1-Uzmanlar Helen Yayı üzerindeki depremlerin daha büyük bir depremin işaretcileri olabileceğine dikkat çekiyor. Hocalarımıza hep sorulur ya “Öncü mü?”diye, ana deprem olmadan öncü demek imkansız olduğundan işaretci, dikkatli olunmalı deniliyor.
Son dönemde Helen yayı üzerinde yoğunlaşan hazırlık evresi depremleri takip edilmeli.
Helen yayı pliny çukuru fayı üzerinde daha fazla aktif olması bize bu fayın kırılacağını göstermekte. Bu fayın kırılması durumunda yaklaşık olarak 7,5 büyüklüğünde bir deprem üretebilir. Ayrıca son dönemlerde Ege volkanik yayı içerisinde 80 ve 200/km derinlikte değişkenlik gösteren volkanik kaynaklı depremleri de görmekteyiz.
Ege bloku kuzey ve güney yönlü açılırken Helen yayına ekstra güney yönlü baskı uygular. Ayrıca Ege bloku kuzey ve yönlü yılda 6-13mm/yıl açılırken buradaki 29,5/km derinlikteki litosfer(Yer kabuğu) inceliyor.
Bu fayın deprem üretmesi durumunda 300/km çap içerisinde yıkıcı bir etki yapabilir. 400/km çap içerisinde 6,5 büyüklüğünde depreme tekabül edecek şekilde hissettirir, km bazında çap mesafesi uzaklaştıkça odak noktasından çıkacak deprem dalgaları yıkıcı etkisini azaltmaya başlar.
Yaklaşık olarak 45-35°'lik bir açı ile dalış yapan Afrika levhası tıpkı sıcak nokta gibi yani doğrudan çekirdekten beslenen volkanlar gibi Ege volkanik yayını besler yani volkanik bölgenin altındaki cepleri doldurur.
Sismotektoniğe göre Afrika levhası 410-420/km mesafe derinliğe kadar İstanbul'un altına kadar ulaşmakta.
Güney Batı kıyı şehirlerimiz için önlem alınmalı.
#deprem
Herkes bu seneki kontenjanlara yakından bakarken ben biraz daha uzaktan bakayım.
Son 8 sene içinde lisansta devlet üni kontenjanları %34 azalırken vakıf üni kontenjanları %16 arttı.
Yükseköğretim özelleştiriliyor. Ortaöğretim gibi… Sağlık gibi…
Özgür Özel,size düşünmeniz için bir soru soruyorum:
CHP'nin tüm üyeleri yeni partiye geçtikten sonra kapatılma kararı alınsa,
chp'nin mal varlığı nereye geçer?
#chpistifa#özgürözel#yeniparti#TaksimMeydanı
Türkiye’nin en başarılı 30 lisesinin;
İlk 100’e,
İlk 500’e,
İlk 1.000’e,
İlk 5.000’e,
İlk 10.000’e
kaç öğrenci yerleştirdiğini öğrenmek için araştırma yaptım. Ancak, Kartal İmam Hatip Lisesi dışında hiçbir okulun bu verilere ilişkin listesine ulaşamadım.
Bu konuyu merak etmemin temel nedeni de Kartal İmam Hatip Lisesi’nin ilk 100’e 21 öğrenci yerleştirmiş olmasıdır. Bu sonuç, hayatın olağan akışı ve istatistiksel değerlendirmeler açısından dikkat çekici görünmektedir. Bu nedenle, kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesi adına Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda ayrıntılı ve şeffaf bir açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum. @tcmeb
YKS’de bu yıl Galatasaray, İstanbul Erkek, Robert Kolej vb okulların olmamasında; Uluslararası Bakalorya (IB) diploması vermeleri ve mezunlarının çoğunun YKS’ye girmeden Harvard, MİT, Stanford gibi dünya sıralamasında ilk 10’a giren okullara gitmeleri var. Derece yapan öğrencileri kutlarım. Sınav sonuçları beklediği gibi gelmeyenler, canınız sağ olsun.
