❤️🇹🇷❤️
📌 Yıl 2023, Belçika’nın başkenti Brüksel. Yani AB’nin merkezi. Voleybol Federasyon Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, ekibi ve diğer görevliler salonda. Daniele Santarelli ve sporcular da hazır.
📌 Başkan, “Şampiyonluk için ne versek az. Prim olur, başka bir şey olur. Tüm özel isteklerinizi yerine getireceğiz. Salonda işiniz bitti. Şimdi söz sırası sizde” dedi..”
📌 Önce İtalyan hoca söz aldı. “Bu konuda konuşması gereken oyuncularım..” diyerek sözü Kaptan Eda Erdem’e bıraktı. Otelin salonu bir anda sessizliğe büründü. Kimseden çıt çıkmıyordu.”
📌 “İşte Eda’nın o kısa konuşması: "Atatürk’ün sporcu kızları, ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz. Ne prim ister, ne de başka özel bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter..”
“Dinci sağcının kahramanı, vatanı en iyi satandır; dün böyleydi, bugün de böyle…
Belgeler iyi ki var..
1876 Nisan: “Ramazan Kararnamesi” ile Osmanlı’nın vergi gelirleri yabancılara devredilir!
1881’de ise “Muharrem Kararnamesi”yle tüm gelirleri devredilir!
Yani Atatürk’ün doğduğu yıl Osmanlı ekonomik iflasını açıklar.
Bütün varlıklarına el konulur.
Yahudi, İtalyan, Ermeni, Fransız tacirler artık İstanbul’dadır…
Abdülhamit, borcun üzerine yeni borç ekler.
Osmanlı 15 defa büyük borç alır.
Ama faizini bile ödeyemez.
Hazineye el koyan Avrupa, bugün “İstanbul Erkek Lisesi” olan binaya “Düyun-ı Umumiye”yi yerleştirip borçları yönetir.
Saraya ise ayakta kalsın diye belli bir ödenek verilir…
Abdülhamit önce Tekel’i verir.
Sonra teker teker millî varlıklar kaybedilir:
Demiryolları,
iplik, fındık,
pamuk, kömür,
tekstil, demir-çelik,
tuğla, kireç…
Ne iş varsa Avrupalılara satılır, devredilir.
Atatürk ise daha kundakta bebektir…
Haliç, ecnebi fabrikalarla dolar.
Tarlabaşı, Avrupa’dan gelen tüccarların görkemli evleriyle bezenir.
Zenginler İstiklal ve Sıraselviler’e yerleşir.
Bugün İstanbul’da gördüğümüz şahane binaların çoğu o dönemlere aittir.
Yüzlerce kilise ve sinagog açılır.
Avrupa zenginlerini ağırlamak için 5 yıldızlı otel bile yaparlar: Pera Palace. (Plaza adı oradan gelir; Rumca “saray” demektir.)
Fransa’dan trene binip Sirkeci’de inen Avrupa jet sosyetesini, tren garından bu otele Türk hamalları sırtında özel tahtlarla taşır. “Seni sırtımda taşırım” lafı II. Abdülhamit’ten kalmadır!
Batı emperyalizmi bu memleketi Vahdettin döneminde değil, II. Abdülhamit döneminde çoktan ele geçirmişti.
Atatürk ise Cumhuriyeti kurduğunda elimizde sadece çarık ve borçlar kalmıştı.
Bu yüzden sanayi ve tarım hamlesi başlattı.
Yerli Malı Haftası…
Arap kültür emperyalizminin din olarak dayatılmasından kurtulamayan Türk halkına millî üretim ve kalkınmanın önemini anlattı, anlattı, anlattı…
Arap hayranları biraz da bu yüzden Atatürk’ü sevmezler.”
Bir insanın adı bir kez çıkar mı; 9'a inse de 8'e inmez derler. Her yerde 'hain' olarak anılmak, bu yaşa gelmiş bir insanın geride bıraktığı en acı miras olsa gerek...!
#öfkemizDerinSeyyanenVerin