İnsan, ümitle yaşayabilir. Ümitle hareket eder. Ümitle cihad edebilir. Ümitsiz bir insan ölü gibidir. Bazen zulümler dağ gibi büyüyebilir. Zindanlar, işgaller, işkenceler, şehadet...
Tüm bunlara rağmen ümidimizi yitirmeden Allah-u Zülcelal'in şu fermanını unutmayalım:
"Ey iman edenler sabredin. Düşmanlarınıza karşı sebat edin. Cihad için hazırlıklı ve uyanık olun. Ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz."
Bu müjdelere nail olabilmemiz için Allah-u Zülcelal'in bize göstermiş olduğu yolda yürümemiz lazım. Tatbik etmemiz lazım.
Düşmanla karşı karşıya geldiğimiz zaman, öyle bir durumda, imkanımız ölçüsünde nasıl faydalı olabiliriz? Her zaman bunun her zaman derdinde olmalıyız.
En ufak bir imkanımız varsa, onu yapmaya çalışmalıyız. Ne yapabiliyorsak... Aklınıza ne geliliyorsa. Mü'min her zaman hazırlıklı olmalıdır.
Tabii bunun için de uygulamalı olarak bu ilimlerde araştırma yapmamız lazım. Bilgi sahibi olmamız lazım. Gerekirse okullarını okumamız lazım.
Hedefiniz olsun, gayeniz olsun. Sizin yaşınız geçmişse çocuklarınızı yönlendirin. Bir sonraki nesliniz, sizin atmış olduğunuz tohumların fidanı olsunlar. Hatta ağacı olsunlar. Meyvelerini vermeye başlamış olsunlar. Siz yapamadınız bari çocuklarınızı İslam'ın güçlü olması için yetiştirin.
İnsan, ümitle yaşayabilir. Ümitle hareket eder. Ümitle cihad edebilir. Ümitsiz bir insan ölü gibidir. Bazen zulümler dağ gibi büyüyebilir. Zindanlar, işgaller, işkenceler, şehadet...
Tüm bunlara rağmen ümidimizi yitirmeden Allah-u Zülcelal'in şu fermanını unutmayalım:
"Ey iman edenler sabredin. Düşmanlarınıza karşı sebat edin. Cihad için hazırlıklı ve uyanık olun. Ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz."
Bu müjdelere nail olabilmemiz için Allah-u Zülcelal'in bize göstermiş olduğu yolda yürümemiz lazım. Tatbik etmemiz lazım.
Düşmanla karşı karşıya geldiğimiz zaman, öyle bir durumda, imkanımız ölçüsünde nasıl faydalı olabiliriz? Her zaman bunun her zaman derdinde olmalıyız.
En ufak bir imkanımız varsa, onu yapmaya çalışmalıyız. Ne yapabiliyorsak... Aklınıza ne geliliyorsa. Mü'min her zaman hazırlıklı olmalıdır.
Tabii bunun için de uygulamalı olarak bu ilimlerde araştırma yapmamız lazım. Bilgi sahibi olmamız lazım. Gerekirse okullarını okumamız lazım.
Hedefiniz olsun, gayeniz olsun. Sizin yaşınız geçmişse çocuklarınızı yönlendirin. Bir sonraki nesliniz, sizin atmış olduğunuz tohumların fidanı olsunlar. Hatta ağacı olsunlar. Meyvelerini vermeye başlamış olsunlar. Siz yapamadınız bari çocuklarınızı İslam'ın güçlü olması için yetiştirin.
Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
"Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında Cennet vermek üzere satın almıştır.” (Tevbe;111)
Gazze'de olan tam da budur. Bütün ümmetin şerefini koruyan o insanlar, Allah-u Zülcelal ile bu alışverişi yapıyorlar...
Satın almak, karşılığında bir şey vererek olur. Her satışın karşılığında bir bedeli vardır. Bu yüzden orada can pazarı yaşanmıyor. Orada Allah-u Zülcelal'in pazarı vardır. Allah azze ve celle onlara o canın karşılığında Cennet veriyor. Cennet pazarlığı var orada.
İnsan yatağında da ölse cihad meydanında da şehit olsa ölecek. Öyleyse boşuna, beyhude gitmeye gitmeyecek bir cana talip olmak lazım. Madem bu can gidiyor. Şöyle dua edelim:
“Ya Rabbi! Böyle bir lütufta bulunuyorsun. Telef olacak olan bir şeyi satın alıyorsun. Benim canımı da satın al." Çünkü karşılığında Cennet verecek...
Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
"Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında Cennet vermek üzere satın almıştır.” (Tevbe;111)
Gazze'de olan tam da budur. Bütün ümmetin şerefini koruyan o insanlar, Allah-u Zülcelal ile bu alışverişi yapıyorlar...
