"Gençliğimi kimse bilmez
Sakallarımdan çocuk kokusu
Ağzımdan, ay ışığı fışkırır benim
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri
Tehlikeli şiir okur
Dünya'ya sataşırım ben"
Hayat çok sıkı zorluyor şu sıralar, tebrik etmek lazım. Böylesi daha keyifli ama bir noktadan sonra gerçekten can sıkıyor, yaşamak sadece inada biniyor. Sadece tüm bu zorlukların üstesinden gelebilmek alışkanlığı ve acaba sonra ne olacak merakı hayat. Uzun lafın kısası:
“Mezarlıkta, sıra sıra duran tüm beyaz haçlar, dev bir skor tabelasındaki küçük tebeşir izleri. Saygımı son kez, üzülmeden dile getirdim.
Edward Morgan Blake - 1924'te doğdu. Kırk beş yıllık komedyen. 1985'te öldü, yağmurda gömüldü.
Belki kişiliğimizdeki bir şey? Bizi biz yapan, savaşmaya ve mücadeleye yönlendiren şey hayvani bir içgüdü mü? Önemi yok. yapmamız gerekeni yapıyoruz. Başkaları kafalarını düşkünlük ve zevkin şişkin memeleri arasına gömüyor, analarının altında sığınacak yer ararken ciyaklayan
Okullarda yaşanan şiddet münferit değil, yapısal bir sorundur. Erken müdahale, risk takibi ve aileyle çalışma olmadan bu döngü kırılmaz. Bu yüzden her okula sosyal hizmet uzmanı atanmalıdır. #OkulSosyalHizmetiHEMEN
Gün gelir sevda koyarsa soluksuz seni
Gün olur yolun düşerse gurbet ellere
…
Kederin büyüyorsa kuytuluklarda
Gidecek yerin yoksa, bulamadınsa
Al bu dertten yüreğimi, kavgalara ser!
Üç beş yıl çalışıp müdür olmuşsun ama adam olamamışsın. Sosyal hizmetin s’sinden haberin yok. Hastaların insani istekleriyle hastalığın getirdiği istekleri birbirinden ayıramıyorsun daha. Bide geç kaldık diye bize laf ediyorsun, geç kalacağım ulan, uslu çocuk olmayacağım
Kombiciden soruldu:
Usta kombi niye arıza verdi?
(Bir dakika kadar sessizlik olur, kombici düşünür.)
Yanıt:
Zamanın vermiş olduğu yıpranma…
(Sessizlik olur.)
Bu sabah saat yedi buçukta uyandım.
Kahvaltımı ettim.
İse gittim.
Çalıştım.
Öğle tatilinde öğle yemeğimi yedim.
Çalıştım.
Saat on yedide günlük çalışma süremi tamamladım.
Eve geldim.
Kitap okudum.
Şiir kurdum.
Geldi uykum.
Biraz sonra uyuyacağım.
-m’ler yarım kafiye.