Urfa Barosu
@UrfaBarosu
·
20 Tem 2017
Suçtan, Suçlayandan, Suçlanandan bağımsız olarak herkesin savunma hakkı vardır ve bu hak adil bir yargılamanın temel taşlarından biridir.
⚫️9 bin PKK'lı teröristi affedecekler!
👉Bir telaş, bir heyecan, bir mutluluk!
💡Yasayı bir an önce Meclis'ten geçirmek istiyorlar.
👉Pazartesi günü saat 14.00'te açılması gereken Meclis'in sabah saat 11.00'de açılması için önerge verdiler.
👉İhanet sürecinin destekçileri tarafından önerge kabul edildi.
👉Yasanın 3 saat önce tartışılması, onaylanması ve "teröristlere müjdeli haberlerin verilmesi" için büyük bir yarış ve çaba içerisindeler.
🇹🇷Tarih önünde hesap vereceksiniz!
#İhanetinZamanAşımıYoktur
Emirgan Sütiş’te masaya ücretli olduğu belirtilmeden getirildiği söylenen ekmek sepetleri adisyona 120 TL, yemek sonrası sunulan 6 çay ise 810 TL olarak eklendi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“Hesabı istediğimizde bize ‘Çay içer misiniz?’ diye soruldu. Biz de ‘Olur’ dedik.
Daha sonra çayların adisyona eklendiğini gördük. Her bir çay 135 TL’ydi. 6 kişi için toplam 810 TL çay ücreti yazılmıştı.
Ayrıca masaya oturur oturmaz getirilen 2 ekmek sepeti için ayrı ayrı 60 TL olmak üzere toplam 120 TL adisyona eklenmişti.
Biz ekmek tüketmiyoruz, masadaki 4 kişinin de gluten hassasiyeti var. Ekmek sepetleri getirilmeden önce ücretli olduğu konusunda herhangi bir bilgilendirme yapılmadı.
İşletmede büyük su bulunmadığı için küçük suların her biri de 110 TL olarak adisyona yazılmıştı.
Açılmamış 2 su olduğunu söylediğimizde, ‘Kalsa olur mu, adisyonu kestik.’ şeklinde cevap verildi. Daha sonra bu sular adisyondan çıkarıldı ancak ekmek ve çay ücretleriyle ilgili herhangi bir işlem yapılmadı.
Madem ikram gibi sunulan ekmekler ve yemek sonrasında ‘Çay içer misiniz?’ denilerek getirilen çaylar ücretli, bunun önceden açıkça belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Biz kahvaltıya değil, akşam yemeğine gittik. Yemek sonrasında çayın birçok işletmede ikram olarak sunulduğu bir ortamda, farklı bir ücretlendirme uygulanıyorsa bunun sipariş öncesinde açıkça söylenmesini beklerdim.
Emirgan Sütiş’ten ekmek ve çay ücretlerinin neden önceden belirtilmediğine dair açıklama yapılmasını ve adisyondaki bu ücretlendirmelerin incelenmesini talep ediyorum.”
Konyaspor-Fenerbahçe karşılaşmasından önce Konyaspor'a destek için stadyumun üzerinden F-16 uçağı ve Skorsky helikopter uçuran Hava Tümgeneral Mete Kuş,görevden alınmıştı 2026 YAŞ toplantısında emekliye sevk edilmiş
O kafana göre uçurduğun uçak ve helikopterin yakıtı Türk halkının vergilerinden kesilen paralar ile karşılanıyor
O yakıtta yetimin,öksüzün hakkı var
Hesap vermeden gitmemesi gerekti harcattığı yakıtların parasını ödettirilmeliydi Net
ANLAYAMADIK VEYA KANDIRILDIK DEMEYELİM.
YASADA DEMOKRATİKLEŞME KONUSUNDA TEK BİR HÜKÜM YOK.
10 MADDESİNİN 1O'UDA HUKUK BİR TARAFA, ANAYASA'YA DA AYKIRI.
PKK, FİİLEN CUMHURBAŞKANLIĞI’NA BAĞLANIYOR.
ŞEHİTLERE HAKARET EDİLİYOR.
ÖCALAN’A SİYASET YOLU AÇILIYOR.
