İstanbul’da aktif gazetecilik yapan, sahada koşturan, haber peşinde ter döken kaç kuşak muhabir varsa, yolu bir şekilde Elif Atayman’la kesişmiştir.
Size küçük ama anlamlı bir örnek vereyim. Bugün Maçka’daki evlendirme dairesi içerisinde bulunan ve yıllardır saha gazetecilerinin kullandığı basın odası, Elif Atayman’ın hayata geçirdiği projelerden biridir. Şişli Belediyesi’nde uzun yıllar basın müşavirliği yaptı. Sadece Şişli’nin değil bütün İstanbul’un haber nabzını tutan, gazetecilerin işini kolaylaştıran isimlerden biri oldu.
Hepimizin öyle ya da böyle bir işi düştü ona. Bir telefon açtık, bir konuda destek istedik, bir haber için kapısını çaldık. Elinden geleni yaptı, herkese kendi işiymiş gibi yardımcı oldu. Hatta bugün birçok gazetecinin nikahında da onun emeği vardır; çünkü yıllarca Şişli Evlendirme Dairesi, meslektaşlarımızın en çok tercih ettiği yerlerden biri oldu.
Gazeteci eşini genç yaşta kaybetmiş, evladını tek başına büyütmüş bu güzel insan tam 15 aydır tutuklu. Üstelik neyle suçlandığını kamuoyunun anlayabileceği açıklıkta ortaya koyan bir tablo halen yok. Bugün nihayet savunma sırası geldi.
Afyon’daki sürgün niteliğindeki cezaevi süreci onu yormuş, bunu görmek insanın içini burkuyor. Ben de bugün ona destek olmak için Silivri’deyim.
Meslek hayatı boyunca gazetecilerin yanında duran Elif Atayman’ı, meslektaşlarının da unutmaması gerektiğini düşünüyorum.
Ben, gerçeklerin ortaya çıkacağına ve Elif Atayman’ın aklanarak özgürlüğüne kavuşacağına inanıyorum. Bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey ise dostlarının ve meslektaşlarının dayanışması…eksik etmeyelim…
Özgür Özel’i geçtiği yolda yakalayamayan teyzeler çok üzülmüş.
Genel Başkanımız Özgür Özel umarım bunu görür, teyzeler sizi görmeyi çok istiyorlarmış.
Haydarlar Köyü/Mahallesinden…
@eczozgurozel
@ijohngone Evet boyle cinsellik takintisi, agresiflik Vs hem sagliksiz bir gecmis - aile ortami hem de potansiyel psikiyatrik problem emaresi gibi duruyor
İşin özü: bu bir “Zabt-u Rabt” meselesidir.
Kim derdi ki; Özgür Özel, adımını attığı yerde büyük kalabalıklar toplayacak?
Küçük Anadolu beldelerinde bile, hınca hınç destek dolu!
-İmamoğlu’nu zabtu rabt altına alacağım diye her şeyi yapanlar yeni İmamoğullarının doğacağını hesaba katamamışlar. Halka karşı olan her şey halkın tokatını yer, bu hep böyledir
-Türk Milleti Zabt-u Rabt altına alınamaz
🟠 AKP’li Terme Belediye Meclisi Üyesi Rümeysa Eker ’in kullandığı ifadeler kamu vicdanını derinden yaralamıştır.
“Bu ülkede pez*venkler Kemalisttir. Uyuşturucu tacirleri Kemalisttir.
Elletirim, belletirim diyenler Kemalisttir.
Sex Shop işletenler Kemalisttir.”
şeklindeki sözler, milyonlarca insanı hedef alan ağır ve kabul edilemez bir genellemedir.
Toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran ve kin ile nefreti körükleyen bu dilin hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir.
Sinir uçlarına dokunmaktadır.!!!
Bu şahsın gerekli hukuki yaptırımlarla karşılaşması için süreci titizlikle takip edeceğiz.
Bu hadsiz ve ayrıştırıcı söylemin karşılıksız kalmayacağına, yüce Türk adaletinin gereken değerlendirmeyi yapacağına olan inancımız tamdır.
📢 Burası Marmara Adası.
1985'te yemyeşilken artık bitti.
2014'de 41 mermer ocağı 2020'de 74 oldu. Şimdi ise veri yok.
Tüm mermer ocaklarına "Çevre değerlendirme raporu gerekli değildir” kararı verildi.
Lütfen büyüterek bakın resimlere.
Adeta İsrail yerleşimleri gibi genişlemişler. Hâlâ da genişliyorlar.
Adanın mermerleri sökülürken kuzeyi tamamen çölleşti. Kuzeyinde daha önceleri var olan 2 ufak dere artık yok. 27 su kaynağı da tamamen kurutuldu.
3 bin yıldır Mermer çıkarılan adada mermer rezervleri tükenene dek orantısız ve kuralsız bir üretim hızla devam ediyor.
24 yıllık kontrolsüz güç sarhoşluğunun verdiği çürüme ile bizleri hasta eden bu çürük dişi çekmezsek, çeneyi ve belki bedeni de kaybedeceğiz.
Duruşmaya segbisle bağlanan İmamoğlu:
imamoğlu: söyleyeceklerimin kayda geçirilmesini istiyorum. mahkemenizin adil yargılama ile alakalı düzeni oluşturmak adına mahkemede fiili bulunmam yönündeki çağrınızı biliyorum. bu da gayet kurallara uygundur. ama durum bu sabah yaşadıklarımdan sonra artık teferruat haline dönüşmüştür. gardiyan arkadaşlar saat 06:30da beni uyandırdılar. 07:30da cezaevinden çıkarıldım. en az 60 kilometre yol yaptık. sözüm ona araba bozuldu, kaputu açtılar baktılar. bana bilgi bile verilmedi dönüş yoluna geçildi. sordum “araba arıza yaptı geri dönüyoruz” dediler.
“e araba bozuksa niye dönüyoruz” dedim.
“komutan bey bakın 60 km geldiniz kalan mesafe de zaten o kadar arıza yaptıysa niye döndürüyorsunuz” dedim.
bu türk yargı tarihine geçsin. “bakın yanlış yapıyorsunuz. bu bir talimat, aracın bozuk olduğuna inanmıyorum” dedim. “ayıptır, yazıktır, günahtır” dedim. zorla kapıyı kapattılar, beni oturttular, geri döndük. lavabo ihtiyacımı söyledim, 20 dakikamız var beklesin dendi. bunu karşılamaktan bile imtina eden bir hale gelmiştir komutan, asker. cezaevi kapısında ben tepkimi dile getirdim. 09:20 geçe buraya girdim ben, çoktan Kartal’da olurdum. içerdekiler dedi ki “segbis’e döndüğü için böyle alındınız”. o zaman benim askerim neden buna alet edildi? biz başsavcının egosu için, İmamoğlu Kartal’a gelmesin, yargıç karşısına çıkmasın diye bir tezgah kurulmuştur. ciddi anlamda psikolojik bir şiddete tabii tutuldum. bugün yaşanan tarihi bir zulümdür işkencedir. buna tabii tutanlarla ilgili işlem yapılmasını talep ediyorum.
ben huzurda savunma yapmak istiyorum.
sebebi şudur; yüce Türk yargısını yerle bir etmek isteyenlere karşı mücadele veriyorum ben onu söyleyeyim.
@Bulvarpress Ya yeter bu basa gelen her kisisel olaydan sonra "Avrupalilar" soyledir boyledir "biz" baska turluyuz genellemeleri. Sosyal bilim Boyle birsey degil.