Yıldırım Beyazıd'ın Niğbolu'ya varıp 'Bre Doğan, bre Doğan! Sabret,geldim!' diyerek moral vermesi gibi; YILDIRIMHAN da mazlum ümmete umut oldu.6000 km menzile ulaşan bu füze, yarın -inşallah- dünyanın her yerine ulaşacaktır.Yapanlardan ve emri verenden Allah Te��lâ razı olsun!
Ebu Hüreyre رضي الله عنه’den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur :
Bir adam Hz.Peygamber’e ﷺ gelerek:
'Filanca kişi gece namaz kılıyor, sabah olunca da hırsızlık yapıyor' dedi.
Bunun üzerine Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu: 'Söylemekte olduğun (namazı), onu bu yaptığı (kötülükten) yakında alıkoyacaktır.'"
- Kaynak; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 447; Beyhakî, Şuabü’l-İman
——————————————
Demek ki namaz kılıyor ama şu günahı işliyor dememek lazım ve kişi bir günah işlese dahi namazı terk etmemeli çünkü namazın ıslah edici bir gücü vardır. Birinin hem ibadet edip hem hata yapması, onun ibadetinin boşa olduğu anlamına gelmez; aksine ibadeti onun kurtuluş anahtarı olabilir.
Namaz, kişiyi kötülüklerden arındıran bir süreçtir yeter ki o bağ koparılmasın.
İsmail Kılıçarslan, Van’da köpekler tarafından parçalanarak öldürülen ve yenilen 4,5 yaşındaki Hamza evladımızın arkasından çok ağır yazmış. Biraz utancı vicdanı ahlakı olan çıkar açıklama yapar.
İsmail Kılıçarslan:
Hamza’nın üç katili var. Biri milletvekili dediğimiz, dahası demek zorunda kaldığımız insan topluluğu. Parti ayırmaksızın birçok vekilin ya doğrudan mama lobisiyle bir bağlantısı olduğu ya da doğrudan mama-yem fabrikası sahibi oldukları konuşuluyor. Öyle olmasa, sokak köpeği terörü konusunda milleti dinlerler de bir işe yararlar.
İkincisi mama lobisi. Güya hayvansever(!)ler, gerçek hayvanseverlerin tüm samimi duygularını sömürmeye talip olarak çok büyük bir vurgun yapıyorlar ve bu vurgun için onlara sokakta köpek lazım.
Üçüncüsü medya. Hamza ile ilgili haberleri silecek kadar korkak, meseleyi konuşamayacak kadar ürkek medya. Mama lobisinden, beş tane vekilden, üç tane ağababadan korkan, reklam geliri dışında hiçbir ilkesi, inancı, fikri olmayan medya.
İBRETLİK BİR OLAY
Yeni Padişah İkinci Abdülhamid Han, Eyüp’te Ebû Eyyub el-Ensarî hazretlerinin türbesinde yapılan merasimde, ananeler gereği Hazret-i Ömer’in radıyallahü anh, kılıcını kuşanmış Edirnekapı üzerinden geri dönüyordu.
Sultanselim Camii’nde Yavuz Sultan Selim ve babası Sultan Abdülmecid Hanların türbelerini ziyaretten sonra Fatih Camii’ne gelindi. Padişah ve yanındakiler, büyük hükümdar, İstanbul fatihi Sultan Mehmed Hanın türbesine girdiler.
Padişah büyük büyük dedesi olan bu büyük Türk hükümdarının kabri başında hürmetle ayakta duruyor, okunması gereken sure-i şerifleri ve diğer duaları okuyordu.
Bir an elâ gözleri kapandı. Karşısında Fatih Sultan Mehmed Hanı gördü. Mübarek dedesinin iki yanında hocaları ve art arda şeyhülislâmları olan Molla Hüsrev ve Molla Gürânî vardı.
Kalbi sızladı. Gözlerini açtı.
Bir de şu anda arkasında duran devlet ricalini düşündü. Amcasının tahttan indirilmesi ve ardından şehit edilmesinde parmakları bulunan Sadrazam Rüşdi Paşa, Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi, Mithat Paşa ve diğerleri. Aman Yâ Rabbî, ne günlere kalınmıştı...
Gözleri yine kapandı. Aklına huzurunda bulunduğu büyük dedesi Fatih ile ilgili olarak Osmanlı tarihi hocası Vakanüvis Kazasker Lütfi Efendi’den işittiği menkıbe geldi.
Fatih Sultan Mehmed Han Fatih Camii civarındaki meşhur medreseleri yaptırmıştı. Talebelerin medreseye girdiği ana kapının önüne mezar büyüklüğünde bir çukur kazılmasını emretmişti. Emri hemen yerine getirilmişti. “Çukurun üzerine bir ızgara koyun!” diye devam etmişti cihan padişahı. Demirden ızgara da yerleştirilmişti çukurun üzerine. Ancak hiç kimse bu yapılanlara bir mânâ verememişti.
Tâ ki büyük Fatih son emrini verene kadar: “Ben vefat edince üzerime, mezarımdan çıkan toprağı atmayın! Onun yerine bedenimi, medreseye devam eden ilim talebelerinin ayakkabılarından koparak ızgaranın altında biriken bu mübarek tozlarla örtün. Umulur ki Cenab-ı Hak, onların yüzü suyu hürmetine bana merhamet eder...”
Elâ gözler açıldı. Karşısında tecessüm eden ve memleketin düştüğü durum sebebiyle sitem dolu bakışlarını hissettiği dedesine yürekten söz verdi:
“Cenab-ı Hakkın yardımıyla bu memleketi savaşlardan uzak tutacağım. Osmanlı mülkünün her tarafını okullarla donatacağım!...”
