Cevap veriyorum!
Siz Şehit paylaşımlarının altına salyalarınızı akıtırken Ben bir vasiyeti yerine getiriyorum..
Sizlerden de rica ediyorum..
Paylaşın Paylaştırın..
📍Vaniköyde ağaç katliamı…
📍Vaniköyde kaçak inşaat…
📍Vaniköyde bozulan boğaz öngörünümü…
📍Rasathane yolunu kapıyla keserek kendi arazilerine dahil etmeleri ve vatandaşın geçit hakkını engellemeleri meselesi hepsi çok önemli…
https://t.co/EulhHaaAXc
Cihat Yaycı ;
🎯 Aşağıdaki Mavi Vatan’ın Doğu Akdeniz parçasını gösteren ilk haritayı da, ikinci haritayı da ben çizdim.
❗️Ancak bir kısım şahıslar;
- Libya Antlaşması imzalansın ve oraya odaklanılsın diye Türkiye‘nin sadeceLibya ve Mısır ile karşılıklı kıyılarını gösteren birinci haritayı,
- Libya Antlaması imzalandıktan sonra da Türkiye ‘nin İsrail, Filistin, Lübnan ve Suriye ile karşılıklı kıyıları olduğu gerçeğinden hareketle haritanın nihai hali olan ikinci haritayı çizdiğimi dahi bilmeyip,
- Sadece ikinci haritayı benim çizdiğimi sanarak, kıskançlıkla (ki vatana hizmette kıskançlık ya da kapris olmaz) birinci haritayı ekrana koyun diyenler ve cahillikleri ile Yunan ve Rum’a malzeme verenler,
❗️Buyurun bilginize güveniyorsanız ve yukarıda saydığım akademik kariyer ve donanıma sahipseniz, hodri meydan!!
İstersen hesabımı kilitlet ama söyleyeceğim.
Ey @elonmusk
Dünyanın en zengin adamı olacaksın ama dünyanın en azılı katili Netanyahu'yu yalanlarını bile bile ayakta alkışlayacaksın.
Sana "dünyanın en zengin kölesi" demeleri boşuna değilmiş.
1930’LU YILLARDA VATANDAŞA KEDİ, KÖPEK ETİ YENİLMESİ İÇİN
BAZILARI TARAFINDAN FETVA VERİLDİĞİNİ,
GAZETELERİN BUNU TAVSİYE ETTİĞİNİ
BİLİYOR MUYDUNUZ?
YORUMUNUZU MERAK EDİYORUM.
ÖZELLİKLE CHP’LİLERİN…
1930’larda et pahalılanınca kedi eti yenilebileceği fetvası verilmiş
Türkiye’nin yakın tarihi neden adam olmaz, biliyor musunuz, farklı her girdiyi adeta “haram” sayma ve onu dolaşıma sokanları linç etme alışkanlığı, hatta fanatikliğinden.
Bir kere 1920’li ve 30’lu yıllar müthiş bir ilerleme ve kalkınma dönemi diye anlatılacak ya, bilmem şu kadar fabrika açıldı, bir de şimşek hızıyla okuma yazma öğretildi falan filan ama biri kalkar da 1938’de okuryazar oranının hâlâ yüzde 20›yi bile bulmadığı gerçeğini söyledi mi suratlar abuslaşır ve ‹sen ne demek istiyorsun birader› diye Kasımpaşa tiradları döşenilir hemen. Bu tarih bizi yani milleti değil, egemenleri ve elit bir zümreyi temsil ediyor sadece. 1923-2024. Tam 101 yıl oldu, hâlâ gerçek tarihe muhtacız velhasıl.
İşte size 1929-30›lu yıllardan ‹güncel› bir tarih gerçeği:
Millet o kadar ağır bir ekonomik bunalım yaşıyor ki -dünya ekonomik bunalımı da buna tuz biber ekmişti- gazetelerde uluorta kedi, köpek, hatta kurbağa eti yemenin caiz olduğuna dair doktorlardan fetvalar yayınlanıyor, kedi etinin bayağı lezzetli olduğu çarşaf çarşaf beyan ediliyordu.
Son posta gazetesinin 28 Ağustos 1937 tarihli nüshasına göz atmayın sakın, şu satırlardan başınız döner aksi halde:
“Bilirsiniz kediler striknin ile öldürülür, bunun da gramı 7 kuruştur, bunun 1 gramı ile 2 bine yakın kedi öldürmeniz mümkündür fakat o takdirde kedilere şırınga edilecek zehrin miktarı gayet az olur, bu yüzden zavallı kediler kolay kolay ölmez uzun bir süre can çekişirler..”
Aman Yarabbi. Şimdiki hayvanseverler o tarihte yaşamış olsaydı gıklarını çıkarabilir miydi onbinlerce köpek ve kedinin zehirlenerek itlafına?
İşte böyle bir dönemde yaşanan ateşli kedi eti yenilir mi tartışmasından satırlar.
Avrupa’da kedi yerler, biz de yiyelim
İşte o günlerdeki gazetelerden bir haber (aynen aktarıyorum): ÖNE ÇIKAN VİDEO
“Kedi eti yenir!
Avrupa’da kediyi yerler, bunun içindir ki bu memleketlerde serseri kediye rast gelmek güçtür. Kedinin eti ufak bir farkla tavşan etine benzer, yenilmesinde bir mahzuru fenni (bilimsel sakınca) yoktur.”
Güzel, fetva hem de bilimselinden. Daha ne istenir?
Peki, başka neler varmış gazetelerin gündeminde? Görelim mi?
