DAĞ BAŞINDAKİ ÇÖPLÜKTE BİR LOKMA YİYECEK ARAYAN 3 BOZ AYI, CANİCE VURULARAK KATLEDİLDİ!
“Bingöl’ün Kiğı ilçesinde, yiyecek bulmak için katı atık tesisine gelen 3 boz ayı, başlarından ve sırtlarından silahla vurulmuş halde ölü bulundu.”
@bingolvaliligi Üç boz ayıyı canice katledenlerin, fotokapan, mobese ve güvenlik kamerası kayıtları titizlikle incelenerek tespit edilerek;
📌5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu,
📌5237 sayılı Türk Ceza Kanunu,
📌 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunu,
İlgili kanunlar ve yönetmelikleri kapsamında gerekli adli ve idari işlemlerin başlatılmasını talep ediyoruz.
@tcbestepe@TC_icisleri@TCTarim@adalet_bakanlik@EmniyetGM@jandarma@bingol_emniyet@BingolJandarma@BingolDkmp@iletisim
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile iki belediye başkanı sabah saatlerinde gözaltına alındı.
Seçilmiş belediye başkanlarının, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı sürece, yasaya uygun şekilde ifadeye davet edilmeleri gerektiğine inanıyoruz.
Kamu zararı olup olmadığı ise Sayıştay denetimleri ve yargılama sonucunda ortaya çıkacak hukuki bir meseledir ve belediyelerdeki hiçbir evrakın kaybolması söz konusu değildir.
Bugün binlerce insanı mağdur eden fon meselesi başta olmak üzere, kamuoyunun yanıt beklediği çok ciddi iddialar ve kamu zararı tartışmaları varken bir kez daha aynı ilkeyi hatırlatıyorum:
Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.
Çünkü adaletin farklı uygulanması, en büyük zararı hukuk sistemimize verir.
AKP, Türkiye tarihinin en büyük skandalını örtmek istiyor. Her zaman yaptıkları gibi siyasi ayağı saklıyorlar. Fatma Betül Sayan Kaya’nın vurgununu muhalefet açıklayana kadar gizlediler. Şimdi ifadesini bile almıyorlar. Onu da koruyorlar. Tera fonu halka açıldığı sırada fonda olan 159 kişiyi açıklamıyorlar. Yüzbinlerce kişinin parasını çalanları koruyorlar.
"ATALAR TAŞA KAZIYIP YAZMIŞLAR
BİZ OKUMAKTAN ACİZİZ "...
BİLGE KAĞAN YASASI:
EN ESKİ TÜRK ANAYASASI "TÖRE"
1. Tengri (yaratan) Tektir.
2. Her kim ki, Tengri'den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın.
3. Bir İl(Ülke), bir Kağan, bir Tengri..
4. Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki, töreye uya kutlanır. Kim ki, töreye kıya katlanır..
5. Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.
6. Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur.
7. Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak.
8. Ana-babaya ve ataya tazim(saygı) duyulacak.
9. Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek.
10. Er kişi yalan söylemeyecek.
11. Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak.
12. Kim ki, bir ırza musallat olursa, canından olacak.
13. Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.
14. Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya(cehennem) uçacak.
15. Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek.
16. Baş kaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.
17. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak.
18. Kin ve gururdan uzak olunacak.
19. Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak.
20. Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak.
21. Kızı isteyen Kağan da olsa, bey de olsa, kız istediğine verilecek.
22. Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin.
23. Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın.
24. Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
25. Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın.
26. Güçlüyken affet, zayıfken sabret.
27. Yazgına asi olma.
28. Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma.
29. Herkes adaletle iş görecek.
30. Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut.
31. Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma.
32. Kağan o dur ki, adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa, İl yok olur. İl olmazsa, budun kul olur.
33. Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin!
"Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin İlini ve töreni kim bozabilir?"
(Bilge Kağan Yazıtı - 730
Orhun Irmağı yakınları, Ötügen-Moğolistan)
@NaimBaburoglu Emperyalist ABD'nin AKP+MHP Monarşi ittifakına dayattığı, Türk olmayı defterden silecek olan, "Milletin adı Türkiye" adlı senaryoyu hayata geçirmek kurdukları tuzağı, Anayasamızın 66. maddesini değiştirerek gerçekleştirecekler.
Alman'a Alman denilecek ama Türk'e Türk denmeyecek!
Anayasa 66’ncı madde: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Bu tanım, yurttaşları etnik ve mezhepsel temellere, kökenlerine göre ayırmaz; ortak bir vatandaşlık bağında buluşturur.
Bu maddede ne değiştirilecek?
Türk sözcüğü esnetilecek mi?
Türkiyeli mi denilecek?
“Türk, Kürt, Arap” söylemi burada yerini alacak mı?