BU İHANET VE HIYANETE HAYIR!
Suriye'de nasıl SDG devlete entegre edildi...
Aynı akıl, başka ve daha üst bir adım atarak tüm PKK mensuplarını çok daha üst noktalara biat ettiriyor...
Nasıl mı...
İşte sadece iki ayrı Kurul ile ilgili bazı ipuçları...
MGK
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, bu yasanın uygulanması, yasanın RG’da yayımı ile değil, MGK karar tarihi ile başlıyor.
Anayasaya göre, MGK tavsiye kararı alabilen bir organ iken, burada ise MGK, anayasaya aykırı olarak bağlayıcı karar organı haline getirilmiş. (Anayasa madde 118/3)
Kuşkusuz amaç; yasadaki bu düzenleme nedeniyle istendiğinde siyasi yararın AKP’ye, sorun olursa faturanın MGK’ya çıkarılması.
Artık MGK’nın, Cumhurbaşkanı’nın sözü dışında hareket etme olasılığı yok.
Çünkü MGK, Cumhurbaşkanı başkanlığında 5 sivilden (Cumhurbaşkanı yardımcısı, Adalet, İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma bakanları) ve 4 TSK mensubundan (Genel Kurmay Başkanı, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanları) oluşuyor.
MGK’nın gerek yapılanması, gerekse sadece sivil üye sayısı bile gözetildiğinde, Cumhurbaşkanı ne zamanı işaret ederse, yasanın uygulanması, o zaman başlayacak.
Artık seçimlerde/anayasa değişikliğinde bir görelim ben de seçimlerden/anayasa değişikliğinden sonra mı bakarım denilecek....
PKK ve mensupları konusunda her şey TBMM’nin değil, Cumhurbaşkanı’nın (Erdoğan’ın) iki dudağı arasında.
“TAKİP, KOORDİNASYON, UYGULAMA KURULU” DENİLEN KURUL,
FİİLEN (PKK'LILAR İÇİN) BİR KAYYIM HEYETİ!
Yasanın 7 nci maddesi ile Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında 4 bakan (Adalet, İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma) ve 3 bürokratın (MİT Başkanı, CB Genel sekreteri, MGK Genel Sekreteri) yer aldığı bir Kurul kuruluyor.
Bu Kurul, Bakanlar ve bürokratlar nedeniyle, tamamı bağımsız olmayan ve tüm üyeleri Cumhurbaşkanı’na bağlı ve sorumlu olanlardan oluşan bir Kurul.
Kurul, haklarında henüz soruşturma açılmayan, soruşturulan, yargılanan, cezası infaz edilenler dahil her düzeydeki tüm PKK’lılar konusunda yetki ve görev sahibi.
Bu Kurul işlemi olmadan yargı lehe hiç bir şey yapamıyor.
MGK kararı öncesi işlenen ve haklarında henüz soruşturma açılmayan her düzeydeki her bir PKK’lı hakkında soruşturma açılıp açılmaması artık bu Kurul’un İZNİNE bağlı.
KISACASI dağda olup, haklarında soruşturma olmayanlar konusunda, bu Kurul tarafından soruşturma izin verilmeyince, bu kişiler bırakın soruşturulmayı, tüm kapılar DOĞRUDAN AÇILDIĞI İÇİN doğrudan siyaset sahnesine…
Ayrıca yargı kararına bile gerek YOK!
(AKSİNİ SÖYLEYECEK TEKLİF SAHİPLERİ LÜTFEN SES ÇIKARSIN)
Bağımsızlığı olmayan (Cumhurbaşkanlığına daha doğrusu Cumhurbaşkanına bağlı) bu idari Kurul, PKK ve bileşenleri nedeniyle yine terör suçlarından soruşturulan, kovuşturulan, mahküm edilen herkes hakkında tek yetkili.
Kurul, yasa gereği soruşturma, yargılama ve cezasının infazı ertelenen İSTEDİĞİ her düzeydeki kişilerin dosyasını yargıya taşımada, hak yoksunlukları kaldırılması talebinde bulunma konusunda tek yetkili.
