@clkMesutklc Bilgileriniz herhangi bir bilimsel kaynağa mı dayanıyor? Yoksa yorum mu ? Mahmut Hayrani ismi tüm coğrafyada yerleşik Kureyşanlılarda anılan bilinen ve “bizim dedemiz” dedikleri bir isim. Yaşadığı yıllar hakkında muhtelif bilgiler var elbette. Ama yani kendisi nasıl sunni olmuş?
BÖLÜCÜ SİZSİNİZ!
Partide iki başlı, paralel bir yapılanma yaratan biz değiliz.
Partiyi ayrıştıran, farklı bir siyasal yolculuğun hazırlığını yapan arkadaşlar bölücüdür.
KAYYUMCU SİZSİNİZ!
Partiye kayyum atanmasını isteyen biz değiliz.
Mahkemeye dilekçe veren, "Cumhuriyet Halk Partisi'ne kayyum gelsin" diyen arkadaşlar mı kayyumcu; yoksa partiyi bu cendereden çıkarmak için sorumluluk üstlenen bizler mi?
Öyle bir dünyadayız ki
Edepsiz edepliyi bastırır
Haksız haklıyı astırır
Kurultaya şaibe bulaştıranlar kurultay için çağrı yapar…
Arınıp gelenlerle tertemiz bir kurultay yapacağız…
Cem Evlerini siyasi gelecekleri için basamak olarak kullananlara, Alevi kurumları içinden, duyarlı bir karşı ses ve haykırış geldi.
Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri sevgili Ufuk Emre Bektaş kardeşim duygularıma tercüman olmuş, kendisini kutlarım.
Gazeteci Erdal Er’ in Youtube kanalında programın tamamını izleyebilirsiniz.
@ufukemrebektas
Sayın İsmet Berkan’a cevabımızdır…
Ya da İsmet Berkan Kabataş’tan kaldığı yerden devam ediyor…
Bugün Karar Gazetesi’nde yazdığınız yazıyı hiç yazmamış olmanızı dilerdim. Yazınızdaki hatalar için değil; okuyucunuza duyduğumuz saygı nedeniyle bunu dile getirme gereği duydum.
1- Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığının hiçbir döneminde partinin hiçbir yetkili kurulu, MYK, PM, YDK dahil, İl ve ilçe başkanları ile seçilen milletvekilleri ve belediye başkanları içinde Alevi vatandaşlarımız, iddia ettiğiniz gibi, ne çoğunlukta olmuş ne de % 50’lik bir dilimle temsil edilmiştir. Kaldı ki demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde; yani yurttaşlığın esas alındığı bir ülkede bunu esas alıp, bunun üzerinden hiçbir veriye dayanmadan “bir arkadaşın” gözlemiyle yazı yazmak nasıl bir gazeteciliktir?
2- Sayın Genel Başkanımızın “Geniş bir kitleyle bayram kutlaması yapmak istedi, karşısına birkaç yüz kişi geldi” açıklamanız için sadece açın o günün fotoğraflarına bakın. İmamoğlu/Özel fonuyla beslenen medya 5 bin rakamını telafuz ederken sizin bundan da aşağıda kalmanız akıl alır gibi değil.
3- Sayın Genel Başkanımız Perşembe günü Alevi yurttaşlarımızın değil; Caferi yurttaşlarımızın Kerbela Anma Töreni’ne katılacaktı. Ancak herhangi bir olumsuzluğun bu matem gününü gölgelememesi için bir açıklama yaparak gitmekten vazgeçti. Keşke açıklamayı okumuş olsaydınız…
4- Caferiler ibadetlerini camide yaparlar, cemevlerinde değil. Bunu bilmemeniz korkunç, bilip bu gerçeği gizlemeniz daha da korkunç…
5- Son olarak Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Garip Dede Cemevi’nde olmamasına rağmen, kendi Alevi kimliklerinden başka Sayın Özgür Özel’e pazarlayacak hiçbir şeyi kalmamış birkaç zübük ve Hızır Paşa müsveddesinin örgütlediği provokasyon dışında hiçbir olumsuz durumla karşılaşmamıştır.
Sayın Berkan siz Gezi direnişinde “Kalamış Yalanına” ortak olmuş birisiniz. Böylesi bir provokasyona alet olmuş, Gezi’de katledilen çocukların vebalini taşımış birinin bu kadar gerçek dışı bilgiyi arka arkaya yazması çok mu zor dediğinizi duyar gibiyim.
