Düzen canavarlaştıkça, canavarlık ‘normalleştiriliyor’. İtirazımız var!
Pınar Gültekin’i canice öldüren katilin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının bozularak haksız tahrik indirimi istenmesi bir kez daha adaletsiz bir düzende yaşadığımızı ispatladı.
Hiçbir ceza öfkemizi dindirmez ve içimizi soğutmazken mahkemedeki iyi hal indirimlerinin üzerine bir de verilen kararların bozulması riski eklendi.
Bu çivisi çıkmış adalet sistemine itirazımız var! Kadınları değil katilleri koruyan düzeni yerle bir etmek boynumuzun borcudur. Tüm kadınları yaşamak için mücadele etmeye çağırıyoruz.
#yalnızolma #itirazımvar
Ülkemizde işgalci istemiyoruz; silahınızı, tarikatlarınızı, işbirlikçi siyasetçilerinizi alıp defolun diyen tüm yurtsever yurttaşlarımızı çağırıyoruz.
Yarın saat 15.00’te Uğur Mumcu Meydanı'nda buluşalım. #göreve
"Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi bir direniş kültürü yaratmaya çalışıyor. Halkın iradesini örgütlü hale getirmeye çalışıyor. Halkın ayağa kalkma zamanı geldi. Bu yürüyüş bunun bir başlangıcı." (Erhan Nalçacı) #göreve@THalkMeclisi
Türkiye'de bir kişi, oturup 37 kentte, toplam 26,7 km2’yi bulan 721 parseli orman dışına çıkarıp satışa sundu. Bundan daha ürkütücü bir yetki olur mu? Üstelik ‘istisna’ ve ‘geçici’ olması gereken bir yetki bu. Ama bir sınırı yok. https://t.co/jB87oFowAJ
Muazzam bir sektöre dönüşen hayvan ticareti, plansızlık, yerel yönetimlerin ve merkezi iktidarın sorumsuz tutumu sonucunda yaratılan ciddi bir sorunu köpekleri öldürerek çözmeye kalkmak insanlık suçudur. Bu hem bir suçtur hem çözüm değildir. Bunu söylemek başı boş köpeklerin yarattığı tehdidi görmezden gelmek anlamına gelmez. Ancak “ya sizin çocuğunuzun başına gelse” baskısı ile bir katliamı meşru göstermek olmaz. Duygu savaşlarıyla saçma bir hal alan bu sorun kolaylıkla çözülebilir ama toplumcu bir yaklaşımla. Ne demiştik: kâr konusu olan her şey sorun üretir. Türkiye sağlık ve diğer kamu hizmetlerinin ticaret konusu olmasının ve hayvan ticaretinin bedelini ödüyor.
Bir barınak görevlisinin yazdığı mektup;
"Ben bir barınak yöneticisiyim. Sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. Umarım bu sesi duyarsınız.
Öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar… Hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. Belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.
Az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya… Büyüyüp de artık “küçük şirin köpek yavrusu” olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu… Peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin % 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? İster safkan olsun, ister olmasın… İster sahibi tarafından terkedilmiş olsun, ister başıboş olsun.. Barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler…
En çok duyduğum bahane; “Taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil.” Öyle mi gerçekten? Ya da “Büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu”. Bir Alman Çoban Köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? “Ona fazla zaman ayıramıyoruz” Öyle mi? Ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum, isteyince mümkün bu… “Bahçeyi birbirine katıyor”. Onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç? Köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de; “Biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek”
Hayır… Büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak.
Bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz?
Anlatayım size isterseniz…Siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. Eğer barınakta yeterince boş yer varsa ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. Eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.
Köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. Son derece depresif olacak ve kendisini terkeden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.
Eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. Eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. Kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii…
Eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (Pitbull, Rottweiller, Mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten… Bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar.. Ne kadar “şirin”, “akıllı” ya da “iyi huylu” olurlarsa olsunlar, farketmez.
Eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılamadıysa, yeni geleceklere yer açmak için köpeğiniz imha edilir. Eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.
Çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. En masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.
Köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. Barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.
Size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?
Önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. Sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. O “oda”nın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek. ⬇️⤵️
Şu "şükran" edebiyatı çok tuhaf. İnsandan nefes aldığı, boğaz tokluğuna yaşadığı için gülümseyerek güneş ışınlarına bakıp şükran duyması beklenir oldu o filmden sonra. mutluluk yine bizim elimizde yani. Bu gidişle enflasyonu aslında biz erelim diye yükselttiklerine inanacaklar.