Bu Kurul'un yargıya taşımadığı hiç bir dosyayı yargı inceleyemiyor.
Kısacası bu Kurul, istediği PKK’lı hakkında işlem yapılmasını sağlayan, istemediğinin dosyasını bekleten, PKK'lıların tabi olduğu, biat edeceği, yoksa dosyaları rafta bekletebilecek adeta ve fiilen bir kayyım kurulu.
Artık her düzeydeki her PKK mensubu,
Cumhurbaşkanının tek söz sahibi olduğu bu kayyım kurulunun iki dudağından çıkacak söze bakacak.
BÖYLECE PKK ve PKK ile özdeş siyasi hareket, ayrıca bu Kurul yoluyla Cumhurbaşkanı’nın vesayeti altına giriyor.
Bu durum, PKK’nın da, Cumhurbaşkanının da razı olduğu, uygun bulduğu bir durum…
Yasanın hazırlanma şekli de bunu ortaya koydu…
ŞEHİTLERE VE YAKINLARINA HAKARET EDİLDİ!
Adam öldürme suçları işleyenlerin kapsam dışı bırakıldığı ifade edilip, şehit yakınlarına mavi boncuk dağıtılıyor.
Öte yandan, dağa kaldırılıp özgürlüğünden yoksun bırakma, malı mülkü ateşe verme, tecavüze uğrama, yaralanma mağdurları vb ile ilgili PKK’lılar yasa kapsamında.
Böyle olunca Anayasa Mahkemesi (geçmişteki örneklere bakınca), iptal kararı verip, öldürme suçlarını da yasa kapsamına sokacak. Bu nedenle şehit yakınları aldatılıyor!
ÖCALAN'A SALIVERME, UMUT HAKKI VE SİYASET YOLU GELİYOR!
01.06.2005 tarihi öncesindeki suçların yasa kapsamı dışında olduğu belirtilip, Öcalan’ın yasa kapsamında olmadığı mesajı veriliyor.
Böyle bir ayrımın hukuksal dayanağı asla yok ve bu tarih kısıtlamasını Anayasa Mahkemesi kesin olarak iptal edecek.
01.06.2005 sonrası, Öcalan’ın cezaevinden örgüt yönetme suçu konusunda da malüm Kurul, müneccim olmaya gerek yok ki, soruşturma izni vermeyecek… (Madde 3/son)
Öcalan ikinci kez soruşturulmayınca, 01.06.2005 tarihi konusundaki olası bir Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında da,
Öcalan da bu yasadan yararlanacak ve umut hakkına ilişkin yasa bile çıkmadan,
Malüm bu Kurul’un infaz yargıçlığından talebi ile adli sicil kaydı varken ve Anayasa’nın 76 ncı maddesine aykırı olarak bile Öcalan’a bile siyaset yolu açılacak!
Bir yargıç bu kararı vermez ise, verecek olan bulunur da, vermeyenin halini, vesayet altındaki HSK yoluyla varın düşünün…
SORUYORUZ:
Bir sorun çözülecek ise, neden anayasa yerle bir edilerek adım atılır da, anayasaya ve hukuka uygun adım atılmaz...
Çünkü yapılan aslında 2010, 2017 anayasa değişiklikleri sonrası bir adım daha atarak,
Gerçekte üstelik anayasanın ilk dört maddesini delen bir yasa değişikliği...
Çünkü bugün görünen duruma göre, çıkacak yasanın iptali konusunda Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmayacaktır!
Yasa ile Türkiye’deki kimin ne sorunu çözülüyor…
Hiç kimsenin hiç bir sorunu çözülmüyor, PKK meşrulaştırılıyor.
PKK ve her düzeydeki militanları konusunda Cumhurbaşkanı tek söz sahibi yapılıyor.
Kısacası her düzeydeki PKK mensupları, Cumhurbaşkanının iki dudağı arasına bakar hale getiriliyor, bir başka ifade ile fiilen Cumhurbaşkanına bağlanıyor.
Böyle olunca başlayan bu dönemde adeta PKK’nın başına Cumhurbaşkanı geçiyor.
Bu ihanet ve hıyanete hayır!
