@Anadolubey01@zafersahin06 Marketlere ceza kesilecek geçmişte olduğu gibi ama tüketici zamlı fiyattan almaya devam edecek :)
Tüketici için hiç bir koşulda avantajlı durum oluşmuyor maalesef.
Uzun yıllardır ilk kez iri kirazlar pazarda satılıyor.
Geçmişte, bu boydakileri sorduğumuzda lüks manav ya da ihracata gidiyor diyorlardı.
Nasıl oldu da bu yıl strateji değişti?
Umarım iadeler falan değildir.
Üç harfliler ucuz değil, kalitesiz ürünleri ucuz, mesela suyu görünce dağılan makarna ya da kakaosuz çikolata gibi.
Yerel marketler öncelikli olmak üzere, pazarlar, büyük bakkallar ve Migros’a bakarsanız aynı fiyat ya da küçük bir farkla kaliteli, markalı ürünleri alabilirsiniz.
Geçen yıl Nato bitti diyen bazı Dr. Prof. ünvanlı bu ara Nato övüp, gelişen natonun merkezinde Türkiye var diyor.
Fikir değişir ama U dönüşün sebebi açıklanmalı bir zahmet, sizi nasıl ciddiye alalım?
Kariyerim için mecburum demek bile makul bir sebeptir :)
Bravo, Osmanlı’ya yakışan duruş budur.
Ben de Osmanlı’ya ve geçmişteki diğer Devlet büyüklerimize karşı eleştirinin ötesine geçen saygısızlıkları kabul etmiyorum.
2.Abdülhamid’in 4. kuşak torunu Roksan Kunter Özkan:
“Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı ; Mustafa Kemal Atatürk'e karşı saygı sınırlarını aşan hiçbir yorumu kabul etmiyoruz.”
Pet suyun boş şişesine 1tl ödenmesiyle aynı anda pet sulara 2tl zam gelmesi.
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Kim kimi yakalarsa, gizlice değil, açık açık :)
“Burası Alaçatı, fiyatlarımız normal”
Sen bu fani dünyadan gideceksin ama Alaçatı kalacak, yazık değil mi torunlarımızın da çalışacağı yeri bitiriyorsunuz.
Bodrum merkez esnafı da bu havaya girmişti, şimdi çarşıda gurme lokantalar yerine ucuz
çakma tekstil satan dükkanlar var.
BİR DAHA ASLA ALAÇATIYA GİTMEYECEĞİM
Geçen hafta arkadaşlarla Alaçatı'ya gitmiştik. Herkesin önünde fotoğraf çekildiği, dışarıdan bakınca aşırı şık görünen bir kafeye oturduk. Daha menüye bakarken fiyatlar biraz garip gelmişti ama "Abartıyor olamam." dedim. Sonuçta Alaçatı, pahalıdır diye düşündüm.
İki kahve ve bir dilim cheesecake söyledik. Yaklaşık yarım saat bekledik. Sipariş geldiğinde her şey normaldi. Kahveler küçüktü ama tadı güzeldi. Hiçbir problem yoktu.
Asıl olay hesap gelince başladı.
Garson küçük siyah hesabı masaya bıraktı. Açtım. Bir an gerçekten yanlış masanın hesabını getirdiğini sandım. Tekrar tekrar baktım. İki kahve ve bir tatlı için yazan rakam aklıma yatmıyordu.
Garsonu çağırıp kibarca, "Sanırım bir karışıklık oldu." dedim.
Adam gayet rahat bir şekilde, "Yok efendim, doğru hesap." dedi.
Menüyü tekrar istedim. Fiyatlara baktım. Kahvenin yanında küçücük puntolarla ekstra servis ücreti, masa hizmeti ve başka kalemler eklenmişti. Sipariş verirken bunlardan hiç bahsedilmemişti.
Ben de bunun doğru olmadığını söyledim. "Madem böyle ek ücretler var, sipariş verirken söylenmesi gerekmez miydi?" dedim.
Sesimi yükseltmedim. Sadece açıklama istedim.
Bu sırada yan masalardaki insanlar bize bakmaya başladı.
Garson bu sefer, "Burası Alaçatı, fiyatlarımız normal." dedi.
Ben de, "Normal olması başka, müşteriye önceden bilgi verilmemesi başka." diye cevap verdim.
O anda içeride tuhaf bir sessizlik oluştu.
Kasadaki görevli de konuşmaya dahil oldu. "Beğenmediyseniz bir daha gelmezsiniz." dedi.
Bu cümleyi duyunca gerçekten sinirlendim.
"Bir işletmenin müşteriye vereceği cevap bu mu?" diye sordum.
Yan masada oturan orta yaşlı bir adam dönüp, "Haklı çocuk, bize de aynı şey oldu." dedi.
Sonra başka bir masa da konuşmaya başladı. Meğer benzer durumu yaşayan sadece biz değilmişiz.
Birkaç dakika içinde konu bütün kafeye yayıldı.
İşletme çalışanları ortamı yumuşatmaya çalıştı ama artık herkes fiyatları konuşuyordu. Kimisi "Turistik yer." diyordu, kimisi de "Fiyat ayrı, bilgilendirme ayrı." diye itiraz ediyordu.
En sonunda müdür geldi. Daha sakin bir şekilde konuştu. Bazı ücretlerin yanlış anlaşıldığını söyledi ve hesapta düzenleme yapabileceklerini belirtti.
Biz de tartışmayı uzatmadan ödememizi yaptık ve çıktık.
Arabaya bindiğimizde kimsenin konuşası yoktu.
O gün anladım ki mesele pahalı olması değildi. İnsan, ne ödeyeceğini baştan bilirse ona göre karar verir. Ama hesap masaya geldikten sonra sürprizle karşılaşınca, içtiğin kahvenin tadı da, oturduğun yerin manzarası da hiçbir anlam ifade etmiyor.
@4153emine Aynen, bizim kültürde arkadan konuşma alışkanlığı var. Fikirlerimizi uygun bir şekilde muhatabına ifade etme cesaretimiz ve alışkanlığımız yok. Mesela uygunsuz zamanda gelen misafiri müsait değiliz diye kaç kişi geri çevirebilir? Ama sonrasında bolca arkasından konuşuruz :)
Jenerasyonlar değişiyor ama çöp alışkanlığımız değişmiyor, her yer çöp içinde.
Doğadan topladığımız çöpler:
Cam pet şişe
Kutu içecek
Bebek bezi
İzmarit
Hazır döner vs. gibi gıda ambalajları
Islak kağıtlar (çok fazla, bari normal kağıt kullanın yok olsun)
Belki orada kadın bile yok, kurgu. Öyle ağır hakaret de göremedim, tatil zamanı arkadaşlar arasında çok görüyoruz böyle boş konuşmaları.
Sevmli de değil tamam ama..
Gözaltına alınması bana fazla geldi, bir de övünmüşler haber sonrası sanki terörist yakalanmış gibi :)
Haberimizin ardından gözaltına alındı!
Şahsın, “Havlayacakları kadar iyiyiz, ısıramayacakları kadar güçlüyüz” paylaşımı sonrası pek de gücü olmadığı ortaya çıktı.
Geyikli sahilde orman içinde bir site var.
Orman yasak, sitedekilere serbest:)
Yangın riski olmayan koca plajı ~10 kişi kullanıyorlar ama başkası gelirse laf sokma, kanun açığını kullanıp şikayet ve jandr. geliyor.
Plajlar için mafya vs. suçlayalım da güç bizdeyken farklı mıyız?