Bilimsel yolculuğumuz devam ediyor.
ISCB GMDS 2026 Conference ilk günün ardından KlinBiS Kurucu Genel Başkanımız Prof. Dr. E. Arzu Kanık, KlinBiS üyeleri ve bilimsel topluluğumuz için kısa bir mesaj paylaştı.
Bilim, paylaşıldıkça ve birlikte üretildikçe güçlenir.
ISCB GMDS 2026 FREIBURG kongresindeyiz. @CathieSudlow açılış konferansı veriyor. Her ülkenin kendi rutin versini curate etmesini yani bilgi çıkarmak analiz etmek için kullanılabilir hale getirmek icin yürüttükleri projeyi anlatıyor. Edinburg projesi.. Biz 2022 de Tuseb e böyle bir proje önerdik ama bizde toplanan sağlık verisinin sahibi ya da uzerinde arastırma yapmaya yetkili kurum karmaşası nedeniyle proje başlamadı. Başlasa bugün burada Türkiye modeli olarak sunuyor olurduk. @ISCB_info@tusebgovtr
KISIM XIV | KAPANIŞ
Bilim Kendini Düzeltebilir mi?
Yedi bölüm okudunuz ve soruyu parçalara ayırdık.
Yanılmak bilimin başarısızlığı değil, ta kendisidir. Sorun yanılmak değil, yanıldığını bulmanın ne kadar sürdüğüdür.
Geri çekme bir utanç değil, bir işleyiş göstergesi olmasına rağmen, sistem onu böyle okumadığı sürece, doğru davranan taraf cezalandırılmaya devam edecek.
Tekrarlama en hızlı yakalayan mekanizmadır ve en az ödüllendirilen iştir.
Veri paylaşımı en çok ihtiyaç duyulan ve en az uygulanan kuraldır.
Yapay zekâ yeni bir kırılma türü getirdi: kaynağın kendisinin var olmaması. Ve o kirlenme, araç düzelse bile literatürde kalıyor.
Bir sonucun kanıt olması, zincirin ne kadarının görünür olduğuna bağlıdır ve asıl ölçüt, bir kırılma bulunduğunda ne kadar sürede düzeltildiğidir.
Cevap şudur:
Evet, bilim kendini düzeltiyor. Ama kendiliğinden değil ve her seferinde, bunu yapmakla görevli olmayan birinin emeğiyle.
https://t.co/PNNGdmBBID
Nisan 2023'te Michael Börsch, 30 yıllık biyofizik kimyagerliği kariyerinde aldığı en tembel hakem değerlendirmesini aldı. Hakem 1, enerji taşıyıcı molekül ATP'nin üretimini sağlayan bir enzim hakkındaki makalesine ayrıntılı geri bildirim vermişti, ancak Hakem 2'nin yorumları, Börsch'ün görüşüne göre "aptalca"ydı.
İkinci hakem, Börsch'ün özetinden bazı bölümleri yapıştırdıktan sonra bir dizi genel talepte bulundu. Bunlardan biri "sonuç bölümü çok uzun, kısaltın" şeklindeydi, ikincisi "İngilizce dilbilgisini iyileştirin" diye rica ediyordu ve üçüncüsü makalenin bir parçası olmayan ölçümlerden bahsediyordu. Hakem ayrıca Börsch ve ortak yazarlarının "bazı güncel literatürü" eklemelerini önerdi ve Alzheimer hastalığıyla ilgili iki ilgisiz çalışmaya işaret etti 1 , 2 .
Almanya'daki Friedrich Schiller Üniversitesi Jena'da görev yapan Börsch, "Gerçekten de bu hepimiz için zaman kaybıydı," diye hatırlıyor. Birinci Hakem'in açıklamalarına göre makaleyi revize ettikten ve İkinci Hakem'in isteklerini düşünceli, ancak biraz da sinirli bir mektupla reddettikten sonra, makalesi İsviçre'nin Basel kentinde bulunan MDPI yayınevinin portföyünde yer alan International Journal of Molecular Sciences 3'te yayınlandı. İşleri bitmişti - ya da Börsch öyle düşünüyordu.
@AliGunerMD Birşeyler değişecek sanki...
In almost every retraction case I have studied, the person who caught the problem was not paid to look: a reviewer, a statistician, a student, a reader.
Science's self-correction is not a property. It is labour — and mostly unpaid labour.
The Lancet strike (first in 200 years) and every review done on personal time are the same story. Solidarity.
#SolidarityForScience #PeerReview
The historic strike by The Lancet staff after 200 years is far more than a wage dispute—it exposes the deeply unsustainable labor practices underlying modern scientific publishing.
Academic publishing relies overwhelmingly on unpaid scholarly labor. Researchers write papers, perform peer reviews, manage editorial duties, and maintain quality control—all largely without compensation. Today, this burden has expanded to include detecting AI-generated content, fabricated data, manipulated images, and paper mill activity, turning academics into de facto research integrity investigators.
Yet, major commercial publishers continue to report profit margins of 35–40%. This creates a striking paradox:
Scientists produce the knowledge for free.
Scientists evaluate and edit the research for free.
Scientists investigate fraud and synthetic content for free. @NUJofficial
Scientists pay again to access or publish (APC) their own work.
The dispute at The Lancet ultimately challenges the entire economic architecture of academic publishing: who generates value, who protects integrity, and who profits? Research integrity cannot remain an unpaid side task—it is critical infrastructure that demands fair investment in human labor.
The Lancet çalışanlarının 200 yıllık tarihinde ilk kez greve gitmesi, yalnızca bir ücret anlaşmazlığı olarak görülmemeli. Bu olay, bilimsel yayıncılığın giderek büyüyen ve uzun süredir görünmez kalan emek sorununu da yeniden gündeme getiriyor.
Bilimsel yayıncılık bugün büyük ölçüde akademisyenlerin karşılıksız emeği üzerine kurulmuş durumda. Araştırmacılar bilimsel çalışmalarını çoğu zaman herhangi bir ücret almadan yürütüyor, makalelerini dergilere ücretsiz olarak gönderiyor, hakemlik yapıyor, editörlük sorumluluğu üstleniyor ve bilimsel topluluğun kalite kontrol mekanizmasını yine çoğunlukla gönüllü olarak ayakta tutuyor.
Üstelik artık bu emeğe yeni bir sorumluluk daha ekleniyor: gönderilen çalışmaların yalnızca bilimsel olarak doğru olup olmadığını değil; verinin, görsellerin, kaynakların ve hatta makalenin kendisinin sahte, manipüle edilmiş veya yapay zekâ ile üretilmiş olup olmadığını da kontrol etmek.
Yani akademisyenden aynı anda araştırmacı, hakem, editör, metodolog ve giderek artan ölçüde bir “research integrity investigator” olması bekleniyor.
Bütün bunlar olurken akademik yayıncılık, son derece yüksek kâr marjlarının görüldüğü sektörlerden biri olmaya devam ediyor. Büyük bilimsel yayıncılık gruplarının bazı bölümlerinde faaliyet kâr marjları %35–40 düzeylerine ulaşabiliyor.
Ortaya çok çarpıcı bir paradoks çıkıyor:
Bilim insanı bilgiyi üretiyor, çoğu zaman ücret almadan.
Bilim insanı makaleyi değerlendiriyor,çoğu zaman ücret almadan.
Bilim insanı editörlük yapıyor, çoğu zaman karşılıksız ya da emeğinin çok altında bir karşılıkla.
Şimdi bir de sahte veri, sahte görsel, paper mill ve yapay zekâ üretimi içerikleri tespit etmesi bekleniyor.
Sonra aynı bilim insanı, kendisinin ürettiği bilimsel bilgiye erişmek veya onu açık erişimli yayımlamak için yeniden ödeme yapmak zorunda kalabiliyor.
Bu nedenle The Lancet’te yaşanan tartışma yalnızca çalışanların maaşıyla ilgili değildir. Bilimsel yayıncılık sisteminin ekonomik mimarisine ilişkin çok daha temel bir soruyu önümüze koyuyor:
Bilimsel değeri kim üretiyor, bilimsel kaliteyi kim koruyor, maliyeti kim üstleniyor ve ekonomik kazancı kim elde ediyor?
Bilimin güvenilirliğini korumak istiyorsak yalnızca daha gelişmiş yapay zekâ tespit araçlarına değil; araştırmacının, hakemin, editörün ve profesyonel yayın çalışanının emeğinin sürdürülebilirliğine de yatırım yapmak zorundayız.
Çünkü araştırma bütünlüğü ücretsiz bir yan görev değildir. Bilimsel sistemin temel altyapılarından biridir.
Klinik Araştırmayı Şekillendiren merkezler
Bir klinik araştırma merkezini büyük yapan yalnızca hasta sayısı, bütçesi veya fiziksel kapasitesi değildir.
güç; araştırma sorusunu güçlü metodolojiyle birleştirmek, veriyi güvenilir kanıta ve bu kanıtı hasta bakımına taşıyabilmektir.
@AliGunerMD Nasıl çıkılacak bu işin içinden? Hataları bugune kadar hep gonulluler yakaladi. Pek cok editör de para almiyor.. Editörlük meslek olmalı bazı dergilerde olduğu gibi.
@arzukanik Editörlerin vakit ayırmadığı birşeye gönüllüler neden vakit ayırsın ki Hocam?
Herşeyin, her adımın profesyonelleşmesinin çözüm olabileceğini düşünüyorum.
Böyle büyük bir ekonomik pazar içinde herşeyi free yürütmeye çalışan dergicilik anlayışı ile zor.
"Peer review assesses whether the text submitted to it is plausible. It does not verify that the study behind the text was actually conducted or properly carried out." When papers are retracted, it’s rarely a failure of peer review, it’s a misunderstanding of its definition. Reviewers assess plausibility, not proof. #PeerReview #Science #Research #Publishing