Ufuk Uras burada ve devamında 1300 kitap var. Bir o kadar da köyde, bir o kadar da dağıttıklarım var. Merak etme burada Karl marks olmak üzere sizin kitaplardan da var. Merak ediyorum, siz Türk-İslam tarihi ile ilgili kaç kitap okudunuz. " NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE"
GAYRI MİLLİ SİYASET İHANET KAPISININ ALTIN ANAHTARIDIR!
Ülkemizde bu kapı 46 sene önce aralanmış ve ardından da sonuna kadar açılmıştır.
Olanları detaylara girmeden kronolojik sıraya göre özetleyerek anlatmaya çalışacağım.
Her şey altyapısı çok önce oluşturulmuş planlı bir askeri darbeyle başladı!
Yıl 1980: Askeri darbeyle milli siyaset tasfiye edildi ve Kenan Evren komutasında dış güdümlü ve kontrollü bir darbe hükümeti kuruldu.
Yıl 1981: Turgut Özal, Darbe Hükümetinin ekonomi bakanı oldu ve 15 Ekim 1981 tarihinde ‘Kürt sorununa çözüm’ adı altında Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada “Federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız” diyerek ilk kez niyeti ortaya koydu.
Yıl 1983: Darbe komutanı Kenan Evren’in talimatıyla ülkenin Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum, Diyarbakır, Eskişehir, Trabzon olarak 8 eyalete bölünmesiyle ilgili bir kararname hazırlandı ve ilk resmi işlem
başlatıldı.
Yıl 1988: Mesut Yılmaz’ın Dışişleri Bakanı olduğu ikinci Özal hükümeti döneminde Türkiye, Avrupa yerel yönetimler özerklik şartını imzalayarak ilk tavizi verdi.
Yıl 1991: Turgut Özal Cumhurbaşkanı oldu ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 3723 sayılı ve 12 Nisan 1991 tarihli yasa ile TBMM tarafından onaylandı. Özal yapmakta olduğu işlem yüzünden ileride Anayasa’nın 105. Maddesi uyarınca “Vatana İhanet” ile suçlanmaktan çekinerek 21 Mayıs 1991 tarih ve 3723 sayılı terörle Mücadele Kanunu’nun 23. Maddesi ile 29 Nisan 1923 tarih ve 2 sayılı “Hıyanet-i Vataniye kanununu” yürürlükten kaldırttı.
Yıl 1993: 17 Şubat günü uçağının düşürülmesiyle Org. Eşref Bitlis şehit edildi. Eşref Bitlis İncirlikten kalkan ABD helikopterlerinin PKK’ya ikmal yaptığını tespit etmiş ve tekrarı halinde vur emri vermişti. Böylelikle TSK’nın ilk direnci kırılarak orduya göz dağı verilmiş oldu. Hükümet olayın üstüne gitmedi.
Yıl 1995: TSK, 21 Mart- 02 Mayıs tarihleri arasında, ABD’den bağımsız olarak Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı Çelik Harekâtı düzenledi. Bunun üzerine ABD’nin yarı resmi organları “Türk komutanlar hizadan çıktı” açıklamasını yaptılar.
Yine Yıl 1995: Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşen ve ABD heyetince ABD’nin Kuzey Körfez İşleri İstasyon Şefi Robert Deutsch’ın başkanlık ettiği birinci Türkiye -ABD görüşmelerinde ABD Türkiye’nin Federasyona geçmesini istedi.
Yıl 1996: TSK, ABD’nin tehdit ve tasarruflarına karşı yeniden yapılanmaya başlayarak TSK’yı tümenler yerine yüksek ateş gücüne sahip hareketli tugaylara dönüştürdü ve yurt sathında yaygın yerleştirmeye başladı.
Yıl 1998: 28 Şubat tarih ve 406 sayılı Milli Güvenlik Kurulu kararı ile Genel Kurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu “28 Şubat’ı bin yıl sürdürmeye kararlıyız” dedi.
Yıl 1999: Recep Tayyip Erdoğan 26 Mart günü okuduğu bir şiir bahane edilerek Pınarhisar Cezaevine konuldu ve burada dört ay tutularak mağdur edildi.