(1)
1929 yılında ‘ciddi’ gazetelerimizin içine düştüğü fikir sefaleti…
Kedi eti mi yenilmeliymiş eşek eti mi?
Malum, halk fakir, et met alabildiği yok, fikir adamlarımız çare üretiyor(!).
Milliyet, 2 Eylül 1929
Başka parlak fikirler de beyan ediliyor ki evlere şenlik.
(2)
Ciddi ciddi kafa yormuşlar.
“Kedi eti yenir mi?”
Harf inkılabından sonra yerlerde sürünen tirajları yükseltme numaraları…
Gazeteler satılmayınca halkın ilgisini çekecek sudan şeylerle ilgi çekmeye çalışmışlar.
(3)
Bir bu eksikti!
Şimdi de kurbağa eti mi daha lezzetli, kedi eti mi? tartışması başlamış.
Et zaten arslanın ağzında.
Milletin muhabbetten dahi ağzı sulanıyor olmalı.
(4)
Tek Parti döneminden garip manzaralar
“Kedi eti yenebilir” fetvasını veren profesör Santuru ile Hayvanları Himaye Cemiyeti baş veterineri Sarango köpek eti yenilmesini tavsiye ediyorlar!
Sebep ise etin pahalı olması.
Akşam, 24 Ocak 1936
(5)
1930’lu yıllarda kedi eti yeme derdinde olan Türk basınından bir numune:
Neden kedi eti yiyelim?
Çünkü sokaklarda sahipsiz kedi kaynıyor. Et fiyatları da pahalı, mesela Avrupa’da hiç serseri kedi yokmuş, neden? Çünkü Avrupa kedileri yermiş, biz de yiyelim diyor gazete.
"Biz soykırıma uğramış bir milletiz! Kültür soykırımına uğradık. Hafızası gitmiş, dolayısıyla burada şaşılacak bir şey yok. Alzheimer olmuş bir milletiz. Geçmiş unutuldu, bitti. Bunun en önemli müsebbibi yazının katlidir. Peyami Safa'nın müthiş bir lafı var: Milli Kütüphanesi'ne gidip de tek kelime okuyamadan çıkan biricik nesil yeryüzünde" Düşünün ne devrimler görmüş bu dünya, Sovyet devrimini görmüş, Çin devrimini görmüş, hiçbirisinde yazıya dokunmadılar. Japonlar içinde Çin yazısı yabancı, Koreliler için Çin yazısı yabancı, İran ve Farslar için Arap yazısı yabancı, ama kimse dokunmadı. Türkiye’nin yeniden istiklaline kavuşması, yazının değiştirilmesine mi bağlıydı? Beşerde gen neyse, insanda yazı odur. Gen bize beşeri kalıtımımızı veriyor, insan ise mirasını yazıyla sürd��rür. Medeniyet yazı üzerine kurulur. Yapacağınız en büyük katliam budur. Biyolojik Soykırım’da kılıç artıkları olur, ancak Kültür Soykırım’ı kesinkes bitirir!"
-Prof Dr. Teoman Duralı
Ankara'da önümüzde kırk ikindi yağmurları var, iddia ediyorum temizliği yapılmamış, üzerine asfalt atılmış yağmur kanalları yine temizlenmeyecek, yine ön alıcı tedbirlere başvurulmayacak ve seller basacak.
Bari bir kez bizi yanıltsan...👇🏽 https://t.co/Cykj9Hvufw
PKK/DEM’in kazandığı belediye sayısı 78’dir. Hakkında terör soruşturması ve davası olan 27 kişiyi aday yapan da PKK’nın talimatı gereği PKK/DEM yöneticilerdir. Anayasa ve yasa gereği kayyum atanacağını bile bile kaos çıkarmak amacıyla 27 kişiyi aday yaptılar. CHP’yi de yanına çekip çatışma yaratmayı amaçlıyorlar.
Bu durumu 6 Mayıs’ta yazmıştım👇👇👇👇👇👇
Çifte vatandaşlığı olup da İsrail ordusuna katılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları İsrail'in savaş suçlarına ve soykırıma iştirakten yargılanmalı @TBMMresmi@TBMMGenelKurulu#getoutofarah
@burakbekiroglu Arkadaş şunu bir öğrenemediniz gitti .cehape li olmak demek, her şeyi yapma hakkınız olması ama suçlanmamanız her iş için liyakat sahibi olmanız , sütten çıkmış akkaşık olma durumu vs...
Torpil furyasının hakim olduğu CHP'li belediyelerde makamlar, akrabalar ve liyakatsiz isimlere dağıtıldı.
İstanbul Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun’un eşi Filiz Coşkun'un Kültür İsleri Müdürü olarak atanmasını sağladı.
CHP Tipi Liyakat
PKK'lı dediğin böyle olur işte:
Örgütün İsveç sorumlusu Senanik Öner, ahırdaki bir ata tecavüz ederken yakalandı. Üç gün sonra aynı eylemi tekrar etti. Polisler gelince de bıçakla onlara saldırdı.
Tutuklandı tabi.
Bütün Avrupa bu olayı konuşuyor...
Bunlar aralarındaki kadın militanlara neler yapıyor acaba?
Daha önce MİT mensubu şehidin bilgilerini sosyal medya hesabından paylaşarak ifşa eden firari Erk Acarer, ajanlık yaptığını itiraf etti:
🗣"Benim yaptığım haberler Alman emniyeti ve Alman İçişleri Bakanlığı tarafından özellikle isteniyor."