Her insanın mayasında bir parça kepazelik vardır, mühim olan, o kepazeliği ortaya çıkaracak işlerden uzak durmaktır. Örneğin; baktın beynini kullanmak seni kepaze ediyor, çünkü beynini kullanırken sanki senin sikik hayatın çok mükemmelmiş diğer insanlar çok kusurluymuş gibi milleti yargılamadan edemiyorsun, o zaman neden böyle bir şey yapıyorum diye sormalısın kendine. Derin bir nefes alıp milletin hayatını, koduğumun boş beyninde yargılamadan niçin duramadığını düşünmelisin. Herkesin bu hayatta iyi kötü bir pusulası vardır, hedefi olmasa bile bir tarzı, duruşu, şekli şemali vardır, senin de bu hayattaki pusulan, hedefin, tarzın, duruşun, şeklin şemalin o siktiğimin boş beyninde milletin hayatını yargılamak mı? Haysiyetsiz şerefsiz.
Emrah Serbes (tam olarak böyle değildi görmez inşallah)
Şimdi ellerime değsen ölebilirim. Canlı çiçekleri alabilirim ölgün bir vazodan. Ama ısrarlıyım ölebilirim de..
Bir kurbağayı öpmenin yolları vardır halbuki.. ve yangından kurtarılacak ilk şey sudur.. ve eğer Tanrı yalnızsa, bu kendi sorunudur..
Sonra anlıyorsun ki asıl mesele hangi yoldan gittiğinden ziyade yan koltuğunda kimin oturduğunu seçmekten ibaret. Sana yaşamayı sevdirecek basit bir soru cümlesi duymak istiyorsun.
Her şey yolunda mı?
Büyük bir acının ortasında bizi sürekli ‘iyileşmeye’ çağıran ses, esasında yıkımın sorumlusu olan özneye aittir. Bizim iyileşmeye değil, hesaplaşmaya ihtiyacımız var. İyi hissetmek meditatif egzersizlerle değil, uğradığımız haksızlık karşısında adalete sığınabilmekle mümkün olur.
Kimi toprağın altında bitmeyen bir dua, kimi başucumuzda bitmeyen bir şefkat olan tüm annelerin ve bir gün o yükü taşıyacak adayların günü kutlu olsun.
Bazı yaralar acıtsa da bazı sevgiler sonsuza dek sığınaktır. Yaşayanın ellerinden vefat edenin hatırasından öperim #AnnelerGünü
Mesele kış olsaydı. Bir gün, bir anı, bir hatıra... Anlatabilirdim bir alfabeyle.
Mesele bir insan... Üç kere yutkundum. Yazdım. Yazmasam ağlayacaktım.
-Salih Çağlayan
Doğarken ilk yapılan işin ağlamak olmasının anlamı olmalı. Oku diye başlar Kuran ve Önce kelime vardı diye başlar Yuhanna'ya göre İncil. Bir ahir zaman peygamberi olsaydım ve yeni bir din yaymak için kullansaydım sözcükleri 'ağla diye başlardım. Ağla çünkü ağlamadan anlayamazsın.
"En kötüye vereceğeniz cezadadır adalet. Herkes sever doğduğu toprağı. Oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. Yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz. Aşk sözlerini sakının siz..
Değil mi ki yaşam bir yerde ölümle -yani yoklukla- sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim-içtim, aldım-verdim, benim-senin kavgasının anlamı?
Albert Camus