📍 Giresun | Deprem Tatbikatı
Olası afetlere karşı hazırlık seviyesini artırmak amacıyla düzenlenen deprem tatbikatına, Giresun Nezir Arama Kurtarma ekiplerimiz aktif olarak katılım sağladı.
Tatbikat kapsamında ekiplerimiz; arama kurtarma, yaralı tahliyesi ve koordinasyon süreçlerinde görev aldı.
AFAD koordinasyonunda, ilgili kurum ve ekiplerle birlikte yürütülen tatbikat, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun önemini ortaya koydu.
Nezir her durumda hazır.
🌐 https://t.co/ZMepY96WXo
☎ 0216 420 76 76
#Nezir
Lütfen Hızlıca Paylaşalım ⚠️
Bir gecede kimlik sahibi olan bir
Yahudinin torunu: Serenay Kekeç
📌 İsrail’de 2 yıl askerlik yapmış.
📌 Türkiye’ye “işgalci” diyor.
📌 QNB Finans’ta yönetici.
📌 Olası bir Türkiye-İsrail savaşında, gözünü kırpmadan komşularına silah doğrultabilecek biri.
Öyle ustaca gizlenmişler ki, hakiki Türk ismi kullanıyorlar.
Devletimizin bu tür durumlar karşısında gerekeni yapmalı ⚠️
@adalet_bakanlik@TBMMresmi
İstanbul Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ailesini tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınan zanlı tutuklandı https://t.co/KKLGRIEsU2
"Gazze, İslâm ümmetinin kanayan ciger yarasıdır. Bu acıyı hissetmeyen daha büyük acılara mahkum olacaktır. Her mumin bu acıyı kalben hissetmelidir. Rabbim yàr ve yardımcìmiz olsun..."
| Şeyh Seyyid Muhammed Sâki Hazretleri kuddise sirruhu
Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden, düşünce dünyamızın mümtaz isimlerinden Yavuz Bülent Bâkiler’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik.
Şiirleri, yazıları ve fikirleriyle sadece edebiyat dünyasında değil, aynı zamanda milletimizin kültür ve düşünce hayatında da derin izler bırakan Bâkiler, Türk dünyasının hafızasında daima yaşayacaktır.
Ülkemize kattığı değerleri saygıyla hatırlayacağımız merhuma Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm edebiyat dünyamıza başsağlığı diliyoruz.
Mekânı cennet olsun.
Mehmet Okuyan’a @okuyanmehmet Açık Çağrı!
Böyle diyorsunuz 'Hz. Peygamber Hüküm Koyabilir Mi?' ismini verdiğiniz bu konuşmanızda ve okuduğunuz ayet üzerinden Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hüküm koyma yetkisinin olmadığını ispat etmeye çalışıyorsunuz.
Oysa ilimden birazcık behresi olanlar, nassları anlamada bağlamın ne kadar önemli olduğunu iyi bilirler. Zira bağlam yok olduğunda sizin gibiler âyetleri dahi diledikleri anlam kisvesine büründürebiliyorlar.
Tüm bunları siz de biliyorsunuz muhtemelen..
Bilerek saptırıyor, çarpıtıyor ve meselelere vâkıf olmayan nice insanı Sünnet karşısında sapkın bir anlayışa sürükleyerek altından kalkamayacağınız bir vebâle giriyorsunuz.
Dilerseniz tüm bu sözlerimizin bir itham olmadığını; genel olarak bu çarpıtmaları birçok konuşmanızda nasıl ustalıkla sergilediğinizi bu konuşmanız üzerinden kısaca ortaya koyalım:
Ayet okuyorsunuz. Peki, tamam…
Okuduğunuz ayetin bağlamı nedir? Bunu bilmiyor musunuz?
Dinleyin o halde:
Mekke müşrikleri, Allah'ın haram veya helâl kılmadığı bazı hayvanları veya ürünleri kendi kafalarına göre “bu helâldir, bu haramdır” diye ayırıyorlardı.
Örneğin, bazı hayvanları sadece erkeklerin yemesine müsaade ederken, bazılarını kadınlara yasaklıyorlardı (bkz. En‘âm 138-139).
Bunu yaparken de “Bunları Allah yasakladı” diyerek Allah’a iftira atıyorlardı.
İşte bu ayet, onların bu tutarsız ve uydurma helal-haram anlayışını reddetmek üzere indirilmiştir.
Kur’an’da bu bağlamda bahsettiğimiz manayı vurgulayan ayet sadece bu okuduğunuz mudur? Elbette ki hayır!
Nitekim, müşriklerin kendi kafalarına göre helâl-haram belirlemeleriyle ilgili benzer ayetler şöyledir:
a. En'âm 138:
”Bu hayvanlar ve bu ekinler dokunulmazdır. Onları dilediğimizden başkası yiyemez” dediler. Bu, kendi uydurmalarıdır.”
b. En'âm 139:
“Bu hayvanların karınlarındakiler (yavruları/sütü) yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haramdır” dediler.”
c. Nahl 116:
“Dillerinizin yalan yere nitelediği şeylere bakarak “Bu helâldir, bu haramdır” demeyin. Bu şekilde Allah’a yalan iftira etmiş olursunuz.”
e. Şûrâ 21:
“Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri din kılarak kendilerine meşru gören ortakları mı var?”
İmdi, bu ayetler Allah’tan bağımsız şekilde, şirk anlayışlarına tabi olarak kafalarına göre istediklerini haram veya helal kılan müşriklere ret bağlamında gelmişken ve bu manayı vurguluyorken siz nasıl kalkar da aynı ayetleri Allah’ın izniyle; vahyiyle; emriyle bazı şeyleri haram veya helal kılan Hz. Peygamber’in bu yetkisine ret olarak kullanırsınız?
Gerçekten merak ediyorum:
Ayetlerle -ideolojik saplantılarınıza göre- adeta oynadığınızın farkında değil misiniz? Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz?
Müşriklerle ilgili inen ayetleri Hz. Peygamber’in mecazi anlamdaki teşri (hüküm koyma yetkisini) iptal bağlamında nasıl kullanırsınız?
Oysa tevil etmek için kırk takla attığınız şu ayetler bunu çok net şekilde ispat etmektedir:
1. A‘râf Suresi, 157. Ayet
"Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi peygambere uyanlar... O onlara iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar; temiz şeyleri helâl kılar, pis şeyleri haram kılar..."
2. Tevbe Suresi, 29. Ayet
"Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın."
Bu ayetler, Resûlullah’ın (aleyhisselâm) Allah’ın vahyi doğrultusunda bazı şeyleri haram ve helal kılma konusunda yetkili olduğunu çok net şekilde göstermektedir.
Hiç mi düşünmüyorsunuz?
Daha nice konularda yaptığınız bu gibi saptırmalarla birçok insanın itikadını bozarak bunca vebal ile nasıl gireceksiniz kabre?
Nasıl çıkacaksınız Allah’ın huzuruna?
Vakit henüz yüne de erken sayılabilecekken gel dön bu rotası belirsiz; menzili karanlık yoldan!
Yoksa ulemayı itham ettiğin ' Allah Te'âlâ'ya iftira' yaftası senin boynuna dolanacaktır!