Hanımlarla böyle bir ortam oluşturuyoruz ama şöyle bir iştiyak olmuyor. Beyler gönüllerince söylerken hanımlar sesim güzel değil ben söyleyemem ben bilmiyorum diyerek coşkuyu katlediyor.
Bir arkadaşım Ocak ayının başından beri evleniyor. İstemesiydi, evlilik teklifiydi, yüzüğüydü, kınasıydı, nikahıydı sürekli paylaşım yapıyor. Mesela bu hafta nikah kıydı diyelim, bi ay nikah fotoğraflarını her gün paylaşıyor, sınav yapsa 100 alırım. Her önemli anını haftalarca devamlı atıyor bi tane, iki tane, hadi beş tane atsın, 20 tane fotoğraf atıyor, tek yürek olduk resmen. Bi an önce evlenip şu gelinliği bi giyseydi rahatlayacağız. Her şeyin cılkı çıktı.
İmam-ı Gazalî'nin İhya gibi eserlerinde yer alan bazı zayıf veya özel döneme ait rivayetlerde, hicri ikinci asırdan (200. yıldan) sonra "hafifülhâz" olanın (yani eşi ve çocuğu bulunmayan, yükü hafif olanın) insanların en hayırlısı olabileceği ifade edilmiştir. Zaman işte böyle bi zamana doğru gidiyor.
3 ayda kolayca kurduğu yuvayı benim tüm -gereksiz- sabır ve direnişime rağmen 1.5 yılda yıkan, çocuğunun kendisinden ayrı büyümesini kendi isteyen, sonraki çocukları için eve yatılı bakıcı ve hizmetçi alacak kadar maddi gücü yerinde olan adam, oğlumun nafakasını artırmak için açtığım davaya itiraz etmiş ve aylık gelirinin 30.000-35.000 civarında olduğunu söylemiş.
Beni tüm vicdansızlığıyla boşarken: "Sen de Ahmed de ölene dek bana muhtaç olacaksınız" diyordu.
Çok şükür olmadık, bir gün bile olmadık.
Bu 30.000 lafını göreli birkaç gün oldu. Şu an buraya duygumu savurmak için gelmedim.
"Hocalarımız, biraz da bunları konuşsanız da arkamızda sizin varlığınızı hissetsek keşke" demek istedim.
Sonucu merak edenlere: Hâkime hanım, 10 sene önceki nafakaya öyle bir zam yaptı ki, zam neticesinde bu senenin nafakasına hükmetmiş oldu. Allah akıl fikir versin, kimseyi bu yargının eline düşürmesin.