Haluk Levent Kızılay’ı nasıl itibarsızlaştırdığını itiraf ediyor
🔺Kızılay iyi ki bu dolandırıcıya çadırları bedava vermemiş!
Milletin parası korunmuş oldu!
🔺Bu dolandırıcı on numara strateji yaptı!
devleti ve kızılay’ı itibarsızlaştırıp paraları kendine topladı
158 milyon dolar topladı onu da ya kumara basmış ya da yandaşlarına akıtmış!
Hırs ve kibir ne menem bir şey…
Ahmet Davutoğlu eski başbakan, dışişleri bakanıydı.
Hırsı ve kibri boyunu aşan bir insanın durumu için çarpıcı bir örnek olarak tarihteki yerini aldı.
İnsanları sadece anlamsız bir kutuplaşma ile deli ettiler.. ne sorgulama kaldı.. ne düşünme..
Körü körüne bir teslimiyet.. Bu son kaçınılmaz… Düzelir mi..
Biraz zaman ama evet bu da düzelecek…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin; askeri alanda, siyasette, ekonomide, turizmde, tarımda, ticarette ve teknolojide kazandığı başarılara sevinemeyen tipleri gördükçe aklıma hep Ömer Seyfettin’in “Piç” hikâyesi geliyor…
Ömer Seyfettin sıradan bir yazar değildir. Askerdir. Cephe görmüş, savaş yaşamış bir isimdir. Ve anlattıkları boş kurgu değil, bir zihniyetin fotoğrafıdır.
Filistin Cephesi’nden çekilirken yaşadığı bir hatırasında şunu anlatır:
Bir grup subayla karşı tarafın subaylarıyla görüşmeye giderler. Karşı tarafta Fransız üniformalı biri sürekli ona bakar. Sonra yanına gelir ve sorar:
“Nasılsın Ömer Seyfettin?”
Şaşırır.
“Beni nereden tanıyorsun?” der.
Cevap daha da şaşırtıcıdır:
“Biz İstanbul’da askeri lisede birlikte okuduk…”
Hatırlar. Ama o kişi, o zamanlar sürekli kendi milletini küçümseyen, dini eleştiren, vatan sevgisi olmayan biridir.
Dayanamaz, sorar:
“Nasıl Fransız subayı oldun?”
Aldığı cevap ibretliktir:
“Türkler kazandığında içimde bir üzüntü oluyordu. Kaybettiğinde ise sevinç… Bunun sebebini anneme sordum. Gerçeği söyledi. Babam sandığım kişi değilmiş… Bir Fransız doktormuş. Onu buldum, beni kabul etti. Eğitimimi Fransa’da tamamladım. Şimdi de karşındayım.”
İşte mesele tam da bu…
Bazıları var ki, bu ülke kazanınca içi sıkılıyor…
Kaybedince rahatlıyor…
Sorun bilgi değil.
Sorun bakış açısı da değil.
Sorun, aidiyet....
Gerçekler ne mi…
Dünyadan haberiniz yok…
Yıkılan düzenden… kurulan düzene..
Vizyonunuz yok..
Başarınız yok..
Ve ahlaki üstünlüğünüz yok..
Sadece küfür ediyorsunuz.. hepsi bu..
En ufak meselede iktidar seçmenine “koyun” diyenler, önlerine konulan her adaya “tıpış tıpış” gidip oy verdiler.
Dünyanın en beceriksiz en ahlaksız adamları, kendilerini Atatürkçülük maskesi ile pazarladı, neredeyse sırtlarında taşıdılar.
Yetmedi… Mücadelenin en yoğun zamanında FETÖ’nün kayığına hiç düşünmeden bindiler, her algı operasyonunun peşine takıldılar.
O da yetmedi… Sırf iktidara zarar verme uğruna devlet kurumlarını itibarsızlaştırdılar; ne idüğü belirsiz dernekleri ise devletin alternatifi gibi pazarladılar.
Bugün oy verdikleri adama “hain” diyorlar.
Para yağdırdıkları adam ise dolandırıcılıkla suçlanıyor…
Millete “koyun” diyenler biraz olsun utanır mı?
Sanmam
Haluk Levent için 3 yıl önce “bu adam kötü biri, dolandırıcı bir adam” demiştim. Buna para verenler için de “bir kötülüğü hatta ihaneti fonluyorlar” Bana dava açıp para istemişti.
Buna para kaptıranlar her türlü dolandırılmayı hak ediyorlar. Hiçbiri iyilik olsun diye vermemişti zaten; kin ve nefretlerinden para vermişlerdi.
Hepsinin parasıyla kumar oynandı, ithal eskortlara vizite ödendi, uyuşturucu içilip alem yapıldı. Her birinin parası leşler gibi bir hayata aktı. Mazlum depremzedelere bir kuruşları nasip olmadı. Haram paraları haram dünya da çarçur oldu. Beter olsunlar.
