İzmir'de bir müteahhit, emekli generalin oğlunu öldürmüş olay yeri inceleme polisleri cinayeti intihar gibi göstermek için delil karartmış, adli tıp intihar raporu düzenlemiş, savcı dosyayı kapatmış.
Emekli general oğlunun cinayetini ortaya çıkarmak 8 yıl uğraşmış. Polisler delil karartmaktan yargılanıyor. Adli tıp raporu yeniden hazırlandı ve intihar değil cinayet olduğu ortaya çıktı.
Kıçı kırık bir müteahhit polisi savcıyı adli tıbbı bağlamış. Paşa çocuğuna bunu yapan sıradan anadolu insanına neler yapmaz. Yargı ve emniyet bu kadar yozlaşmamalıydı. Bir devletin dini adalettir. Parası ve adamı olanın cinayet örtbas edebildiği bir ülke olmamalıyız.
O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
@tcailesosyal Zamanında Fatma Nur’a tecavüz eden sapığı tutuklasaydınız ne çocuk bu travmaya uğrayacaktı ne de ikisi hayattan kopacaktı. Anneye güven ve desteği verememişsiniz ki çocuğundan ayrılmak istememiş. Ölen kendini savunamaz artık değil mi?
🔴 TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek katledilen polis memuru Melih Okan Keskin’in 2 gün önce 44 yaşına girdiği ve iki çocuk babası olduğu ortaya çıktı.
Polis memurunun eşi Emel Keskin çarpıcı detayları anlattı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar. Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor. 'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek, eşimi gönderiyorlar. Ama alay eder bir şekilde ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar. Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar. Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112’yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor. Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor. Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2’nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; ‘Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı’ dedi. Sonra hastaneye gittim. Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi. Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi. Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış. Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım. Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi. Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar. Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir öz��r ne bir telefon hiçbir şey yok. Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar. 20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış"
Merhum meslektaşımızdan utanmadan şikâyetçi olan ve tüm somut gerçeklere rağmen merhumun TÜVTÜRK çalışanlarına hakaret ettiğini iddia eden bu hadsiz komiserin sorumlu amirleri, ortada apaçık duran gerçeği görmezden gelmektedir. Meslektaşımıza yönelik saldırının nasıl başladığı, TÜVTÜRK çalışanlarının birlik olup meslektaşımıza saldırarak onu hayattan kopardığı tüm delilleriyle ortadadır...
Buna rağmen gerçeği çarpıtarak ifadesinde merhum meslektaşımızı suçlu gibi göstermeye çalışan, onu yalnız bırakan ve bu ihmaliyle sürecin ölümle sonuçlanmasına zemin hazırladığı düşünülen bu komiser bozuntusunun Emniyet Teşkilatı çatısı altında barınması kabul edilemez...
Bu şahsın soruşturmanın selameti açısından derhal görevden el çektirilmesini ve gerekli adli ve idari işlemlerin gecikmeksizin yapılmasını talep ediyoruz... KOLLUK-DER
@RTErdogan@tcbestepe@TC_icisleri@EmniyetGM @KollukDer @YalcinDoganVHP@turan3400 @turkish_vari @Asli3616 #Polis
Yazıklar olsun hizmet almaya gitmiş insanı canından ettiniz. Hepsi toplanmış sırtlan gibi adamın üstüne. Hepsinin işten çıkarılıp içeri atılması gerekli suça iştirakleri var. Allah kahru perişan etsin. Polis kardeşimiz kadar ülkeye hayrı olmayanlar hala orada çalışıyor.
@failosK Böyle yunan twitlerine karşı Kurtuluş Savaşı’ndaki milli mücadele ruhuyla bir arada savunmamıza bayılıyorum. ❤️ 🇹🇷
Bu arada zor alırsınız. Türkün gücünü unuttunuz. Sizi yeterince zorbalamıyoruz.
@AliYerlikaya Devrek Belediyesi için soruşturma açıldı mı? Siz bu pideciden yemek yer misiniz? İşini hakkıyla yapan, yetkisi dahilinde müdehale eden zabıtayı işten çıkaran belediye başkanı ve fırın sahibi belediye meclis üyesine yaptırım yapacak mısınız?
