Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi'ne katılmak için gittiği Azerbaycan'a ulaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Gebele Uluslararası Havalimanı'nda Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev, Gebele Bölge Valisi Sebuhi Abdullayev ve Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi”nde konuştu
— Birçok zorlukla mücadele etmesine rağmen Suriye hükümetinin son 9 ayda kaydettiği gelişme, geleceğe ümitle bakmamızı sağlıyor
— Güney Kafkasya'daki gelişmeleri de sadece takip etmekle kalmıyor bölgede barış ve istikrarın tesisi için atılan adımları samimiyetle destekliyoruz
— Türk devletleri olarak Suriye hükümetiyle angajmanı ilerletmeliyiz
— İsrail'in son olarak Katar'ı hedef alan saldırıları, bölgemizin istikrarına en büyük tehdidin bu ülkenin mevcut yönetiminden kaynaklandığını gösteriyor
Sayın Mansur Yavaş, herhalde “Ankara halkına nostalji yaşatıyoruz.” diyerek bu tabloyu da bir algıya dönüştürmeye çalışacaktır.
Ama gerçek şu ki; Ankaramız, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti 2025 yılında 1990’ların mağduriyetini yaşıyor.
Son dönemde sıkça dile getirilen bir eleştiri var: “Türkiye neden İsrail’e doğrudan müdahale etmiyor, neden askeri olarak Gazze’ye girmiyor, neden sadece kınıyoruz?” Bu söylem kulağa duygusal bir isyan gibi gelse de aslında gerçeklikten oldukça uzak.
Türkiye bugün savunma sanayiinde çok önemli adımlar atmış durumda. Bayraktar TB2, Akıncı, Anka gibi İHA’lar dünya çapında kendini kanıtladı. Ancak henüz beşinci nesil savaş uçağı KAAN seri üretime geçmedi. Motor meselesinde dahi önümüzde en az 7–10 yıllık bir süreç var. Yani Türkiye kendi uçağını, motorunu, tankını, uzun menzilli füzesini üretme aşamasında. Bu büyük bir ilerleme, ama henüz “İsrail gibi bir aktöre doğrudan askeri müdahale edecek” seviyede değil.
Bir ülkenin başka bir devlete doğrudan askeri müdahalede bulunması sadece güçle ilgili değil, uluslararası hukukla da bağlı.
Türkiye, Filistin davasının en güçlü savunucularından biri olarak diplomasi, uluslararası örgütler ve insani yardım kanalları üzerinden hareket ediyor. Çünkü aksi durumda yalnızlaşma, yaptırımlar ve savaşın Türkiye sınırlarına taşınması gibi ağır riskler doğar.
“Türkiye sadece kınıyor” söylemi de yanlış. Türkiye:
Gazze’ye en fazla insani yardım gönderen ülke konumunda.
Filistin’in BM’de devlet olarak tanınması için yıllardır aktif diplomasi yürütüyor.
İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerini hem BM’de hem uluslararası basında gündeme taşıyor.
Savunma sanayiinde kendi kapasitesini artırarak, gelecekte caydırıcılığı artıracak bir stratejik altyapı inşa ediyor.
Devletler anlık öfkeyle değil, stratejik hesaplarla hareket eder. Türkiye bugün sabırla ve uzun vadeli planla ilerliyor. ��ünkü güç dengesi dediğimiz şey sadece silah değil; ekonomi, diplomasi, enerji ve teknolojiyle de şekilleniyor. 10 yıl içinde Türkiye kendi savaş uçağını, motorunu, hava savunma sistemlerini tamamladığında caydırıcılığı bambaşka bir noktaya gelecek.
“Erdoğan neden İsrail’i durdurmuyor?” sorusu, aslında devlet aklının nasıl işlediğini bilmemekten kaynaklanıyor. Bugün duygusal çıkışlardan ziyade uzun vadeli planlarla hareket edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin yaptığı da tam olarak bu.
@direniscadiri Provokatörlük yapmaya gitmişsiniz Filistin 'i bari hain emellerinize alet etmeyin!
Ak parti kadar Filistin'in yanında duran parti var bu ülkede?