır. Ama, imparatorluklar yıkılırken daha çok kazanılabilir."
— Margaret Mitchell, "Rüzgâr Gibi Geçti".
Çarşamba'yı Perşembe'ye bağlayan gece Moskova, Ukrayna ile çatışmanın başından bu yana en kapsamlı İHA saldırısına maruz kaldı.
Toplam 190 İHA'nın düşürüldüğü bildirildi. Moskova'nın dört havalimanı da uçuşlara kapatıldı. Saldırıdan petrol tesisleri ve Rusya'nın en büyük toptan ve perakende ticaret merkezlerinden biri olan "Sadovod" da nasibini aldı.
Bugüne dek Moskova, St. Petersburg ve diğer büyük şehirler, şiddetin gölgesi düşmemiş sıradan bir yaşamın görüntüsünü korumayı kısmen başarıyordu.
Ancak yeni görüntüler açıkça ortaya koyuyor: çatışmaların faturası, coğrafyası ve boyutu giderek genişliyor.
ABD, İran'a Karşı Ne Kazandı?
28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail-İran savaşı, Haziran ortasında fiilen ateşkesle sona erdi.
Sonuç: Trump yönetimi açıkladığı hedeflerin (rejim değişikliği, nükleer programın tasfiyesi, Hürmüz'ün kontrolü) hiçbirine ulaşamadı.
İran yönetimi varlığını sürdürmüş olup, Devrim Muhafızları iktidarı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmiştir, Tahran'ın füze ve drone stokları korunuyor, Hürmüz tehdidi her an yeniden canlanabilir. Yaptırımlar kısmen kalkıyor, donmuş varlıklar ise serbest bırakılıyor.
Dahası, İran siyasi olarak güçlenerek masadan kalktı: ABD'nin büyük askeri baskısına direndi, hayatta kaldı ve Körfez ülkelerine (Washington'ın yanında yer aldıkları gerekçesiyle) saldırılar gerçekleştirdi.
Peki, oluşan tabo Türkiye için ne anlama geliyor?
Bu tablo Ortadoğu için kritik bir ders: ABD, güvenilir bir güvenlik ortağı değil. Körfez monarşileri bunu bizzat yaşadı: ABD'ye destek verdiler, İran'ın misilleme saldırılarını üstlendiler ve karşılığında stratejik bir kazanım elde edemediler.
Bu güven bunalımı bölgesel aktörleri alternatif dengeler arayışına iter. Türkiye burada doğal bir ortak konumuna yükseliyor: Ankara bağımsız dış politikaya sahip, İran'la da Körfez'le de diyalog kanalları açık tutuyor, ayrıca askeri kapasitesi de herkese belli.
Hürmüz'ün güvenilirliğinin sarsılması ise ayrı bir fırsat açıyor. Küresel ticarette Hürmüz Boğazı üzerinden sağlanan güzergah, artık kalıcı bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir.
Bu da Orta (Türk) Koridor'u, yani Çin'den Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan kara-demiryolu güzergahını, salt bir alternatiften stratejik bir zorunluluğa dönüştürüyor. Ankara, bu koridorun hem fiziksel hem de diplomatik merkezi olarak konumunu güçlendiriyor.
Kısacası: ABD'nin Ortadoğu'daki itibar kaybı, Türkiye'nin bölgesel ağırlığı için yapısal bir fırsat penceresi açıyor.
Türkiye, yapay zeka ligine ciddi adımla girdi
Dün İstanbul'da, Fatih Sultan Mehmet'in kurduğu tarihi Tersane-i Âmire'nin üzerinde yükselen Rixos Tersane'de Türkiye Yapay Zeka Zirvesi gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla ve dünyanın dört bir yanından gelen uzmanların huzurunda, 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı kamuoyuyla paylaşıldı.
Planın omurgası dört eksen üzerine kurulu: fark et, istifade et, üret ve yönet. Her eksende birbirini tamamlayan dört eylem yer alıyor: toplumdan kamu hizmetlerine, sanayiden girişimcilik ekosistemine kadar geniş bir alan kapsanıyor.
