Fark ettiniz mi !!!!!!!!!
Biz gerçekten Allah'ın İsra Suresi 16. ayette tarif ettiği nesle girdik. Ve ayet şöyle der:
"Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimizde, oranın lüks içinde yaşayan şımarık liderlerine emirlerimizi bildiririz. Onlar ise orada günah işlemeye, yoldan çıkmaya devam ederler. Böylece o ülke üzerine hüküm hak olur; biz de orayı darmadağın ederiz."
Hayırlı Cumalar
MİLLETVEKİLİNE TOKAT!
Bursa Milletvekilimiz Yüksel Selçuk Türkoğlu’na yönelik saldırı ve atılan tokat videoda açıkça görülüyor.
Bu hain saldırıyı şiddetle kınıyor, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi derhâl görevinin gereğini yapmaya davet ediyorum.
Bir milletvekiline yönelik bu saldırı karşısında yetkililer sessiz kalacaksa, o koltukları işgal etmenin de bir anlamı yoktur!
@YS_Turkoglu@mustafaciftcitr
YENİ Parti, umudun partisidir.
Yeni bir geleceğin partisidir.
Umut bizdedir.
Umut yepyeni kadrolardadır.
Şimdi milletimizin yüzünü güldürecek yeni bir iktidarı kurmak için yürüyoruz.
Fedakârlıksa fedakârlık, sorumluluksa sorumluluk…
Bize emanet Türkiye!
Ya ultrAslan bu adamla bağını koparacak ya da Galatasaray ultrAslan‘la bağını koparacak başka bir çaresi kalmadı. Yeter artık biat kültürünüz. Leş gibi yaptınız ortalığı.
Deniz Zeyrek, Özgür Özel'e tepki gösterip sandığa gitmeyeceğini belirtenlere:
"Özgür Özel beni hayal kırıklığına uğrattı, ben İyi Parti'ye oy vereceğim diyene bir şey demiyorum. Sonuç itibarıyla hala çözümü siyasette arıyor.
Ama 'Ben sandığa gitmeyeceğim' demek kabul edilebilir bir şey değil.
Bir taraftan siyasetçiden büyük beklentiniz var, öbür taraftan siyasete küsüyorsunuz. Demokrasiye vurulan en büyük darbe sandığa küsmektir."
🚨ultrAslan Sivas, uA Cumhuriyet UNI ve uA Lise Sivas yollarını ultrAslan'dan ayırarak münferit devam edeceklerini açıkladı.
"Gördüğümüz lüzum üzerine uA Sivas, uA Cumhuriyet UNI ve uA lise Sivas olarak vatan, bayrak ve milli değerlerimizin çizgisinde, uygun ve gerekli gördüğümüz için Galatasaray sevdamıza münferit devam edeceğiz.
Fikrimiz değişmemiştir!
apo bebek k*tilidir, p*çtir p*ç kalacak!"
O’nun uğradığı zulme kimse uğramıyor.
O’nun yaşadığı acıları kimse yaşamadı.
O’nun gösterdiği dirayeti kimse gösteremez.
O’nun kadar çalışan olmadı.
O’nun kadar kararlısı bulunamadı.
Dün olduğu gibi bugün de etrafında kenetlenme zamanıdır.
Herkes YENİ PARTİ ne diyecek diye tartışıyor
Oysa 2023 seçimlerinde söylediklerinin tam tersini yapan iktidar asıl tartışılmalı. Çünkü o iktidar bugün yaptıklarının tam tersini söyleyerek oy alıp ülkeyi yönetiyor.
Yeni Partiden Hayır oyu kullanan 54 vekilden bir tanesi Özgür Özelle ters düşmedi öyle ya isteseler biz genel başkanla ters düştük bizim bu partide işimiz yok deyip partiden istifa edebilirler değil mi hatta başka partiyede geçebilirler peki neden aksine polemik yaratacak ters bir açıklama dahi yapmıyorlar yahut istifa etmiyorlar veya başka partiye neden geçmiyorlar çünkü bu satrançı birlikte kurdular sarayın oyununu bozdular hani birden bu pencereden bakın siyaseti okumaya
Özel'in konuşmasını dinledim.
Özel her şeyden önce oyunu kenardan izleyen bir komutan değil, cephede bizzat savaşıyor, çıkıp bu konuşmayı yapması çok takdir edilesi. Erdoğan ortada yok mesela. Çünkü Özel’in dediği gibi Erdoğan bu konuyu hep iktidar hesapları için kullandı ve kullanacak. Ateşi maşayla tuttuğunu, gerekiyorsa yarın kararından dönebileceğini hep biliyoruz. Özel’in bizzat mecliste ve tarihin önünde bu konuşmayı yapması ise sorumluluk alan, onurlu bir duruş @eczozgurozel
Konuşmanın bence en önemli noktasının altını çizmek isterim.
Özel şöyle demiş:
"Yarın bu ülkeyi yönetecek olan biziz. Ve bu millete olan bağlılığımızla bu ülkeye olan sevgimizle toplumsal barışa olan inancımızla sorumluluk alan da biziz. Kolaya kaçmayan devlet ciddiyetiyle karar veren bu ülkenin on yıl, yirmi yıl, otuz yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden de bizleriz."