Yıl 2001: Cezaevi mağduriyeti kamu vicdanında karşılık bulan Recep Tayyip Erdoğan 14 Ağustos günü bu rüzgarla Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu.
Yıl 2002: 24 Temmuz’da ABD, TSK’nın bu kararlılığı karşısında harekete geçti. Bin Yılın Meydan Okuması adı altında Nevada çölünde Türkiye’yi işgal tatbikatı yaparak gözdağı verdi.
Yine Yıl 2002: AKP, 03 Kasım günü yapılan genel seçimlerde iktidara geldi.
Yıl 2003: ABD 20 Mart günü Irak’ı işgale başladı.
Yine Yıl 2003: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 02 Nisan günü ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel ile 2 sayfa, 9 maddelik gizli bir anlaşma imzaladı ve 7. madde gereği Federasyona dönülme şartı kabul edildi.
Yine Yıl 2003: 04 Haziran günü BM İkiz Sözleşmeleri TBMM’de onaylandı.
Yine Yıl 2003: ABD askerleri 04 Temmuz günü Türk subaylarını esir alarak, kafalarına çuval geçirdi.
Yine Yıl 2003: Başbakan Erdoğan, 08 Temmuz günü çuval operasyonu karşısında ABD'ye nota verilmesini isteyen muhalefete alaylı bir tavırla "ne notası veriyorsun, müzik notası mı" diye cevap verdi.
Kamuoyuna Duyuru.
Almanya’da Kürtçe eğitim veren bir ilkokulun açılacak olması, 4 milyondan fazla Türkçe konuşan nüfusa ev sahipliği yapan Almanya’nın bugüne kadar Türkçe eğitimi konusunda benzer bir adım atmamış olması nedeniyle dikkat çekicidir.
Zafer Partisi Avrupa Teşkilatları olarak bu çifte standardı kabul etmiyor; Alman yetkilileri ve Alman siyasi iradesini şiddetle kınıyoruz. Toplumsal huzur, adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmayan bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyor, beklentimizi kamuoyu önünde açıkça ifade ediyoruz.
T.C. Dışişleri Bakanlığımızı ve Almanya nezdindeki Büyükelçiliğimizi, Avrupa’da yaşayan Türklerin hak ve menfaatlerini korumak adına gerekli diplomatik girişimlerde bulunmaya davet ediyoruz.
Bu konuda gereken hassasiyeti gösteren ve gerekli adımları atan tüm devlet yetkililerimizin yanında olacağımızı, sürecin yakından takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Zafer Partisi Avrupa Teşkilatları.
#ZaferPartisiDünyanınHerYerinde
#AvrupaTürklüğü
@zaferpartisi@umitozdag
Ümit Özdağ:
• Heybeliada Ruhban Okulu, İstanbul’un Türk kimliğine meydan okuma hareketidir.
• Bunu kabul etmek ağır bir kapitülasyon olur.
• Bunu kabul etmek egemenlik ihlali olur.
• Bunu kabul etmek anayasa ihlali olur.
• Ve burası casus FETÖ okullarına döner. Bunu mu istiyorsunuz?
• Türkiye bir sömürge ülkesi değildir.
• Türk devletinin dışında İstanbul’u yeniden Konstantin yapma çabası ve tarihi surlar içinde Vatikan modeli bir Ortodoks din devleti oluşturma girişimleri beyhude çabalardan ibarettir.
• Türk milleti böyle bir projeye izin vermeyecek, tarihe gömecektir.
• Bartholomeos da kim olduğunu gayet açık bir şekilde artık anlamalıdır.
• Bartholomeos, Fatih Kaymakamı’na bağlı bir din görevlisidir. Bunun ötesinde bir şey değildir.
Sivas Türk Milletinin Anadolu’daki en güçlü hafızalarından birisidir.
Sivas; milli iradenin ayağa kalktığı bir anıt kenttir.
Sivas Kongresi ile bu kent, yalnızca bir Anadolu şehri olmaktan çıkmış, Türk Milleti’nin dirilişinin merkezi olmuştur.