#TerörsüzTürkiye
Sn Genel Başkan @eczozgurozel ;
📍Yapacağınız en hayırlı iş, Sezgin Tanrıkulu ile yollarınızı ayırmak ve yasaya HAYIR oyu vermek.
📍Gitsin Dem Parti'de siyaset yapsın.
📍İddia ediyorum;
Bunu yaparsanız, Yeni Parti Diyarbakır'dan 1 değil, 2 milletvekili çıkarır.
Gazilerimizin yanına gidip kucaklaşmak için daha ne bekliyorsunuz.
Evladını Gabarda şehit vermiş ana ile Hendek operasyonunda gazi olan bile kalkıp gelmişse daha ne bekliyorsunuz
Özellikle emekli askerler, siz onların silah arkadaşı, belki de komutanıydınız
"Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırı hepsine karşı yapılmış sayılacak."
Şimdi böyle bağlayıcı bir antlaşmaya niye ihtiyaç duyuldu?
📌Son bir yıldaki İsrail-ABD ve İran savaşı sırasında İran, Suudi Arabistan'a yönelik olarak 1020 füze ve İHA saldırısı gerçekleştirmiş.
📌Son 5 yılda üç ülke; İran, Hindistan ve Afganistan Pakistan'a sınır ötesi askeri operayonlar ve füze saldırıları gerçekleştirmiş.
Suudi Arabistan yönetimi ABD ve İsrail'le birlikte hareket ederken, İran her fırsatta Suudi Arabisatan'ı bombalarken, Pakistan saldırı tehdidi altındayken NATO üyesi Türkiye neden böyle bağlayıcı bir antlaşmaya imza koydu?
Yarın İran, Suudi Arabistan'a saldırınca Türkiye bu antlaşma gereği İran'a savaş mı ilan edecek?
Yarın Hindistan Pakistana saldırdığı zaman Türkiye Hindistan'a savaş mı ilan edecek?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle ağır ve bağlayıcı metnin altına imza koyduran devlet aklı kimin aklıdır?
Bu antlaşma TBMM'de görüşüldü mü?
Muhalefet bu konuda ne biliyor(du)?
Bu arada;
Bu 2026 "Mekke İttifakı", Atatürk'ün 1937'deki SADABAT PAKTI ile özdeşleştirilemez. 1937'de Türkiye, İran, Irak, Afganistan arasındaki Sadabat Paktı'nın zemini, zamanı, koşulları ve içeriği çok farklıydı.
Vatan hainini de tanımlamak lazım,
Ne yapınca vatana ihanet, tekrar anlatmak lazım.
Kurt postuyla gezen çakalları,
Allah diyen Allahsızları,
Vatanımızdaki vatansızları,
Özünden bayraksızları,
Bir daha bir daha, yazmak lazım.
Şeytan sofrasında şükredenleri,
Altıncı Filoya secde edenleri,
Bütün Amerikan köpeklerini,
Yeniden anlatmak lazım.
Gaziler parklarda yatıyor,
İçimize sanki kan damlıyor,
Kanı bozuklar bayram ediyor,
Bu kangreni kesmek lazım.
Kula kul olmuş kriptoları,
Pula satılmış soytarıları,
Islah olmamış mankurtları,
Türk ve Atatürk düşmanlarını,
Hatta denize dökmek lazım.
Sevgili kadınlar bu tür olayları asla alttan almayın.
Elinizdeki tüm kanıtlarla şikâyetçi olun. Yaşlıymış falan affetmeyin.
Yaptığı hadsizliğin bedelini muhakkak ödemeli.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan birlikte ortak savunma savunma anlaşması imzalamışlar.
Bu anlaşmaya göre taraflardan birine yapılacak saldırı, diğer ikisine de yapılmış sayılacakmış.
Aynı hüküm NATO’nın 5. maddesinde de var.
Örneğin İran, Suudi Arabistan’daki Amerikan üstlerine saldırırsa, bu saldırı bize de yapılmış sayılacağı için bizim de İran’a saldırmamız gerekecek.
Bu anlaşmanın NATO’nun, dolayısıyla ABD’nin bilgisi dışında olmayacağını düşünüyorum.
Bişeyler oluyor ama ne oluyor tam olarak anlayamıyorum.
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.