Birkaç hafta hiçbir şey olmamış gibi davranarak gelen tepkileri soğutabileceğinizi, bu esnada size yönelen eleştirilerin bir kesim nezdinde mağduriyet yaratacağını düşünüyorsunuz.
Yanılıyorsunuz. Ne 2018 ne de 2023 seçimleri sonrasındaki tablo var artık. Nasıl ilkesiz bir insan olduğunuzu bütün ülke gördü. Size yönelen bu tepkiler hiç dinmeyecek. Birkaç hafta içinde itibarınızı ve kariyerinizi sıfırlayacaksınız.
Ana muhalefet partisi, son seçimlerde birinci parti ve cumhuriyetle özdeşleşmiş bir parti olan CHP’nin fiili olarak ve dün polis zoruyla kapatılmasıyla.. Türkiye'de yeni bir siyasal rejim ihdas olduğu konusunda artık kimsenin kuşkusunun kalmaması gerekir. Kılıçdaroğlu ve ekibi, görünen o ki belli bir anlaşma sonucunda (tarihin ileride yazacağı motivasyonlar ve süreçlerle) ve bu anlaşmanın koşullarını kabul ederek.. yeni otokratik rejimin siyasal elit koalisyonuna ve kurallar sistemine katılmıştır. Bu rejimin ne kadar kalıcı ve (ne kadar ve ne anlamda) "başarılı" olacağı ise ayrı bir konu.
Bu anın Türkiye'nin en az yüz elli yıllık demokrasiyi ve anayasal rejimi inşa tarihinde muazzam bir yenilgi ve geriye düşüş anı olduğu şüphe götürmez. İnönü'nün ifadesinden ilhamla.. cumhuriyeti kuran elitler ülkeyi mutlakiyetten devralmış, katılımcılığı ve kapsayıcılığı eksik, ama halkın yönetenleri değiştirebildiği, gelişen, çok partili ve anayasalı bir demokrasi yapmış... Bu demokrasiyi devralan AKP ise ülkenin siyasal rejimini 24 yılda (21. yüzyıla özgü popülist) bir mutlakiyet rejimine rücu ettirmiş bulunmaktadır.
Yani görünenin aksine ortada kazanan yoktur. CHP bugün için kaybetmiş olabilir, ama söz konusu tarihsel ricat aynı zamanda AKP'nin ve MHP'nin kaybı ve yenilgisidir. Tüm partiler, devlet, ve en başta halk aynı anda kaybetmiştir.
Bu rejim değişikliğinin ve yenilgisinin kabulü ve idrakı, sanılabileceğinin aksine, demokrasiye geri dönüş umudu açısından mulaka olumsuz bir gelişme değildir. Fikir yazılarımda ve akademik çalışmalarımda uzun süredir işlediğim üzere.. geçtiğimiz 10-15 belki 20 yıldır Türkiye'deki demokratik erozyonun en önemli itici kolaylaştırıcılarından biri.. demokratik kuralların ve kurumların aslında yok olmakta olduğu olağanüstü bir düzlemde.. siyasetin muhalefetin de katılımıyla sanki demokrasi var(mış) gibi devam etmesi olmuştur. Bu yüzden de aslında demokrasi meselesi olan konular.. daha çok parti, kişi veya ideoloji meseleleri olarak algılanmış ve uygulanmış, demokrasi direnci ve iradesi bölünm��ş ve zayıflamıştır.
Dolayısıyla bugün artık bu "'mış gibi"lik durumunun ortadan kalkmasının demokrasi umudu için olumlu bir yanı var. Artık demokrasi meselesi en kesin bir biçimde sadece bir CHP veya muhalefet meselesi değil.. Olması gerektiği gibi bir memleket meselesi. Artık kimse CHP'yi günah keçisi olarak kullanamaz, kimse bunlar takoz olmasa işler düzelir diyemez. İktidara destek veren ve vermişler dahil herkesin.. nasıl yönetilmek istediğine odaklanması, bu rejimle refah, iç ve dış güvenlik ve kalkınmanın mümkün olup olmadığını düşünmesi gerekiyor.
Geleceğini düşünen, nasıl yönetileceğinden endişe duyan ve bir teba değil bazı haklara ve güvencelere sahip bir halk ve millet olmak isteyen herkes.. bunun yollarını aramak ve birbirine ulaşmak zorunda. Yeni demokratik alanlar yaratmak zorunda.
