TRT Arapça'nın hazırladığı “Âlimlerin Beşiği” belgesel serisinin 4. bölümünde, İbn Sînâ'nın tıp ve botanik alanındaki düşüncelerini yorumladım. O'nun canlıbilimlerine katkılarını tarihsel bağlamda ele aldığımız bu bölüm, İslâm dünyasında bilimsel mirasın izini sürmek isteyenler
Mustafa Yavuz'un ( @doctorimperator ), editörlüğünü ve bölüm yazarlığını yaptığı "Tabiattan Tıbba Osmanlıda Canlı Bilimleri" adlı kitaba dair söyleşi, bugün 14.20'de TVNET'te!
Bugün 📌
Doç. Dr. Mustafa Yavuz (@doctorimperator ) Doğan Mert Demir'in (@doganmertdemir ) moderatörlüğünde
"Bitkiler ve Biyoloji Tarihi” üzerine bir konuşma gerçekleştirecek.
Tarihe Yolculuk'u kaçırmayın!
Doç. Dr. Mustafa Yavuz'un (@doctorimperator )
İstanbul Okulu (@istanbul_okulu ) ile gerçekleştirdiği
“Canlılık ve Evrim Teorisi”
başlıklı söyleşisi,
İstanbul Okulu YouTube kanalında yayınlandı!
Dinlemek isteyenler için link burada 👇 https://t.co/HkqJxKv54n
Dr. Mustafa Yavuz ile gerçekleştirdiğimiz “Canlılık ve Evrim Teorisi” başlıklı söyleşimiz yarın akşam 20.30’da İstanbul Okulu YouTube kanalında!
Abone olmayı unutmayın.
Doç. Dr. Mustafa Yavuz (@doctorimperator ) 12 Ekim'de Öncül Analitik Felsefe'ye konuk oluyor!
Moderatörlüğünü @BeyterTaner 'in yapacağı oturumda konu Bitki Felsefesi olacak.
Canlıbilimlerine ilgili ve meraklı herkesi programa bekliyoruz.
Yayın kanalı: https://t.co/W66MTwFqJL
Sevgili takipçilerimiz İris Canlıbilimleri Düşünce Topluluğu olarak artık yeni İnstagram hesabımız üzerinden paylaşımlarımıza devam edeceğiz.
Bizi buradan takip etmeyi unutmayın!
👇
https://t.co/qm9iV9SCaL
Canlı ve canlılığın karmaşıklığı sadece biyoloji felsefesini değil birçok alan ve disiplini ilgilendirecek bir problem.
Bu problemi daha anlaşılır kılmak adına @doctorimperator Hocanın getirdiği canlılık tanımı, canlı-cansız tüm var olanlara bakışımızı yeniden şekillendirecek.
Bu çalışmada canlı ve cansız ayrımından yola çıkarak bir canlılık tanımının gereği ve bahsi geçen canlılık tanımından hareketle canlının ve canlılığın karmaşıklığına biyoloji felsefesi üzerinden vurgu yapılacaktır.
İlgili herkesi 27 Eylül'de Salt Galata'ya bekliyoruz.
26-27-28 Eylül tarihlerinde Salt Galata'nın ev sahipliğinde düzenlenecek olan Bilim ve Felsefe sempozyumuna Doç. Dr. Mustafa Yavuz ve Dr. Öğr. Üyesi Gaye Danışan
"Cansızdan Canlıya Yaşamın Karmaşık Doğası" adlı bildiriyi sunacaklardır.
Yeni Kitap 📚
Akademik Çalışmalar / Felsefe
Bu kitap sizi, Antik yazarlarca kapısı aralanan ve Orta Çağ filozoflarınca belirli bir yetkinlik düzeyine ulaştırılan bir bilimle tanıştıracak: Bitkilerin bilimi. Sanki bir ritüelin parçası gibi sürekli tekrar edilmesi gereken bir cümle, 3 farklı dilde gözler önündedir:
ان الحياة موجودة في الحيوان والنبات
Vita et in animalibus et in plantis esse deprehensa est
Yaşam, hayvanlarda ve bitkilerde mevcuttur.