Satın almak, karşılığında bir şey vererek olur. Her satışın karşılığında bir bedeli vardır. Bu yüzden orada can pazarı yaşanmıyor. Orada Allah-u Zülcelal'in pazarı vardır. Allah azze ve celle onlara o canın karşılığında Cennet veriyor. Cennet pazarlığı var orada.
İnsan yatağında da ölse cihad meydanında da şehit olsa ölecek. Öyleyse boşuna, beyhude gitmeye gitmeyecek bir cana talip olmak lazım. Madem bu can gidiyor. Şöyle dua edelim:
“Ya Rabbi! Böyle bir lütufta bulunuyorsun. Telef olacak olan bir şeyi satın alıyorsun. Benim canımı da satın al." Çünkü karşılığında Cennet verecek...
Allah-u Zülcelal, ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
"Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin! Bilakis onlar diridirler. Lakin siz bunu hissedemezsiniz, anlayamazsınız." (Bakara; 154)
Biz madde aleminde yaşıyoruz. Onlar ise madde aleminden çıkarlar ama bir perdenin ardında yine diri bir şekilde adeta aramızda gibi hepimizi temaşa ediyorlar. Belki de hepimize istiğfar ediyorlar.
Sanmayın ki her şehitle bu davanın neferleri eksiliyor. Sakın aklınızdan öyle bir şey geçirip ümitsizliğe kapılmayın! Aksine toprağa düşen her beden, her damla kan fetih fidanını sulayan bereketlerdir. Şehitlerin safında eksilme olmaz. Neferler eksilmez. Çünkü onlar diridirler.
Allah azze ve celle öyle buyurdu. Bu safta birisi şehit düştü diye bir kişi eksildik zannetmeyin.
Ebu Ubeydeler halâ aramızdadır. Yahya Sinvarlar, İsmail Heniyeler, Muhammed Daifler hepsi halâ aramızdalar. Allah'ın sözüdür bu. Allah'ın hükmüdür bu.
Onlar dinine, ırzına, şerefine dava yoluna canlarını siper etmişlerdir. Allah da celle celaluhu onların canını satın alarak onlara can bahşetmiştir. Kafesteki canlarını çıkarmış, özgür bir can bahşetmiştir onlara.
Böyle bir mevsimde (Üç Aylar) Rabbimize yönelirken, Gazze'mizi ve diğer İslam coğrafyasındaki mazlum Müslümanları unutmayalım.
Her zaman Allah-u Zülcelal'den özür dileyip şöyle dua edelim:
"Ya Rabbi ne yapabiliriz? Bize selametli bir çıkış yolu nasip eyle. Bize o kardeşlerimiz için yardım edebilmemiz için selametli yollar nasip eyle.”
Biz önümüzü göremiyoruz. Önümüzü dahi göremediğimiz için onlara doğru y��rüyemiyoruz. Öyle bir görmeyiş ki düşmanımıza sadece bağırıp çağırıyoruz ve bununla kalbimiz, aklımız zannediyor ki düşman çekilecek, bize yol verecek. Böyle bir görmeyişe sahibiz. Allah-u Zülcelal bize feraset, güç, kuvvet, cesaret versin.
@onedio Teknolojiyi iyi kullanmak lazım. Mesela sen şuanda robot olmuşsun. Aracının üzerimdeki kâr ı temizleyemeyecek kadar aciz, ve bitkin olmuşsun. Aslında teknoloji güzeldir evet ama bizi ele geçiren değil ❌ bizim ele geçirdiğimiz...
Tekfirci ve harici zihniyetliler tarafından şehid edilen polislerimize,
Rabbim rahmet eylesin, makamlarını âli eylesin, ailelerine sabırlar ihsan eylesin.
Bir yandan bizim güvenliğimizi sağlayan polislere reva görülen olayın üzüntüsü; diğer taraftan güya İslam adına yapılan saldırının yine Müslümanlara yapılıyor olmasının hazin manzarası...
İster tarikat kisvesine bürünmüş cübbeli, ister selefi iddiasında bulunan cübbesiz, Rabbim Müslümanları, tüm tekfircilerin fitne ve şerlerinden muhafaza eylesin.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır."
Bu manevi taksim adeta bir yol haritasıdır.
Recep, Allah'ın ayı… Hepimiz o başlangıçta ilk affa koşarız. ‘Önce bir temizlenelim’ deriz. Temizlendikten sonra Recep ayını değerlendirmeye çalışırız. Tıpkı tertemiz bir şekilde o kefen gibi olan ihrama girmeden önce gusül almak gibi. Bu da böyledir. Recep ayı bizim Allah-u Zülcelal'in affına, mağfiretine koştuğumuz aydır. O'nun ayıdır bu çünkü. Herkesin direkt O'na iltica ettiği bir ay.