Somut hedefler de açıklandı: iki yılda 5 milyon vatandaşa yapay zeka okuryazarlığı eğitimi, 2030'a kadar 1 gigavat veri merkezi kapasitesi, özel sektör ağırlıklı 10 milyar dolarlık altyapı yatırımı yapılacak.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın yapay zekada etik risklere ve küresel teknoloji tekellerinin tehlikelerine yönelik uyarıları benim için zirveni en çarpıcı anlarından biriydi. Yerli ve açık kaynaklı teknolojilere vurgu yapması da son derece yerinde.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın tanıttığı yerli dil modeli Bilge ise belki de günün en sembolik anıydı. Teknoloji üretmek ile tüketmek arasındaki farkı en net özetleyen an.
Tarihi bir mekânda, tarihi kararlar açıklandı . Türkiye'nin Bilge modeli ve Yapay Zeka Eylem Planı ülke ve millet için hayırlı olsun. 🇹🇷
Ermenistan Avrupa'yı ve komşularıyla barışı seçti
Dün #Paşinyan kazandı ve bunu ikna edici biçimde yaptı. Onun Sivil Sözleşme'si yaklaşık %50 oyla parlamentoda çoğunluğu elde etti. Seçmen katılımı neredeyse %59'a ulaştı. Rusya yanlısı Karapetyan'ın "Güçlü Ermenistan"ı %23, Koçaryan bloğu %10 aldı. Muhalefet bir kez daha ezici yenilgiye uğradı.
Şimdi bunun gerçekte ne anlama geldiğine bakalım.
Moskova bu seçimlere elindeki bütün kozları kullandı: ekonomik baskı, Ermeni ithalatına yasak, kapsamlı medya kampanyası, Rusya'daki diasporanın organize biçimde sandığa getirildiğine dair iddialar. Reuters'a göre Moskova onlarca milyon dolar harcadı. Ve kaybetti. Güney Kafkasya, Rusya'nın etki alanı olmasından çıkıyor.
Azerbaycan için seçim sonuçları çelişkili. Paşinyan'ın barış sürecini sürdürmek için halkın desteğini aldı, fakat bu yeterli değil. Bakü'nün talep ettiği anayasa değişikliği için parlamentoda üçte iki çoğunluk gerekiyordu, Sivil Sözleşme bunu elde edemedi. Bu da süreci referanduma taşıyor: daha uzun, daha riskli, daha tartışmalı bir yola. Fakat aynı zamanda Paşinyan'ı "Karabağ'ı satmakta" suçlayan muhalefet zayıfladı ve marjinalleşti.
Türkiye için normalleşmenin önü açılıyor: sınırlar, ticaret, abluka kaldırılıyor. Dış bağımlılıktan arınan Güney Kafkasya, Ankara için büyük bir kazanım. Türkiye hem jeopolitik hem ekonomik olmak üzere iki kez kazanıyor.
AB, daha önce Rusya'nın hâkim olduğu coğrafyada stratejik ortak statüsünü pekiştiriyor. ABD ve bizzat Trump kendi bahislerinin karşılığını alacak: "Trump Güzergâhı" (Zengezur Koridoru) artık somutlaşmaya başlayacaktır.
Güney Kafkasya, pek çok kişinin fark edebileceğinden daha hızlı değişiyor. Rusya, SSCB'nin çöküşünden bu yana onlarca yıldır sürdürdüğü "güvenlik garantörü" rolünü yitiriyor. Bu boşluğu Batı ve Türkiye dolduruyor.
Ermenistan tarihine yön veriyor
Ermenistan'da bugün parlamento seçimleri yapılıyor ve herkes bu seçimi tarihi olarak nitelendiriyor. Eşi görülmemiş siyasi gerilimin ardından seçmen katılımı son yılların en yüksek seviyesine ulaştı: saat 17:00 itibarıyla bu rakam yaklaşık %49 ulaştı. Bu katılım, 2018 ve 2021'deki erken seçimleri aşıyor.
Gergin atmosferin sebebi basit, zira seçimden ziyade bu bir jeopolitik referandumdur: Rusya mı, Avrupa mı?
Paşinyan, AB rotası ve Azerbaycan'la barış anlaşması peşinde, Türkiye'yle diplomatik ilişkiler kurmak istiyor. Moskova'ya yakın muhalefet ise bunlara karşıdır.
