Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Yenilmiyorlardı, yenildiler. İlk seçimde de kaybedeceklerini biliyorlar. Diyorlar ki; ‘Dönülecek eşiği çoktan aştık, biz bu iktidarı teslim edemeyiz, teslim edemeyecek durumdayız.’
Bütün mesele bu, bütün oyun işte bunun üstüne kurulu.”
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.
@puleragema@MisterEkrem Yatacak yerin olmayacak zorba seni.
Seni zalim olarak anacağız.
Juntacılar olarak.
Kulliye den verdiğin bu zalim emirlerin hesabini elbet vereceksin
LÜTFEN OKUYUN
#İBBDavası'nda 47.gün
"Cinayet büro ev baskına gönderilmiş"
Medya AŞ Genel Müdürü #FatoşPınarTürker beyanda bulunuyor.
"Bir gün sonra sabah saat 05.30'da evime polis geldi.
Ben iki kızımla yalnız yaşıyorum.
Kapı çaldığında ekran üzerinden polisleri gördüm ve Allah'tan avukatımı arayabildim. Çünkü polisler içeri girdikten hemen sonra telefonumu aldılar.
"Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
Çocuklar ağlıyordu.
"Bir bardak su vereyim" dedim.
"Hayır."
"Küçük kızım okula gidecek."
"Hayır."
"Sakın kimse yerinden kıpırdamasın."
Sürekli delil karartmaktan söz ediliyordu.
Oradaki polislerden biri, sanırım bir komiserdi. Gözlerindeki ifadeyi hiç unutamayacağım.
Bir ara bana:
"Kaşe var mı?" diye sordu.
"Ne kaşesi?" dedim.
"Şirket kaşesi."
"Yok" dedim.
"Ben şirketin genel müdürüyüm, şirket kaşesini evimde ne yapayım?"
Buna rağmen evi aramaya devam ettiler.
Biz pijamalarımızla öylece bekliyorduk.
Çocuklar ağlıyor, kimse hareket edemiyordu.
Bir noktada polise:
"Siz mali suçlar için gelmediniz mi?" diye sordum.
Polis:
"Biz Cinayet Büro'dan geldik" dedi.
Bunu duyunca kızlarım daha da korktu.
"Ne cinayeti?" dedim.
"Şu anda operasyon yürütülüyor, biz görevlendirildik" dedi.
O an yaşadıklarımız gerçekten tarif edilmesi zor şeylerdi.
Bir bardak su bile veremediğim çocuklarımın yanında, ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Bugün geriye dönüp baktığımda yaşananların bir tiyatro mu yoksa bir kâbus mu olduğunu hâlâ tarif edemiyorum.
Sonrasında sağlık kontrolüne götürüldüm.
Orada bir polis memuru, başına bir şey gelmediğinden emin olmak için annemi aramama izin verdi.
Daha sonra tekrar aramama da izin verdi.
Kendisine bu insani davranışı nedeniyle teşekkür borçluyum.
Ben evden bu şekilde ayrıldım.
Küçük kızımı son kez okuluna bırakmış oldum.
Akşam geri döneceğimi düşünüyordum.
Sonra Vatan Emniyet'e götürüldük.
Açıkçası ilk başta oradan çıkamayacağımı düşündüm.
Fakat içeri girince asistanımı gördüm.
"Canan, sen neden buradasın?" dedim.
"Beni de aldılar" dedi.
Sonra diğer arkadaşlarımız gelmeye başladı.
Tanıdığım ve tanımadığım birçok insan getirildi.
Sonrasında artık orada yaşamaya başladık.
Nezarethane şartlarını anlatmak istemiyorum ama umarım hiçbiriniz hayatınız boyunca görmek zorunda kalmazsınız.
Bodrum katta olduğu için cam yoktu, pencere yoktu.
Gün mü gece mi anlamıyordunuz.
Bir gün kadın polis memuru geldi.
"Arama yapılacak" dedi.
Bizi sıraya dizdiler.
Sonra beni küçük bir odaya aldılar.
Odayı da, o polis memurunu da hayatım boyunca unutmayacağım.
Memur:
"Üstünü çıkar" dedi.
Çıkardım.
Sonra:
"Altını da çıkar" dedi.
Şaşırdım.
Ama çıkardım.
Ardından:
"İç çamaşırını da çıkar" dedi.
Ne olduğunu anlayamadım.
Ama söylediklerini yaptım.
Sonra:
"Çömel" dedi.
Daha sonra çeşitli hareketler yapmamı istedi.
O an ne yaşadığımızı gerçekten anlamıyorduk.
Kadın memurun eldiven takması bile bize normal bir sağlık kontrolü yapılacağı hissini vermişti.
O kadar yabancıydık bu sürece.
Sonrasında tutuklandık.
Akşam saatlerinde Silivri Cezaevi'ne getirildik.
Hayatında hiç cezaevine girmemiş bir insan olarak yaşadıklarım gerçekten bir film sahnesi gibiydi.
İnsan, suç işlemediği sürece bir gün cezaevine düşebileceğini hiç düşünmüyor.
Ama olabiliyormuş.
Her şey insana dair.
Cezaevine geldiğimizde bize:
"Merak etmeyin, siz beş kadınsınız. Sizi aynı koğuşa koyacağız." dediler.
Buna çok sevindik.