Aynı durum tarihe bir halk hareketi olarak çıkmış olan CHP'ye de.. kendini 21. yüzyıl koşullarında yeniden bir kitle ve dava partisi olarak inşa etmek için.. "halk için halkla beraber" demek için de bir fırsat veriyor. Tam anlamıyla Ankara dışına çıkmayı zorunlu kılıyor. Binasının sıvası dökük, camı kırık ve boynu bükük olabilir. Ama bir fikir ve dava olarak CHP belki uzun zamandır olmadığı kadar canlı ve meşru. Olmaya da devam edecek. Bir "Halk Partisi"ne ve mekezinde insan haysiyetinin olan cumhuriyet idealine hiç olmadığı kadar ihtiyaç var. Bu konuda elbette söylenecek şey çok, ama @muratsabuncum'un aşağıdaki yazısı güzel bir başlangıç.
Bu bayram uzun tatil ve bayramlaşmalar bunları düşünmenin, birleşmenin, "gözüme bak anlarsın" demenin vesilesi olsun.
https://t.co/s7rFFVO2KX
Bölücü Rudaw TV, Türk ordusu hakkında kötü yorum almak için provokasyon denedi ancak Kürt teyzemiz Türk askerini yere göğe sığdıramadı, öve öve bitiremedi!
🗣️Ermenistan Parlamentosu'nda konuşan Paşinyan:
Büyük güçlerin Ermenileri korumak gibi bir derdi yoktu. Ermeni meselesi, yalnızca Osmanlı İmparatorluğu'nun iç işlerine müdahale etmek için bir araç ve 'diplomatik kırbaç' olarak kullanıldı.
Kaçak elitlerimiz ve korkak hainler, kendi iktidarları uğruna Karabağ halkını 30 yıl boyunca koz olarak kullandı, bölgede rehin tuttu.
Güvendiğimiz uluslararası güvenlik garantörlerimiz ve sözde müttefiklerimiz bizi adeta bir mezbahaya götürdü.
Not: Türkçe altyazı ekledim, dilerseniz CC düğmesine basarak izleyebilirsiniz.
Kaynak: https://t.co/n4gso0NN3i
Büyükelçiliğimize Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili gelen sorulara cevaben, aşağıdaki hususları bildirmek isteriz.
Rusya, Montrö Sözleşmesi'ne büyük önem vererek uluslararası ilişkilerde yer alan tüm taraflarca uygulanmasını kararlılıkla desteklemektedir.
Sözleşmenin, özellikle Akdeniz ve Orta Doğu'daki son olaylardan dolayı meydana gelen dramatik dönemde, tüm ülke ve devletlerin çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyoruz.
Bu bağlamda, Türkiye'nin dengeli ve sorumlu tutumunu takdirle karşılıyoruz.
🔴 Fransız Senatosu üyesi Claude Malhuret:
Trump’ın kabinesine bakalım: Eski bir eroin bağımlısı Sağlık Bakanı. Putin hayranı bir Ulusal Güvenlik Danışmanı.
Bir Türk atasözü der ki: “Bir palyaço saraya yerleştiğinde kral olmaz; saray sirke dönüşür.”
Epstein davası her yeniden gündeme geldiğinde, dünyanın bir yerlerinde bombalar patlıyor ve dikkatler başka yöne çekiliyor.
Fransız haber kanalı LCI'nin Tahran muhabiri ile Whatsapp yazışmaları yanlışlıkla ekrana yansıdı.
Muhabir " Beni bağlamayın artık, bıktım sürekli sansür uygulamanızdan" diyor.
Belli ki kanal muhabirin ekranda neleri anlatacağına müdahale ediyor. Önceden belirliyor.
Fransa'da sanılanın aksine tv ve gazeteler tek seslidir. Özellikle dış haberlerde devletin onayladığı metin dışında aykırı bir ses duyamazsınız.
Basın özgürlüğü falan hikayedir.
Ulusal çıkarlar önceliklidir.
Hem basın özgürlüğü vs Batı'da olmaz, o başka ülkelerde sopa olarak kullanılır.
İbretlik bir durum.
Eğri oturalım doğru konuşalım. Türkiye’de 1990’lara kadar Kürtler harici Nevruz kutlayan olmadı. Bugün dahi Anadolu’da Kürtler harici kitlesel Nevruz kutlayan yoktur. Sebebi çok basit: Nevruz’un tarihi islam öncesine dayandığı için Türkiye’de Sünni çoğunluk tarafından Nevruz günah - haram olarak görülür.