Şaban ayında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini, O'na mutaabat ederek O'nun yolunu izleyerek O'nun yaptığını yapmaya çalışırız.
Ramazan ayında ise bütün bir ümmet olarak, topyekûn oruç, Kur'an, namaz ile bir arınma iklimine gireriz. Topyekûn ama...
Recep'te herkes oruç tutmaz. Şaban'da herkes oruç tutmaz ama Ramazan'da herkes seferber olur adeta. Ümmetin ayıdır Ramazan.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır."
Bu manevi taksim adeta bir yol haritasıdır.
Recep, Allah'ın ayı… Hepimiz o başlangıçta ilk affa koşarız. ‘Önce bir temizlenelim’ deriz. Temizlendikten sonra Recep ayını değerlendirmeye çalışırız. Tıpkı tertemiz bir şekilde o kefen gibi olan ihrama girmeden önce gusül almak gibi. Bu da böyledir. Recep ayı bizim Allah-u Zülcelal'in affına, mağfiretine koştuğumuz aydır. O'nun ayıdır bu çünkü. Herkesin direkt O'na iltica ettiği bir ay.
Şaban ayında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini, O'na mutaabat ederek O'nun yolunu izleyerek O'nun yaptığını yapmaya çalışırız.
Ramazan ayında ise bütün bir ümmet olarak, topyekûn oruç, Kur'an, namaz ile bir arınma iklimine gireriz. Topyekûn ama...
Recep'te herkes oruç tutmaz. Şaban'da herkes oruç tutmaz ama Ramazan'da herkes seferber olur adeta. Ümmetin ayıdır Ramazan.
Manevi Yolculuğun 3 Durağı: Regaib – Miraç – Beraat
Recep ayının girmesiyle üç aylara girdik. Allah-u Zülcelal hepimize mübarek kılsın. Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin duasıyla: "Ya Rabbi, bize Recep ve Şaban'ı mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır."
Recep ayının girmesiyle herkeste bir uyanış, bir hareket başlar. Bu fırsatlar, bu hazineler bu üç ayın içerisine serpiştirilmiştir.
Regaib
Üç aylara girer girmez Allah-u Zülcelal’in bize verdiği Regaib gecesi; duaların kabul olduğu, mağfiret kapısına iltica edip kabul edilmenin davetidir. O gün işte bizim iltica etme günümüzdür. Bizim Allah-u Zülcelal'e elimizi ve kalbimizi açma, O'na yalvarma ve yakarma günümüzdür.
Miraç
İkinci aşamada, bu ilticadan sonra yükseliyoruz inşallah-u teala. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Miraç'ta yükselmesi, urûc etmesi; bizim de kalben ve ruhen yükselebileceğimizin remzi ve işaretidir.
Beraat
Bu yükselişten sonra Allah-u Zülcelal bir gün daha veriyor, bize bir gece daha bahşediyor. O gece de Beraat gecesidir. Rahmet dalgalarının her yeri kapladığı, o senenin amellerinin ve kaderinin yeniden yazıldığı, kulluğumuzun yeniden muhasebesine bir çağrıdır o gece. O gün, o sene için ameller ve insanın kaderi tekrar bir detay gibi yazılıyor. İşte özellikle o günde muhasebe ederken, istiğfar ederken, Allah-u Zülcelal'den arınma dilerken; arınmış bir şekilde kendimizi ve amellerimizi o günde Allah'a arz ediyoruz.
@SeydaMFKonyevi ALLÂH rahmet eylesin. Allah bizlerin akibetini hayr eylesin. Hiç bişey yapamadık sizin kadar dertlensek belki oda yeterdi. Onuda yapamadık... Allâh bizim akıbetimizi hayr eylesin amin.
Ey Ümmetin Davudi Sesi,
Ey Ebu Ubeyde,
Bu imtihan dünyasında sen de diğer şehitler gibi,
Mahzun ve dargın gittin ümmetin sessizliğinde...
Giderken, hasmı oldun Gazze'ye sırtından vuranlara, sırtını dönenlere.
Ama Mutlak sevgiliye kavuşunca, Şeb'i arus gibi sanki, gülümsemişsin.
O tebessümün var ya bir görseydin, çiçekler açtı, çatlamış dudaklarda, kurumuş kalplerde.
Şimdi Cennetlerde kufiyeni çıkartıp büyük bir iftiharla gezebilirsin.
Şehadetin Mubarek Olsun
Yiğit Adam #EbuUbeyde