@dizianaIiz Tarikatlar ve tarikatçılar çok akıllı, düzgün, güvenilir; laikler tam tersi. Dizinin mesajı ve normalleştirmeye çalıştığı şey bu. Bu rezil diziyi izleyip reytingini arttırmayın.
Korkunç savaş, soykırımlar, katliamlar çılgın bir psikopatın yüzünden mi yaşandı?
Hepsi bir adamın deliliği miydi?
Alman sermayesinin Nazi karanlığını nasıl yarattığını belgeleriyle izleyebileceğiniz videomuz
pazartesi akşamı Youtube kanalımızda yayında.
Rahmi Koç, kamuda çalışan milyonlarca kişiye “asalak” demeye getirmiş: “Diyorlar ki, devlette 5.5 milyon kişi çalışıyor. Buna askerler dahil değil. 2 milyon kişiyle bu devlet rahatlıkla döner.” Asalak senin sınıfındır. Bu ülke kapitalistleri sırtından atarsa asıl o zaman mükemmel döner!
Ankara'da yaya geçidinde,24 Ağustos akşamı saat 18:55 civarında,Tesla aracıyla 160km hızla şehir içinde show yapan Ö.S,Batıkent Bulvarı üzerinde, Karacılar Sitesi’nin önündeki yaya geçidinden geçen 25 yaşındaki Hürcan Bulur'a çarptı. Cinayet gibi kazada Hürcan Bulur can verirken,aşırı hızlı olduğu ve trafikte makas attığı iddia edilen Ö.S araçtan indikten sonra can çekişen Hurcan Bulur'a yardım etmek yerine,kendini kurtarma çabasına girmiştir.
Süreyya-Veysel Bulur çiftinin tek çocukları Hürcan Bulur, Batıkent Pirsultan Abdal Cemevi’ndeki törende;
“ADALET İSTİYORUZ”
Bulur ailesi, olayın faili Ö.S.’nin tutuklanmasına rağmen babasının hem parasal gücü, hem de iktidar ile olan siyasi yakınlığı ile delil karartma, mahkeme kararını etkileme gücüne sahip olduğunu belirterek, kazanın failinin caydırıcı bir ceza alması için “Hürcan için adalet” kampanyası başlattı.
“Başka aileler yanmasın, ülkemizde trafik cezaları caydırıcı olsun.Trafik kurallarına uymayanların bedel ödemesi için adalet istiyoruz”diyen Bulur ailesi, araç sürücüsü Ö.S.’nin babası işadamı B.S. ve ailesinin yaşanan bu olayı “kader, kaza” diye nitelendirmesine tepki gösterdi.
Yaşanan olayın kaza olmadığını, cinayet olduğunu kaydeden acılı anne Süreyya Bulur, “Evde karıncalara sakın ilaç sıkma canları acımasın diyen duyarlı, merhametli, vicdanlı, çevresi tarafından saygınlığı, efendiliği ile herkesin gönlüne girmiş, gözleri ışıl ışıl, umutları, hayalleri olan bir tek fidanıma kıydılar. Ben bir anne olarak adalet istiyorum ve sesimizi duyurmamıza yardımcı olun” dedi.
#Hürcaniçinadalet
#KazaDeğilCinayet
Oscar Wilde’ın sözüdür: “Deneyim, hatalarımıza verdiğimiz addan başka bir şey değildir.”
Cezaevi bahçesinde konuştuğum mahkumları dinlerken bu söz geldi aklıma. Kimi 7, kimi 12 yıldır cezaevinde. Yakında çıkacaklar ve yeni bir hayata başlayacaklar. “Allah bir daha burayı göstermesin diyorlar”
Madem öyle, suçlarına dair sırları soruyorum. Sahi işledikleri suçlardan mağdur olmamaları için vatandaşa ne önerirler?
İlk sözü araba hırsızlığında uzmanlaşmış bir mahkum alıyor…
https://t.co/YqyVGNOrpR
Karl Marx'ın yaşamını anlatan anime dizi "Lider"in
tüm bölümleri Türkçe altyazılı olarak BSM Youtube kanalında yayında.
1. Bölüm: https://t.co/iioUmOSa2U
Pazartesi günü kanala harika bir animasyon film daha geliyor.
İnsanlık tarihi üzerinden, ilkel toplumdan, köleci topluma, serfliğe ve işçilere gelerek, Marksizm'i çok açık ve anlaşılır anlatan bir animasyon film.
Kaçırmamak için kanala abone olabilirsiniz.
Türkiye Komünist Partisi'nin mahallelere kurduğu ve içme suyu sorununu kalıcı şekilde çözmeyi amaçladığı arıtma sistemleri hakkında Hatay halkıyla yapılan röportajlardan bazılarını sizlerle paylaşıyoruz.