#Devrek#Zonguldak#SonDakika#Skandal
🔴AKP’li başkan, sağlık skandalını ortaya çıkaran zabıta müdürünü görevden aldı
📝Zonguldak’ın Devrek ilçesinde ‘sağlıksız koşullarda’ üretim yaptığı tespit edilen pideci mühürlendi. Pideciyi mühürleyen Devrek Belediyesi Zabıta Müdürü Abdürrahim Altıntaş, AKP’li Belediye Başkanı Özcan Ulupınar tarafından görevden alındı.
https://t.co/gh4wQZzdWg
YETER ARTIK utanmaz arlanmazlar!
İsimsiz hesapların ardına sığınıp bana yapılan terbiyesizliklerden sonra şimdi Şehit Derneğimizin maneviyatına atılan ALÇAKCA iftiraları hiçbir şekilde kabul edemem. Bunu yapan ve yayanlarla ilgili gereği yapılsın. vede iddialar ile ilgili hemen yarın tüm hesaplarımın, neyim var neyim yok dernekle ilgili sayılan herşey incelensin. Ben talep ediyorum @AliYerlikaya
Ülkece unutma işini ne yazık ki çok iyi beceriyoruz…
Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. “Biz de yanalım” demiyorum ama en azından gözümüzden söndürmek için iki damla yaş aksın. Yanmayı göze almıyorsak, yakmayalım; yaktırmayalım Nizamettin amca gibi babaların, güzel annelerimizin kalbini…
Unutmayalım ki birileri hatırlasın, adalete ışık tutsun. Uyuyanlar uyansın.
“Ben bir şey değiştiremem” demeyin, çünkü biz olursak çok şey değişir.
Uzun zamandır edit yaparken ağladığım tek video olabilir… Belki de Nizamettin amcayı gerçekten tanıdığım için, onun kalbinin acısı kalbime sıçradığı için.
Normalde böyle bir ricada bulunmam ama lütfen bu videoyu olabildiğince çok insana ulaştırın. Sessiz kalmayın, kalmayalım…
Ki babalarımızdan, annelerimizden önce bu dünyadan göçüp gitmeyelim.
#RojinİcinAdelet #rojinicinadalet
3 kişiyi katledip 7 kişiyi yaralayan Mustafa Emlik, firari olduğu 30 Haziran’da jandarma kontrolüne girdiği, hakkında arama kararı olmadığı için yoluna devam ettiği ortaya çıktı.
Arama kararı olması gerekenden 6 gün sonra, 3 Temmuz’da çıkmış.
Eğer o karar, firar ettiği gün çıksa, ‘Edremit Canisi’ katliam günü sokaklar yerine hapiste olacaktı.
(İHA)
düşünebiliyor musunuz bir kadın, kocasından 17 yıl şiddet görüyor; kocasının borçlarını ödemek için çalışmak zorunda kalıyor ve kadının babası işe götürmesine rağmen yolda erkeklere bakıyorsundur diye de şiddet görüyor. beli, burnu kırılıyor. gökyüzüne bakması yasak, kocasına seni seviyorum dediği için şiddet görüyor, neymiş seni çok seviyorum dememiş. en son gün kocası oğlunu kucağına alıp kimi öldüreyim diye soruyor. ve gecesinde kadın ya ailem, çocuğum ölecek ya da ben öldüreceğim diye cinayet işliyor. suçu güzelleyecek değilim ama kadın katil de olsa mazlum. devletin koruyamadığı masum ve mazlum kadın.
Boğaziçi Üniversitesi Uyku Araştırmaları Merkezi (2017): Kalıcı yaz saati sonrası öğrencilerde sabah uykululuğu arttı, dikkat testlerinde performans düşüşü gözlendi.
ODTÜ Psikoloji Bölümü (2018):
Kış sabahlarında karanlıkta okula giden çocuklarda dikkat ve öğrenme becerisi %8’e kadar azaldı.
⚡Toplum Sağlığı ve Ruh Hali
Güneş ışığı eksikliği, mevsimsel depresyon (SAD) riskini artırabilir.
Türkiye’nin batısında kışın sabah güneşine erişim geç olduğu için bu risk artar.
Ancak doğu illerinde (ör. Van, Kars) bu etki daha azdır çünkü orada güneş 1 saat erken doğar.
