Amerikalı paralı asker David Mcintosh, Gazze'de binlerce insanın yiyecek bulmak için beklerken öldürüldüğü 'yardım' noktasından daha önce yayınlanmamış görüntüler paylaştı.
Mcintosh, katliamlardan sadece İsrail güçlerini sorumlu tutarak şunları yazdı:
▪️Orada yaptığımız işlerde Amerikalı yoldaşlarımı suçlayamam. Son derece yetenekli, üst düzey personellerdi.
▪️Ancak sahalarımızı çevreleyen İsrail ordusu bambaşka bir seviyede kötülük yapıyordu.
▪️Sivillere ve hatta standart prosedür gereği bize bile ateş ettiler. Burada ayrıntılara girmeyeceğim ama dünyada hâlâ gerçek savaşçılar olduğuna inanın.
▪️Paylaştığım görüntüler, Gazze'deki meşhur yardım sahalarını ve korkuya boyun eğmeyen ve ailelerinin açlıktan ölmesine direnen güçlü, irade sahibi Filistinlileri gösteriyor.
▪️Yönettiğim sahalarda erkek ve kadın askerler, Gazze halkına yardım etmek için ellerinden gelenin en iyisini yaptı.
▪️Fakat ne yazık ki İsrail güçlerinin kötü niyetleri vardı ve yaptığımız işi sabote etmeye çalışıyorlardı.
▪️Savaş suçlarını kolaylıkla işliyorlardı. Gerçekten de bu kadar çarpık ve dalkavuk zihinlerle daha önce hiç karşılaşmadım.
Hasbunallahu ve ni'mel vekil.
An itibarıyla Siyonist İsrail, Gazze'nin kuzeyinde bulunan bir okulu bombaladı. Okulun içinde şehitler var.
İşgal güçlerinin Gazze'de sürdürdüğü soykırım ve toplu katliamlar tüm şiddetiyle devam ediyor.
Tahran-Washington Hattında Tarihî Eşik: Pezeşkiyan İslamabad Mutabakatı'nı "İzzetin Zaferi" Diyerek Duyurdu
TAHRAN – İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda imzalanan tarihi "İslamabad Mutabakat Zaptı"nı resmi sosyal medya hesabı üzerinden sarsıcı ifadelerle duyurdu.
Yaptığı paylaşımda anlaşmayı diplomatik bir teslimiyet değil, aksine ülkesinin uyguladığı direnç politikasının mutlak bir zaferi olarak nitelendirilen @drpezeshkian , şu ifadeleri kullandı:
"Bu metin; izzetini ve bağımsızlığını hiçbir tehdit ve baskıyla pazarlık konusu yapmayan bir milletin sesinin yansımasıdır. Bugün kayıt altına alınan bu başarı; millî dik duruşun, siyasi akılcılığın ve sorumluluk sahibi bir diplomasinin sonucudur."
Savaşları Bitiren, Yaptırımları Kaldıran Tarihî Metin
14 maddeden oluşan mutabakat metni, tarafların bölgedeki tüm askeri operasyonları ve Lübnan dahil tüm cephelerdeki savaşı derhal durdurmasını öngörüyor. Anlaşma uyarınca ABD, İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırırken, nükleer bağlantılı olsun veya olmasın tek taraflı tüm birincil ve ikincil yaptırımları belirlenen bir takvime göre tasfiye etmeyi taahhüt ediyor. Karşılığında ise İran mevcut nükleer statüsünü koruyarak nükleer silah edinmeyeceğini taahhüt ediyor ve zenginleştirilmiş stokların UAEA denetiminde seyreltilmesini kabul ediyor.
Pezeşkiyan'ın paylaştığı anlaşmanın tam metin tercümesi:
İslamabad Mutabakat Zaptı
İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında
"İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, ortak bir iradeyle ve iyi niyetle, 28 Hordad 1405 (17 Haziran 2026) tarihinde aşağıdaki maddeler üzerinde mutabakata varmışlardır:
1. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri ile müttefikleri; bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte mevcut savaşa, Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonlara derhal ve kalıcı olarak son vermeyi kabul ve taahhüt ederler. Bundan böyle birbirlerine karşı hiçbir savaş veya askeri operasyon başlatmayacaklarını, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınacaklarını, Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü güvence altına alacaklarını beyan ederler. Nihai anlaşma, Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın kalıcı olarak sona ermesini ve bu maddenin diğer hükümlerini onaylayacaktır.
2. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri hükümetleri, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmaktan kaçınmayı taahhüt ederler.
3. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, en fazla 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak amacıyla müzakereler yürütmeyi taahhüt ederler. Bu süre, tarafların karşılıklı rızasıyla uzatılabilir.
4. Bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri, İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırmaya ve İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı her türlü deniz engellemesi veya müdahalesine derhal son vermeye başlayacak ve bunu 30 gün içinde tamamen sonlandıracaktır. Bu süre zarfında, İran İslam Cumhuriyeti'nin savaş öncesindeki gemi trafiği hacmine uygun şekilde gemilerin geçişi sağlanacaktır. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca, nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde askeri güçlerini İran İslam Cumhuriyeti'nin çevre bölgelerinden çekmeyi taahhüt eder.
5. Bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti, Basra Körfezi ve Umman Denizi'nden ticari gemilerin güvenli, ek bir maliyet olmaksızın ve sadece 60 günlük bir süreyle serbest geçişini sağlamak için azami çabayı gösterecektir. Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak ve teknik-askeri konular dikkate alınarak, İran İslam Cumhuriyeti ile Umman Sultanlığı arasında Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimi ve denizcilik hizmetlerinin belirlenmesi amacıyla görüşmeler yapılacaktır. İran İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı'ndaki egemenlik hakları ve denizcilik hizmetleri konusunda uluslararası hukuka uygun olarak kıyıdaş Basra Körfezi ülkeleriyle görüşmeler yürütecek ve bu konuda karşılıklı mutabakata varmak için fikir teatisinde bulunacaktır.
6. Amerika Birleşik Devletleri; bölgesel ortaklarıyla birlikte, İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden imarı ve ekonomik kalkınması için taraflarca kararlaştırılacak kesin bir program çerçevesinde en az 300 milyar dolarlık bir icra mekanizması (finansman) sağlamayı taahhüt eder. Bu program, nihai anlaşmadan sonraki 60 gün içinde yürürlüğe girecektir. Bu finansal işlemler için gerekli tüm onaylar, muafiyetler ve lisanslar Amerika Birleşik Devletleri tarafından sağlanacaktır.
7. Amerika Birleşik Devletleri; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları dahil olmak üzere İran'a karşı uygulanan her türlü yaptırımı, ayrıca nükleer programla bağlantılı olan veya olmayan tek taraflı tüm birincil ve ikincil ABD yaptırımlarını, nihai anlaşmanın bir parçası olarak belirlenecek bir takvim doğrultusunda kaldırmayı taahhüt eder. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, yukarıda zikredilen yaptırımların kaldırılmasının temel önemini kabul eder ve müzakerelerde bu konuların derhal ele alınması ve karşılıklı mutabakata varılması niyetini beyan ederler.
8. İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah üretmeyeceğini veya edinmeyeceğini yeniden teyit eder. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, zenginleştirilmiş malzeme stoklarının durumunun, taraflarca mutabık kalınacak bir mekanizma yoluyla ve 7. maddede belirtilen takvime uygun olarak, sahada en az seyreltme yöntemiyle ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) denetimi altında çözüme kavuşturulması konusunda mutabakata varmışlardır. İki taraf ayrıca, uranyum zenginleştirme konusu ve İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili diğer hususların, nihai anlaşmada yer alacak tatmin edici bir çerçeveye göre ele alınması konusunda anlaşmışlardır. Nihai anlaşma bu maddenin hükümlerini onaylayacaktır. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, bahsedilen nükleer konuların temel önemini kabul eder ve müzakerelerde bu konuların derhal ele alınması ve karşılıklı mutabakata varılması niyetini beyan ederler.
9. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, nihai anlaşmaya varılıncaya kadar mevcut durumu korumayı taahhüt ederler; İran İslam Cumhuriyeti nükleer programındaki mevcut durumu koruyacak, Amerika Birleşik Devletleri ise İran'a karşı yeni hiçbir yaptırım uygulamayacak ve bölgeye daha fazla askeri güç konuşlandırmayacaktır.
10. Amerika Birleşik Devletleri; bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte derhal ve yaptırımların tamamen sona ereceği tarihe kadar, Hazine Bakanlığı'nın İran'ın ham petrol, petrol ürünleri, petrokimya ürünleri ve bunların türevlerinin ihracatına yönelik muafiyetler tanımasını; bankacılık işlemleri, sigorta, nakliye ve benzeri tüm ilgili hizmetleri kapsayan lisansları çıkarmayı taahhüt eder.
11. Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti'nin dondurulmuş veya kısıtlanmış tüm fonlarının ve varlıklarının, bu mutabakat zaptının uygulanmasıyla birlikte tamamen erişilebilir hale getirilmesini taahhüt eder. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, müzakereler süresince bu fonların serbest bırakılması prosedürü üzerinde mutabakata varırlar. Bu fonlar, ister ana hesaplarda tutulsun ister başka bir hesaba aktarılsın, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen her türlü hak sahibine yapılacak ödemeler için tamamen kullanılabilir olmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri bu konuda gerekli tüm onay ve lisansları çıkarmayı taahhüt eder.
12. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, bu mutabakat zaptının başarılı bir şekilde uygulanmasını denetlemek ve nihai anlaşmaya bağlılığı sağlamak üzere ortak bir yürütme mekanizması kurulması konusunda mutabakata varmışlardır.
13. Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından ve bu mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelerinin uygulanmaya başlanmasına bağlı olarak, İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri münhasıran diğer maddelerle ilgili nihai anlaşma müzakerelerine başlayacaklardır.
14. Nihai anlaşma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararı ile onaylanacaktır.
İran İslam Cumhuriyeti Devleti Adına
(İmza)
Tarih: ...
Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Adına
(İmza)
Tarih: ...
Arabulucu Huzurunda:
Pakistan İslam Cumhuriyeti Devleti Adına
(İmza)
Tarih: ..."
Milyarder Peter Thiel’ın Gizli Ağı "Dialog" İfşa Oldu: Dünyayı Yönetenlerin Bilgileri Sızdı!
Silikon Vadisi’nin en gizemli ve elit organizasyonlarından biri olan, milyarder Peter Thiel’ın kurduğu "Dialog" ağı, büyük bir veri sızıntısıyla sarsıldı. Yıllardır basından ve kamuoyundan tamamen saklanan ağın üye listesi, özel yazışmaları ve hatta katılımcıların "aşk arayıp aramadıklarına" dair kişisel tercihleri internete düştü.
17 Haziran 2026 — PayPal ve Palantir’in kurucu ortağı, teknoloji milyarderi Peter Thiel ile Silikon Vadisi yatırımcısı Auren Hoffman tarafından 20 yıl önce kurulan ve bugüne kadar tek bir internet sitesi bile bulunmayan süper-gizli "Dialog" ağı, tarihinin en büyük krizini yaşıyor.
İş, akademi ve siyaset dünyasının en güçlü isimlerini bir araya getiren ve medyadaki gizemi nedeniyle sık sık "Bilderberg Grubu" ile kıyaslanan organizasyon, siber güvenlik dünyasının yakından tanıdığı bir araştırmacının sızıntısıyla tamamen deşifre oldu.
Güvenlik Açığı Skandalı Doğurdu
İsviçreli ünlü siber güvenlik araştırmacısı Maia Arson Crimew (2023 yılında ABD hükümetinin "uçuş yasağı" listesini ortaya çıkaran isim) tarafından tespit edilen veri sızıntısı, sadece üyelere açık olan kapalı devre internet sitesindeki bir kod açığından kaynaklandı. Sızıntı, organizasyonla bağlantılı 113 nüfuzlu liderin ismini, kişisel e-posta adreslerini ve telefon numaralarını gün yüzüne çıkardı.
Sızan belgeler arasında, grubun önümüzdeki Ağustos ayında İrlanda’nın başkenti Dublin’de gerçekleştirmeyi planladığı gizli zirveye ait "Katılımcı Profilleri" de yer alıyor.
Listede Kimler Var?
Sızan veri tabanında, isimlerin organizasyondaki tam rolleri (üye, konuk veya konuşmacı) net olarak belirtilmese de dünya çapında tanınan çok sayıda popüler ve siyasi figür yer alıyor:
*Scott Bessent (ABD Hazine Bakanı)
*Ted Cruz (ABD Teksas Senatörü)
*Sarah Bond (Microsoft Xbox’ın eski başkanı)
*Lisa Gevelber (Google Küresel Başkan Yardımcısı - Verilerde "Aktif Üye" olarak geçiyor)
*Joseph Gordon-Levitt ve Josh Brolin (Hollywood aktörleri)
*Sam Harris (Ünlü podcast yayıncısı ve yazar)
Bryan Johnson (Uzun yaşam/biyohacking üzerine çalışan teknoloji girişimcisi)
"Asla Paylaşılmayacak" Denen Siyasi Görüşler ve Kişisel Bilgiler Sokakta
Kayıt formlarında katılımcılardan sadece iletişim bilgileri değil; diyet kısıtlamaları, 2031 yılına dair küresel öngörüleri, gizli yetenekleri ve hatta Dialog etkinliklerinde "Aşkı arayıp aramadıkları" gibi oldukça mahrem bilgiler de talep edilmiş.