Moskova Paşınyan'a eşi benzeri görülmemiş baskı uyguluyor: ekonomik baskılar, tehditler, medya kampanyaları... Hatta Rusya'daki diasporanın organize bir şekilde sandığa yönlendirilme girişimlerine dair iddialar bulunmaktadır.
Brüksel ve Washington ise mevcut başbakanı açıkça destekliyor.
Ön sonuçların yerel saatle 23:00 civarında açıklanması bekleniyor; genel tablo 8 Haziran'ı 9'a bağlayan gece 02:00–03:00 arasında netleşecek.
İki devlet, bir millet anlayışıyla kurulan gönül bağımız daim olsun.
Dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü kutlu olsun. 🇹🇷🇦🇿
İki dövlət, bir millət anlayışıyla qurulan könül bağımız daim olsun.
Dost və qardaş ölkə Azərbaycanın Müstəqillik Günü mübarək olsun. 🇹🇷🇦🇿
Can Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü kutlu olsun.
Bugün hepimizin ortak gururudur.
Kardeşliğimiz “TEK MİLLET, İKİ DEVLET” olarak ebediyyen sürecek.
#TekMilletİkiDevlet
28 Mayıs: Azerbaycan için önemi ne?
Azerbaycan'ın bugün bağımsız bir devlet olmasının en önemli nedenlerinden biri #Resulzade ve ekibinin 1918'de kurduğu ADC'dir — Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti.
Yalnızca 2 yıl yaşayan bu devlet, ulusal kimliği, sembolları ve kolektif hafızayı Azerbaycan halkına miras bıraktı. Bu miras sayesinde Azerbaycan, Sovyetler Birliği'ne "bağımsız" bir cumhuriyet olarak girdi.
Ve SSCB dağıldığında zaten orada hazır bekleyen ulusal kimliğiyle oradan bağımsız bir devlet olarak ayrılabildi.
Bu tesadüf değildi. 1924 Anayasası'ndan itibaren tüm Sovyet anayasaları, birlik cumhuriyetlerine SSCB'den serbestçe ayrılma hakkını de jure olarak tanımıştı. Hukuki zemin mevcuttu. Geriye yalnızca şartların oluşması lazımdı, zira o ateşin meşalesini de zaten ADC yakmıştı.
Bayramınız kutlu olsun. 🇦🇿
Aynı gökyüzüne umutla bakt��ğımız kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü kutlu olsun. 🇹🇷🇦🇿
#TEKNOFEST ruhuyla nice yarınlara. 🚀
Eyni göy üzünə ümidlə baxdığımız qardaş Azərbaycanın Müstəqillik Günü mübarək olsun. 🇹🇷🇦🇿
#TEKNOFEST ruhuyla neçə-neçə sabahlara. 🚀
Azerbaycan’ın 28 Mayıs Bağımsızlık Günü’nü en kalbî duygularımla kutluyorum.
Bu anlamlı günde, Can Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğruna canlarını veren tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor; kardeş Azerbaycan halkını muhabbetle selamlıyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in ortaya koyduğu güçlü liderlik ve sarsılmaz dayanışma sayesinde iki ülke arasındaki stratejik iş birliği, bölgesel barış ve istikrar adına önemli bir örnek olmaya devam etmektedir.
“Tek millet, iki devlet” anlayışıyla kardeşliğimiz daim olsun. 🇹🇷🇦🇿
Can Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü’nün 108. yıl dönümünü gönülden tebrik ediyorum.
Türkiye ve Azerbaycan; aynı tarihin, aynı medeniyetin ve aynı kardeşlik hukukunun iki ayrılmaz parçasıdır.
Sevinçte de mücadelede de daima omuz omuza olmuş; “İki devlet, tek millet” anlayışını tüm dünyaya göstermiştir.
Bağımsızlık uğruna mücadele eden tüm kahramanları rahmet ve minnetle yad ediyor; kardeş Azerbaycan halkına huzur ve esenlik diliyorum.
Türkiye ile iyi komşuluk mu, düşmanlığın devamı mı: Ermeniler ne seçecek?