Fon vurgununda halktan çalınan para 3 trilyona geldi. Sayı ile yazsak 3'ün yanına 12 tane sıfır koymak lazım. Bir de arkası var belli ki.
Kimseye yurt dışı yasağı bile yok.
Bir de bu cepten çıkan para net yani
Sinem Dedetaş'ı neden kuyu tipi cezaevine attılar mesela?
İspatı olmayan ama ya çaldıysa mahkeme boyunca içeride tutalım dedikleri 7 sıfırlı rüşvet iddiası.
Halktan yüzbin misli para çalmak serbest, biri rüşvet verdim derse içeride yani.
Heeeeeeey silkelenin be
Şamil Tayyar diyor ki, 'operasyonlar iyi yere gitmiyor herkesin mal varlığını dondurmaya teşebbüs etmeyin, bu adaletsiz olur, ülke çöker' diyor.
Milletin 10.000 liralık borcu için banka hesapları bloke ediliyor. Haciz geliyor Şamil Tayyar, haberin var mı?
Bunlar zengin olmadıkları için suçlu mu?
Ayrıca Tayyar,
'Bir komisyon kurulsun diyor.. '
Komisyonda kim olacak?
AK Partili bürokratlar!
Bence komisyonun başına Fatma Betül Sayan'ı getirin...
Daha adil olur. Değil mi Şamil Tayyar?
Saygı, özlem ve rahmetle anıyorum.
“Sevgili gençler!
İstiklal savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun. Şehit ve gazi atalarınızın onurunu yabancılara çiğnetmeyin…”
Turgut Özakman
#TurgutÖzakman
Ahh be kardeşim 😔
Finansal Terörist Emre Tezmen ve türevlerinin sebep olduğu bu ölümlerin artmaması için acil olarak bahsettiğim CLAWBACK açıklanmalı.
Açıklanması bile fon ve hisse mağdurları için büyük rahatlık yaratır.
Dikkat,
Fatma Betül Sayan Kaya, bu işlemleri yaparken "eski bakan" DEĞİL; ülkeyi yöneten ve tüm savunma ihalelerini bilen AKP'nin Gn. Bşk. YARDIMCISI.
Dünyanın her yerinde bu tür "insider" yani içeriden öğrenenlerin ticareti, hapis gerektiren SUÇTUR.
1/ Manşetlerin Gölgesinde Kalan Matematik:
Vitrindeki 2 Milyar TL ve Arkasındaki 20 Milyar Dolar
Sermaye piyasaları ve kamuoyu günlerdir tek bir hisseye, jet hızıyla verilen istifalara ve savcılık tedbirlerine kilitlenmiş durumda.
Dört ay gibi kısa bir sürede 63 milyon liralık portföyün 2,1 milyar liraya fırlaması, ardından gelen hisse devirleri ve peş peşe patlayan adli kararlar elbette manşetleri hak ediyor.
Ancak manşetlerin yarattığı bu yoğun sis perdesinin arkasında, kamu maliyesi ve makroekonomik dengeler açısından gözden kaçırılmaması gereken çok temel bir aritmetik bulunuyor:
Masada eriyen, yön değiştiren ve sistemden tahliye edilen asıl kaynağın büyüklüğü 20 milyar dolar düzeyinde.
Ortadaki 2 milyar liralık meblağ, bireysel ölçekte devasa görünse de 20 milyar dolarlık o büyük enkazın yanında yüzde yarım bile etmeyen bir büyüklüktür.
Satrançta şahı ve kaleleri korumak adına piyon feda etmek en eski, en bilinen savunma refleksidir.
Vitrindeki tekil figürlerin adli ve siyasi tasfiyesi, meselenin köklerini açıklamaya yetmediği gibi ana mekanizmanın işleyişini de perdelemektedir.
Bireysel Başarı Masalı ve Kurumsal Zafiyet
Nisan ayında tek bir tahtaya on milyonlarca lira yatırıp, hissenin değerleme mantığıyla izah edilemeyecek şekilde katlanmasını izlemek ve operasyondan yalnızca 48 saat önce hisseleri serbest fonlara devrederek milyarlarca lirayı nakde çevirmek; salt bireysel bir finansal zekâ veya piyasa öngörüsüyle açıklanamaz.
Böylesi bir operasyonel hacim;
- Hangi hissenin ne zaman olağan dışı fiyat hareketlerine sokulacağını,
- Düzenleyici ve denetleyici kurulların gözetim reflekslerinin ne kadar süre pasif kalacağını,
- Otomatik uyarı ve şüpheli işlem algoritmalarının ne zaman alarm vermeyeceğini,
- Ve en önemlisi, çıkış kapısının hangi saniyede kilitleneceğini
organize biçimde yöneten bir ekosistemi zorunlu kılar.
