@ironyglaze Elini kolunu sileyim bu adamın ne itici bir tip. + Bu kafayla arap alfabesine de hiç geçmemiz gerekiyordu. Bence göktürk alfabesine geri dönelim.
@aden_alize@WatcherWw3@gazetory Yine de söylediklerimde haklıyım: Bugün ki %98 okur yazarlıkta değiştirme ile aynı şey değil. Arapça'da bizim sesli harflerimiz yok, türkçe yazımı için uygun bir alfabe değil. Muhammed ve Mehmet aynı şekilde yazılıyor örneğin. Her türlü haksızsın.
@aden_alize@WatcherWw3@gazetory Enflasyonu hesaplayan kurum mu o?
1927 Yılı: Harf Devrimi'nden hemen önce genel okuryazarlık oranı yalnızca %8,16 civarındaydı. Bu oran erkeklerde %13, kadınlarda ise %4 olarak kaydedilmişti.
Yine de düzeltiyorum kendimi, düşündüğümden daha yüksekmiş.
@aden_alize@Joyboy142552681@WatcherWw3@gazetory Sen hem malsın, hem niyetin kötü. sana bir şey anlatmaya gerek yok. latin alfabesinde ş yok diyor, bizim yazdığımız ne? arap harflerinde ünlü sesler yok be. mal üssü 3. mal küp seni.
@aden_alize@WatcherWw3@gazetory %9 derken inanıyorsun değil mi? Kadınlar yok bir kere bu yüzdenin içerisinde çünkü nüfus sayımlarına dahil değiller. Yani en iyi olasılık %4 okur-yazarlık.
@Gke1093934@7SerdarBurak Çocukluk kahramanımdı kendisi. Sildim, arkasından hayırlı bir söz söyleyecek değilim. Her kim ki Atatürk'ü sevmiyor, Atatürk'ün ülkesini yıkmak için çaba gösterenlerle birlik olup onlara destek veriyordur, gözümde hiç değerindedir. Sanatları batsın.
❗️Neden İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına aday oldum?
Çünkü; İstanbul Ticaret Odası, birkaç kişinin yönettiği değil, yüz binlerce üyesinin ortak aklıyla geleceğe yürümesi gereken bir kurum olmalıdır.
Yıllardır denizcilikten sanayiye, ilaç sektöründen turizme kadar farklı sektörlerde ürettim, yatırım yaptım, istihdam sağladım; Türk ulusunun menfaatleri doğrultusunda çalıştım, çabaladım.
Sahada çalıştım, risk aldım, kazandım, kaybettim ama hiçbir zaman üretmekten ve ülkeme hizmet etmekten vazgeçmedim.
Bugün İTO Başkanlığına makam için değil, değişim için adayım, bu düzeni değiştirmek için adayım.
Şeffaf bir yönetim, hesap verebilir bir anlayış, genç girişimcilere fırsat, kadın girişimcilere daha güçlü destek, KOBİ'lere gerçek çözümler, İstanbul ticaretini dünya ile rekabet edecek seviyeye taşıyacak projeler ve her şeyden önemlisi Türk Ulusunun çıkarları doğrultusunda hizmet etmek için yola çıktım.
Bu mücadele, gerçekten yalnızca benim mücadelem değildir. Bunun iyi bilinmesini istiyorum.
Bu, sesini duyuramayan her İTO üyesinin, değişim isteyen her tüccarın, sanayicinin, girişimcinin, kısacası her vatan evladının mücadelesidir.
Bu, kuruluşunda tek bir Türk’ün yer almadığı, 1923’te Atatürk’ün yaktığı ateşle Türkleştirilen ancak günümüzde ne Atatürk’ü ne de Türk’ü akıllarına getirmeyen İstanbul Ticaret Odası'nı yeniden üyelerinin, yeniden bu ülke evlatlarının odası yapma mücadelesidir.
Bu, Türk ulusu için bir mücadeledir.
Gelin, şahsi menfaatlerin odak noktası haline getirilen İstanbul Ticaret Odası’nı yeniden yüce Türk devletinin ve yüce Türk ulusunun çıkarları doğrultusunda hareket eden, tek amacı bu aziz millete hizmet etmek olan bir yer yapalım.
Desteğiniz, sadece bir adaya değil; daha güçlü, daha şeffaf ve daha adil bir İstanbul Ticaret Odası’na verilmiş destek olacaktır.
Birlikte başaracağız! Bizi yalnız bırakmayın…
@servanberrak@specialist1998 ırkçılık değil bu iftira atmayın. teröriste devleti peşkeş çekenlere eyvallah mı diyelim? hendek savaşlarında 800 genç ssker polisimiz öldü. aferin mi diyelim? siz malsınız diye bizde mi mal olalım?