Bugün için utanç en büyük erdemdir, Sayın Berkan… Sadece utanın… Belki insanlığa bir adım yaklaşmış olursunuz…
Dr. Ali Haydar Fırat
CHP İletişim Koordinatörü
@ibrahimkiras@ocaktan_mehmet@KararHaber
https://t.co/zg8gtGmLgN
İstifanın 5 gerekçesi
Celal Fırat’ın Garip Dede Cemevi Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan istifa etmesi gerekli hale gelmiştir.
1. Siyasi Kimlik ile İnanç Kurumu Başkanlığının Çatışması
Bir milletvekilinin aynı zamanda önemli bir Alevi inanç merkezi olan Garip Dede Cemevi’nin yönetim kurulu başkanlığını sürdürmesi, cemevlerini siyasallaştırma eleştirilerine yol açmaktadır. Alevi kamuoyunda ve bazı kanaat önderleri tarafından siyaset yapan kişilerin inanç kurumlarında aktif rol alması, cemevlerini “siyasi karargah” algısına sürüklemekte, kurumun tarafsızlığını ve inanç hizmetine odaklanmasını zedelemektedir. Bu durum ayrıca laiklik ilkesine de aykırı görülmektedir.
2. Özgür Özel ve Belediye Başkanlarının Ziyaretlerinde Yaşanan Provokasyonlar ve Siyasallaşma Dün akşam Garip Dede Cemevi’nde Özgür Özel’in ve çeşitli belediye başkanlarının katıldığı On Muharrem Orucu Anması, kurumun huzur ortamını bozmuş ve geniş tartışmalara neden olmuştur. Bu ziyarette yapılan siyasi vurgular ve açıklamalar, cemevinin inanç merkezi olmaktan çıkıp siyasi platforma dönüştüğü eleştirilerini beraberinde getirmiştir. Bazı Alevi canlar ve kamuoyu, bu tür etkinliklerin provokatif bir nitelik taşıdığını, dışarıdan müdahalelere ve kutuplaşmaya kapı araladığını ifade etmektedir.
Program sonrası alanda atılan bazı sloganlar ve tartışmalar, Alevi birliğinin en hassas döneminde ve mekanda incitici bir etki yaratmıştır. Yönetim kurulu başkanı olarak Celal Fırat, ziyaretçi denetimi, programların inanç odaklı kalması ve olası provokasyonlara karşı önlem alma sorumluluğunu taşımaktadır. Bu olaylar, yönetimdeki yetersizlik veya siyaset-inanç ayrımının sağlanamaması eleştirilerini güçlendirmiştir.
3. Kurumun İtibarına ve Birliğine Verilen Zarar
Söz konusu ziyaret ve ardından ortaya çıkan tartışmalar, cemevinin “siyasi provokasyonlara açık” olduğu algısını güçlendirmiştir. Bu durum Alevi toplumunun birlik ve beraberliğini zedelemiş, inanç merkezinin asli amacından uzaklaşmasına yol açmıştır. Başkanın siyasi kimliği nedeniyle olaylar siyasi polemiklere dönüşmüş, Garip Dede Cemevi’nin tarafsız inanç hizmeti vermesini zorlaştırmıştır. Böyle bir süreçte istifa, yeni bir yönetimle kurumun itibarını yeniden tesis etmek ve benzer tartışmaların önüne geçmek için gerekli bir adımdır.
4. Etik ve Temsil Sorumluluğu Alevi geleneklerinde cemevleri, hoşgörü, eşitlik ve barışın sembolüdür. Bir siyasi figürün uzun süre başkanlık yapması ve yoğun siyasi ziyaretlere ev sahipliği yapması, bu değerlerle çelişen algılara yol açmaktadır. Milletvekilliği gibi kamu göreviyle birlikte yürütülmesi, hem zaman hem de tarafsızlık açısından sorun yaratmaktadır. İstifa, hizmetin siyasetten arındırılması ve daha geniş bir katılımın önünün açılması bakımından önemlidir.