#ykssonuç #2026yks
Herkese Merhaba, geçtiğimiz perşembe gününün ilk saatlerinde, yaşadığım bölgeden sorumlu jandarma birliği tarafından, BirGün gazetesinin bir paylaşımında okuduğum, "Kanuni Sultan Süleyman şakası nedeniyle ceza alan komedyen" haberi üstüne yaptığım yorumum gerekçe gösterilerek, "halkı alenen kin ve düşmanlığa teşvik" suçlamasıyla gözaltına alındım. Cep telefonuma ve kimliğime el konuldu. Cep telefonumun şifresini orada ve o dakikada verdim. Gözaltı işlemlerimin ardından İstanbul Emniyet Md. götürüldüm. İlk alınışım ve serbest bırakılışım arasında bana toplam dört kere sağlık kontrolü yapıldı. Gözaltı sürecim boyunca -bakış dahil- hiçbir kötü muameleye maruz kalmadım. "Çağlayan Adalet Sarayında" alınan savcılık ifademde, temmuz ayı boyunca paylaştığım tüm sosyal medya mesajlarım önüme bir klasör halinde konuldu ve bunların, bana isnat edilen suçun unsurlarını taşıdığı söylendi. Ailemden aldığım eğitim; mesleğim ve mesleğimin yapılış ve sahneleniş prensipleri nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme" suçu işleme imkânım olmadığını, bu suçlamayı reddettiğimi ve mümkünse suçlamalarına başka bir kulp bulmalarını rica ettim. Ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine gönderildim. Kısa süren yargılanmam ardından, yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezasına çarptırıldım. Bilgisayar kullanmadığım ve cep telefonuma el konulduğu için sonrasında haliyle kimselerle iletişim kuramadım. Arayanlara, soranlarla çok teşekkür ederim. İstemeden sebep olduğum, aile büyüklerimin akan gözyaşları ve iç sıkıntıları dışında hiçbir üzüntüm yoktur. Tüm paylaşımlarım istisnasız X hesabımda durmaktadır, duracaktır, yenileri paylaşılacaktır, dolayısıyla susmam ve susturulmam mümkün değildir. Evlâtlarımız ve ülkemiz için aydınlık bir gelecek talebi hapsedilemez. Sevgilerimle.
Bodrum belediye başkanımız Tamer Mandalinacı,
Bodrum TurgutReis’te bulunan LÖSEV-LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR TATİL KÖYÜMÜZÜN yanında doğal bir azmak (nehir) var.
Buraya arka taraftan KANALİZASYON bağlamışlar.
Pislik-sinek ve kokudan geçilmiyor,
HAYATİ TEHLİKE VAR.
4 resmi Yazımız sizdedir
Aha !
Tilkiyi kuyruğundan yakaladım😊
Size ne demiştim;
“tavuklara operasyon varsa, tilkiler de işin içindedir”.
Bakın tavukçulara operasyonun ardından ne buldum…
Türkiye’de kısmen soya üretilse de soya ticaretinin büyük çoğunluğu yabancı bir firmanın tekelindedir; Kargil.
Peki, tavukçulukla alakası nedir?
Ülkemizde tavuk yeminin %50’den fazlasını soya küspesi oluşturuyor.
Yani hammaddeyi Kargil tedarik etmek istiyor ama henüz pazara hakim değil.
Lakin ülkemizdeki tavukçular yem için hammaddeyi bu firmadan almak istemiyorlar. Bu konuda milli düşünüyorlar. Farklı tedarikçileri ve hammaddeleri tercih ediyorlar.
Tabi bu firmadan alışveriş yapan Kargildaş birkaç firma var elbet.
Tutuklama şu şekilde gelişiyor.
Tavukçuların kendi aralarında yazıştıkları bir whatsapp grubu var.
Onlar aralarında konuşurlarken;
“mangal sezonu başlıyor onun için hammadde fiyatları yükseldi. Bizim de tavuk fiyatlarını güncellememiz gerekiyor”, diye yazışıyorlar.
Tabi Kargildaşlar durur mu.
Onlar hemen bu yazışmaları bildiriyorlar.
Hukukçular da hemen bu tavukçular hakkında
“fiyatlar konusunda kartel oluşumu yapıyorlar”, diye şikayette bulunuyorlar.
İşte o şikâyet neticesinde tavukçulara operasyon yapılmış.
Peki, esas derin gerekçe nedir?