@WatcherWw3@gazetory Olm ülkenin belki %1-2'si okuma yazma biliyordu o dönem. Daha kolay öğrenmelerini, türkçeyi doğru yazabilmelerini sağladı latin harfleri. Bugün herkes okur yazarken yapmakla bir değil.
@aegon1907@TekYolFener basket şubesi bu seneyi artıda kapattı. yani cebimizden 5 kuruş çıkmadı. larkin de uygun bütçeye gelecek. bu güzel düzeni bozmayalım, destekleyelim. aynı başarıların darısı futbola diyelim.
Hiç şaşırmadım! İlk davamızda katiller için hemen gözlemci vekil gönderdiler, SSÇ’ler için de ardı arkası kesilmeyen açıklamalar yaptılar. Ama ben kendilerini ziyaret etmeyince ne oldu? Hemen ırkçı damgasını yapıştırdılar!
Siz kimi kandırıyorsunuz? Katili koruyan, çocuk katillerini kollayan sizsiniz! Vicdanınız yok, adaletiniz yok. Biz adalet istiyoruz, siz katilleri aklıyorsunuz. Bu utanç verici düzen değişmezse, yeni Ahmet’ler olmaya devam edecek!
@ortacagtarihi_ Benim bildiğim bizans istanbul şehrinin orjinal adı. Doğu roma imparatorluğu yerine kullanımı ise tarihçi wolf tarafından 1550'lerde başlatılıyor. Yani yukarıdaki Bizans yazısı şehri kastediyor bence.
BAKANLIK AÇIKLAMASI
Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü (SOFA) anlaşması hk.
Fransa ile GKRY arasında, Fransız askeri unsurlarının adamızda konuşlandırılmasın yanısıra askeri alanda teknoloji paylaşımı, ortak askeri tatbikatların icrası, askeri alanda eğitim faaliyetleri ile askeri tesislere teçhizat desteği sağlanması ve Fransa-GKRY askeri sanayi iş birliğinin geliştirilmesi gibi unsurları içeren SOFA anlaşması 8 Haziran 2026 tarihinde imzalanmıştır.
İnsani amaçlar kisvesi altında esasen askeri kazanım ve avantaj elde etmeye yönelik giderek yoğunlaşan ve Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki özden gelen egemen eşit haklarını yok sayan bu ve benzeri adımlar, adamız ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına ilişkin kurulan hassas dengeleri bozmaya yönelik olup Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı açısından yok hükmündedir. Yaşanan gelişmeler, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili garantisinin taşıdığı hayati önemi bir kez daha teyit etmekte ve Anavatan Türkiye ile savunma ve güvenlik alanlarındaki işbirliğimizi daha da güçlendirme yönündeki ihtiyacı görünür kılmaktadır.
Bir yandan Doğu Akdeniz'e kıyısı dahi bulunmayan ülkeler de dahil olmak üzere çeşitli devletlerle askeri işbirliği ve silahlanma anlaşmaları imzalayan, yabancı askeri unsurların adamıza konuşlanmasına olanak sağlayan düzenlemeler yapan ve Kıbrıs'ın çeşitli askeri amaçlarla üs olarak kullanılmasına imkan tanıyan Kıbrıs Rum liderliğinin, diğer yandan da adada bir anlaşmaya varılabilmesi bağlamında “sıfır asker, sıfır garanti” şartını sürdürmesi samimiyetsizliğinin açık tezahürüdür. Bu tür provokatif adımların adadaki iki halk arasındaki güven eksikliğini daha da derinleştirdiği açıkça ortadadır.
Kıbrıs Rum liderliği, sistematik biçimde Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını yok sayan ve adada oldu bittilere yol açan tek taraflı adımlar atarak gerçek niyetini açıkça göstermektedir. Kıbrıs Türk halkını ve Kıbrıs Adası’nın tamamını temsil etme yetkisine sahip olmayan GKRY’nin, adanın tümünü ilgilendiren meselelerde tek taraflı anlaşmalar akdetmesi kesinlikle kabul edilemezdir.
Kıbrıs Rum liderliği yalnızca adamızı değil, bölgemizi de bir hedef haline getirme riski taşıyan adımlar atmaktan bir an önce vazgeçmelidir.
Kıbrıs adasındaki mevcut gerçekleri ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen egemen eşitlik haklarını göz ardı ederek GKRY ile tek taraflı adımlar içerisine giren Fransa gibi Devletlerin adadaki iki devlet arasında işbirliği ve diyalog yaratılması yönündeki sürece zarar vermeye devam ettikleri aşikardır.
1974 Mutlu Barış Harekatı ile Doğu Akdeniz’de sağlanan güvenlik ve istikrara yönelik düzende hiçbir şekilde yeri olmayan Fransa’yı da bölgemize zarar veren girişimlerine son vermeye davet ediyoruz.