5. Alevi Kamuoyundaki Genel Talep ve Beklenti Alevi dernekleri, kanaat önderleri ve kamuoyunda, siyaset-inanç ayrımının net yapılması yönünde güçlü bir görüş vardır. Yaşanan ziyaretler ve tartışmalar bu talebi daha da görünür kılmıştır. İstifa, bu hassasiyetlere yanıt vermek, kurum içi huzuru sağlamak ve cemevinin siyaset üstü bir inanç merkezi olarak kalmasını güvence altına almak anlamına gelecektir.
Bu nedenler, kurumun geleceği, Alevi toplumunun hassasiyetleri ve son dönemde yaşanan gelişmelerin yarattığı sorumluluk çerçevesinde değerlendirilmiştir. İstifa, kişisel bir başarısızlık değil, kurum yararına atılacak sorumlu bir adım olarak görülebilir.
Dün Garip Dede Cemevi'nde yaşanan ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik "hain" sloganlarının atılması, siyasi nezaket ve toplumsal saygı açısından son derece üzücü bir tablo ortaya koymuştur.
Farklı görüşlere sahip olmak demokrasinin gereğidir. Ancak yıllarca aynı siyasi hareketin içinde yer almış bir lidere hakaret ve aşağılayıcı sloganlarla tepki gösterilmesi, siyasi ahlak ve nezaketle bağdaşmamaktadır. Bu olayda sorumluluğu bulunan Garip Dede Cemevi yönetimini ve yaşananlara sessiz kalan tüm yetkilileri kınıyorum.
Siyaseti kin ve nefret dili üzerine inşa edenler, aslında kendi siyasi karakterlerini ve tahammül sınırlarını gözler önüne sermektedir. Makamlar ve unvanlar gelip geçicidir; ancak saygı, vefa ve toplumsal barış kalıcı değerlerdir. Dün yaşananlar, fikir üretmek yerine sloganlarla kutuplaşmayı körükleyen bir anlayışın yansıması olarak hafızalara kazınmıştır.
Eleştiri demokratik bir haktır; fakat hakaret hiçbir zaman meşru bir siyaset dili olamaz. Toplumu birleştirmesi gereken mekânların siyasi hesaplaşmaların ve kişisel husumetlerin sahnesi hâline getirilmesi, ortak değerlerimize en büyük zararı vermektedir. Ne yazık ki bu anlayışı benimseyen bazı siyasetçilerin ve yöneticilerin sergilediği tutum, ahlak ve haysiyet açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
En önemlisi, inanç ve ibadet yerleri siyasi gösterilerin, hesaplaşmaların ve propaganda faaliyetlerinin alanı değildir. Buna müsaade eden ve göz yuman, başta yöneticiler olmak üzere tüm sorumluları en güçlü şekilde kınıyorum.
Son olarak, bu olayda sorumluluğu bulunan kişileri; vicdanı hür, düşüncesi hür, Hak-Muhammed yolunda edep ve erkânı bilen dedelerin ve kamuoyunun vicdanına havale ediyorum. Toplumsal barışın, saygının ve inanç mekânlarının tarafsızlığının korunması, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Sevgili Dedem;
Sizinle olan geçmiş muhabbetimiz gereği, sosyal medyaya yansıyan dünkü iğrenç görüntülerle ilgili olarak hiçbir paylaşımda bulunmadım. sadece kendi kendime üzülmekle yetindim.
Fakat, sizin bu açıklamanıza karşı ��BASRA HARAP OLDUKTAN SONRA…” demek istiyorum.
Sırf arkadaşınız Tolga Sağ’ın propagandasını yapmak için koskoca Dergahımızı ve kadim kültürümüzü bir yandan Topal Osman’ın torunu olmakla övünenlere, bir yandan Çaldıran’da Yavuz’un yanında yer almakla gurur duyanlara, bir yandan kendilerini var eden kişiyi sırtımdan hançerleyenlere peşkeş çektiniz maalesef.
Sonra da; “Değerli Canlara” büyük büyük laflarla methiyeler, insanlık onuru, barış, kardeşlik, sevgi pıtırcıkları …
OLMADI DEDEM:
İmam Hüseyin’in şehadete yürüdüğü 10 Muharrem’de;
Topal Osman’ın torunu olmakla açıkça övünen bir kişinin yazılı, görsel ve sosyal medya üzerinden yaptığı kışkırtmalarla beyni iğdiş edilmiş olan garibanlara;
Seyyit Mahmud Hayrani’nin torununu ezdirdiniz / hakaret ettirdiniz…
Böylelikle kendi ceddinizi de, yağlı pilav peşinde koşan kifayetsiz muhterislerin gelecekteki saldırılarına açık hale getirdiniz.