Bu tip yapılarda vitrine çıkan aktörler piramidin nihai kurucusu değil; içeriden sağlanan bilgi akışıyla (insider trading) sisteme sermaye bağlayıp payını alan katılımcılardır.
Toplumsal tepki eşiği aşıldığında vitrindeki figürün kurban edilmesi, karar vericilerin "hesap soruluyor" algısı üretmesini sağlarken, mekanizmanın arka plandaki çarklarının dönmeye devam etmesine zemin hazırlar.
Kurumsal Erozyon ve Çatışan Sermaye Hatları
Bir ülkede düzenleyici üst kurulların tarafsızlığı ve denetim bağımsızlığı zedelendiğinde borsa, reel sektöre sermaye aktaran sağlıklı bir mecra olmaktan uzaklaşır.
Sermaye piyasaları, belirli çıkar odaklarının örtülü rant tahsilat ve varlık transfer veznesine dönüşür.
Dekontların, hisse virmanlarının ve fon hareketlerinin kamuoyuna sızdırılması rastlantısal bir gelişme değildir.
Bu tablo, pastanın daralmasıyla birlikte sermaye blokları arasındaki örtülü dengelerin bozulduğunu ve Ankara-İstanbul-yurt dışı hattındaki gölge finans kanallarında açık bir çatışmanın başladığını gösterir.
Serbest fonlara, tasarruf finansman şirketlerine ve hisse senetlerine birikimlerini emanet eden yüz binlerce küçük yatırımcının tasarrufları ise tam da bu çıkar çatışmalarının ortasında sahipsiz kalmaktadır.
19.9 Milyar Dolar Nerede?
Bugün hem yargının hem de denetim organlarının sormaktan kaçındığı asıl soru şudur:
Vitrindeki 2 milyar TL konuşulurken arka kapıdan tahliye edilen 19,9 milyar dolarlık büyük hacim nereye gitti?
- Bu kaynağın ne kadarı kamu bankalarının görev zararları ve sürekli yüzdürülen donuk kredileriyle batık holding bilançolarına aktarıldı?
- Ne kadarı serbest fonlar ve off-shore hatları üzerinden Londra gayrimenkul piyasasına veya Körfez fonlarına transfer edildi?
- Hangi imtiyazlı sermaye gruplarının ve korunaklı yapıların bilançoları bu likidite havuzları üzerinden aklandı?
Ne zaman çatlayana kadar kan emen şu sivrisinek videosunu görsem, Tevfik Fikret’in şiiri gelir aklıma:
“Yiyin efendiler yiyin, bu iç açıcı sofra sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”
HANGİ DİN BU..?
Erzurum'da sokak hayvanlarını beslemek yasakladı.
Mahalle mahalle denetim yapılacak. Sokaktaki bir hayvana yiyecek ve su verilemeyecek..
"Suputnik"
İSLAM MI DEĞİŞTİ? MÜSLÜMANLIK MI?
“Dağlara buğdaylar serpin. Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler.”
Hz. Ömer (r.a.)
📌 Yılın büyük bölümü soğuk iklim koşullarının hâkim olduğu ve kar örtüsüyle kaplı kalan bir şehir olan Erzurum’da, Hayvanları Koruma Kurulunda; 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. maddesine uygun olmadığı gibi, vicdana, insanlığa ve İslam’a da uygun olmayan bir şekilde, sokak hayvanlarının il genelinde BESLENMESİNE YASAK getirildi.
“sokaklarda sahipsiz hayvanlara yönelik besleme faaliyetlerinin, hayvanların üreme ve yaşam alanları oluşturmasına neden olabileceği değerlendirilerek il genelinde yasaklanmasına ve uygulamanın ilçe belediyelerince takip edilmesine karar verildi.”
@ErzurumValiligi Sayın Valim @aydinbarus22;
📌 Yılın büyük bölümü soğuk iklim koşullarının hâkim olduğu ve kar örtüsüyle kaplı kalan bir şehir olan Erzurum’da, İl Hayvanları Koruma Kurulunda alınan kararıyla, “sokak hayvanlarının beslenmesi yasağı getirilmesiyle” ile “hayvanların aç ve susuz bırakılması”, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. maddesinin (a) bendinde açıkça yasaklanan fiiller arasında sayılmaktadır:
“Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek.”
Aynı Kanun’un 28. maddesinde de bu yasaklara aykırı fiiller için cezai yaptırımlar öngörülmektedir.
📌 Kaldı ki üremeyi önlemenin yolu; kanuna, vicdana, insanlığa ve İslam’a aykırı bir şekilde besleme yasağı getirerek hayvanları aç bırakıp ölüme terk etmek değil, ilmi, tıbbi ve insani çözüm olan kısırlaştırmadır.