Sivas bugün yaşadıklarını hak etmeyen bir kenttir.
Sivas’ta görüşmek üzere…@zaferpartisi@zpgencresmi
Ümit Özdağ: “Sağlık Bakanı Memişoğlu, Şam ve Halep’te 450 yataklı iki hastane yapılıp hibe edileceğini söyledi.
İki sene de bedava bakacaklarmış.
Türkiye’de Türklere de bedava baksanıza kardeşim. 11 sene zaten Suriyelilere Türkiye’de bedava baktınız.”
Cihat Yaycı'dan #AhmetTürk'e..
"Ahmet Türk şöyle diyor:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
Cihat Yaycı;
"Ahmet Türk kim mi? 👇
“Devletin inkâr ettiği değil, devletin en üst makamlarına taşıdığı bir siyasetçi.”
“Milletvekilliğinden belediye başkanlığına kadar devletin bütün demokratik imkânlarından yararlanmış, buna rağmen devleti ‘inkâr’ ile suçlayan bir siyaset figürü.”
“Feodal düzenin içinden gelen, geniş toprak sahibi bir aileye mensup olmasına rağmen mağduriyet siyaseti yapan bir aktör.”
“Cumhuriyet’in sağladığı siyasî imkânlarla yükselmiş, fakat Cumhuriyet’in kurucu kimliğiyle sürekli hesaplaşmış bir siyasetçi.”
“Devletin dışladığı değil; devletin Meclis’te temsil ettirdiği, belediye yönetimi emanet ettiği bir isim.”
“Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu imkânlardan azami öl��üde yararlanmış, fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin millî kimliğini tartışmaya açmayı sürdüren bir siyasetçi.”
🇹🇷 “Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ‘Kürdistan’ adında bir devlet, özerk bölge veya hukukî statü bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti bölünmez bir bütündür.
🇹🇷 Bu ülkenin vatandaşlığının adı Türk vatandaşlığıdır. Türk vatandaşlığı; etnik kökeni ne olursa olsun herkesi eşit kabul eden anayasal bir aidiyettir.
🇹🇷 ‘Kimliğim yok’ demek de, ‘dilim yok’ demek de gerçekle bağdaşmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nde milletvekilliği yapmış, belediye başkanlığı yapmış, siyaset üretmiş ve büyük servet sahibi olmuş bir kişinin ‘yok sayıldığını’ iddia etmesi inandırıcı değildir.
🇹🇷 Eğer bir insan devletin sunduğu tüm siyasî haklardan yararlanmış, en üst düzey görevlerde bulunmuş ve ekonomik varlık edinmişse, ortada inkâr edilen bir kimlik değil; demokratik sistemin sağladığı imkânlardan yararlanmış bir vatandaşlık gerçeği vardır.
🇹🇷 Eleştiri başka şeydir, devleti ve milletin birliğini tartışmaya açmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti, bütün vatandaşlarına eşit fırsatlar sunmuş; karşılığında ise sadakat ve ortak gelecek bilinci beklemiştir.
🇹🇷 Bu topraklarda hak iddia etmenin temeli etnik ayrılık değil; ortak vatan, ortak tarih ve ortak vatandaşlık şuurudur. Ayrıştıran değil birleştiren bir dil, milletimizin geleceği için esastır.
🇹🇷 Sorun kardeşlik eksikliği değildir. Bu şahıs ve bunun gibilerin amacı ; ortak vatandaşlık değil, etnik kimliğin siyasallaştırılarak ayrı bir siyasî statü ve egemenlik alanı talebine dönüştürülmesidir.
🇹🇷 Kardeşlik söylemi üzerinden yürütülen bu sinsi yaklaşımın hedefi ; Türk Milleti ve Türk Vatandaşı tanımının değiştirilmesi ve hemen akabinde de, devletin üniter devlet yapısının aşındırılması ve etnik temelde yeni bir siyasî düzen kurulmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin buna rıza göstermesi düşünülemez.
🇹🇷 Türkiye’nin ihtiyacı geçmişin ayrılıkçı söylemleri değil; güçlü devlet, güçlü millet ve millî birliktir.”
