Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur.
Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, hainlerin başını ezecek kudrete ziyadesiyle sahiptir.
Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır.
Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak.
15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek.
Birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece kimse bu milletin iradesine zincir vuramayacak.
İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak.
Demokrasimize kastedenler; millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacağını bilecek, bu millete kötülük yapmayı aklından bile geçiremeyecek.
Bundan 10 sene önce, 15 Temmuz gecesi milletçe hep beraber muhteşem bir destan yazdık.
O gece üniformasına ihanet eden FETÖ’cü teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformaya sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına…
Jandarması, polisi, özel harekâtçısı, istihbaratçısıyla tüm güvenlik birimlerimize…
Ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla aziz milletimin her ferdine bugün bir kez daha tebrik ve teşekkürlerimi iletiyorum.
“Türkiye’ye zeval gelmesin” diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan dünyanın farklı ülkelerindeki tüm kardeşlerime de şükranlarımı sunuyorum.
O gece şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi var.
253 şehidimizin tamamının, 2 bin 737 gazimizin her birinin nice anısı, o geceye dair nice hatırası var.
Rabb’im, vatanımızın ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.
Şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın…
FETÖ tamamen bertaraf edilene, her türlü kılığa giren bu ihanet şebekesinin kökü kurutulana kadar mücadelemiz sürecek.
Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır.
Mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum:
Artık reddimiras yapan bir Türkiye yok.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı’nın kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz.
Kriterleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz.
Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkânını güçlendiriyoruz.
Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayisinin istifadesine sunuyoruz.
Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan, 6 ay ana para ödemesiz, 36 aya kadar vadeli kredilerin 12 puanlık maliyetini de hükûmet olarak biz karşılıyoruz.
Bu iki program sayesinde imalat sanayisi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz.
Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun.
“Beş dakikacık bir görüşme” için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz.
Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir.
Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz.
Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır.
Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır.
Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.
NATO Zirvesi, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ne gerek var” diyenlere, “iktidara gelirsek Külliye’yi yıkacağız” diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır.
Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân Milletin Evi’dir.
Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır.
Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır.
Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara Zirvesi, medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur.
Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında hâlen devam ettiğini görüyoruz.
Maalesef Türkiye’de kendi devleti ve hükûmeti hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var.
Bunlar tüm misafirlerimizin ülkemizden sitayişle bahsetmesini içlerine sindiremiyor.
Öyle ki NATO Ankara Zirvesi’ne ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar.
Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki NATO Zirvesi’ne İttifak üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanı iştirak etti.
Liderlerin yanı sıra yüze yakın bakanı, bini delege olmak üzere 4 bin 800 üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcisini ve davetliyi Ankara’da misafir ettik.
NATO zirveleri güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale ve dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır.
Tedbirler noktasında biz de işi şansa bırakmadık.
Zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum.
Ankara, tarihî bir zirveye tarihî bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır.
Ankara’nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir.
Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum.
Bu sene cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara’da coşkuyla kutlayacağız.
İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde de sergileyeceğiz.
NATO, birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır.
NATO’nun savunma sektörü ile daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi, müttefiklerce kabul edildi. #NATOsummit
NATO Ankara Zirvesi’nde, İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askerî kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini atmış bulunuyoruz. #NATOsummit
Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvemizi başarıyla tamamladık.
Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihî zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. #NATOsummit
Küresel güvenlik mimarisinin büyük güç rekabeti, hibrit tehditler, bölgesel krizler ve yeni teknolojilerle yeniden şekillendiği bir dönemde icra edilen bu Zirve, ülkemizin küresel güvenlik mimarisindeki merkezî rolünü, diplomasi kapasitesini ve müttefiklik sorumluluğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
“NATO 3.0” vizyonu, Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmeyi ve İttifakın yeni döneme daha hazırlıklı biçimde uyum sağlamasını hedeflemektedir.
Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayisi kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO’nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır.
Savunma Sanayisi Forumu ile başlayan Zirve’de ortak üretim, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, savunma teknolojilerinde eş güdüm ve müttefikler arası iş birliği imkânları ele alınmıştır.
Zirve marjında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ABD Başkanı Donald Trump, Kanada Başbakanı Mark Carney, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Karadağ Başbakanı Milojko Spajic, Slovakya Cumhurbaşkanı Peter Pellegrini ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile ikili görüşmeler gerçekleştirdik.
Bu temaslarda ikili ilişkiler, AB ile münasebetler, savunma sanayisi, ticaret, enerji, güvenlik, Avrupa-Atlantik güvenliği, Balkan Barış Platformu, Rusya-Ukrayna savaşı, İran-ABD süreci, Gazze, Libya, Suriye ve bölgesel istikrar başlıkları başta olmak üzere birçok kritik konu ele alınmıştır. Zirve marjında ayrıca Birleşik Krallık ile Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması imzalanmış, Kanada ile Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri de başlatılmıştır.
Özellikle Zirve vesilesiyle ülkemize resmî ziyaret gerçekleştiren kıymetli dostum ABD Başkanı Sayın Trump ile gerçekleştirdiğimiz yapıcı ve verimli görüşmelerin, millî muharip uçağımız KAAN ve F-35 programı başta olmak üzere savunma sanayisi alanında ülkemizin beklentilerine uygun somut neticelere vesile olacağına inanıyorum.
Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirdiğimiz 36’ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ni başarıyla tamamlamış bulunuyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde icra ettiğimiz Zirve’ye NATO üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanının yanı sıra 100’e yakın bakan, üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve davetli iştirak etmiştir.
Zirve sürecinde güvenliğin en üst düzeyde sağlanması ile vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunması arasında hassas bir denge gözetilmiştir.
Alınan güvenlik, ulaşım, koordinasyon ve kamu düzeni tedbirleri; liderlerin güvenliği, şehir hayatının sürdürülebilirliği ve uluslararası kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla titizlikle planlanmış, vatandaşlarımızın günlük yaşamlarının aksatılmamasına özellikle ehemmiyet gösterilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemiz, uluslararası medya merkezi olarak hizmet vermiş; 1.800 kişilik çalışma alanı, 40 montaj odası ve çok sayıda canlı yayın noktası basın mensuplarının istifadesine sunulmuştur. Zirve’yi rekor bir katılımla 2.500’ü aşkın basın mensubu takip etmiş; TRT koordinasyonunda 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla Ankara Zirvesi tüm dünyaya ulaştırılmıştır.
Ankara’mızın tanıtımına da büyük katkı sunan Zirve boyunca gösterdikleri hoşgörü ve eşsiz misafirperverlik için Ankaralı hemşehrilerime gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.
Kolluk kuvvetlerimiz başta olmak üzere medyadan teknik işlere, sağlıktan ulaşıma, protokolden ikram hizmetlerine kadar birçok alanda Zirve’nin sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesi için fedakârca görev yapan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum.
NATO Ankara Zirvesi’nin hazırlık ve icrasında gösterdiği iş birliği odaklı yaklaşım ve çabaları için Genel Sekreter Sayın Mark Rutte’ye hassaten teşekkür ediyorum.