Aristoteles’e göre bitkilerde zihnî herhangi bir melekenin bulunmadığı, bitkilerin yalnızca beslenme, büyüme, gelişme ve üreme gibi yetilerle donandığı görülür. Bu sayılan yetiler de herhangi bir öznellikten azade, edilgin, mekanik süreçlerdir. Esasında Aristoteles’in bitki tasarımı, bitkilere atfedilebilecek en ufak bir iradi ya da ihtiyari hareketin, rasyonel herhangi bir ilkenin ayıklanması suretiyle bitkisel fenomenlerin yalın, basit, pasif olduklarının ikrarıdır. Çünkü bitkilere layık gördüğü nebati nefs ya da bitkisel canlılık ancak ve ancak bu kadarına kadir ve ancak bu kadarını kabildir.
Gayriinsani organizmaların tasnifine dönük biyoçeşitlilik çalışmalarından elde edilen veriler, büyük resmi görmek ve göstermek bakımından gerekli ve faydalıdır. Biyosferin ve hatta gezegenin selameti açısından bakterilerin, mantarların ve hayvanların neden önemli oldukları da tartışmaya kapalıdır. Ancak şu soru hayati önemdedir: Gerek biyokütleleri gerek insanın günlük hayatına giren tür sayıları ve gerek gerçek hayatta insanın hayatını idame etme maksadıyla kurduğu türlü ilişkilerde maddi kaynak olmaları bakımından, bitkiler âleminin tüm bireylerinin gezegende yaşamın süregitmesi adına belki de ilk sırada sayılması gereken canlılar topluluğu olduğunu anlamamız için acaba kıyamet günü mü beklenmektedir?
Şamlı Nikolaos’un Aristoteles’ten ilham alarak dile getirdiği, önce İbn Sînâ, ardından İbn Bâcce tarafından yorumlanmış kült bir eserdir Kitâbu’n-Nebât. Bu silsileden günümüze intikal eden metinlerin Arapça ve Latince orijinalleriyle Türkçe tercümeleri belirli bir amaç dâhilinde fiziksel dünyanın bir parçası olan bitkisel fenomenleri sistematik olarak incelemiş, gözlemlemiş, kendi dönemlerindeki paradigma içerisinde nedensellik bağı kurarak açıklamaya çalışmış filozofların metinleridir. Dolayısıyla Antik ve Orta Çağ’daki bilginlerin bitkiler üzerindeki entelektüel emeklerini bilim olarak adlandırmamız ve bu eserleri bilim tarihi alanında ele almamız bir yöntem, bir yoldur. Hatta bitki bilimi felsefesi için bitki bilimi tarihine bakmamız gerektiğini gösteren belki de en doğru yol budur.
İncelemek ve sipariş vermek için;
https://t.co/Wrbzg7m9SZ
Fakültemiz Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa YAVUZ’un “Bitki Biliminin Kök(en)leri Şamlı Nikolaos, İbn Sînâ ve İbn Bâcce'ye Göre “Bitkiler Kitabı" adlı kitap çalışması yayımlandı. Kitabı incelemek için linke tıklayınız https://t.co/lTRwn7AqZa
İlgililere duyurulur.
@otukennesriyat 'tan çıkan bu kitap yalnızca bir çeviri ve yorumlamadan ibaret değil.
Bir bitki felsefesi için de en sağlam kaynaklardan biri olmaya aday.
Canlıbilimleri Felsefesini Botanik ve İslam Bilim tarihiyle besleyen bu çalışmayı,alana ilgi duyan herkese tavsiye ediyoruz!
SAPIENTIA | Felsefe-Bilim dizimizin ikinci verimi, Mustafa Yavuz’un (@doctorimperator) Bitki Biliminin Kök(en)leri kitabı oldu.
Kitapta, İbn Sinâ, İbn Bâcce ve Şamlı Nikolaos’un Kitâbu’n-Nebât tefsirleri ile İbn Rüşd’e atfedilen De Plantis eseri ilk defa Türkçeye tercüme edildi ve değerlendirildi, ayrıca metinlerin orijinalleri de bakışımlı verildi.