@turkdegs
Zafer Partili Ümit Özdağ:
"🔹Atatürk "Ben öleceğim ama Cumhuriyet payidar kalacak." diyor. Erdoğan "Ben ölürsem devlet yıkılır" diyor. Sen kimsin ya!
🔹Bu devleti kuran Mareşal savaş meydanlarından geliyor, sen ise kantinden geliyorsun kardeşim.
🔹Sen ABD'nin BOP'unun uygulanması için geldin."
"Zafer Partisi Sivil Toplum Kuruluşları Genel Başkan Yardımcısı Av. Özcan Pehlivanoğlu, Türkiye’de köylerin üretimden koparıldığını, köylünün toprağından uzaklaştırıldığını ve tarım alanlarının ciddi baskı altında olduğunu belirterek, Zafer Partisi iktidarında köylerin yeniden köy statüsüne kavuşturulacağını söyledi. Pehlivanoğlu, “Büyükşehir yasasını kaldıracağız, köyleri yeniden köy statüsüne getireceğiz. Her köye bir veteriner, bir ziraat mühendisi ve öğretmen göndereceğiz” dedi."
@umitozdag@zaferpartisi
https://t.co/86XX652n1W
Anadolu’nun dört bir yanına dağıldıktan sonra bugün yuvamızda toplandık.
Seyahatlerimizden edindiğimiz intibalar ise yüzümüzü güldürdü.
@zaferpartisi ;
Türk milletinin sesi, nefesi!
��🇷Ne mutlu Türk’üm diyene!
SOSYAL MEDYADA YAZDIĞIM YAZILARA ALERJİ DUYAN BİR KESİM; SÜREKLİ OLARAK A��ZA ALINMAYACAK HAKARETLERLE BİRLİKTE “SEN KİMSİN, PARTİN, ETİN, BUDUN NE Kİ MUHALEFET EDİYORSUN” DİYE SALDIRMAYA DEVAM EDİYOR!..
BU TROLLERE BİR KEZ DAHA DİYORUM Kİ:
Ben,
Askeri okulları ve askeri hastaneleri kim kapattıysa,
Milli bayramları kim sabote ettiyse,
T.C. ibarelerini kim söktürdüyse,
Andımızı kim yasaklattırdıysa,
İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkmayanlara kim sessiz kaldıysa,
Türk bayrağını paçavraların yanına kim astırdıysa,
TSK’ya kim kumpas kurduysa,
Çeşitli bahanelerle TSK’nın kozmik odalarına girenlere kim göz yumduysa,
Şehide kelle, askere tane, birkaç Mehmet için meclisi toplayamayız kim dediyse,
Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını, "Babalar gibi satarız" diyerek kim sattıysa,
Atatürk’e hakaret edene, resmini devlet dairelerinde ters asana, büst ve heykellerini parçalayana kim sessiz kaldıysa,
Keşke Yunan kazansaydı diyen hainin sözlerine sessiz kalıp ölünce tabutuna kim omuz verdiyse,
Cumhuriyet kapatılması gereken bir parantezdir diyenlere kim ses çıkarmadıysa,
Rahip Brunson'u ABD baskısına boyun eğip kim serbest bıraktıysa,
Atatürk'ün karşı olduğu nifak yuvası Ruhban okulunu açma sözünü vererek Ekümeniklik söylemlerine kim karşı çıkmıyorsa,
Teröristleri sınırda devlet töreniyle kim karşılattıysa,
Diyarbakır meydanında megri megri diyerek ölen teröristler için kim ağıt yakıp gözyaşı döktüyse,
Terör örgütlerine taviz verip açılım adı altında masaya kim oturduysa,
TBMM'de terörle barış komisyonu kurup DEM grup toplantısında PKK sloganı atanlara kim sessiz kaldıysa,
Şehitlerin ahını alarak gözü yaşlı yakınları ile öksüz ve yetim evlatlarının boynunu kim büktüyse,
Lozan Barış Antlaşması'na, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne, 1924 kurucu Anayasa'ya ve mevcut anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddelerine kim karşıysa,
Her seferinde bebek katiline sayın, terör yuvasına Kandil, teröristin tutulduğu hücreye İmralı diyerek teröre kim sempati atfediyorsa,
FETÖ’yü devlete kim taşıdıysa,
Sözde Türkçe olimpiyatlarında kim göz yaşı döktüyse,
Sınırlardaki mayınları temizleyip orantısız bir şekilde milyonlarca sığınmacıya sınırları açarak demografik yapıyı kim tahrip ettiyse,
Halkın %98'ini yoksulluk ve açlık sınırının altındaki bir yaşama kim mahkum ettiyse,
Ülkemizden batıya rekor seviyede beyin ve sermaye göçüne kim neden olduysa,
2017 yılında parlamentoyu, demokrasiyi ve Cumhuriyeti by-pass ederek ülkeyi kim bu garabet düzene sürüklediyse,
Tüm bunları kim görmezden geliyorsa tamamına karşı olan öz be öz vatan evladıyım...
