Atalarımız yerel ve sınırlı rakiplerle kıyaslanırken, modern medya bizi her gün dünya genelindeki "en üst %0.1'lik" süper rakiplerle yarıştırıyor.
Bu yapay bolluk, kendi mutlak değerimizi değiştirmese de, ilişki değerimizi daha düşük algılamamıza yol açabiliyor.
Mutlak gerçekler, dilin savunma kelimelerine ya da eylemlere ihtiyaç duymaz. Spinoza’nın da belirttiği gibi: “Hakikat, hem kendisinin hem de yanlışın ölçütüdür.” Bu yüzden hayatınızın yarısını, zaten sizi dinlememeye karar vermiş olanları ikna etmeye çalışarak harcamayın.
“Başarı, güzellik, zenginlik vb… sabun gibidir, insanlar üzerine su döküp abartarak köpürtmeye bayılırlar. Fakat o içi boş köpükler çoğaldıkça sabun erir. En nihayetinde sabun tükendiğinde, ne sabun kalır ne de köpük.”
Spinoza, bir elmayı ne kadar bölerseniz bölün iki yüzü olacağını söyler. Yani bazı şeyler doğası gereği iki yönlüdür. Ayn Rand da benzer bir düşünceyi psikolojik bir örnekle açıklar: Tevazu ve küstahlık, aynı elmanın iki yarısı gibidir.
Herkesin davranışlarını “Aman sinirlenmesin” diyerek, öfkeli ve asabi babanın duygu durumuna göre ayarladığı bir ev. Sonrasında büyüyen ve herkese uyumlanmaya çalışan, çatışmadan kaçan, sınır koyamayan, kendini hep geri plana atan ve değersiz hisseden yetişkinler.
Hayatına giren birçok insan seni değil, seninle kendini nasıl hissettiğini sever. O his değişince, “sen” de değişmiş olursun. Bu yüzden sen bazı ayrılıkları karakterden ya da sevgisizlikten sanırsın ama asıl olan, onda uyandırdığın hissin tamamen kaybolmasıdır.