Hasılı;
���️Yazık oldu…
➡️Günah oldu…
➡️Ayıp oldu…
@CelalFrt Böyle bir zamanda Özel gibi birini çağırarak bu ortamı siz yarattınız, cemevlerini siyasetin oyuncağı haline getirdiniz. Bari biraz utanıp, İmamoğlu profilli hesaplardan Kılıçdaroğlu bahanesi ile Alevilere yapılan hakaretler için bir õzür ve "ilgimiz yok" açıklaması isteseydiniz.
KAMUOYUNA VE YOL BÜYÜKLERİMİZE ZORUNLU AÇIKLAMA: KINIYORUZ!
Alevi-Bektaşi inancının kutsal mekânları olan Cemevleri; birliğin, beraberliğin, rızalığın, edep ve erkânın merkezidir. Son dönemlerde bu mukaddes mekânların asli kimliğinden uzaklaştırılarak siyasi hesaplaşmaların, hizip kavgalarının ve ideolojik sloganların meydanı haline getirilmeye çalışılmasını derin bir kaygı ve öfkeyle takip etmekteyiz. Genç Aleviler Birliği (GAB) olarak, inancımızın kalbine saplanmak istenen bu hançere ve sergilenen bu hürmetsizliğe karşı sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz.
Alevi dedelerine, pirlerine, mürşitlerine ve yol büyüklerine açık çağrımızdır: Cemevleri slogan meydanı değildir. Bu mekânlar; kinin, öfkenin ve gündelik siyasetin kirli hesaplarının görüleceği yerler hiç değildir. Cemevi; cemdir, lokmadır, duadır, rızalıktır ve en nihayetinde edep erkândır. Özellikle Muharrem ayında, Kerbela’nın acısının ve kutsal mateminin tutulduğu en hassas dönemlerde, nefret dilinin inanç merkezlerimizde yükselmesine ilk ve en güçlü itirazı yapması gerekenler, bu yolun rehberleri ve büyükleridir. Bu kutsal sorumluluktan kaçınmak, sessiz kalmak suretiyle bu yozlaşmaya ortak olmaktır.
Hz. Hüseyin’i anmak, yalnızca onun adını zikretmekten ibaret değildir. Hz. Hüseyin’i doğru anlamak; haksızlık, adaletsizlik ve zulüm karşısında edebi ve vakarı bozmadan, her şart altında hakikat tarafında dimdik durabilmektir. Kerbela, bugüne nefret üretmek için değil; zulme karşı onurlu bir duruşu ve ahlaki erdemi hatırlatmak için vardır. İnanç alanlarımızın parti kavgalarına meze yapılmasına, matem meydanlarımızın öfke nöbetlerine çevrilmesine göz yuman herkes tarih ve inanç karşısında mesuldür.
▪️Genç Aleviler Birliği olarak kırmızı çizgimizi net bir dille ifade ediyoruz:
Alevilik hırsızlığa, yolsuzluğa ve her türlü ahlaki çürümeye karşı yüzyıllardır eline, beline, diline sadık kalmayı emretmiştir. Bu doğrultuda; adları hırsızlığa, yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış, kul hakkına ve harama el uzatmış, ahlaki düşüklük göstererek uçkur çözmüş kişi ve kişileri her ne unvanla olursa olsun inanç merkezlerimize sokamazsınız, kabul edemezsiniz!
Haramı ilke edinenlerin, şaibeli yaşamlarıyla toplum vicdanını yaralayanların cem meydanında yeri yoktur. İnancımızın kutsiyetini bu kirli figürlerle lekelemeye kalkanlara karşı yol büyüklerimizin tavizsiz bir duruş sergilemesi inançsal bir zorunluluktur.
Cemevlerimizi şahsi ikbal kapısı, siyasi hesap alanı ve ahlaki yozlaşmanın perdesi yapmaya çalışan tüm odakları şiddetle kınıyoruz. Dedesinden talibine kadar bu yola gönül vermiş her bir canımız yüksek sesle haykırmalıdır ki; Cemevi ibadethanedir, Cemevi edep yeridir, Cemevi siyasi ��ovların değil, Hakk'a yürüyen nurani yolun merkezidir.