Partimiz küçük olsa da içi Vatan ve Atatürk sevgisi dolu olan yüreğimiz sizlerin büyük dediğiniz çoğu partideki yüreklerden çok daha büyüktür..!
Dr. Vecdet Öz
Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu
Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı
Son ABD/İsrail ile İran savaşı gösterdi ki;
1- İslâm devletleri birleşemez
2- Kendi kendine yeten savunma sanayiiniz olmazsa, kimse size çıkarı olmadan destek vermez
3- Müslümanız diyenlerin gerçek Müslüman olmadıkları ve siyonizm savunucusu oldukları
4- Ortaçağdan kalma mezhepler arası düşmanlığın devam ettiği ve Müslümanların akıllanmadığı
5- Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere güvenilemeyeceği
6- İçinizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer alacağı
7- Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı
8- Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğu
9- Liyakatli insanların yönetiminde ancak düşmana karşı başarı kazanılabileceği
10- Dua ile düşmanla baş edilemeyeceği
11- Ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğu
12- Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba inanan Şiileri, milyonlarca müslümanı katleden, soykırım yapan siyonistlerden ve Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük.
Aslında biz bu maddelerdeki durumları, Millî Mücadeleyi verirken de görmüştük. Belli ki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, geçmişten ders almamışız. Ders almadığımız ve bu konuda yeterli eğitimi vermediğimiz için maalesef tarih tekerrür ediyor.
📌Peki o geniş topraklar senin ailenin miydi Ahmet Türk?
Senin ailen o topraklara çökmüştü, cebren ve hile ile ele geçirdiniz o toprakları...
"Dedemden kalma" dediğin Kasrı Kanco konağı dedenden kalmadı, zaten o konağın sahibi de deden değildi.
Milan Aşireti Lideri İbrahim Paşa bu konağın son hakimiydi sonra orayı Hamidiye Alayları komutanlarından biri olan Binbaşı Hüseyin Kanco'ya bıraktı.
‼️Senin baban Hüseyin Kanco'nun konağında oduncuydu, sonra Hüseyin ağanın dul kızı Türkiye Hanım ile evlendi. Hüseyin Ağa da kızı ve torununa bakılması kaydıyla tüm malını ve konağını baban Oduncu Sinan'a bıraktı.
Hüseyin Ağa'nın kızı Türkiye Hanım yaşlıydı, babana çocuk veremedi, baban da anneni Türkiye Hanım'ın üzerine kuma getirdi, o kadından sen ve abin Abdürrahim oldu.
Konağın, aişretin ve toprakların gerçek sahibi olan Türkiye Hanım bu durumu kabullenemedi ve evi terk etti, sizler o kadıncağıza iftiralar atarak aşirete ve topraklarına çöktünüz, gasp ettiniz.
Hatta Türkiye Hanım'a attığınız iftiralar yetmedi, kadıncağızı kendi oğluna öldürttünüz, namus temizlenmiş(!) oldu ama aslında hem kadından hem çocuğundan kurtuldunuz ve böylece Kanco Aşiretine, topraklarına, mülklerine çökmüş oldunuz.