En dikkat çekici kısım ise katılımcıların siyasi eğilimlerini ("Aşırı Sol", "Sol", "Sağ", "Aşırı Sağ") seçmelerinin istenmesi oldu. Formun hemen yanında yer alan "Bu cevaplar uygulama içinde veya diğer katılımcılarla ASLA paylaşılmayacaktır" taahhüdünün, yaşanan sızıntıyla birlikte boşa çıkması organizasyonun güvenilirliğine büyük bir darbe vurdu.
"Dünyayı Yönetenler Güvenliklerine Özen Göstermiyor"
Ağustos ayında Dublin’de yapılması planlanan kapalı kapılar ardındaki zirvenin konu başlıkları da sızıntıyla birlikte ortaya çıktı. Oldukça manidar paneller barındıran etkinlik programında şu başlıklar öne çıkıyor:
- "Nükleeri Geri Getirmek"
- "Dezenformasyon ve Deepfake"
- "Gözetim Altındaki Demokrasi"
- "Bir Tarikat Yaratmak (Kürsü)"
- "Yönetimde Olmak Eğlencelidir"
Güvenlik açığını/hatasını fark eden araştırmacı Crimew, haber kaynağı Straight Arrow'a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Dünyayı yöneten insanların kendi güvenliklerinden o kadar emin olmaları ve hiçbir düzgün operasyonel güvenlik (OpSec) zahmetine katlanmamaları bana inanılmaz geliyor. Kolektif geleceğimizi tartıştıkları, kayıt dışı gizli toplantıları için bile bir güvenlik önlemi almamışlar."
https://t.co/k47OL4YZ9c
Burası Gazze…
İnsanlar bir çuval un için bombalar altında sıraya giriyor.
Bir ekmek kırıntısı için canlarını ortaya koyuyor.
Çocuklar açlıktan şişmiş karınlarla yatıyor, anneler “bir lokma” diye yalvarıyor.
Bu soykırım değil de nedir?
Dünya nerede? Sessizliğinizi de mi yediler?
#Gaza #GazzeyiUnutmayın 🇵🇸
Bu videoda bir yaralıyı taşıyan 3 Filistinli gencin kural tanımaz haydutlar tarafından vurulduğu anı görüyorsunuz. Tabi dünya kupası daha çok ilgi çekiyor.
بالأمس، أوقف جندي سيارة فلسطينية، ثم سحب أجزاء السلاح، وأطلق الرصاص على رأس رضيع في حضن أمّه وقتله.. الفيديو بشع.. لا يعرف التاريخ تطبيعًا واعتيادًا مع قتل الأطفال كما يجري اليوم.. مرة ثانية: جندي بالغ عاقل أعدَم رضيعًا في حضن أمّه.
Akademide eğitim gören 10 bin öğretmen, farklı merkezlerde yapılan eğitimin ve sınavların bir çok açıdan farklılık gösterdiğini dile getiriyor.
Çözüm: Seçilerek gelen, bir çok elemeden başarı ile geçen bu 10 bin öğretmenin (hepsine geçer not verilerek) atamaları yapılmalıdır.
Gazze'de ateşkes olduğuna yönelik haberler rehavet oluşturdu toplumda.
Sürekli gelen görüntüler gösteriyor ki Gazze'de ATEŞKES YOK! Zalim israil saldırmaya her daim devam ediyor.
Garantörlük ne oldu? İslâm ülkeleri nerede? Gündemden düşürmememiz gerekenler bunlar..
Netanyahu: Gazze Şeridi'nin yaklaşık %60'ına ulaştık. %50'deydik; şimdi %60'a ulaştık. Talimatıma göre ilerlememiz gerekiyor—
Seyirciler: %100! %100!
Netanyahu: Durun, sırayla ilerleyelim. Önce %70. Oradan başlayalım.
Dünyanın gözü önünde soykırım ve etnik temizlik yaşanıyor !