Şahsıma yönetilen bir soruya cevabımdır:
Siyasi parti organlarının seçimine ilişkin uyuşmazlıklar kural olarak seçim hukuku (298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun) hükümleri çerçevesinde çözüme bağlanır. Şayet bu seçim süreçlerinde bir suç işlenmiş ise, örneğin üyeler adına sahte oy kullanılmış ise, oy kullanan üyelere cebir veya tehdit uygulanmış ise, ortada suç işlenmiş demektir. Bu gibi durumlarda yapılacak soruşturma ve kovuşturma sonucunda mahkûmiyet hükümleri kurulmuş ise ve bu suç olguları yapılan seçimin sonucunu etkileyebilecek mahiyet taşıdığı takdirde, yine seçim hukuku (298 sayılı Kanun) hükümlerine istinaden seçimin yenilenmesine karar verilebilir.
Bu durumların hiçbiri, bir asliye hukuk mahkemesinin görev alanına giren hususlar değildir. Ortada, görevsiz mahkemenin verdiği bir karar mevcuttur. Bu kararla ilgili kanun yollarının bir an önce işletilip sonuçlanmasını sağlamak gerekir.
Vize süreçlerine odaklanan yazı dizisinin ikinci gününde, VFS’nin alt yüklenicisi Gateway firmasını rakipsizleştiren 2019 ve 2021 tarihli bakanlık yönetmelikleri var.
Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun imzasını taşıyan bu mevzuat değişiklikleri ile aynı dönemde Çavuşoğlu ve Gateway’in sahibi Çakmak arasında başka ilişkiler de kuruldu. Çavuşoğlu’nun kurucusu olduğu Hamdullah Emin Paşa Vakfı’na ait Alanya Üniversitesi'nin işletmesi 25 yıllığına bu firmaya devredildi. Çavuşoğlu’nun eşi de üniversitenin mütevelli heyetinde yer aldı.
Ayrıntılar için ⤵️
Araştırma 16-24 Nisan 2026 tarihleri arasında yapılmış. Yani butlan kararı öncesindeki durumu tespit ediyor. Artık o da ne kadar güvenilirse. Bu tür araştırmalarda bir gün bile önemlidir. Özer Sencar'ın ve T24'ün bu araştırmayı "yeni" diye sunması hakikaten çok ilginç bir durum.
EMEKLİ YSK VE İL SEÇİM KURULU BAŞKAN VE ÜYELERİ İLE EMEKLİ SEÇİM HAKİMLERİNE ÇAĞRI
Türkiye Cumhuriyetinin siyasi tarihinde damga vurmuş hem köklü hem Ana muhalefet partisi olan iktidar adayı Cumhuriyet Halk Partisinin geriye dönük 2023 yılına kadar olan kurultayları iptal edildi. Parti içinde iki gurup arasında çatışma ve kaos çıktı, artarak devam edeceğe benziyor. Bu durumdan sadece CHP değil ülkenin de zarar göreceği kaçınılmazdır.
Eyyy yıllarca Yüksek Seçim Kurulu ve İl seçim kurulu Başkan ve üyeliği görevi yapmış emekli hakim arkadaşlar;
Sizler seçim hukukunda uzmanlaşmış çok deneyimli kişilersiniz.
Bir partinin ötesinde Ülke için önem arz eden bu kaotik durum hakkında görüşlerinizi birlikte veya ayrı ayrı lütfen açıklayınız.
Bu konuda görüşlerinizi açıklamak bu ülkeye ve vatandaşlara borcundur, görevinizdir, sorumluluğunuzdur. Lütfen gereğini yapınız, halkı aydınlatınız.
Makamlar sizin, sokaklar, parklar, meydanlar bizim!
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, bayramın dördüncü günü örgütümüzle, partililerimizle, vatandaşlarımızla bayramlaşıyor.
Bekliyoruz…
🗓️ 30 Mayıs Cumartesi
🕗 14.00
📍 Babaocağı Ankara İl Başkanlığı Binası / Güvenpark
CHP HAKKINDA VERİLEN TEDBİR KARARININ BU HALİYLE VE İCRA YOLUYLA İNFAZI MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Siyasi partilerin genel kurullarında yapılan seçim ve oy kullanma işlemleri hakkında çıkan itilafların Siyasi Partiler Kanunu gereği, niteliklerine göre YSK, il ve ilçe seçim kurullarında çözülmesi gerekir.