Yani Özel bugün verdiği Evet kararını sadece bu anı değil gelecek sorumluluğu taşıyarak da verdiğini anlatmış, ve yine alıntılıyorum:
"...asıl büyük mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi mücadelesi, adalet mücadelesi, eşit yurttaşlık mücadelesi, kalkınma ve refah mücadelesi."
Silahların bırakılması daha ilk adım. Yani bu sürecin daha on yıllarca sürecek onarımında Özel yolun çok başında olduğumuzun altını çizmiş.
Sabah da yazdığım gibi, yürü arkandan geleceğiz dediysek, ve bu söz öylesine verilmiş bir söz değilse liderin şu sözlerini de duymamız lazım:
"…bizi uyaran yurttaşlarımızın sesini duyuyorum… itirazı ciddiye alıyorum… var olan tehlikeleri görüyorum…. bu iktidar demokratikleşmez diyenlerin endişesini, güvensizliğini paylaşıyorum… herkesin tam bir barışı arzuladığını ama her şeyin bu iktidara güvensizlikten kaynaklandığını biliyorum."
Tabanın sesi duyulmuş. Ve bununla beraber güvence veren ve güven isteyen, sağduyulu, realist ve ilkeli bir konuşma yapmış Özel.
Her dediğine katılmak zorunda değilsiniz. Ama bu kişiye güvenebilir miyim diye sormak lazım. Evet i anlatmak daha zor olacak demiştim, Özel evet ini bence iyi açıklamış, sorumluluğunu almış. Evet ama her adımda süreci denetleyeceğiz demiş. Bunu "halk bizi denetlesin, biz de bu süreci denetleyeceğiz" diye okumak lazım.
Bir kaç kez daha konuşmayı dinlemek, ne dediğini duymak, rahatsız olduğumuz ya da desteklediğimiz noktalarını tekrar tekrar düşünmek ve tartışmaya açmak gerekir.
Özel'in bize vaadettiği Yeni Parti siyasetinde iletişim var @yenipartiyiz iletişim kanallarını açık tutmamız gerekiyor. Yol uzun, bedel çok, duygular yüksek olacak. Bundan kaçış yok. Direnç en önemli konu. Teslim olmama kararlılığı ile yola devam etmek gerekiyor.
Benim yüre��im hayır diyor, ancak;
Özgür Özel’in açıklamasını da gayet mantıklı ve stratejik anlamda doğru buluyorum.
Neden?
1- Çünkü kim ne derse desin bu yasa meclisten geçecek... Meclisin aritmetiği ortada.
2- Yasa meclisten çıktıktan sonra iktidarın ilk işi yemeden, içmeden hayır diyen muhalefete saldırıp, ötekileştirmek “bunlar terör sürsün istiyorlar” demek olacak...
Şimdi ise;
1- Özgür Özel bir taraftan “biz yönetim olarak evet diyeceğiz” diyerek iktidarın elinden büyük bir kozu aldı ve iktidarı boşa düşürdü.
2- “Vekillerimiz için serbesttir, gidip kendi bölgelerine sorsunlar, onları dinlesinler ona göre evet veya hayır desinler “ diyerek gayet demokratik ve bir nevi halka dönük referandum niteliğinde bir söylem geliştirmiştir.
Yani bu süreci bundan daha iyi yönetmek de bence pek olası değil gibi...
Komple evet desen bir türlü, komple hayır desen bir başka türlü.
Daha yaşayıp göreceğimiz çok şey var. Hemen enseyi karartmak gereksiz.
PKK ve destekçileri " Turkiye sınırları içerisinde Kürdistan istiyor, toprak istiyorduk AMA ARTIK böyle bir talebimiz YOK Türkiye Cumhuriyetinin belirlenmiş sınır ve bayrağını kabul ediyoruz" DEDİLER Mİ? Eeee o halde ?Kim kime teslim oldu?
#ÇerçeveYasayaHayır
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Gazilerimizin ısrarı sonucu komisyona alınan Er Şehit ve Gaziler Platformu Başkanı Erdem Çerçioğlu:
“Millî Savunma Bakanlığı bizi ölüme gönderirken hiçbir problem yok. İş sosyal haklarımızı vermeye gelince çöp gibi kenara atıyorsunuz.
Aynı üniformanın içinde, aynı terörist kurşunuyla yaralanmamıza rağmen bizi yok sayıyorsunuz.
Siz milletvekilleri bu masalarda, bu koltuklarda rahat ve huzurlu oturuyorsanız; dışarıdaki arkadaşlarım ve benim sayemde oturuyorsunuz.
Devleti devlet yapan ana unsur şehit aileleri ve gazilerdir.
Buraya oturmuş koca koca adamlar, bize vereceğiniz üç kuruşu konuşuyorsunuz.
Hakkımızı alana kadar Güvenpark’tan ayrılmayacağız.”
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan…
Siz bu yoldan dönmedikçe, biz de dönmeyeceğiz.
Siz arkamızda oldukça, korkmadan iktidara yürüyeceğiz.
Bizim yolumuz milletle birdir!
Tarihte; kuruluşu, adı ve bütçesi millet tarafından belirlenen başka bir parti yoktur.
YENİ Parti, milletin partisidir.
Milletin partisinin yolu açık olsun.