Fakat İran, Kürt Coğrafyası, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, Pakistan ve daha bir çok ülkede asırlardır kitlesel olarak kutlanıyor Nevruz. Anadolu’da da eski zamanlarda kutlandığını biliyoruz ama ülkemiz o kadar çok katı bir islam anlayışına evrilmiş ki eski Türk inanç ve geleneklerinin yanısıra bu coğrafyada asırlardır var olan diğer kültür ve gelenekler de yok olmuş artık.
Gelelim sadede; Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Kafkasya’dan Asya’ya, Orta Asya’ya herkesin Nevruz Bayramını kutluyoruz.
��� Video: Azerbaycan’dan bir Nevruz kutlaması.
Question: I'm a waiter at a local restaurant in Queens, a full time college student who sleeps an average of four hours a night and is still thousands in debt. How is a war in a country half the world away funded by the taxes pulled from my check, helping me in any way?
The funniest thing happening in the world right now is the way the western political/media class is asking us to be shocked and outraged that Iran would attack US allies who are actively collaborating toward its destruction in an unprovoked war of aggression. It's hilarious.
Think about how dehumanized the Muslim world would have to be in your perception in order for that kind of thinking to make sense. You'd have to see them as so unlike yourself that it would astonish and baffle you for them to be retaliating against unprovoked aggressions like any normal human being. Your view would essentially have to be, "Why are those Iranians hitting us back? Don't they know their role is to be killed, and our role is to do the killing? They've got the natural order of things completely backward!"
Iran is fighting for its very existence as a state. Obviously it's going to respond aggressively toward everyone who's helping to destroy it. It's a symptom of a profoundly sick and twisted civilization that this would seem abnormal or surprising to anyone.
🇹🇷 Ünlü şarkıcı Fedon, Çanakkale Savaşı'nda şehit olan dedesini 18 Mart'ta bu duygusal paylaşımla andı:
"Bu gördüğünüz ADAM, eşi hamileyken Çanakkale'ye askere gitti ve bir daha geri dönemedi.
Vatanı için şehit oldu, ne o oğlunu ne babam babasını ne de ben dedemi hiç göremedim.
Vatan sağ olsun, Ne Mutlu Türk'üm diyene. Dedem Kleanti Kalyoncu"
Kraliyet Rahatsız 👑
İran ile son görüşmelerde Witkoff ile Jared’in yanına bir profesyonel İngiliz danışman katmışlar.
O “bile” İranlılar güzel öneriler getirdiler. Amerikalılar istese anlaşma olurdu —- diyor.
🔺Haberin en iyi kısmını en sona gömmüşler: Biz Jared ve Witkoff’u; istemediği bir savaşa Trump’ı sürükleyen İsrail (etki) ajanları olarak gördük” diyor adı verilmeyen bir diplomat.
https://t.co/TgFJ51QdQJ
ABD’de tüm istihbarat kurumlarından gelen terörle ilgili bilgileri birleştiren, Analiz eden ve karar vericilere sunan ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (National Counterterrorism Center - NCTC) Direktörü savaş gazisi Joe Kent görevinden istifa ederken çok çarpıcı mesajlar verdi.
Kısacası İran savaşı bir zorunluluk değildi diyen Kent, açıkça bu savaş, İsrail ve ABD içindeki güçlü lobilerin (Neoconlar,, evanjelistler, siyonistlerin) baskısıyla başlatıldı diyor.
Daha da önemlisi, Trump yönetimi kararlarını kendi stratejik aklıyla değil,
İsrail kaynaklı yönlendirme ve dezenformasyonla aldı diye ekliyor.
Yazdığı istifa Mektubuna göre İran “acil tehdit” değilmiş ama öyleymiş gibi sunulmuş. 2002 Irak senaryosu tekrar edilmiş.
Kent mektupta ayrıca eşini İsrail için çıkarılmış başka bir savaşta kaybettiğini açıkça söylüyor.
Kısacası bu istifa ailece bedel ödemiş bir insanın isyanı.
Bu psikoloji içinde diyor ki:
Aynı hatayı tekrar yapıyoruz.
Amerikan askerleri başkalarının çıkarları için ölüme gönderiliyor.
Bu metinin mesajı açık ve net.
ABD yönetimi içeriden kırılıyor.
İsrail etkisi artık saklanamaz seviyede. İran savaşı ise anlatıldığı gibi bir “zorunlu savunma” değil. İsrail Jeopolitiği için Amerikan dolarlarının ve Amerikan kanının harcanması normalleştiriliyor.
Bu kriz sadece Körfezde değil ABD içinde de çok büyük gelişmelere gebe.