Amerikan soya küspesini Türkiye’de pazarlamaktır.
Bu tavukçulara her fırsatta dava açıp, problem çıkarıp, ceza yazdırıp bıktıracaklar. Onlar da lanet olsun diyerek firmalarını satışa çıkaracaklar...
Peki, satışa çıkarılan firmaları kimler alacak?
Elbette kargilgiller alacak!
Böylelikle Amerikan soya küspesi, Türkiye’mizde bir güzel pazarlanmış olacak.
Aslında ülkemizde buna benzer operasyonlar ilk defa yapılıyor değil.
Şu şarkı sözlerini hatırlar mısınız;
Zeytin yağlı yiyemem aman,
Basmadan fistan giyemem aman.
Bu şarkının arkasında da muhteşem bir tilkilik hikayesi vardır. Araştırın görün.
Şimdi tavukçular üzerinden,
zamana sari olarak,
yeni bir hikâye yazılmak isteniyor.
Topkeyün uyanık olmalıyız.
Tavuklarımızı tilkilere kaptırmamalıyız.
Gerçekleri yazan gazetecilere “dezenformasyoncu” demek, yalanı gerçeğe ,’’yandaşı’’ gazeteciye dönüştürmez.
Kızılay’ın çadır sattığı haberi benim haberim ve bu gerçek inkâr edilemedi. Hatta Kızılay Genel Müdürü dahil doğruladı.
Tüm Kurumlar kabul etti, hatta hatta Cumhurbaşkanı katıldığı bir oturumda "Kızılay'ın çadır satması beni de ciddi manada üzdü. Kızılay böyle bir çadır satma fiiline, işine giremez. Süratle bu yanlışı düzeltmesi gerekir çünkü biz Kızılay'ın özellikle çadır üretiminde çok daha aktif olması için sürekli teşvik ettik. Kızılay'ın çadır dendiğinde en ufak bir probleminin olmaması gerekir." dedi.
O zaman Sayın Cumhurbaşkanı da mı "Ahbap'a akan paranın boru döşeyicisi" oluyor.
Buna rağmen hâlâ “dezenformasyon” diyorsanız, sorun benim haberimde değil...
Gazetecilik iktidara ya da kişilere sadakat değil, gerçeğe sadakattir. Bunu unutanların attığı iftiralar, belgelerin karşısında hükmünü yitirir.
İYİ Parti’den AKP’ye geçen milletvekili İsmail Ok, Adalet Bakan Yardımcısı’na mesaj atarak, Baş Gardiyan T.Z’nin Balıkesir’deki cezaevine atanmasını ‘rica’ etti.
Ok, “torpil talepli” mailini, yanlışlıkla tüm 28’inci dönem milletvekillerine gönderdi.(Mustafa Bildircin/BirGün)
AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki hakkında, 15 Temmuz’a ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama” suçlamasıyla gözaltı kararı verildi.
Hesabımıza 50.000-100.000 TL gelse, bankanın yapay zekası ve Masak’a takılır ve bloke edilir. Sigortalı basit ! bir çalışanın hesabından işlemler mi yapılmış rahat rahat!
#SONDAKİKA | Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın savcılık ifadesi ortaya çıktı. (İHA)
"Ben sigortalı çalışan bir elemanım. Bütün hesaplarımı Haluk Levent'in söylediği işlemleri yaparak kullandım. Berkant Acil ile tek ilişkim yine Haluk Levent'in talimatlarıyla para göndermekten ibarettir.
Benim Ahbap'la hiçbir bağlantım yoktur. İç işleyişini bilmiyorum. Ahbap Derneği ile benim hesabım üzerinden yapılan para transferleri tamamen onun talimatı ile yapıldı.
Benim adıma düzenlenen çeklerin arkasındaki imzaları Haluk Levent benim imzam olarak kendisi attı. Hatta attığı imza benim imzam bile değil. Zaten bu yüzden çekleri piyasadan topladılar.
Taşınmazları Haluk Levent'in borçlu olduğu Esin Önder Çağlayan'a devrettim. Onun söylediği başka kişilere de devrettim. Devrettiğim kişileri tanımıyorum ama onlara borçlu olduğunu söylemişti. Kendi üzerine alamadığı için benim üzerime aldı. Beni kullanmış oldu.