Ermenistan'da 7 Haziran seçimleri öncesinde siyasi gerilim artmaktadır. Her zamanki gibi Türkiye, seçimlerin ana gündem maddelerinden biridir.
Nikol Paşinyan komşularla ilişkilerin normalleşmesini, iletişim hatlarının açılmasını ve ülkenin barış içinde kalkınmasını savunurken, rakipleri korku ve düşmanlık üzerine oynuyor.
Savaş suçlusu olarak bilinen aday Robert Koçaryan, yalnızca Rusya'nın bölgedeki Türk etkisini "dengeleyebileceğini" öne sürüyor.
Rus iş insanı Samvel Karapetyan ise "300.000 Azerbaycanlının Ermenistan'a yerleştirilmesi" planlandığına dair iddialar yayarak bunu ülkenin "Türk-Azerbaycan anklav"ına dönüştürme girişimi olarak nitelendiriyor.
Bakü cezaevinden de eski Karabağ ayrılıkçılarının elebaşı Ruben Vardanyan seslendi. Ona göre Paşinyan "Ermenistan'ı adım adım Türkiye'nin bir vilayetine dönüştürüyor."
Manipülasyon, yıldırma, rövanşizm — muhalefet programının özeti bu. Tüm bu seslerin gölgesinde Paşinyan, Ermenistan'a gerçek bir alternatif sunan tek aday olma özelliğini koruyor: barış, açık sınırlar ve normal bir komşuluk.
Azerbaycan'ın Kuba iline bağlı üç köyün isminde değişiklik yapılmaktadır:
● Vladimirovka → Elbir
● Alekseyevka → Çınarlı
● Timiryazev → Behreli olacak.
Macaristan'da Orban dönemi kapanıyor. Türkiye için beklentiler nedir?
Macaristan'da oyların yüzde 81,49'u sayıldı — tablo netleşti. Péter Magyar'ın Tisza partisi 137 sandalyeyle anayasal çoğunluğu elde ediyor. Orbán'ın Fidesz'i 55, aşırı sağcı Hazánk ise sadece 7 sandalyede alıyor.
Yeni parlamento mayıs başında toplanacak ve Macaristan'ın yeni başbakanı Péter Magyar olacak.
İlginç bir detay: Macaristan'da iktidar değişiyor ama siyasi yelpaze aynı kalıyor. Tisza, Fidesz ve Hazánk hepsi sağ partiler.
Fark ideolojide değil, yönetim anlayışında. Magyar daha AB yanlısı, daha Ukrayna yanlısı ve hukuk devletini ön plana çıkaran bir çizgi vadediyor.
Avrupa liderlerinden tebrik mesajları gelmeye başladı.
Peki Türkiye için ne değişiyor?
Orbán ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki kişisel ilişki oldukça sıcaktı.
Yeni başbakan Türkiye'yi reddetmiyor ama ilişkileri AB güdümünde yürütecek.
Enerjide ise tablo daha karmaşık. Macaristan, BOTAŞ üzerinden gelen doğalgaza ciddi şekilde bağımlı. Magyar Rus enerjisinden 2035'e kadar kurtulmayı hedeflese de Türkiye'nin enerji hub rolünü görmezden gelmesi zor. Ekonomik gerçeklik ideolojiden daha ağır basıyor.
Dış politikada öncelik artık Batı: ilk ziyaretler Polonya, Avusturya ve Brüksel olacak. Türkiye ile ilişkiler devam edecek ama göç ve bölgesel güvenlik gibi konularda AB çerçevesinde, AB lensleri ile bakılacak.
Macaristan'da Orban dönemi kapanıyor mu?
Macaristan parlamento seçimlerinde Péter Magyar'ın muhalefet partisi Tisza açık ara önde. Sayılan oyların yüzde 21,54'üne göre 199 sandalyeden 125'ini Tisza alıyor.
Orbán'ın iktidardaki Fidesz-KDNP koalisyonu şu an sadece 62 sandalyede. "Hazánk" partisi ise 8 sandalye alıyor şimdilik.
Katılım oranı rekor seviyede: yüzde 77,8.
Sayım devam ediyor ama sürpriz değil, seçim öncesi anketler de muhalefetin zaferini işaret ediyordu.