Ancak daha sonra müdür geldi ve:
"Adalet Bakanlığı'ndan talimat geldi. Hepiniz ayrı ayrı koğuşlarda kalacaksınız." dedi.
Bizi tek tek farklı koğuşlara götürdüler.
İlk gün birbirimizi sadece pencerelerden görebildik.
Ben koğuşa konulduğum anda pencereye koştum.
Çünkü diğer arkadaşlarımın da yan koğuşlara yerleştirildiğini anlamıştım.
Fatoş'un sesini duyuyordum.
Çok ağlıyordu.
Bir şey olacak diye korkuyordum.
Bütün gece pencerelerden birbirimize seslenerek geçti.
Birimiz ağlıyor, birimiz teselli etmeye çalışıyordu.
İlk gecemiz böyle geçti."
IBB Duruşmasında bir utanç anı daha.
Medya AŞ. Genel müdürü Fatoş Pınar Türker’i savcı velayeti altındaki çocuklarının sosyal hizmetler tarafından alınacağı ile tehdit etmiş.
SEGBİS üzerinden savcıyla görüşürken savcı yeniden ifade vermesini istediğinde, ‘avukatıma sorayım veririm’ diyen bekar bir anneye, ‘hala avukat diyorsun, ifade imzalayıp çıkacaksın, sen bekarsın küçük çocukların var, velayetini sosyal hizmetler alır’ şeklinde tehdit ediyorsa bu ülkede hukuk yerle bir edilmiştir. Yoktur.
Yazıklar olsun.
SAVCI ÇOCUKLARIYLA
TEHDİT ETMİŞ!
Fatoş Pınar Türker cezaevinde yaşadıklarını anlattı:
Tutuklanıp ccezaevine girdiğimde ertesi gün mazgal açıldı gardiyan bana SEGBİS dedi ben SEGBİS'in ne olduğunu bilmiyordum. Bana mahkeme dedi. Ben dün mahkemeye çıktım dedim. Ekran açıldı ama mahkeme salonuna benzemiyordu. Bir ofisti orası kırmızı kahve makinasından tanıdım savcı karşımdaydı.
Savcı bana ya Fatoş ben sana ne dedim. Böyle çocuklarından ayrı kalırsın. Reşit değiller demi. Şimdi sosyal hizmetler de alır dedi. Sen bakıyorsun dedi değil mi sonra mal varlığımı sordu ya bana gelirsin konuşursun ya da malvarlığını da elinden alırım dedi. #İBBDavası
74 il başkanımızın ortak açıklaması:
"Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu’dur.”
— Soldaki TBMM önü. Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Grup Toplantısı için tamamen gönüllü toplanan vatandaşlar.
— Sağdaki Kayyum Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması için gelen 5-10 kişi. Simit almak için birbirini eziyorlar. Çünkü tamamen menfaat icabı oradalar.
İşte halkın kararı ortada!
Şunu unutmayın: MİLLETİN KARARININ ÖNÜNDE KİMSE DURAMAZ!
Yarın AKP iktidarında bir ilk yaşanacak ve CHP grup toplantısı TRT’den canlı yayınlanacak.
Görünen o ki, hukuki açıdan grup toplantısında konuşma hakkı olmayan K.K. ve ekibine “siz gidin, orada bir kavga çıkarın; biz de bu görüntüleri tüm kanallarda canlı yayınlayıp ‘bakın bunlar mı ülkeyi yönetecek’ algısı oluşturalım” şeklinde bir emir verilmiş.
Sahiplerinden gelen bu emir doğrultusunda, aparatlar da görevini layıkıyla yerine getirecektir.
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hepimizden bir talebi var!
Kayyum Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi otobüslere el koydular, sosyal medya hesabına el koydular, her şeye el koydular.
Sesimizi duyuracağımız sadece burası var:
TBMM Grup Toplantısı
Saat ⏰ 13.30
Tarih 📅 09.05.2026
Elden ele yayalım.
Erdoğan'ın Diploması Tartışması!
Özgür Özel:
"Erdoğan'a 'diplomasız' dedim diye dava açtı. Mahkeme başkanı diplomayı dosyaya sunmasını isteyince, Erdoğan'ın avukatları 'hâkimin tarafsız olmadığını' iddia ederek hâklimin reddini talep etti. Varsa diplomanız sunarsınız, bu kadar basit!"
Tam bağımsız Türkiye vazgeçilmez ilkemizdir!
Mücadelemizin karakteri yüksek cesaret, azim ve kararlılıktır. Mücadelemizin neferleri bu bilince sahip 86 milyon yurttaşımızdır!
Mutlaka başaracağız.
Yürüyelim arkadaşlar!
İmamoğlu: Tezgah Kuruldu
SEGBİS ile bağlantısında Ekrem İmamoğlu şöyle konuştu:
-Saat 07.30’da cezaevinden çıktım. Yaklaşık 60 kilometre yol gittikten sonra geri döndürüldüm.
-09.20’de cezaevine giriş yaptım. Kartal’da olmam gereken bir saatte tekrar cezaevine getirdiler” dedi.
-İçerire Sayın Müdür Bey bana, ‘Duruşmanızın SEGBİS üzerinden yapılacağı bildirildiği için geri getirildiniz’ dedi.
-Durum buysa, o zaman bu işe asker neden alet edildi?
-Benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgah kuruldu.
-Bu bilinçli bir işkencedir, tarihe geçecek.