Geçmiş varlığın korunmuş boyutudur.
Şu anda 37 yaşındayım.
Ama içimde:
7 yaşındaki Hektor,
17 yaşındaki Hektor,
üniversite öğrencisi Hektor,
ilk öğretmenliğe başlayan Hektor,
tamamen yok olmuş değiller.
⸻
Sadece aynı yoğunlukta görünmüyorlar.
⸻
Bazen bir koku gelir.
Birden 7 yaşındayım.
⸻
Bazen eski bir şarkı.
Birden 17 yaşındayım.
⸻
Bergson işte burada şöyle der:
Geçmiş gitmedi.
Sen onun içinden geçerek bugüne geldin.
Ve belki bu yüzden onun felsefesi bazen melankolik değil de tuhaf bir şekilde şefkatlidir.
Çünkü Bergson’a göre hiçbir yaşımız gerçekten ölmez.
Hiçbir anımız tamamen yok olmaz.
Varlık sürekli kendini geride bırakmaz.
Kendini de yanında taşıyarak ilerler.
bugün şunu öğrendim
dünya eksik değilmiş aslında
fazlaymış.
o kadar fazlaymış ki
bir ağacın sallanışını görebilmek için
geri kalan her şeyi biraz unutmak gerekiyormuş.
⸻
deleuze olsaydı
bunu uzun uzun anlatırdı belki
ama ben okul çıkışı
bahçedeki ağaca bakarken anladım.
rüzgar vardı.
kuş sesi vardı.
uzakta bir servis korna çaldı.
telefon cebimde titredi.
bir öğrenci
“iyi akşamlar hocam” dedi.
ve bütün bunların içinden
yalnızca yaprakların hareketi kaldı.
⸻
meğer algı
dünyaya bir şey eklemek değilmiş.
biraz silmekmiş.
bir heykeltıraş gibi.
taşın içindeki yüzü arar gibi.
⸻
spinoza buna sevinirdi sanırım.
çünkü hiçbir şey eksik değildi.
ağaç da aynı tözdendi.
rüzgar da.
ben de.
ve o kısa akşam yorgunluğu da.
⸻
bergson ise gülümserdi.
“süreyi gördün mü?” diye sorardı.
gördüm derdim.
ama saatte değil.
bir yaprağın
dalı terk etmekle etmemek arasında
kararsız kaldığı yerde.
⸻
bazı günler
hayatı anlamaya çalışmaktan yoruluyorum.
deleuze,
spinoza,
bergson,
leibniz…
hepsi açık duruyor masamda.
sonra pencereyi açıyorum.
ve dışarıdaki dünya
bütün kitaplardan daha eski bir cümle kuruyor.
⸻
o zaman anlıyorum:
belki de mesele
gerçekliğe ulaşmak değil.
gerçekliğin üstüne yığılmış
gereksiz gürültüyü biraz azaltmak.
ve insan bazen
bir ağacın sessizce sallanışında
bütün felsefenin bıraktığı yerden
hayata devam edebiliyor.
İmmanens
tanrı kaçmadı hiçbir yere
burada bir yerde
belki bu masanın tahtasında
belki yorgunluğumun tam ortasında
spinoza bunu biliyordu
ben geç öğrendim
her şey bir tözden
acım da bundan
merakım da
ölümü düşünüyorum bazen
insanlar sonsuza kadar yaşamak istiyor
oysa ben
sonsuz bir pazartesi sabahından bile korkarım
bir çayın soğuması güzel çünkü
bir şarkının bitmesi
bir arkadaşın trene binip gitmesi
akşamın yavaş yavaş
mahalleye inmesi
her şey biraz da
sonu olduğu için güzel
bazı geceler
spinoza’nın yanına oturuyorum.
çok konuşmuyor.
iyi biri.
insanı suçlamıyor.
cezalandırmıyor.
sadece soruyor:
“bugün kudretin arttı mı?”
bu kadar.
bazen bütün ahlak felsefesi
tek soruya sığıyor.
Hegel dünyayı bir mantık ağacı olarak düşünür.
Bergson dünyayı büyüyen bir canlı olarak düşünür.
Deleuze ise Bergson’un yanında durarak şöyle der:
Dünya bir sonuca doğru ilerleyen diyalektik değil, sürekli yeni farklar üreten yaratıcı bir oluştur.
İstediğim İnsan Olma Yolunda, İşe Yaramayan Şeyler Üzerine, Coğrafyanın Mitleri, Dilden Dile ve Sosyolojik Marifet kitaplarını 3 kişiye hediye ediyoruz.
🎁 Çekiliş Şartları:
1️⃣ Bu gönderinin altına bir arkadaşını etiketle
2️⃣ @timasyayingrubu ve @kefeli141 hesaplarını takip et.
Bugün her şey sayıya dönüştürülüyor.
takipçi sayısı
beğeni sayısı
maaş
puan
diploma
Bunlar zaman gibi ölçü araçları.
Faydalılar.
Ama insan yavaş yavaş şunu unutuyor:
Ölçülebilen her şey önemli değildir.
Ve
Önemli olan her şey ölçülemez.
@atehafi1978 Aslında bir adım geri gittim. Sen “Tanrı merhametliyse…” diyorsun. Spinoza ise “Tanrıya merhamet atfetmeye nasıl karar verdik?” diye soruyor.
@atehafi1978 Spinozanın vereceği cevap muhtemelen şu olurdu:
“Siz daha ilk öncülde insan biçimli bir Tanrı varsaydınız”
Çünkü merhamet, adalet,öfke,sevgi, bağışlama
Bunların hepsi insan kategorileri.
Spinoza için Tanrıya “merhametli” demek de,“merhametsiz”demek de aynı ölçüde antropomorfiktir
@atehafi1978 Evrensel bir iyi var mıdır?
Siz var olduğunu kabul edip argümanlar üretmişsiniz.
Bu klasik argümanlar:
Tanrı mutlak güçlüdür.
Tanrı mutlak iyidir.
Dünyada kötülük vardır.
O halde bir yerde çelişki vardır.
Mantık kendi içinde tutarlı.
Ama+
Sayın üyelerimiz biliyor musunuz?
Sevdiğimiz şey yalnızca Spinoza değil.
Bir tür zihinsel dürüstlük arıyoruz.
O yüzden felsefeye dönüyoruz.
Çünkü insan bir süre sonra sloganlardan, pozlardan, kolay duygulardan yoruluyor.
Bilgi
Spinoza’da bilgi bile fizyolojiktir biraz.
Bir şeyi gerçekten kavradığında nefes alışın değişir, öfken değişir, insanlara verdiğin tepkiler değişir. Yoksa “anladım” dediğin şey çoğu zaman zihinsel bir dekorasyondur.
Acı…
Çoğu insan acıyı metafizikleştiriyor. Kutsuyor hatta.
Ama Spinoza için acı, kudretimizin azalmasıdır sadece.
Ne dramatik ne kutsal.
Sadece bir geçiş.