Bu bakımdan Delegenin oy verme iradesi sakatlandığı iddiasıyla açılan davaya hukuk mahkemeleri bakmaya yetkili değildir.
Buna rağmen bir an için yetkili olduğunu kabul edelim.
Mahkemenin davaya bakmaya yetkisi olsa bile verdiği kurultay iptali kararı yanlıştır. Kararın, kabul edilir, hukuka uygun bir gerekçesi yoktur. Açık keyfilik ve takdirde hata söz konusudur. Bu hususu da bir tarafa bırakalım.
Bunlardan başka Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre davanın sonucunu etkisiz kılacak şekilde esasî çözen tedbir kararına hükmedilemez. Bu nedenle hükmedilen tedbir kararı davanın esasını çözdüğü için Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu halde bir an için uygun olduğunu kabul edelim.
Ancak mahkemece verilen bu tedbir kararının icra yoluyla infazı mümkün değildir.
Kısa ve anlaşılır şekilde açıklamaya çalışalım:
Mahkeme, karar verdiği sırada görevde olan mevcut CHP yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, 2023 yılında yapılan 38. kurultaydan önce görev başında olan genel başkanın ve diğer parti organı üyelerinin de göreve iadesine tedbiren hükmetmiştir.
Mahkeme hükmettiği bu tedbir kararını gereğinin yapılması için Yüksek Seçim kuruluna, Ankara il Seçim Kurulu’na ve 4 nolu Çankaya ilçe Seçim kuruluna gönderilmesine hükmetmiştir.
Bu kararıyla mahkeme Yüksek Seçim kurullarından, görevden aldığı parti yöneticilerinin Mazbatalarının geri alınmasını veya iptalini, göreve iade ettiği parti yöneticilerinin de Mazbatalarının canlandırarak kendilerine verilmesi suretiyle tedbir kararının infaz edilmesini istemektedir.
Nitekim mahkeme verdiği bu karar gereğince tedbir kararının gereğinin yapılması için yani mazbata işlerinin düzenlenmesi için (bu kurullardan başka bir şey talep edilemez) kararı sözü edilen seçim konularına ayrı ayrı göndermiştir.
Ancak Yüksek Seçim kurulu ve diğer il ilçe Seçim kurulları mahkemece verilen tedbir kararının yerine getirilmesi konusunda yasalarla kendilerine verilmiş bir yetki ve görev olmadığını belirterek mahkeme kararını işleme almaksızın iade etmişlerdir.
Bu suretle seçim kurullarıyla mahkeme arasında tedbir kararının uygulanması konusunda bir ihtilaf çıkmıştır. Bu ihtilaf çözülmeden tedbir kararını icra dahil hiçbir merci tarafından infaz mümkün değildir. Tedbir kararı bu haliyle askıda kalmıştır.
Halen mahkemenin iptal kararının hüküm fıkrasında “tedbir kararı gereği yapılmak için YSK, İl Seçim kurulu ve ilçe Seçim kuruluna gönderilmesine” hükmü durmaktadır. Bu hüküm mahkemece değiştirilmeden kararda durduğu sürece tedbir kararının başka mercii tarafından infazı mümkün değildir.
İcra yoluyla yapılan tedbir kararı uygulaması işlemlerinin ilgililer tarafından süresi içerisinde görevli icra hukuk hakimliğine şikayet edilmesi halinde mahkemece iptaline karar verilmesi ihtimali kuvvetle muhtemeldir.
Öncelikle herkesin bayramını kutlarım.
Sayın Ömer Eminağaoğlu’nun “MAZBATA KONUSU” başlıklı paylaşımında yer alan,
“Şu an 39 uncu kurultayda
seçilen ve mazbata alan
organların mazbataları karar kesinleşmediği için, karar kesinleşene kadar geçerli ve de görevdeler ancak tedbir nedeniyle yetkileri yok.
Yetkiler tedbiren 37 nci
kurultayda seçilen organlarda.” şeklindeki değerlendirme yanlıştır.
Bir partide hem mazbatalı seçilmiş genel başkan ve hem de tedbir kararıyla görevlendirilen mazbatasız ama yetkili genel başkan olmaz, olmaz.