Senin geniş topraklarım var dediğin topraklarının hikayesi budur Ahmet Türk. Bunu da herkes bilir, yaşından başından utanmıyor musun milletin malına çöküp gasp ettiklerinize "bizim" demeye.
Kürdistan'ın neresi olduğunu sizlere göstereceğiz, hiç merak etmeyin. Size hem Kürdistan'ı göstereceğiz, hem de katlettiğiniz, malına çöktüğünüz masumlar için hesap soracağız. Türk'ün öfkesi de hafızası da her zaman tazedir. Sadece bekleyin...
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ
"Ben Sakine Cansız'ı Paris'te vuranın gözlerinden öpüyorum!
Keşke birisi de Cemil Bayık'ı ensesinden vursa! Birisi de Murat Karayılan'ı alnından vursa! Birisi de Sabri Ok'u köşeye sıkıştırsa, it gibi öldürse!"
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın Suriyeliler konusunda yaptığı açıklamalar, yıllardır süregelen sorunların altını bir kez daha çizmektedir. Türkiye'nin geleceği, sığınmacı ve kaçakların ülkelerine gönderilmeleri konusunda ortaya koyulacak kararlılığa bağlıdır.
Zafer Partisi olarak biz, bu konuda en net ve kesin çözümü olan tek partiyiz. @zaferpartisi@umitozdag
Ankara bir gelincik tarlasına dönecek! 🇹🇷
Cumhuriyetimizin kalbinde; omuz omuza, yepyeni bir gelecek için bir araya geliyoruz.
Yüreğinde vatan sevgisi, elinde şanlı Türk bayrağı olan tüm vatandaşlarımızla Tandoğan’da buluşuyoruz!
📍 Yer: Tandoğan Meydanı / Ankara
🗓️ Tarih: 27 Haziran 2026 Cumartesi
⏰ Saat: 17.00
Bu akşam Hakkın Sesleri ile Hatıralar arasındaki fikri takibi konuşacağız. Çanakkale için doktrin inşası...
"Korkma
Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz"
Çanakkale şiirinin ve İstiklâl Marşımızın kuluçka devresi bir anlamda...
Her Salı Sebîlürreşad Kültür ve Sanat Merkezinde Safahat Akademisi
Saat 19
@St45M@SeyitYucel06 "İktidar olamayacak ve bu kaçak göçmenler dahil sığınmacı istilaci işgal unsurlarını gonderemiyecekte olsanız" inşallah ZAFER PARTİSİ İKTİDAR OLACAK. Bu karektersisler de geldikleri cehenneme geri gönderilecek.
@SeyitYucel06@sina_gurel Mülteciler entegre edilecekmiş, entegre edenin de, edilmesine müsade edenin de....... Zafer partisi geldiğinde tamamı cehennemin dibine, geldikleri çöplüğe geri gidecekler vesselam. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
YEZİDİ AHMET! ZAGROS DAĞLARI'NDAKİ AKRABALARIN SENİ BEKLİYOR…
Yoksul köylülerin topraklarını gasp eden, onlarca köyün sahibi olmakla övünen Yezidi kökenli feodal toprak ağası Ahmet Yezidi; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin topraklarında yaşamaktan, Türk kimliğinden, Türk bayrağından rahatsız oluyorsan senin gibi düşünen esfel-i safilinlerle terör rejimi, İslam ve Türk düşmanı siyonist İsrail’e gidebilirsin yahut İsrail muhibbi, Yahudi uşağı, pro-İsrail Barzanilerin eteğine sığınabilirsin. Ha, olmazsa Sincar Dağı'ndaki akrabaların seni bekliyor; orayı da beğenmezsen Zagros Dağı'nın eteklerine, Zerdüşt akrabalarının yanına gidebilirsin, sen bilirsin…
Sende utanma olsa soyadını değiştirirsin; soyadını Yezidi veya Samiri yapabilirsin.
Türk topraklarında hem Türk devletinin imkanlarından istifade edeceksin, yıllarca milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapacaksın, “bir elin yağda bir elin balda olacak”, sonra da kalkıp Türk devletine dil uzatacaksın; sen hiç utanmaz mısın?
Kahrolsun her türlü bölücülük!
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE