Sonsuz belirsizliklerle dolu dünyada birbirimizden belirlilik beklemek ve arz etmekle mükellefiz. Aynı zamanda belirsizliğe toleransımızı geliştirmekle de.
Memnuniyetsiz insanın en büyük silahı memnun olmamasıdır.
"Bir gün sevgisini, takdirini kazanacağım!" zorlantısıyla canhıraş debelenen kişiye onlarca sene köle muamelesi yapabilir.
Efendi olduğundan değil, kölenin onu efendi görmesinden.
Ebeveynlerin çocuklarına sabrı öğretmesi ve aşılaması değerli. Yanısıra kime ve hangi durumlara sabır göstermesi gerektiğine de değinmeli. Öte türlüsü suistimale açık olmak demek. Kaş yaparken göz çıkarılmış olur.
Ötekiyle ilişkisini çevreye anlatırken "çok inat", "bu halleri hep inatçılığından" diyen kimselere dikkat kesilip incelersek; empati yoksunu, benmerkezci, farklılıklara tahammülsüz, kendi doğrusu haricine kapalı, istediği olmadığında tadı kaçan biri olduğunu görürüz.
Özsevgisi bulunmayan biri, karşısındaki kişiyi özden sevemez. Şunun için veya bundan dolayı sever. Ötekiyle ilişkilenmenin pratiği kendilikle yapılır. Kendilikle ilişki nasılsa ötekiyle ilişki takip eder.
Günümüzün temel meselesi uzanıldığında birilerini bulabilmek değil temas edenlerin derinleşememesi. Sosyal medya ve teknoloji erişilebilirliği had safhaya çıkardı lakin herkes bir tutam yalnız.
Yaşamın tatsız cilvelerinden biri, kişinin kendisini önemseyen ve değer veren kişiyi bilmesine rağmen değmeyecek kişi(ler)e yönelmesidir. Kaybedeceğini bildiği bir oyuna çıkmak gibidir. Oyunun kendi de arzulanıyor olabilir kaybetmek de.
Yarabandına ihtiyaç duyanın yaraya ve acıya, sızıya göğüs germe kabiliyeti yoktur. Yarabandını kullanır atar. Kendi de iyileşmez. Yas tutmaktan kaçınan insan kendine de ötekine de zarar verir. Saygı da uyandırmaz.
Basit tut. Neden ve niye sorularını ego talep eder. Bu soruların peşinde kaybolmak olasıdır. Sonuçları okur ve kabul edersen ruhunun taleplerine karşılık vermiş olursun. İç huzurun yolu budur.