Kaldı ki tedbir kararı infazı, YSK’nın İl, İlçe seçim kurullarının görevden alınanların mazbatalarını geri almasına, göreve iade edilenlere ise eski mazbatalarının devam ettiğine dair belge verilmesi şartına bağlı olduğu anlaşılıyor. Bunu nereden anlıyoruz? Mahkeme tedbir kararı verirken aynı zamanda tedbirin gereği için YSK,İl,İlçe seçim kurullarına gönderilmesine de karar vermiş. Nitekim gönderdi ama mahkemenin bu talebi reddedildi. Mazbata şartı şartı gerçeleşmediği için tedbir kararı uygulama niteliği kazanamadan askıda kaldı.
Sonuç olarak
geçerli mazbata kimde ise yetkili genel başkan da odur ve bir partide aynı anda sadece bir genel başkan olur.
İktidarın yetmese bile tuttuğu destek, hala kendi beka davasıyla birilerinin kaderini eşitleyebilmesinden. İktidar kaybederse, kimi para, kimi güç, kimi “itibar”, hayat tarzını veya “olmayan değerleri” kaydedeceğine inandırılıyor.
Ancak “İktidarda kalma” stratejisinin ölçüsüzlüğü yüzünden karşı tarafta da artık “kaybetme korkusu” sınırı çoktan geçilmiş durumda. Artık pasif bir endişenin yerini açıkça yaşanan somut kayıplar aldı ama itiraz hala “potansiyel”.
Siyasetçiler, sendikacılar, gazeteciler, hukukçular hatta partiler ve kurumlar cezalandırılırken; insanların da paraları, refah seviyesi, hayat tarzı ve en önemlisi bunu değiştirebilme umutları birer birer elinden alınıyor. Dolayısıyla bu fütursuz, sınır tanımaz saldırganlığa, asıl mağdurlarının vereceği cevap bütün kurumsal aktörlerden ve taktik manevralardan daha önemli.
Ekmeğine, özgürlüğüne, adelet duygusuna, huzuruna, geleceğine, seçme hakkına, ifade ve haber alma hürriyetine, okuluna, yaylasına, denizine, zeytin ağaçlarına saldırılanların cevabı önemli olacak. Bu cevap konusunda fazla idmanlı ve seçenekleri çeşitlendirebilen bir millet söz konusu olmayabilir ama her uysallığın bir sınırı var.
Mesele “mağdurdan yana olmak” değil (zaten mağdur da kendisi) adam yerine konmamak”. “Seçtiğinizi alır indirir hapse atarım, seçebileceğinize kayyum atarım. Ne seçerseniz seçin, o benim tercihim olur”. Bu, karşısındakilere doğrudan, kendi seçmenine dolaylı olarak “hiçlik” (butlan) atfetmek.
İktidar, siyaset profesyonellerini veya kavramsal-kurumsal alanı taktik hamlelerle tıkamak-engellemekle başı dönmüş halde koşuyor. Fakat bu baskıyla neyi sıkıştırdığının da farkında (zaman zaman duraksaması, beklemesi bu yüzden) ama kendini durdurma kabiliyeti kalmadı. “Durmak yok yola devam”. Bu yüzden durdurmak veya “püskürtmek” bir seçenek değil, tek yol değiştirmek.
Sorun kimin milletine güveneceği olmamalı, asıl hadise halkın kendine inanıp inanmaması. İnandığını göstermenin yolunu, yordamını bulması. Dikkatini düşman bellettirilenlerden ayırıp, kaybettirenlere dönebilse ve onların ne kadar küçük bir azınlık olduğunu idrak edebilse ya da artık birileri bunu söylemeye başlasa bütün planlar, güç yığılması anlamsızlaşır.
@kilicdarogluk@GayeUsluer Yazık, sizin için üzülüyorum çok daha farklı anılabilecekken hepimizin öfke duyduğu birine dönüşmen üzücü. Hala geç değil, itidallı soğukkanlı davranıyor olmanında bir karşılığı yok vazgeç partiyi bölmekten..
Kemal Kılıçdaroğlu, “hukuken” CHP’nin Genel Başkanı değildir. Görevsiz bir Mahkeme tarafından verilen Anayasa ve Kanunlara aykırı bir karara dayanarak partinin genel merkezinde “fiili durum” yaratılmıştır. Muhatap almak bir “meşruiyet zemini” yaratmak demektir. Bu sebeple kendisine hitaben “Kurultay Çağrısı” içeren mesajların hiçbirini “hukukçu olarak” uygun görmem ve benimsemem. Siyasetin yol haritası ise bu görüşümden ari bir konudur. #HukukDevleti
KILIÇDAROĞLU’NUN ESKİ PM ÜYELERİNİ TOPLANTIYA ÇAĞIRMASI HUKUKEN MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan katarında verilen tedbir kararıyla eski görevlerine iade edilen PM üyelerini toplantıya çağıracakmış. Böyle bir çağrı ve PM toplantısı iki nedenle hukuka aykırıdır:
1-Kılıçdaroğlu mazbatası olan yasal bir genel başkan değildir. PM’i genel başkan sıfatıyla toplantıya çağırma yetkisi yoktur. Hukuken mümkün değildir.
2-Eski görevlerine iade edilen PM üyelerinin eski görevlerine seçildiklerine dair mazbata süreleri ve geçerliliği sona ermiştir. Mahkemece istendiği halde seçim kurullarıdan yeni mazbata da verilmediği için eski görevlerini geri kazanamamışlardır. Hukuken PM üyesi olarak görev yapmak, karar almak üzere toplanamazlar. Toplanıp karar alsalar bile hukuken geçersizdir.
Bu na karşılık CHP’nin en son PM üyeleri mazbataları aldıkları seçim kuruluna müracaat ederek mazbatalarının geçerli olduğuna dair belge alıp bu belgeyle birlikte PM toplantısına katılmaları hukuka uygundur. @kilicdarogluk@eczozgurozel@muratemirchp
İzmir Valiliği, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yarın saat 12.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda halka seslenmesine izin vermedi, alternatif olarak Gündoğdu Meydanı gösterildi.
CHP’nin karara itiraz ettiği, Özel’in ise “Atamızın anıtına çelenk koyacağım. Buna kimse karışamaz” dediği öğrenildi.
Sistemik krize adım adım…
Butlan hamlesine karşı “ara formül” önerisi CHP baskınıyla yanıtlanan Bahçeli ve MHP bugünkü Feti Yıldız açıklamasıyla el yükseltti: Butlan hukuksuzdur!
CHP’ye yönelik Butlan darbesinin ‘müesses nizam’ merkezli, çözüm sürecini bitirmeye yönelik ve kendisini hedefleyen bir hamle olduğunun farkında olan Bahçeli, ilk anda Kılıçdaroğlu’nu feragat etmeye çağırarak daha ara bir formülle karşı müdahale örgütlemeye çalışmıştı. Butlan kararını aldıran iradenin yanıtı CHP Genel Merkezi’ne polis baskını olmuştu.
Bugün MHP-Bahçeli cephesinden aslında el yükselten karşı hamle geldi.
Feti Yıldız’ın “2820 S.K. nun 21.madde, 11.fıkrası mevcutken, medeni kanun ve dernekler kanununun uygulanması mümkün değildir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin yetki alanı genel kurulun seçim maddesine kadar olan işlemlerine ilişkindir.
(Örneğin,mali raporların ibrası gibi)”
açıklamasıyla MHP tarafı Butlan kararını hukuksuz ilan etti. Böylece MHP-Bahçeli, Butlan kararının içeriğine ve hukuki niteliğine girmeden ara formül önerme pozisyonundan, “alınan karar hukuk dışıdır” aşamasına geçmiş durumda.
Bunun sonuçları olacaktır. Hatırlayın YSK da aslında mahkeme kararını onaylayan değil, muhatap almayan bir pozisyon almıştı ve bu da haliyle Özgür Özel yönetiminin başvurusunun reddi olarak anlaşılmıştı. Ancak oradaki ayrıntı bugün tekrar anlamlı hale geldi.
Şimdi aynı YSK, “CHP’nin son kurultay sonucuna göre Özgür Özel’e verilen mazbata geçerli midir” sorusuna yönelik bir başvuruya “Evet geçerlidir” demeyeceğini kim iddia edebilir?!
Bilgi Üniversitesi’nin kapatılma kararı ve geri alınma süreci de aynı çatışmanın yansımasıydı mesela. Bilgi Üniversitesi eş zamanlı bir anda baskın vari şekilde kapatıldığında “CHP’ye butlan hamlesi yapanların imza eylemidir bu” demiştim. Bakın mesela orada karşı hamle daha hızlı sonuç verdi, mesele CHP meselesi kadar stratejik olmayınca karar geri alınabildi.
Ödenmeyen ücret ve tazminat hakları için eylem başlatan Özşen Madencilik işçilerinin yürüyüşü sürüyor
🗨️Biz dilenmiyoruz hakkımızı istiyoruz!
🗨️Bu bayramda da aç kalmak istemiyoruz!
https://t.co/Q6OPPbxT2T