Hatta o günlerde Haluk Levent benim bir tweetimin altına gelerek "satın almadık" ifadelerini kullanmıştı.
Fakat yakın zamanda kendi yaptığı açıklamalarından da ortaya çıktı ki, satın alınmış. Haluk Levent'in aynen ifadesi şu şekilde:
— "O dönemde asıl sorun lojistikti. Biz de kendi imkânlarımızla bu çadırları satın alıp hızlıca bölgeye yönlendirdik. Toplamda 224 milyon 315 bin TL civarında bir bedelle 17 bin 550’ye yakın çadır aldık. Bunların yaklaşık 2 binini Kızılay’dan tedarik ettik.”"
Son gelen bilgiler ne yönde?
Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’in;
— 2020-2026 yılları arasında 990 milyon lira bahis oynadığı,
— 390 milyon lira para kaybettiği,
— Ahbap hesabından asistanı Yeliz Kaya'nın hesabına 120 milyon lira para aktarıldığı tespit edildi.
Suçlamalar:
— Dernekler Kanunu'na muhalefet
— Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama
— Örgüt üyeliği
Son olarak;
Haluk Levent’in yurt dışına çıkmak üzere havalimanına gittiği, Almanya yönünde bilet aldığı, ancak yurt dışı yasağını öğrenince evine döndüğü, telefonlarını kapatarak İzmir yönünde yola çıktığı ve Bursa'da gözaltına alındığı öğrenildi.
Haluk Levent'in kaçış güzergahı ortaya çıktı: (CNN Türk)
— Haluk Levent uzun süredir soruşturmacı birimlerin teknik ve fiziki takibindeydi.
— Haluk Levent 17 Temmuz Cuma günü bir mekanda sahne alacaktı.
— Biletler günler öncesinden satışa çıkmıştı.
— Konsere bir gün kala esrarengiz şekilde iptal edilen biletler soruşturmacı birimleri şüphelendirdi.
— Haluk Levent'e yurt dışı çıkış yasağı kararı çıkarıldı.
— Karardan habersiz olan Haluk Levent Almanya'ya gitmek için İstanbul Havalimanı'na gitti.
— Hakkındaki kararı öğrendi.
— Haluk Levent rotasını Bursa'ya, oradan da İzmir'e çevirdi.
— Deniz yolu üzerinden yat ile kaçış hazırlığında olduğu belirlendi.
— Bursa'da gözaltına alındı
Haluk Levent'in depremzedelerin paralarını kumarda yediği, hırsızlık yaptığı ortaya çıktınca:
Mansur Yavaş AHBAP ile yaptığı anlaşmanın twitini sildi..
Ankara Büyükşehir Belediyesi AHBAP'a neler verdi? Kampüs açılmadı!
⚫️ Ahbap soruşturmasının bir şikayetle başladığı ortaya çıktı.
➖2018'de İran'da düşen Türk jetinde kızı Mina Başaran'ı kaybeden iş adamı Hüseyin Başaran'ın Haluk Levent tarafından dolandırıldığı öğrenildi.
➖Haluk Levent'in "üniversitede okuyan kimsesiz kız çocuklarına yurt yaptırmak amacıyla Başaran grubunun elinde bulunan gayrimenkulleri" Ahbap derneği adına satın almak istedi.
➖Hüseyin Başaran kızını kaybetmenin acısıyla kimsesiz kız çocuklarını desteklemek istedi; ancak Levent'in 60 milyon dolar değerinde 22 taşınmazı aldığı, ücretini ödemediği ve bu gayrimenkullerin söylenen amaçla kullanılmadığı ortaya çıktı. (Türkiye Gazetesi)
📍Sevan Nişanyan:
"Teğmenlerin ihraç edilmeleri, minimum cezadır.
Bunun için müteşekkir olmalılar.
Olay, toplu kalkışmadır, isyan suçudur.
Askerî kalkışmanın cezası, idamdır.
Çok ucuz kurtuldular."
Yer işaretlerine ekleyelim
Esad denilen o.ç katil yıllar önce defolup gitseydi her şey çok hızlı ve sorunsuz değişecekti.
Şuraya bakın,
Yıllarca canavar diye tanıtılan adamlar ülkeye düzen, sistem getiriyor…
Fısfıs İsmail, Haluk Levent hakkında sert konuştu:
“Kaç kere video yaptım. Kaç ay yalvardım. Haluk Levent denen bu soysuz hırsızdır, kumarbazdır.
Beni eleştirenler, bana küfür edenler, neredesiniz şimdi?
Bu tür insanlara destek veren, yanında olan kişiler de ahlak yoksunudur.”