50 yıllık mazisi boyunca “secde” ile “sanayiyi” aynı ufukta buluşturmayı başaran bir hareket olarak, bizlere “Cami düşmanı” diyenler:
İftira atıyorsunuz bari yakışanı olsun!
Toki konutları meselesinin yalnızca bir “fetva sorunu” olarak ele alınması kadar büyük bir hata olamaz.
Zira uzun yıllardır siyasi ve ekonomik açıdan ciddi bir güce sahip olan Müslümanların, faiz konusunda hâlâ bir “yolunu bularak” fetva üretmeye yönelmeleri, Müslümanların asli meseleleri konusunda bir arpa boyu dahi ilerleme sağlanamadığının en açık kanıtıdır.
Yaklaşık 500 bin ailenin—dolayısıyla milyonlarca insanın kimilerine göre faize, kimilerine göre faizin “tozuna” kimilerine göre de kalplerini mutmain etmeyen şüpheli uygulamalara bulaştırılması, faiz konusunda az da olsa var olan toplumsal hassasiyetin de ciddi bir yara alması anlamına gelir.
500 bin ailenin bir ömür borç ve taksit sarmalına sürüklenmesi ve fetva aramak zorunda bırakılarak faiz şüphesiyle ilgili tüm sorumluluğun da bu ailelerin sırtına yüklenmesi de tartışılması gereken ayrı bir konudur. Zira faizi yalnızca almak değil, faizi vermek, normalleştirmek, yaygınlaştırmak, sıradanlaştırmak ve insanları faize mahkum etmek de haramdır.
Asıl yapılması gereken, yetki sahiplerinin yıllardır ellerinde bulundurdukları büyük imkânlarla faize alternatif, ihtiyaç sahiplerini gözeten ve şüpheden uzak bir finansal sistem kurmalarıydı.
İlim adamlarına düşen görev ise, meseleyi yalnızca “fetva üretmek” üzerinden tartışmak değil; yöneticilere dönüp şu soruyu yöneltmekti:
“Elinizde bunca imkân varken, yıllardır neden hâlâ faize alternatif bir sistem oluşturmadınız?”
Unutmayalım ki, dindar insanlar, ellerindeki bunca imkana rağmen bu topraklarda halen bir yolunu ve bir fetvasını bularak yaşamak zorunda kalıyorlarsa yıllardır dindarların öncelikli meseleleri ihmal edilmiş demektir.
Karanlığı Aydınlatan Tufanın Kahramanları...
Filistin Halkına ve Direnişe Destek Gecesi
📍 Ümraniye Haldun Alagaş Kapalı Spor Salonu
📅 18 Ekim 2025 | Cumartesi
⏰ 20.00
Filistin Davasını Savunmaya Devam Edeceğiz🇵🇸
Gözümüz, gönlümüz Gazze’de olsa da ülkemize döndük. Özgür Filistin’e yakında kavuşacağımıza dair inancımız, bugün tek tesellimiz, yarın içinse en güçlü umudumuzdur. Siyonizmin zindanlarında tutulan arkadaşlarımızın da bir an evvel serbest kalmalarını ümit ediyoruz.
Bu süreçte bizleri arayıp soran, dualarıyla, mesajlarıyla destek olan, yolculuğumuzun amacını daha fazla insana duyurmaya çalışan, Özgürlük Filosunu organize eden ve destekleyen, emniyetle memleketimize dönmemize aracılık eden herkese teşekkür ediyorum.
MAGAZİN DEĞİL, GERÇEKLER!...
SUMUD Filosu yolcularından Ömer Faruk Narlıdere önemli vurgular:
🔻 Artık soykırım romantizmi yapmayı bırakalım
🔻 Derhal askeri barış gücü oluşturulmalı
🔻 Dolaylı veya doğrudan ticaret kesilmeli
🔻 Petrol akışına derhal son verilmeli...
#GlobalSumudFlotilla
❓ “Bidat Bid'attır” adlı dersinizde aşure çorbasıyla ilgili olumsuz söylemleriniz var. Ancak yaşadığım şehirde ve gerçekten sözüne, fetvasına sizinki kadar güvendiğimiz bir alimimiz vardı, Hakk'a yürüdü ama onun aşure ile ilgili düşünceleri ile sizin düşünceleriniz farklı gibi. Açıkçası kafamız karıştı diyebilirim. Bu konuda nasıl aydınlatabilirsiniz bizi?
Cevap: Ne düşündüğümü gayet açık söyledim:
-Böyle bir ibadet yani yapılınca Allah'ın sevap yazdığı bir iş yoktur. Ne Kur'an'da ne Sünnet'te ne de Ebu Hanife'de yoktur. Sonradan uydurulan her şey gibi bu da bid'attir. Ama bid'at olan aşûre değil onun sevap maksatlı yenmesidir.
-Eğer aşûre, Nuh aleyhisselamın hatırasına yeniliyorsa bunun adı çirkinliktir. Dokuz yüz elli senelik cihadı yapan o, tatlıyı yiyen biz ama her ikimiz de cennetteyiz. Ne güzel değil mi? Ne kolay cennet! Böyle yapa yapa bir şeyimiz kalmadı. Medine deyince zaten hurma akla geliyor. Mekke deyince de binalar... İstanbul deyince de fetih yok otel var, nerede bu dinin çetin yönleri, nerede Allah dostlarının hatıraları, kala kala onlardan bir tatlı kaldı bizim nasibimize...
Bunları dedim, diyorum, diyerek öleceğim inşaallah. (Nureddin Yıldız)
Galatasaray kazandığı her maçın, her şampiyonluğun gerçekliğini inkar edenlerin, çamur atanların, yok sayanların hayatına
her seferinde kabus olarak dönen bir takımdır..
Tebrikler Okan Buruk ve adamları…