Amerikalı tarihçi Justin McCarthy: "Balkanlarda Türklere olanlar, insanoğlunun başına gelen en kötü şeylerden biridir." Ders kitaplarında asla yer almayan, unutturulmaya çalışılan o büyük acıyı ve tarihi gerçekleri hatırlamak gerekir. Tripoliçe Katliamı'nın faili Yunan komutan Kolokotronis aynen şu ifadeyi kullanmıştır: "Atımın ayakları cesetlerden dolayı neredeyse hiç yere değmedi." Sonuna kadar dinleyin...
@Keremborsaci Kelim ilacı olsaydı Kendi başına sürer di bir durun yeter sizin paylaşımdan başka paylaşım Yok hala devam edip sayfayı işgal ediyorsunuz X bokunu çıkardınız
19 Mayıs’a giden o kutlu yolculukta, milletin makûs talihini değiştirecek bir inanç, bir kararlılık ve sarsılmaz bir irade taşınmıştır. O gün atılan adım, yalnızca bir başlangıç değil; esarete karşı başkaldırının, bağımsızlığa olan inancın ve milli dirilişin ilanıdır..
Bir devlet başkanı elinde portakal tutuyor...
Ne var bunda?
Sıradan bir hadise işte diyenler olabilir...
Bu portakallar, 1930'lu yıllarda İtalya’dan getirildi. Adana başta olmak üzere Mersin, Antalya ve Ege’nin bazı bölgelerinde aşılandı.
Buraya kadar sorun yok.
Okuyun bakalım,
ardından ne gelecek..
İskenderun Demir Çelik fabrikası,
Nazilli Basma fabrikası,
Kayseri Sümerbank tekstil fabrikası,
Şişecam fabrikası,
Aliağa rafinerisi
Daha bir çok fabrika RUSLAR tarafından yapıldı!
Parası DA portakal ile ödendi..
Türk sanayisinin omurgasını oluşturan bu hayati tesisler sayesinde, hem on binlerce insanımız iş buldu, hem de Türkiye milyarlarca dolarlık ithalattan kurtuldu, dışarıya bağımlılığı azaltıldı.
Bunların karşılığında bir lira bile ödemedik
Hepsinin parası, sebzeyle meyveyle narenciyeyle ödendi.
Tıpkı!
Aynı yıllarda çay bitkisinin Rize’ye getirtilip ekildiği gibi..!
Tıpkı!
1927’de çıkartılan yasa ile;
“Fındık fidesinin” ihracatının yasaklanıp, Ordu ve Giresun’un fındık yetiştiren il olarak kabul edilmesi,
devamında fındık kongresinin toplanması gibi..!
O portakal çok önemli...
Görsel: Atatürk İçel İli portakal bahçesinde... 1937
ESKİ AKP'Lİ MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK ANLATIYOR....
"Hızlı bir islamcı olarak doktora tezimi Abdülhamid üzerine yapmaya karar verdim. Kahramanlıklarını araştırıp herkese anlatmak için kitap yazacaktım. Ama araştırdıkca şoklara girdim hayal kırıklığına uğradım. Necip Fazıl ve Kadir Mısıroğlunun anlattığı Abdülhamid Osmanlı belgelerinde yoktu. Ne vardı peki?
Avrupai hayat tarzına meraklı ama Avrupadan korkan bir adam, etrafında ki tüm adamları vezirleri Ermeni, Rum veya yahudi.
Yabancı devletler tehdit edince toprak verip sulh sağlayan bir padişah çıktı karşıma. Ali Suavinin Çırağan sarayı baskınından sonra beni ve ailem, bunlar topkapının zindanlarında öldürecekler korkusu ile İngiliz elçisini çağırıp Kraliçe beni korur mu diye söylüyor...
2 gün sonra Elçi Kraliçe seni aileni ve koruyacağını söylüyor ama bir şartı var Ruslara karşı Malta da ve Girit de bulunan Askerlerimiz Savaşırken Sevkiyat zorluğu çekiyor... Kıbrıs'ı vermenizi istiyor diyor, 4 gün sonra Kıbrıs'ı İngilizlere veriyor"
HÜSEYİN ÇELİK
"Mermiler ıslanmasın diye battaniyesini cephaneye saran Şerife Bacı, aslında geleceğimizi ısıtıyordu. 1921'in o dondurucu kışında bir milletin donmasına engel olan, bu asil anaların kor yüreğiydi. Saygı ve minnetle... 🇹🇷"