Yolun saflığını, ahlakını ve vakarlarını korumak adına tüm yol büyüklerimizi sorumluluk almaya davet ediyor, inancımıza uzanan kirli ellere ve dillere karşı duracağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Edep ya Hu.
GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ (GAB)
🔴 Sırrı Sakık,
👉🏻 “Seni başkan yaptırmayacağız” diyen Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı yıllardır cezaevinde tutan,
📌 AİHM ve AYM kararlarını yok sayan,
📌 Partinizi hedef alan,
📌 Belediyelerinize kayyum atayan,
📌 Dokunulmazlıkların kaldırılmasını Meclis’e getiren ve topyekûn destek veren siyasi yapıyla bugün yan yana olan sizsiniz, Sırrı Sakık…
👉🏻 Tüm sorumluluğu, 450 kilometre yürüyerek Adalet Yürüyüşü yapan Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklemeye çalışmanız; tutarsızlığın, korkaklığın ve iftiranın açık göstergesidir.
👉🏻 Yolsuzluk iddiasıyla tutuklu Ekrem İmamoğlu için yapılan mitingler ortada; peki, siyasi konuşmaları gerekçe gösterilerek mahkûm edilen Demirtaş ve Yüksekdağ için siz ne yaptınız?
👉🏻 İftiralarla ve korkaklıkla bir yere varamazsınız, Sırrı Sakık.
👉🏻 Siyasi tutarlılık ve vefa olsaydı, eski genel başkanlarınızı sadece gerektiğinde hatırlamazdınız.
👉🏻 Önce kendi tutumlarınızla yüzleşin; acınacak ve zavallı olan, ilkesizlik ve hafıza kaybıdır. Yani sizin yaptığınızdır, Sırrı Sakık…
👉🏻 Ceza evlerindeki Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı ve tüm siyasileri saygıyla selamlıyor, bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını diliyorum…
@kilicdarogluk@sakiksirri@hdpdemirtas@FigenYuksekdag@herkesicinCHP@barisyarkadas@gurseltekin34@bulentgrsy
SÖZCÜ'YE BUGÜN ZABITA, YARIN POLİS:
PEKİ NE DEĞİŞTİ?
Meral Akşener'le birlikte @gazetesozcu (@szctelevizyonu)gazetesini ziyarete gitmiştik.
Başlangıçta Sözcü ekibi kalabalıktı.
GYY Metin Yılmaz, Uğur Dündar, İsmail Yılmaz, Aytunç Erkin de vardı.
Genel görüşmeden sonra dört kişi kaldık.
Ben, Meral, Metin Yılmaz ve İsmail Yılmaz.
O sırada duyduklarım, bende derin bir hayal kırıklığı yarattı.
İlk defa Ekrem İmamoğlu ile ilgili büyük bir soru işareti koymama neden oldu.
Genel Yayın Yönetmeni bize, Sözcü gazetesinin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu aleyhine yaptığı bazı usulsüz imar izni haberlerinin ardından...
İBB'ye bağlı zabıta ekiplerini güyadenetleme yapmaları için.. Sözcü'nün sahibi Burak Akbay'ın, -babası vefat ettiği ve kendisi de yurt dışında yaşamak zorunda kaldığı için- yalnız yaşayan annesinin evine göndermiş.
Bunu duyunca adeta şok oldum.
O zaman aklıma şu geldi...
Bugün basın özgürlüğünden rahatsız olup da zabıta gönderen zihniyet..
Cumhurbaşkanı olursa gazetecilerin evlerine polis gönderecek demekti.
Bu anımı Kemal Bey'e sözde ayar vermeyi gazetecilik zanneden kadın gazeteci aklıma getirdi.
Hani şu Ekrem Bey tarafından fırçalanan gazeteci.
@herkesicinCHP
Senin için, "Sahibi kaçak Fetöcü olan kanalın; İmamoğlu'nun maşası, Özgür Özel'in tetikçisi, satılmış, piyon, aparat.." deniliyor.
Bu görevi üstlenmeyi sürdürecek misin, ileride çocuklarının yüzüne bakabilecek misin, için rahat mı?
Senem Toluay Ilgaz, sana böyle sorsam mutlu olur musun?
Üstelik bunu programın daha en başında, bismillah demeden 'ilk soru' diye yapıyorsun.
Yaptığın kötülüğün karşılığını elbet bir gün bulursun.
@ilgazsenem