6 yıldır çalışma hayatı içerisindeyim şöyle çevreme bakıyorum evli insanlar tek amaçları koşa koşa eve gitmek hepsi uyuşturulmuş gibi. İşe ilk başladığım zamanlar iş çıkışı kafelere bir yerlere gidiyordum ama sonra bir baktım ben de onlar gibi olmaya başladım. Hatta oldum
komşu emine teyze bahçedeki domateslerimi görmüş dışardan sesi geliyor “esra’nın domatesleri de kendisi gibi cıvıl cıvıl” yetiştirdiğim domateslerime iltifat edilmesi bana iltifat edilmesinden daha mutlu etti😌
terbiyesizlik. taziye evinde verilen yemek vefat edenin hayrına yapılan bir iştir. kimse aç karnını doyurun diye evinize gelmiyor zor gününüzde yanınızda olmak için geliyor. darda kaldığınızda ve kapınızı kimse çalmadığında anlarsınız mevzunun iki lokma yemek olmadığını
ben hayır diyebiliyorum ama deneyim manyağı olduğum için atlıyorum her şeye geçen gün marangoz mustafa amcayla ahşap kapı kestim üstüm başım mahvoldu marangozluk bana göre değilmiş mesela
“ateşten
kalleşten
mızrakla gürzden
dabbetülarz’dan
deccal’dan, yedi düvelden
korku nedir bilmeyen ben
tir tir titriyorum gülce’den”
ömer lütfi mete - gülce
“üç yıldır bütün sesler senin yarım kalmış sesin
üç yıldır yüzün dünyanın tek fotoğrafı
üç yıldır senden yapılmış bir kapıyım.
bunu da sen öğrettin biliyor musun
sevmek ölümden uzun sürüyormuş.”
şükrü erbaş - otların uğultusu altında