DUS’un yılda 2’den 1’e düşürülmesi nedir gerçekten?
Bir sınavın tarihini değiştirirsiniz, anlarım.
İçeriğini güncellersiniz, yine anlarım.
Ama hiçbir makul gerekçe sunmadan yılda 2 olan sınavı 1’e indirmek; binlerce hekimin emeğini, programını, hayat planını altüst etmektir.
Bu kararın faturasını kim ödeyecek?
Aylarca hazırlanan diş hekimleri mi?
ÖSYM ve Sağlık Bakanlığı’nın bu plansızlık, keyfiyet ve ciddiyetsizliği artık ülke gerçeği hâline geldi.
Bu takvim güncellenmeli.
#DUSu2leTakvimiGüncelle
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi uzun zamandır restorasyondaydı. Şimdi kubbedeki tezyinatın (kalemişi ve hatlar) tamamen kazınıp yerine yeni bir kubbe tezyinatı yapılması kararı tartışılıyor. Burada da grup işbirliği kokusu geliyor. Eski mevcut strüktür ile yeni arasındaki zevk farkını kim çıplak gözle baksa görür. Anlaşılan bu iş ya ehliyetsizce karar altına alınıyor yahut da takım kayırmasıyla.
Mimar Sinan imparatorluk coğrafyasına, imparatorluğun sanatına kendi üslûbunu ve merkezî Osmanlı havasını veren dâhidir. Lütfen herkes 16. asır Türk mimarisine, büyük ustanın en büyük eserine sahip çıkmayı öğrensin. Sinan’ın eserleri her kulun hatta her toplumun kendi tekeline alıp harcayacağı miras değil.
TAKSİRLE ADAM YARALAMA TIBBİ DAVALAR İÇİN UYGUN BİR TANIMLAMA MI?
Hukukçu hocalarımızın düşüncelerini almak isterim.
Taksirle adam yaralama/öldürme ifadesi bir hekim olarak beni (eminim bir çok meslektaşımı da) çok rahatsız ediyor. Herhangi bir tıbbi olumsuz sonucun bu ifadeler üzerinden dava edilmesinin yetersiz, tıbbın doğasına ters olduğunu, hekimler için aşağılayıcı, hastayı iyileştirme niyetini, sonuca kadar olan süreçteki çabalarını es geçtiğini, tıbbi imkanlara ulaşma, sistem sorunları gibi hekimin elinde olmayan faktörleri de görmediğini düşünüyorum. Tıbbi bir işlem/süreç bireysel bir başarısızlık değerlendirmesine indirgenemez.
TCK 84. maddesine göre dava açılabilen örnek 4 olay yazalım.
• Bir kişinin araba sürerken yola aniden çıkan yayaya çarpması. Kazazedenin yaralanması. Ailenin sürücüyü dava etmesi
• Bir garsonun kazayla kızgın yağ/kaynar suyu müşterinin koluna dökmesi ve 2.derece yanık oluşması. Ailenin garsonu/işletmeyi dava etmesi
• Avlanmak için ormana çıkan iki kişinin birini yanlışlıkla yaralaması. Vücudunda çok sayıda saçma izi var. Yaralının ailesinin vuran kişiyi dava etmesi
• Bir cerrahın acil bir vakaya girmesi. Çok zorlu bir ameliyatla hastanın yaşaması ancak izleminde nörolojik sekelli kalması. Ailenin hekime dava açması
Yukarıda yazdığım 3 kurgu olayla sondaki olay aynı ceza maddesinin konusu. Ama özünde aynı olaylar mı? Kritik riskli bir hastayı ameliyata almış, hastayı iyileştirme niyeti güden, çok kritik süreçlerin en azından bir kısmını başaran hekimin dosyasını yukarıdaki vakalarla aynı ceza kanununa göre yargılamak ne kadar adil?
Tıbbın doğasının/öngörülmezliğini standart hukukla değerlendirilmesinin eksik kaldığını, tıbbi ceza ve tazminat davalarının ayrı ihtisas hukukuyla ele alınması gerektiğini düşünüyorum (istirham ediyorum bilirkişilerin çoğu zaten hekimi haklı buluyor zaten diye yazmayın.) Dava sürecinin bizzat kendisi hekimler için olumsuz etkiliyor. Üstelik hasta bakmaya devam ediyorsunuz. Bir hekimin hastalarını bırakıp adliyelerde beklemesi psikolojik bir yıkım. Bunu ancak yaşayan bilir. Dolayısıyla hekim defansif tıbba yöneliyor, "risk almazsan sorun da olmaz" mantığı yerleşiyor. Bu durumun hastalara da faydası yok.
Sağlık İhtisas Mahkemeleri kurulmasıyla Tıbbın doğası/öngörülmezliği hukuk ile uyumlu hale gelmesi amaçlanabilir. Taksirle adam yaralama öldürme gibi ifadeler kaldırılmalıdır. Tazminatlar makul ve sigorta korumalı olmalıdır. Yargıtay'ın zararın tamamından hekimi sorumlu tutan içtihadı değişmelidir.
Keza Tüketici mahkemeleri de hekim hasta ilişkisini satıcı- hizmet alıcı gibi maddi boyuta indirgemektedir. Bu da tıbbın doğasına aykırı bir durumdur.
Sağlık İhtisas Mahkemelerinin hem hastalar hem hekimler için çok daha adil olacağını düşünüyorum.
Hukukçularımızın bu konudaki görüşleri önemli.
Tusun kendisi bu kadar yormamıştır. Meslektaşlarımız hem stresli bir bekleyişte, hem de söylentilerle ümitlerini yitirmektedir. Kadroların artması azaltılması plan dahilinde yapılmalı. Bir anda ciddi bir düşüş birçok insanın umudunu kaybetmesine ve vazgeçişe neden olacaktır. Lütfen şu belirsizliğe bir son verin artık. #tuskadroları
Umarım bu akşam hekimlerin sesini duymuşsunuzdur sayın bakanım @drmemisoglu
30 binden fazla hekim sizlere seslendi.
Hepsi ortak duyguları paylaşıyor. Birlik olarak size mesajlarını iletiyorlar.
#tuskadroları
28.500 hekimin katıldığı sınavda 7 bin kontenjan konuşmak adil değildir, her hekim benzer kontenjanda benzer şartlarda tercih yapmalıdır. #tuskontenjanları
@saglikbakanligi Teşekkürler @drmemisoglu
Mali ve özlük hak kaybının olmadığı,sağlıkta şiddet yasasının etkin şekilde uygulandığı,Sabimin olmadığı,görev tanımları net,iş yükünün atama ile azaltıldığı,#SaglıktaSarıYapılanma ile mobbing yapan yöneticilerin olmadığı bir saha bizlerin sizden isteği