Hayatının büyük bölümünde neredeyse her gün sabit bir fiziksel acıyla yaşamak çok yıpratıcıdır. Bu süreç insanı çok gü��lendirir de, iraden devleşir ama bu büyük yük gittikçe ağırlaşır. Acı eşiğin çok yükselir ama zihinsel ve duygusal açıdan limitleri çok zorlarsın. Tecrübeyle sabit.
'Rafa' belgeselinde tenis ve rekabetçilik hayatının anlamı olan Nadal'ın bu azap yolunda efsaneleştiğini izlerken duygusallaştım elbette. Bir tenis spikeri olarak kariyerinin başından itibaren onu anlattım, izledim, hikayesini detaylı öğrendim. Ama bu yoğun yolculuğu ondan dinlemek çok sarsıcıydı.
Çok iyi bir belgesel Rafa ama 2009 Soderling mağlubiyetinin, diz iltihabının, buna bağlı servis değişiminin ve asıl o sene anne-baba ayrılığının yarattığı travmanın yer almaması bence eksik kalmış. Nadal'ın kişisel inşaasında 2009-2010 geçişi dönüm noktası denir hep. 2010'da gider bir de Soderling'i RG'de yenip rövanşı alır. Nadal ve ailenin onayları sanırım bazı hikâyelerin geçmesini engellemiş. Ama her hâlükârda büyük saygılar, Nadal. Sarstın bizi.
@040tenis Hala yorgunum akşamdan kalma gibiyim çok garip. Dün kusursuz bir akşamdı, ya sadece kimsenin konuştuğunu görmedim ama seyircilerde bir gariplik vardı di mi? Yani bu seneki RG yüzünden mi yoksa genel olarak tenis izleyicisi değişiyor mu artık? Susmamaları beni bile sinir etti.
@040tenis İlerde bu maç için kitap yazılır. 2008 Wimbledon Federer Nadal maçı’nın eş değeriydi bu maç. Yeni nesil Nadal vs Federer’in kilidini bu maçla açtık bence.