2024’te kanun çıktıktan sonra ikinci kez ziyaret ettiğim Erzurum’da, 20 ilçede bakım evi ve kısırlaştırma imkânı olmamakla birlikte, merkez il belediyesinde de ilçelerden gelen hayvan yoğunluğuyla kısırlaştırma durmuş vaziyetteydi.
📍 Ayrıca çok önemli bir hususu da belirtmek istiyorum:
İl Hayvanları Koruma Kurullarında hayvanların beslenmesinin yasaklanarak yaşam haklarının yok sayılması, hayvanlara şiddet uygulayan kişileri cesaretlendirme riski taşıyarak, insana yönelik şiddetin işaret fişeği olan hayvana şiddete teşvik olabiliyor.
📌 Dolayısıyla, özellikle yılın büyük bölümünde soğuk hava ve kar örtüsünün hâkim olduğu Erzurum’da hayvanların beslenmesini yasaklayan bu uygulamanın; hukuki boyutunun yanı sıra vicdani, insani ve İslami değerler ile birlikte kötü niyetli insanlar tarafından hayvana şiddete teşvik olabileceği açısından da kabul edilmesi mümkün değildir.
Sayın Valim;
Çözüm için; hayvanların açlık ve susuzluk nedeniyle yaşamlarını tehlikeye atabilecek bu kararın yeniden değerlendirilerek iptal edilmesini, devlet olarak hayvanları ölüme mahkûm etmek yerine yaşatacak bir karar almanızı talep ediyoruz.
@tcbestepe@TBMMresmi@diyanetbasin@TRombudsman@TC_icisleri@adalet_bakanlik@TCTarim@tcailesosyal@RTErdogan@EmineErdogan@NumanKurtulmus@DIBSafiArpagus@_cevdetyilmaz@yzyilmaz55@ikalin1@hasandogan@mustafaciftcitr@abakingurlek@ibrahimyumakli@oktay_saral@pervintuba@mehmetsekmen@EDkmp@iletisim
#DevletYaşatır
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
“KEDİLERİ TOPLARSANIZ, SONUCUNA DA HAZIR OLUN!
Dedik.
Köpekleri sokaklardan topladınız. Şimdi sıra kedilere gelsin diye uğraşıyorsunuz.
İşte sonuç…
Burası Başkent Ankara. Bir parkta artık kediler değil, onlarca fareler dolaşıyor.
Ama merak etmeyin, bunlar daha iyi günlerimiz.
Bu kafayla devam edersek yakında New York’u, Paris’i yakalar, hatta geçeriz.
Medeniyette değil… Fare sayısında.
Doğanın dengesini bozmanın bir bedeli vardır. Kedileri sokaktan çekip sonra farelerin neden çoğaldığını sormak, sebebi ortadan kaldırıp sonucuna şaşırmaktır.
Kediler, köpekler bu şehirlerin süsü değildi. Yüzyıllardır şehir ekosisteminin bir parçasıydılar.
Şimdi onları yok etmeye çalışanlar, ortaya çıkan yeni “şehir sakinleriyle” tanışmaya hazır olsunlar.” Sn. @DrTarkanOzcetin
Bu fotoğrafta gördüğünüz kedi evleri, Akasya Acıbadem yönetimi tarafından alınan karar doğrultusunda belirlenen bölgelere yerleştirilmiş mama istasyonlarıdır. Bütün bakım ve temizlikleri yönetim tarafından üstlenilmektedir.
Ülkemizin sembolü haline gelen ve global basında da milyonlarca yabancı turistin paylaştığı kedilerimiz, onları sevmeyen birkaç blok temsilcisi yüzünden evleri yıkılarak dışarı atıldı.
Şuan kediler yağmurun altında blokların girişine sığınır şekilde aç susuz duruyor.
Çünkü blok yöneticilerinin sayı fazlalığından dolayı aldığı oy kararları ile mama verene 5.000 TL ceza kesilmesi kararlaştırıldı. Artık kimse ne su ne de mama verebiliyor.
Bu kedilerin hepsi kısırlaştırılmıştır. Tedavileri dahil her türlü ihtiyaçları hayvansever grubu tarafından karşılanmakta ve sahiplendirmeleri de yapılmaktadır.
Buna rağmen o birkaç kişi, kimseye haber vermeden aldıkları karar ve uyguladıkları zorbalıklarla kedi evlerinin hepsini çöpe attı ve hayvanları bu soğuk kış aylarında ölüme terk etti.
Ve bu durum Akasya AVM AKİŞ Yönetimi tarafından uygulanmış. AVM'yi yöneten Raif Dinçkök, bu durumdan haberiniz var mı? Muhtemelen yoktur.
Her yere inşaat yaptınız, bu evcil hayvanları bir yere sığdıramıyorsunuz, bakmıyorsunuz ve onların yaşam alanlarını işgal ediyorsunuz. Yakışıyor mu size, umarım bu hatadan çabucak dönülür.