Post-Cahiliye Toplumu
Hiçbir konuda toplumsal uzlaşı sağlayamıyor, hiçbir konuyu akl-ı selim, ortak akıl ve soğukkanlı, insan odaklı bir yaklaşımla çözemiyoruz. Her konu bir ayrışma ve birbirinden nefret etme durumuna dönüşüyor.
Garip, içinden çıkılamaz bir hal aldı durumumuz. “İnşallah” demenin, namaz kılmanın bir parti aidiyeti algısı olarak görüldüğü, “rakı içmenin” çağdaşlık için yeterli görülüp, muhalif olma algısı ile örtüştüğü bir akıl tutulması içinde debeleniyoruz.
Herkes diğeri / öteki olanla alay ediyor. Zihinlerinde kavram ve kelime zenginliği olmayan kimliksiz, silik ve buhranlı ruhlar dertlerini küfürlü lümpenlikler dışında ifade edemiyor.
Dinci yobazlık, laik atak krizleriyle esrime halinde cehalet saçan yobazlıkla yarış halinde. Sonuç olarak sevgisizlik ve sahtekar tavırlar her yerde.
Son genel seçimde büyük harfler ve tehditkâr fontlarla eşlik ettiği asık çehresiyle SURİYELİLER Gİ-DE-CEK diyen, ülkenin en ırkçı ismini kampanyasına ortak eden, bu ortaklığının koşullarını da diğer ortaklarından son ana kadar gizleyen bir sözde solculuk gördük.
İçi tamamen boşaltılıp değersizleştirilen ümmet, ihlas, tekbir, takva ve benzeri dini kavramların geçer akçeliğini yitirdiği sağcılığın söyleyeceği söz kalmadığında insan odaklılık yerine nasıl bir devlet odaklılığına, dozu iyiden iyiye artırılmış ve her geçen gün daha da artırılan milliyetçi söylemlere sarıldığını da gördük.
Geldiğimiz noktada sol sol değil ve sağ da sağ değil. İzlerin karıştığı, söylemlerin çeliştiği ve maksadını aşan her şeyin zıttına dönüştüğü zor zamanları yaşıyoruz.
Sokaklarında 5 milyonu aşkın sahipsiz köpeğin her gün pislediği, mikrop saçtığı, insan canlarını aldığı bir ülkeyiz şu an. Böylesine yaşamsal önemi olan, tenyasından uyuzuna, kuduzundan ısırıp dolaylı / dolaysız ölüme sebebiyet vermesine, idrarından dışkısına toplum sağlığı ve kamusal alanlar için büyük riskler taşıyan bir büyük sorunu dahi mantıkla çözemiyoruz.
5 milyon sahipsiz köpeğin pisliğini her gün kim temizliyor? İnsanlar parkta gelip oturdukları banka az önce sahipsiz bir köpeğin gelip işediğini bilmeden simit yiyor, parka getirdiği çocuğunu, torununu dokunduruyor. 5 milyon sahipsiz köpeğin günlük atıklarının yer altı sularına etkisi biliniyor mu?
Dünyada örnek gösterilen hiçbir ülkede bu durumun bir benzeri yok. Fakat bu konu da bile toplum olarak uzlaşmıyoruz. Evladını yitiren ana babaların mecliste bir dayak yemedikleri kaldı. Geldiğimiz noktada bu konunun sınıfsal bir çatışma alanına dönüştüğünü üzülerek görüyoruz.
Hemen her alanda yüzleşmemiz gereken ana sorunun cehalet olduğu tüm gerçekliği ile karşımızda. Sağcısı, solcusu, milliyetçisi, liberali, muhafazakarı, iktidar veya muhalefet yanlısı ile toplum olarak kara, koyu bir cehaletin pençesindeyiz. Yabancı dil bilmiyoruz, tarih bilgimiz menkıbe ve yalan yanlış rivayetlere tutunmuşluktan ibaret. Gerçek ve bilgi bizi ürkütüyor. Karşıt görüş ayağı yere basan bir delil, ikna edici bir argüman getirse bile kibir ve aidiyet duygumuz bunu kabule izin vermiyor.