Dört başı mamur bir kitap oldu. Okuyucusunu bulması dileğiyle.
https://t.co/bwoHHSWkMk
Sözlerin tutulmadığı, vaatlerin yerine getirilmediğinin açıkça ortaya serildiği bir çağda insanı insan-olmayanlardan ayıran çizgiyi yeniden nasıl düşünmek gerekir? Doğaya egemen olma istenciyle karakterize olan Batı metafiziğinin Tanrıyı, hayvanı ve dünyayı yerinden ederek Varlığa kendi damgasını vurmaya çalışmasının huzursuzluğu bütün bir modernlik projesini katederek etkilerini güncel krizlere kadar yansıtır. Doğa-Kültür, Hayvan-İnsan, Cansız-Canlı, Nesne-Özne gibi kendi ürettiği ikili karşıtlıkları, farklılıkların aleyhine aşmaya çalışmanın yarattığı tahribat, Öznenin Tanrının yerini almaya başladığı bu dönemin somut ve maddi veçhesini oluşturur. İronik olan ise kendisini bu dönüşümün failini de aşındırıyor olmasıdır: On dokuzuncu yüzyılın gösterişli öz-güveninin ardından gelen kriz yüzyılı insanın doğaya ve doğadakilere egemen olma çabasına ilişkin bir yenilgiyi ortaya koyar. Burada söz konusu olan insanın kendisiyle ve kendi-olmayan olarak konumlandırdıklarıyla kurduğu taksonomik ilişkinin başarısızlığa uğramasıdır. Ancak bu başarısızlığın açıkça görünür olmaya başlamasından sonradır ki Heidegger insan-olmayana dönük bir hınç ile karakterize olan bu tarihten geriye dönüşe ilişkin arayışı onto-teolojik bir terminolojiye uygun olarak şöyle dile getirmiştir: “Bir Tanrıya daha gücümüz yeter mi?”
Biz ise bu kampta başka bir sorunun peşine düşmek niyetindeyiz: Başka bir insana daha gücümüz yeter mi? Doğayı insanın dışında ve altında konumlandıran, Descola’nın “büyük bölünme” olarak adlandırdığı düşünsel yolların felsefi, sosyolojik, antropolojik, arkeolojik vs. derinliğini araştırmak belki de bize “insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu” Antroposen ya da Kapitalosen çağından çıkışa ilişkin birkaç ipucu verebilir. İnsanın dünya ve evren içerisindeki konumunu bir kez daha ve fakat bu sefer daha mütevazi bir şekilde düşünmenin yollarını arayan Haraway, Latour, Descola, Stiegler, Guattari, Serres gibi çağdaş düşünürlerin yanı sıra Hegel ve Marx gibi 19. yüzyıl filozoflarının çağdaş yorumlarına değineceğimiz bu kampta bize eşlik edecek hocalarımız: Çiler Çilingiroğlu, Derya Dursun Avcı, Emre Şan, Ferhat Taylan ve Kağan Kahveci olacaktır. Gezegenin krizi içerisindeki insanı veya insan krizinin ortasındaki gezegeni holistik bir yaklaşımla ele alan güncel sorunlara odaklanacağımız bu kampımıza hepiniz davetlisiniz.
Detaylı bilgi ve başvuru için: https://t.co/dZBdyLiuL2
Ankara'da, ekoeleştiri ve çevre felsefesi odaklı Türkiye Çevre Çalışmaları Kongresi’nin ilk gününde topluluğumuz üyelerinden Doç. Dr. Mustafa Yavuz
"Biyofelsefe Bakımından Canlı Varolanlar ve Çevreleri"
başlıklı konuşmasını gerçekleştirmiştir.
"Organizmaları canlı varolanlar olmaları sebebiyle merkeze almak, herhangi bir varolanın etiğe konu olmasını ise canlı olma hususiyetine bağlamak gerekmektedir.
Canlıyı merkeze koyan biyomerkezci etik ile tüm canlıları dikkate almak hem önemli hem gereklidir."
- @doctorimperator