Aklıma şey geldi. Abdullah'ın yemek yapmayı seven oğlu için "Elalemin oğlu gece kadına gider bu kek yapmaya kalkıyor" demesi. İnançlarına göre günah olan zinayı bile daha hoş görüyor oğlunun yemek yapmasından.
TR dizilerinde yazılanın, yayınlananın sorumluluğunu almıyorlar. "Bunları yazıp yayınladık, bundan sonra şunu yazamayız. Yazarsak tutarsız, cinsiyetçi, problematik, adaletsiz ya da saygısız olur." demiyorlar. Ne tutarsa, ne konuşturursa, ne kolaysa onu yapıyorlar. Gerisi önemsiz
Sağlık Bakanı, HPV aşısının ücretsiz olması ile ilgili, “Niyet var, Bilimsel Kurul değerlendirecek” diyor. Faydası olmayacak bir şeye devletin parasını neden harcayalım diyor.
Zaten devletin parası hiçbir zaman kadınları koruyacak, eşitliği sağlayacak, sosyal devletin gereği olacak adımlar için harcanmıyor.
HPV aşısına ücretsiz erişim bir niyet meselesi değil, sağlık hakkıdır. Bu hakkı tesis edip etmemek bakanın tercih yapacağı, değerlendireceği bir şey değildir, bir yükümlülüktür. HPV aşısı ulusal aşı takvimine alınmalıdır. Herkes için ücretsiz ve erişilebilir olması için mücademizi sürdüreceğiz.
Okan Bayülgen’in programlarında kadınlara yönelik sergilenen tavır, yıllarca 'mizahi zekâ' adı altında pazarlandı. Oysa yaşanan şey zekâ değil, canlı yayında uygulanan psikolojik bir baskıydı. Çoğumuz ben de dahil, o koltuklara oturmayı prestij sanıp gittik; toyluğumuz, heyecanımız reytinge malzeme edildi. Yıllar sonra anlıyorum ki, entelektüel bir imaja sahip olmak kimseyi nezaket ve etik sahibi yapmıyor.
Kötülüğü ve zorbalığı "cool" gibi ambalajlayıp sattılar yıllarca... Oysa, bir insanı ezmek en kolay, en sığ ve en ucuz eylem... Kötülük güç gösterisi değil, karakter fakirliğidir. Asıl cesur ve hayranlık uyandırıcı olan ise herkesin kolayca acımasızlaştığı bir dünyada nezaketi, iyiliği ve vicdanı bir zırh gibi taşıyabilmektir.
benim de sosyal anksiyetem var evden çıkmasanız olur mu insan görünce çok geriliyorum bayılma durumuna falan geliyorum insanları da eve kapatabilir miyiz lütfen
Başıboş kelimesini uçan kuş için bile kullanan birini, bir sayfayı, haber kanalını gördüğünüz yerde engellemez, istedikleri etkileşimi vermeye devam edersek sesleri yükselmeye devam edecek. Görünmez kılın şu yaratıkları engelleyip geçin. Siz cümle kurdunuz diye fikirleri değişmeyecek. Etkileşim aldıkları sürece daha da arzulu dezenformasyon yayacaklar.
Hayvanları seviyorsak biz akıllı olmak zorundayız. Cevap vermeyin, engelleyin.
konfor ve lüks içinde tedavi olan yabancı ve turistler var türk vatandaşı aynı konfor ve tedaviye ulaşamazken? bunlar neden hiç dikkatinizi çekmiyor? bir amerikalı gelip çok daha konfor ve lüks içinde dişlerini yaptırıp gidebiliyor türk vatandaşı hastanelerde sürünürken onu örnek vermek yemedi mi?
evcil hayvanlara yüksek fiyatlı sağlık hizmeti sunulmasının nedeni tamamen vetlerde kullanılan tıbbi malzemelerin, aşıların, tıbbi cihazların (ultrason, röntgen, kan tahlili cihazları vb.) ve özel reçeteli mama/ilaçların çok büyük bir kısmının ithal olmasıdır dövizdeki artış sebebiyle artıyor fiyatları.
Bugün her yerde bu haberi görüyorum. Ama heeeer yerde... Bakın Estetik yaptırana "sahte", yaptırmayana "bakımsız" denilen bu düzende kadınlar ne yaparsa yapsın zorbalıktan kaçamıyor; o yüzden ne yaptırana, ne de yaptırmayana zorbalık yapmak bana doğru gelmiyor. Ama bu işlemlerin "her kadının yapması gereken mucize bir işlem" gibi pazarlanmasına da karşıyım. Yaşlanmayı bir kusur, estetiği ise tek kurtuluş gibi sunmak, kadınların sırtındaki güzellik baskısını ve yaşlanma korkusunu iyice büyütüyor.
onları ucuzluklar ve saçma karakterler için kenara itmeyebilir, içlerinden geçmeyebilirlerdi. ama kızılcık şerbeti, diziyi taşıyan tüm karakterlerini ve hikayelerini yarım bıraktı mahvetti.
izleyicilerine, beklentilere, emeklere ihanet etti. kötülükçü, erkekçi bir dizi oldu.
üstelik izleyiciyi çekmek için kullandığı değerleri ayaklar altına alan bir dizi oldu.
evet kızılcık şerbeti görkem'le birlikte ucuz kaos ve basitlik meraklılarının zevkine uydu. ama en seviyeli, en iyi zamanı 1. sezondu. asıl kahramanları ilk kadroydu. reytingleri zaten iyiydi. nursema doğa pembe kıvılcım alev çok iyi yazılabilirdi.
Kadınlar: annem çok eziyet çekti, hayatını yaşayamadı. Ben çekmeyeceğim, annemin de bundan sonra mutlu olması için uğrasacağım
Erkekler: Annem çok çile çekti ne güzel, keşke tüm kadınlar çekse, ölseler keşke, annem de daha çok çeksin
Erkeklerin sizin sadakatinizden yapmadığınız şeyleri YAPAMIYORSUNUZ sanması salaklığı? Ajsjdjhdhdhd o yanlış öyle yapılmaz bebeğim sen şimdi bi de beni izle
Kızılcık Şerbeti 1. sezondan 2. sezona geçerken yalnızca jenerikteki senaryo kredisi mi değişti, yoksa senaryoyu üreten ekip/yapı ve çalışma biçimi de değişti mi?
Sadece "Melis Civelek ve Zeynep Gür'ün mahlasıydı" açıklamasının bütün tabloyu açıkladığına ikna olmuş değilim.
ne hayvana eziyetleri biter ne terörist affetmeleri biter. sonucunda da hiçbir şey iyiye gitmez hep daha kötüye gider. kim ne işe yarıyor bu ülkede, ülkenin içine etmekten başka...