Ben çok zor durumdayım, tutukluyum. Haluk Levent beni kendi borçlarından dolayı yaktı. Onun yüzünden bankalara borçlandım, kredi kartlarım tükendi."
Timur Soykan: “Haluk Levent Süleyman Soylu diyince yazmıyoruz!
Süleyman Soylu değil de Özgür Özel deseydi ne olurdu biliyor musunuz?
Davul zurna toplanırdı bütün emniyet, alkışlar eşliğinde ifadeyi tutanağa geçirirler, anında bütün medyaya servis ederler, çarşaf çarşaf dağıtılırdı."
Kemal Kılıçdaroğlu'nun nasıl bir insan olduğuna dair güzel bir özet olmuş. Bir iş insanı sizin tüm masraflarınızı karşılıyor, size ofis tutuyor, içini dayıyor döşüyor. Çünkü siz bu iş insanına bir kamu kurumunun, bir siyasi partinin başındayken milyonlarca lira ödeme yapmışsınız.
Yani siz bir kamu kurumunun işlerini bir kişiye veriyor, milyonlar ödüyorsunuz, daha sonra da o kişi sizin için ofis tutuyor. Beyefendi, bunun adı düpedüz yolsuzluktur. Siz yolsuzluk yapmaktan çekinmeyen, yaptığınızı da yolsuzluk olarak görmeyen bir insansınız. Sorsanız "Ne var canım bunda?" der muhtemelen.
İnsanlar ve medya bugünlerde olası #Marmara depremi üzerine yapılan ‘rahatlatıcı’ açıklamaları çok sevdi ve öne çıkardı, sanki #Kahramanmaraş ‘ı yaşamamışız, sanki #Venezuela ‘da olup bitenleri görmemişler gibi… Çok üzücü 🤔
⭕️ En kötüsüne hazır olmalıyız ⚠️
#deprem#İstanbul
Ne kadar kısmetli bir ülkeyiz, siyasette Bay Kemal, afet anında Haluk Levent, futbolda ibrahim Hacıosmanoğlu, yorumda Rasim Ozan Kütahyalı, yandaşda Cem Küçük, muhalefette Yılmaz Özdil, ekranda Hakan Ural, eğlence programında Sinan Akçıl ve Demet Akalın, dizide Gassal, pahalılıkta dünya rekoru söyleyin var mı bize yan bakan?
6 Şubat depreminde tam 6 gün çocuğunun altında kaldığı enkazın başındaydım.
Ne AFAD ne KIZILAY ne AHBAP ne bir tek devlet yetkilisi görmedim.
Enkazın başında yüzlerini ilk kez gördüğüm gönüllü canlar ve TKP-TİP-CHP’ den gelen kurtarma ekipleri vardı.
Çocuğumu enkazdan Maltepe Belediyesi kurtarma ekibi çıkardı.
Bağrıma bastığım çocuğumla ‘ölüm kağıdı’ almak için tüm Hatay’ı dolaştım.
Devleti ilk kez Reyhanlı yolunda kimsesizlerin kepçelerle gömüldüğü yerde 4 savcı olarak gördüm.
İşleri evrak vermekti.
Cenaze nakil araçları bile yoktu.
Adana’ya kadar çocuğumu aracın arka koltuğunda eşinin kucağında taşıdık.
Yollarda binlerce yardım tırları-kamyonlar-özel araçlar gördük. Yine ne KIZILAY ne AFAD ne AHBAP yoktu.
Nakil aracını Mersin belediyesi
Adana’ya gönderdi çocuğumu ordan Akyaka’ya o araç getirdi.
Yalnızdık.
Dostlarımın, yoldaşlarımın, yürekleri ağlayan canlarımızın dışında yapayalnızdık.
Yetmedi ekranlarda basında bu durumu paylaştım diye davalar açıldı, yargılandım, yargılanıyorum.
Bugün AHBAP yardım paralarının peşine düşenler, KIZILAY’ı da diğer yardım adıyla para toplayan yapıları da sorgulamalılar.
Acılarımız üstünde tepinerek bizi halen adaletsizlikle boğanlara ise lanet olsun.