İstanbul başta tüm büyük şehirler birer mülteci kampı gibi. Trafik keşmekeşi ve sürücülerin saygıs��zlığı, çirkinlikte yarışan bir bina stoğunda yaşamak zorunda olan on milyonlarız. Kaçımız insan fıtratına / doğasına uygun, doğal malzeme ile üretilmiş evlerde yaşıyor? Ne kadar sağlıklı besleniyoruz? Gürültüden ne kadar uzaktayız? Temiz hava, temiz su, düzgün yollardan ne kadar gerideyiz? 2024 yılında sokaktaki kablonun kaçak elektriğinden canlar kaybediyoruz ülkenin sözüm ona en batılı kentinde. Doğuda meydana gelen felakete sevinen batılı, batıda meydana gelen felakete sevinen doğulu organizmalar var. Doğulu ya da batılı ama insanlık erdeminden çok uzakta…
Millet olma değerlerinden hızla uzaklaşıyoruz. Hatta insani değerlerden uzaklaşıyoruz.
Bilgiye, erdeme, saygıya, mantığa, dayanışmaya, sevgiye, ortak duygu ve heyecanlara aç, ama dijitali, teknolojisi, sözde imajı olan ego dolu bir cahiliye toplumu olduk. Allah encamımızı hayreylesin.
V’esselam
"Biz soykırıma uğramış bir milletiz! Kültür soykırımına uğradık. Hafızası gitmiş, dolayısıyla burada şaşılacak bir şey yok. Alzheimer olmuş bir milletiz. Geçmiş unutuldu, bitti. Bunun en önemli müsebbibi yazının katlidir. Peyami Safa'nın müthiş bir lafı var: Milli Kütüphanesi'ne gidip de tek kelime okuyamadan çıkan biricik nesil yeryüzünde" Düşünün ne devrimler görmüş bu dünya, Sovyet devrimini görmüş, Çin devrimini görmüş, hiçbirisinde yazıya dokunmadılar. Japonlar içinde Çin yazısı yabancı, Koreliler için Çin yazısı yabancı, İran ve Farslar için Arap yazısı yabancı, ama kimse dokunmadı. Türkiye’nin yeniden istiklaline kavuşması, yazının değiştirilmesine mi bağlıydı? Beşerde gen neyse, insanda yazı odur. Gen bize beşeri kalıtımımızı veriyor, insan ise mirasını yazıyla sürdürür. Medeniyet yazı üzerine kurulur. Yapacağınız en büyük katliam budur. Biyolojik Soykırım’da kılıç artıkları olur, ancak Kültür Soykırım’ı kesinkes bitirir!"
-Prof Dr. Teoman Duralı
Şu bir gerçek ki günaha batmış olanlar, doğru yoldan sapmış ve kendilerini yakmışlardır. O gün yüzüstü ateşe sürüklenirler: “Tadın bakalım cehennemin dokunuşunu!”
Kamer 44- 48 #getoutofrafah
Yoksa onlar “Biz yenilmez bir topluluğuz” mu diyorlar? Yakında o topluluk da yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Ama asıl vadeleri kıyamet günüdür ve kıyamet günü şüphesiz daha dehşetli ve daha acıdır +
Ey Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
Mümtehine | 5
#getoutofrafah
Size ne oluyor ki, Allah yolunda olan ve çaresiz bırakılark “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim oln şu memlekttn kurtar, katındn bize bir sahip gönder, bir yardımcı yolla” diye yalvarp duran zayıf ve zavallı erkeklr, kadınlr ve çocuklr uğrunda savaşa çıkmıyrsnz?Nisa75 #GazaStarving
Lakin Musa' yı öldüremediler ve
kendi elleriyle büyüttüler.. | Kasas 7- 9 l
Yine korktukları şey gelecek başlarına.
Bu da onlarn makûs talihi.
#GazaStarving
Sizin bizim hakkımzda bekledğnz, ancak iki güzellktn (zafer- şehadet) biridr. Bizim siznle ilgili beklentimze gelince, Allah ya katından bir bela göndereck veya sizin cezanzı bizm elimzle verecktr. O halde sonucu siz de bekleyn, biz de siznle birlkte beklylm.Tevbe52
#GazaStarving
Peygamber Efendimizin (sas) duası:
"Ey Kur'an'ı indiren, hesabı çok çabuk gören, bulutları gökyüzünde gezdiren ve düşman saflarını darmadağın eden Allah'ım!
Şu düşmanları perişan et ve bizi onlara karşı muzaffer kıl."
Buhârî, Cihâd | 112
#GazaStarving
Filistinli bir çocuğun, insanı yerin dibine sokan sözleri :
- Ben ahir zamanda, taşların ve ağaçların neden konuşacağını şimdi anladım. Çünkü insanlar konuşmuyor.
#GazaStarving