🔵Enerji Tüketimi ve Ekonomi
a. Enerji Tüketimi Verileri
Enerji Bakanlığı (2016):Kalıcı yaz saati ile yılda %2’ye kadar enerji tasarrufu öngörülmüştü.
ODTÜ Enerji Politikaları Merkezi (2018):
Akşam aydınlık süresinin uzaması akşam tüketimini azaltıyor, ancak sabah karanlığında artan ısıtma ve aydınlatma ihtiyacı bu kazancı büyük ölçüde siliyor.
→ Net tasarruf ≈ 0,1–0,3%, yani istatistiksel olarak önemsiz.
Öğrenciler karanlıkta okula gitmekte zorlanıyor, özellikle ilkokul çağında uyanma–uyku döngüsü bozuluyor.
Sabah işe veya okula gitme saatlerinin 07:00–08:00 arası olması, biyolojik saatle çelişiyor.
Rusya2011’de kalıcı yaz saati → 2014’te terk ettiSabah karanlığına bağlı depresyon ve uyku sorunları arttı
ABD2023’te “Sunshine Protection Act” önerildi, henüz onaylanmadıAkademik çevreler karanlık sabahların sağlık riskine dikkat çekiyor
AB2026’dan itibaren sabit saate geçme tartışması sürüyorÇoğu ülke “kalıcı kış saati”ni (doğal saat) tercih ediyor
🔴 Z KUŞAĞI ÇETELERİ VE TOPLUMUN ÇIĞLIĞI
*İstanbul'da Matia Ahmet Minguzi'yi öldürenler 15-16 yaşında.
*Ankara'da kız kardeşini taciz edenlere tepki gösterdiği için öldürülen Hakan Çakır'ın katilleri 14-16 yaşında.
*İstanbul Kağıthane'de kuyumcuyu öldüren maskeli tetikçiler 14 yaşında.
*İstanbul'da Sarıyer'de Mir Hüseyin'i ensesinden bıçaklayan kişi 16 yaşında.
*Muğla Menteşe Belediye Başkanının ailesinin evine molotof atanlar 15-16 yaşında.
*Gaziantep'te Eyüp Arıcı'yı bıçaklayan 6 kişi 14-15 yaşında.
*Adana'da pastaneye el bombası atan 16 yaşında.
*Avukat Serdar Öktem'e suikast yapanların 2'si 16 yaşında.
Bunların hepsi son 1 ay içerisinde oldu.
Çizgi film izleyecek yaşta olduklarından kendilerine Daltonlar, Redkitler, Casperlar gibi isimler koyuyorlar. Teknoloji ile büyüdüklerinden sosyal medya üzerinden global suç örgütleriyle entegre hareket ediyorlar. Gayri meşruluğu meslek haline getirip her geçen gün yeni bir genci lüks ve şatafatla kandırarak suç dünyasına sokuyorlar.
Sadece yeni nesil mayfalar değil, terör örgütlerinin de hedefinde çocuklar var.
Hatırlatalım, İzmir Balçova'da pompalı tüfekle karakol basıp 2 polisimizi şehit eden Deaş üyesi 16 yaşında bir lise öğrencisiydi.
Bu durum şu an ülkemizdeki en büyük beka sorunu! Gelecek nesillerimizi suç ve terör örgütleri şekillendirmeye çalışıyor. Yaşananlara derinlemesine baktığınızda toplum mühendisliği yapmaya çalışan yabancı istihbarat örgütlerini de görebilirsiniz.
Bu konu iktidarı ve muhalefetiyle siyasetin ve Meclis'in tüm kollarının ivedilikle üzerine düşmesi, kısır tartışmaların ötesinde incelenmesi ve ortak paydada çözülmesi gereken en önemli konudur.
Bu konu şu an toplumumuzun can çekiştiği, bas bas bağırdığı en büyük yarasıdır.
Bu konu annelerin çığlığı, babaların haykırışıdır.
Bu konu ablaların abilerin kardeşleri için yakarışıdır.
Bu konu evlenmek isteyen gençlerin en büyük korkusudur.
Bu konu toplumumuzun aile dinamiklerine döşenen en büyük dinamittir.
Bir an önce çözülmelidir