İçilmedi.
Çünkü 28 Ağustos 2014 itibarıyla alkollü içecek ikramı kaldırıldı.
Bundan rahatsız olan bir tane yabancı devlet adamına da rastlamadım.
Misafir ev sahibine tabidir.
Dünya kupası şunu gösterdi.
Türkiye'de futbola harcanan her kuruş israf ve günah.
Tamamen gönüllü insanlardan oluşmuş bedava futbol takımı olsa daha güzel bir sonuç alabilirlerdi.
Yeşil Burun Adaları bile Arjantin'i zorluyor.
Futbola harcanan her kuruş kesilmeli
Şenol Güneş: 24 yıl önce ben giderken "Senden olmaz" deniyordu.
Dönerken de benden iyisi yoktu, anormal övgü vardı.
Şimdi Montella için de "Senden olmaz" deniyor... Düşünceyi değiştirmek lazım.
İç dünyasında kirli hisseden dışarıya kendini parlatır, değersiz hisseden erdem satar, eksik hisseden sürekli tavsiye verir. Olgunlaşmış ve bütünleşmiş olansa fazla konuşmaz, sormadan akıl vermez, kendini allayıp pullamaz. Yeni tanıştığınız insanlara bir de bu açıdan bakın.
Şaşkınlık içindeyim. Söz konusu öğretmenin sayfasına baktım bir sürü benzer içerik var, çocukları kullanmış hep.
Kendi çocuğunu paylaşmanın bile hem hukuki, hem ahlaki, hem güvenlik problemi varken, başkalarının çocuklarını içerik üretiminde kullanmak çok sorumsuz ve cezai yaptırımı olması gereken bir durum.
Sosyal medyada çocukların ticari / etkileşim amaçlı kullanılmasına çok çok çok sıkı denetim gelmeli. Kendi çocuklarımızı da hayatın olağan akışı içinde hadi bir iki özel gün, hoş anı sebebi ile paylaştık, ama niye sürekli paylaşma ihtiyacı içindeyiz diye düşünmeliyiz.
Çok üzüldüm, çocuklar da perişan olmuş ağlıyorlar. Neden, ne hakla ağlatıyorsunuz çocukları?
Şu algı yapan eşşekler mesela hiç Sümela Manastırı’nda hemen her sene Yunanların yaptığı ayinleri eleştirmezler ama mesele Arap turiste gelince böyle algılar yaratarak şehrin imajını zedelemeye kalkışırlar.
Bakın bir ateist olarak söylüyorum; ülkeye gelen turistin dini ne olursa olsun bu görüntülerin kimseyi rahatsız etmemesi gerekir, konut satışında da arsa satışında da gerek adet gerek oransal anlamda ilk 10’da bile yer almayan şehre bu iftiraları atıp duranların tek amacı yanık ve çekememezliktir.
Çünkü nüfus bakımından gelişmişlik ve sanayi vs bakımından kendilerinden çok daha küçük bir şehir önce futbolda onların düzenini yıkan bir futbol takımı çıkardı ve bunun hazımsızlığı halen devam ediyor, şimdi de sahili ve sıradanlaşmış yaz turizmi açısından cazip bir şehir olmamasına rağmen Türkiye’ye gelen turistler arasında açık ara farkla en fazla döviz bırakan millet olan Körfez ülkeleri o kadar turistik açıdan cazip şehrin yanında bu küçük şehri de tercih ediyor ve esnafı kalkındırıyor diye ayrı bir yanık oluşturuyor.
Dertleri belli yıllar geçti, nesiller değişti bu şehrin değerlerine sahip çıkması kimyasının bozulmaması hiç değişmedi. Halen daha gece karanlığında ktü içinde gs atkısı açıp oo şehrinizde bayrak açtık bi bok yapamadınız gibi zavallıca hareketlerle şehir insanını tahrik etme peşindeler ama nafile.
Dilediğiniz kadar algı yapın, turizm uğruna her yerin arapça tabela olmasına en az sizin kadar karşıyız ama satılmış iddialarınız yersiz ve kanıtsız. Bu yüzden sadece kendinizi salak yerine koyuyorsunuz ragebait uğruna.
Kendiyle barışık insanların yanında tuhaf bir huzur hissediyorsunuz. Sizi yargılamıyorlar, kötülüğünüzü istemiyorlar, sizinle rekabet etmiyorlar. Sadece iyi niyetinize, dürüstlüğünüze ve katkılarınıza odaklanıyorlar. Bu merkeziliklerini hissediyor ve güvenle doluyorsunuz.
Az önce muazzam bir alıntı okudum: “eğer okyanusun dibine batıyorsan, sakın oradan bir inci çıkarmadan geri çıkma…” Müthiş bir ifade. Hayattaki her deneyim bize yeni bir şey öğretir ve bizi daha üst versiyonumuza yaklaştırır. Yeter ki alınacak ders alınsın.
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:
Hoca, bak baklava götürüyorlar.
Hoca demiş ki:
Bana ne?’
Demişler ki:
Ama bak, senin evine götürüyorlar.
Hoca da demiş ki:
O zaman sana ne!
“İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir!
Sen kendini bilmezsen
Ya bice okumaktır” demişti Yunus Emre…
Referansı Trabzonspor olmayan ne özünü bilir ne çizgisini korur ne de tutarlı olur. Gerisi teferruat!