Bildiğimiz gibi Sultan İkinci Abdülhamid Han rahmetullahi aleyh, 33 senelik saltanatı süresince gerçekleştirdiği eğitim yatırımlarıyla Fatih’ten sonra eğitime en çok hizmet eden padişah unvanını alacaktı...
İsrail parlamentosu 12 bin Filistin'li mahkumu idam etmeyi öngören yasayı onayladı.
Mahkumlar arasında 4 bin çocuk var!
12 bin masum insan, dünyanın gözü önünde idam sehpasına gönderilecek!
Ses ver Türkiye!
İdamları Durdurun!
#stoptheexecutions#stopisrael#openaqsa
Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenci kardeşlerimizle hekimlerin tevazusu,merhameti,ibadet şuuruyla çalışması,ilaçla bedeni,maneviyatla ruhu tedavi etmesi gibi hususları konuştuk.Allah Teala Prof Dr Nevzat Tarhan hocamıza ve öğrencilerine razı olduğu işlerde muvaffakiyetler ihsan eylesin.
Marmara İlahiyat'taki konferansın izni iptal edildiğinden dolayı konferans aynı gün, aynı saatte aşağıda belirtilen salonda olacaktır.
📍 Neşe Düğün Salonu
Altunizade, İcadiye Bağlarbaşı Cd.
No:2 Üsküdar/İstanbul
🗓 30 Mart Pazartesi
⏰ 15.15
Not: Konferans herkese açıktır. Hanım kardeşlerimize yer ayrılmıştır.
Bir avuç sosyopat bağırmasın diye hastaneler okul önleri, otobüs durakları kedi-köpek doldu.
Camiilerde pislik ve kokudan insanlar secdeye gidemez hale geldi.
***RAMAZAN HOCA OLAYININ ARKA PLANI***
KUMPAS❗️
Manisa'da üyemiz Ramazan Avuşmak'ın tutuklanması ile ilgili süreci, başından itibaren takip ettik ve sendika olarak öğretmenimizin sınıfına, öğrencilerine kavuşacağı güne kadar da takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Özel çaba ve işgüzarlıkla başlatılan adli ve idari sürecin, artık cibilliyetlerini çok iyi bildiğimiz belli mihraklar tarafından hukuk çerçevesinden çıkarılarak, bir linç kampanyasına dönüşmemesi için sabırla ve özenle hareket ettik.
Ancak daha önce benzer bir çok olayda gördüğümüz gibi burada da Eğitim İş sendikasının yerine göre savcı, hakim veya müfettiş rolüne büründüğüne, okuldaki işgüzar üyelerini de cürmüne alet ederek iddianame hazırladığına, yargıladığına, soruşturduğuna ve infaz ettiğine şahit olduk.
Beyler durun bakalım! Biz daha bir cümle kurmadan bu telaşınızın sebebi nedir? Kumpasçı üyeniz deşifre olmuş, güvenliği yokmuş vs. Hem her türlü kumpası kuruyor hem de aklınızca önlem alıyorsunuz. Bunu yaparken de bir şehri zan altında bırakıyorsunuz.
Başından beri olup bitenlerin tamamını çalışıyor, not ediyor ve belgelendiriyoruz. Bütün gizem bir öğrencinin şikayetinin, sınıfın tamamının şikayetine nasıl dönüştüğünde düğümleniyor.
Aslında filmi biraz geriye sardığımızda herşey ayan beyan ortaya saçılıyor. Eğitim İş'in derdi eğitim, okullar, öğrenciler, vatan, millet, ülke vs. değil. Varsa yoksa milli ve manevi değerlere düşmanlık.
Hikaye şudur, bu yıl okullarda yaşanan Ramazan etkinlikleri bunların kimyalarını bozdu, korktular, tedirgin oldular. Zeminleri kaydı, kökleri kurudu. Aradılar, bütün örgüt pusuya yattılar, geçen yıl Bursa'da yaptıkları gibi bu sefer Manisa'da bayatlamış filmi vizyona sürdüler.
Bırakın bu eski numaraları, toplum laiklik vs. tartışmalarını çok geride bıraktı. Okullar artık eğitimi, bilimi, teknolojiyi konuşuyor, üretiyor.
Siz madem bu kadar vatanseversiniz, tam zamanı, şimdi açıklayın size inansın kamuoyu. Diyarbakır annelerini ziyaret eden üyelerinizi sendikanızdan neden attınız? Bu eyleminizle kime destek olmuştunuz acaba?
Biz Ramazan hocamızın yanındayız. Onun kelepçeyle götürüldüğü o görüntüleri asla doğru bulmuyoruz. Öğretmen davet edildiğinde gider, sorulara cevap verir diyoruz. Ortada tutuklu yargılanmayı gerektiren bir durum yoktur diyoruz.
Gerekli hukuki süreçler işletiliyor, en kısa zaman içinde hak yerini bulacak ve Ramazan hocamız görevinin başına dönecektir. O gün geldiğinde, bugün bir kaşık suda fırtına koparanlar bakalım özür dileme erdemini gösterebilecek mi?
Yeri gelmişken uyaralım; üyemiz olsun olmasın idareci ve öğretmenlerim, okulunuzda Eğitim İş üyesi birileri varsa dikkat edin, takip ediliyorsunuz. En küçük bir olayda merkeze bildiriliyorsunuz. Bunlarda dostça uyarı yok, meslek dayanışması yok, pusu var, çarpıtma var, şikayet etme var.
Daha da üzücü olan bu kirli ve karanlık işleri sendikacılık zanneden köhne ve jakoben bir azınlık var ortada. Dünya değişiyor bunlar körleşiyor.
Herkes konuştu, biz dersimizi çalıştık. Şimdi bizi takip edin, bilgilendirmeye devam edeceğiz.
(Eğitim-Bir- Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz)
@talatyavuz29