AK Parti hareketi zirvelerin hareketidir.
Uludağ'ın, Kaçkar'ların, Ağrı'nın, Everest'in, Ilgaz'ın zirvesidir!
Bir bayrak altında, bin bayram tadında..
Ak Parti jakoben oligarşiyi sermaye ağalarını tarumar etmiş Bütün mazlumların Müstekbirler karşısında sığınağı olmuşlardır.
15 Temmuz ruhu; güçlü Türkiye idealinin, millî iradenin ve bağımsızlık kararlılığının adıdır. Dün olduğu gibi bugün de aynı inanç ve aynı kararlılıkla, devletimizin ve milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Aziz şehitlerimizi rahmetle,kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum
Abdullah Gül Erdoğan’ı ne zaman sattı? Siyasetin görünen yüzüne baktığımızda olan şu;
Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi Milli Görüş'ün önce gelen genç siyasetçileri bir yola çıktılar.
Bu yolda önlerinde büyük engeller, güçler vardı.
İlk başta bu engellere takılmamak, bu güçler tarafından yok edilmemek adına yumuşak, uzlaşmacı ve özellikle Milli Görüşçüler tarafından çokça eleştirilen bir duruş sergilediler.
Tayyip Erdoğan yeterince güçlenip artık zamanı geldiğini düşününce harekete geçti.
Çoğu insan kırılma noktasını 15 Temmuz darbe girişimi olarak görür ama FETÖ'yü intihara zorlayan, daha doğrusu başka yol bırakmayan süreç, 2011'e kadar dayanır.
#15Temmuz, Recep Tayyip Erdoğan'ın "Artık en az sizin kadar güçlüyüm ve sizi bu topraklarda barındırmayacağım" tavrının kaçınılmaz sonucuydu.
İşte ne olduysa bu süreçte, yani Erdoğan'ın savaşı başlattığı gün ile, tavan yaptığı 15 Temmuz arasında oldu.
Erdoğan'ın yanındaki isimler, onun yol arkadaşları, dava dostları diye bildiğimiz birçok kişi, bu süreçte, bu yolda patır patır döküldü.
Arka planda Erdoğan'ın bu yeni tavrına engel olmak isteyen, onu bundan vaz geçirmek isteyen isimler, yine Erdoğan tarafından birer birer tasfiye edildi.
Onlar da bu tasfiyeden sonra, Erdoğan'ın karşısındaki yerlerini hızlıca aldılar.
Bugün muhalefetin, ne kadar Türkiye düşmanı varsa hepsi tarafından desteklendiğini biliyoruz.
Beş Benzemez partiyi bir araya getiren, örgütleri, vakıfları, sermayedarları, hatta ülkeleri onların desteğine sunan, Erdoğan'ı devirme yolunda hepsini koordine eden bir "üst akıl" olduğunu da...
Aynı muhalefet, kendi ideolojik değerlerini bir kenara bırakmak pahasına, Erdoğan tarafından dışlanan isimlere yanaştı, onlardan medet umdu, hala da umuyor.
Peki bu yakınlaşmalar, konjonktürel durumlar sebebiyle, spontane olarak mı gelişti?
Yoksa bugün muhalefeti yöneten "üst akıl", Tayyip Erdoğan'ın yanındaki adamları tasfiye edilince, aynı adamlarını mecburen onun karşısına mı dizdi?
Soruyu biraz daha net soralım;
Abdullah Gül, Erdoğan tarafından tasfiye edilince mi onun karşısına, muhalefete geçti?
Yoksa zaten Erdoğan'ın karşısında olan, onu kullanmak, kontrol etmek isteyenlerin görevlendirdiği "içerdeki adamları" mıydı?
Bu gün ki yazımızı dede korkut ile bitirelim..
Dede Korkut’un ifadesiyle bunlar “hain”, “kahpe”!
Ve bu kahpe, içerde!
Kalın sağlıcakla
#15TemmuzDestanı
O Gece Unutmamalı
O gece yazılan destanı unutmamak ve nesiller boyu anlatmak boynumuzun borcudur
O gece Türkiye’nin geleceğine kasteden düşmanlar ordumuzun içindeki hainler marifetiyle hain bir darbeye girişti lakin milletimiz zulme boyun eğmedi kıyam etti darbeye izin vermedi
O gece 15 Temmuz gecesi Eve erzak almaya marketlerden makarna almak için sokağa çıkanlarla vatanımıza sahip çıkmak için sokakları dolduran kahramanların, tank ateşine göğsünü siper eden yiğitlerin ayrıldığı gecedir.
Kutsal bildikleri amaçlar uğrunda her şeyi mübah gören, yıllarca devletimizin çeşitli kurumlarına, kademelerine sızmış olan zalimlere ve hainlere karşı milletimizin göstermiş olduğu o eşsiz direnişi unutma.
Darbe söylentilerini haber alır almaz yüreklerindeki iman ve vatan aşkıyla meydanlara dökülen, şu fâni hayatımızı en büyük rütbe olan şehadetle süsleyen aziz şehitlerimizi unutma.
Darbenin gerçekleşmesi hâlinde korkunç zulümler işleyecek olanlara fırsat vermeyen, tankların önüne koşarak giden o gencecik gazilerimizi unutulmamalı
Masum insanlara kurşun yağdıran, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalayan asker üniformalı teröristler unutmamalı
O gece zillet ve izzet arasında bir seçim yapılacaktı, “korkaklıkta zillet, cesarette izzet” vardır diyen En Kutlu Nebi’ye uyuldu ve izzeti seçtik, unutmamalıyız
O gece Suriyeli garipler, Filistinli yetimler, Afrika’daki mazlumlar, dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki müminler kalplerinin en hisli yanları ve vefa duygularıyla “Allah’ım Türkiye’ye yardım et, Allah’ım Türkiye’yi koru” diye sabahlara kadar duadaydılar, unutmamalıyız elbette…
O gece, tıpkı Osmanlı’daki akıncı fedaileri gibi öleceğini bile bile tankların üstüne yürüdü insanlar, öle öle dirilen bir millet olduğumuzu, ölümden zerre kadar korkmadığımızı tüm dünya yeniden gördü, dostlar sevindi, düşmanlar kahroldu, unutma.
O gece Nene Hatunların torunları olan kadınlar destan yazdı inanılmaz şecaatleri dünya durdukça yıldız misali parlayacak semalarımızda
O gece ruhlarını Rahman’a teslim edenlerin hayatı iman ve cihat olarak görenlerin dudaklarında “ya Allah, bismillah Allahuekber” nidaları vardı
O gece, bir zamanlar olduğunun aksine, ezanlar ve selalar darbelere dur dedi, karanlığı nurani bir halka gibi yarıp camilerden göğe yükselen o lahutî sesler iman, İslam, vatan aşkını harladı sinelerde, muhteşem kıyamın müjdecisi oldu, unutmamalıyız
O gece Allah’ın yardımıyla tarihimizin en büyük badirelerinden birini atlattık, Rabbimiz milletimize kurulan tuzağı zalimlerin başına geçirdi, Hak’tan büyük bir inayet gördük, “attığımız zaman biz atmadık, Allah attı” unutmayalım
O geceyi unutma ve unutturma, o gece zalimlerin kabusu, mazlumların ümidi olmuştur o gece kutsal değerlerimizi kullanarak insanları aldatanların maskesi düşmüş, o gece ülkemize diz çöktürüp İslam’ın kaderinde yakılmak istenen fitne ateşlerinin en büyüklerinden biri söndürülmüştür