@operativmedia Şeref, onur, namus ve ahlak sahibi olup yaratan dışında kimseye kul köle olmamayı vaz eden bir inanç sistemini çocukların zihinlerini ve hayata bakışlarını değiştirmekle veya bozmakla itham eden birisi dünyanın en şerli insanıdır, bu kavramların hepsinden de mahrumdur.
🟡"Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylece onları perdeledik; artık göremezler."(Yasin Suresi 9. Ayet)
israil askerlerinden kaçan üç Filistinli genç, işgalci askerlerin gözlerinin önündeyken adeta görünmez bir perde indi.
#Gazzedekatliamvar islam ümmeti imtihanı kaybetti Müslüman bir kadının çarşafıyla alay edildiğinde ikindi namazını kılmadan sefer emri veren bir peygamber ümmetinden canlı yayında parçalanan bedenleri seyredip suskun kalan bir ümmete
Ekran klavyecileri alim görünümlü hokkabazlar aradan çekilirse YEMİNLE SÖYLÜYORUM sıradan biz Müslümanlar şii Sünni ihtilafını çok kısa sürede çözeriz
Aynı kıbleye dönen bu iki taraf yorumlardaki farklılığın zenginlik olduğunu farkediyor DİN TÜCCARLARI B�� MÜSADE EDEBİLSE…
🚨 TARİH UYANDI❗️🔥
Diyarbakır Ulu Camii’nde bir kadının Selahaddin Eyyubi’ye attığı başörtüsü Kudüs fethini ateşlemişti!
Bugün aynı mihrapta aynı iman ve çığlık yükseldi!
TEK EKSİK: SELAHADDİN EYYUBİ! Kudüs bekliyor...🔥
Mescid-i Aksa #GazaGenocide
https://t.co/JBOx7kTI5K
Halkıysan korkmazsın !
Avustralya'nın Bondi plajında, binlerce siyonizm destekçisine karşı, tek başına Filistin Bayrağını dalgalandıran koca yürek
ADAM sın !
El-Cezire televizyonunun meşhur spikeri
Cezayirli ünlü gazeteci Hatice Bin Ganna anlatıyor:
“Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığım bir ziyaret sırasında, büyük bir alışveriş merkezlerinden birine bazı ihtiyaçlarımı almak için gitmiştim. Kasada ödeme sıramı beklerken, içeri tesettürüyle son derece vakur ve iffetli bir Müslüman hanım girdi. Yorgunluğu yüzünden okunuyordu.
Önünde ağır bir kutu sürüklüyordu; kutunun üzerinde ki resimden belli ki bu, çim biçme makinesiydi.
Hanım, kasadaki görevliye yaklaştı ve aralarında şu konuşma geçti:
— Müslüman hanım (son derece nazik bir sesle):
‘Hanımefendi, dün sizden bu makineyi ve başka bazı eşyaları satın aldım. Toplam bedeli 500 dolardı.’
— Kasiyer (meşgul bir hâlde):
‘İade mi etmek istiyorsunuz?’
— Müslüman hanım:
‘Hayır…
Bedelini ödemek istiyorum.’
— Kasiyer (şaşkınlıkla):
‘Anlamadım!
Dün aldığınızı söylüyorsunuz.
Eğer başka bir yerde daha ucuz bulduysanız, fiyat farkını iade edebiliriz; ama bunun için belge gerekir. Yanınızda var mı?’
— Müslüman hanım:
‘Hayır, ne o ne de bu…
Dün bu makineyi kredi kartıyla aldım, evime götürdüm. Evim buradan yaklaşık iki saat uzaklıkta.
Faturayı kontrol ederken fark ettim ki, bu makinenin ücreti hesaba eklenmemiş. Mağazayı aramak istedim, ama çalışma saatleri bitmişti.
Bunun size zarar vermesini istemedim.
Bu yüzden bugün işimden izin aldım, makineyi tekrar buraya getirdim ki kayda geçirin ve bedelini ödeyeyim.
Çünkü parasını ödemediğim bir şeyi kullanamam.’
Bu sözler üzerine kasiyer birden yerinden doğruldu. Gözleri doldu.
Derin bir hayretle bu Müslüman kadına bakakaldı.
Sonra onu sarıldı, öptü ve titreyen bir sesle şöyle dedi:
— ‘Bu benim hatamdı! Buna rağmen neden geri döndün?
Neden bu kadar ağır bir yükü taşıdın?
Neden işinden izin aldın ve geliş dönüş dört saat yol yaptın?
Seni buna iten neydi?’
Müslüman hanım, İngilizce ama son derece sade, masum ve doğal bir edayla, sanki yaptığı şey dünyadaki en sıradan davranışmış gibi cevap verdi:
— ‘It is AMANA…
Bu, emanettir.’
Sonra oturup ona İslam’da emanetin ne demek olduğunu anlattı…
Kul hakkını…
Helâli…
Haramı...
Allah korkusunu…
Kasiyer, gözyaşları içinde mağaza müdürünün yanına gitti.
Camlı ofisten onları görebiliyorduk ama ne konuştuklarını duyamıyorduk.
Ancak yüzündeki derin sarsıntı her şeyi anlatıyordu. Birkaç dakika sonra müdür, tüm çalışanları sıraya dizdi ve bu Müslüman kadının yaptığını onlara anlattı.
O sırada hanım, mahcubiyetle başını eğmişti.
Sanki büyük bir iş yapmamış da, sadece dininden öğrendiği basit bir vazifeyi yerine getirmişti.
Çalışanlar ve müşteriler merakla etrafını sardı. İslam’ı sordular.
Ahlâkını sordular. İnancını sordular.
O ise özgüvenle ama kibirsiz, tevazu ile ama sağlam bir duruşla hepsine cevap verdi.
Bunun üzerine mağaza müdürü ısrarla çim biçme makinesini ona hediye etmek istedi.
Ancak Müslüman hanım, büyük bir edep ve incelikle bunu reddetti:
— ‘Ben bunu Allah rızası için yaptım.
Sevabını istiyorum. Makinenin, bu sevabı gölgelemesini istemem.
Çünkü benim için o sevap, her şeyden daha kıymetlidir.’
Bu sözler hayranlığı daha da artırdı.
Kadın sessizce mağazadan ayrıldı. Ardında ise derin bir hayranlık, suskunluk ve hayret bıraktı.
O gittikten sonra da hem çalışanlar hem müşteriler uzun süre bu sahneyi konuştu.
Ben ise bir Müslüman olarak içimde tarifsiz bir iftihar hissediyordum…
Çünkü o gün, İslam’ı anlatan bir vaaz değil; yaşayan bir ahlâk görmüştüm.”
Arapçadan tercüme:
Abdülhamid DOĞAN
BAE Dışişleri Bakanı, Avrupa’ya açık açık seslendi:
“Müslümanlara karşı daha sert olun, İslam’a yönelik kısıtlamaları artırın. Yoksa pişman olursunuz.”
İslam’a karşı topyekûn baskı çağrısıdır.
Siyonizmin sebekleriü sadık hizmetçileri
NEDEN Mİ ERDOĞAN
10 YIL ÖNCE DESEYDİM Kİ SİZE
BU ÜLKEDE DARBE OLACAK 250 ŞEHİT VERECEĞİZ, MECLİS BOMBALANACAK. BİTMEDİ
SURİYE VE UKRAYNA SAVAŞI OLACAK MİLYONLARCA MÜLTECİ AKINI YAŞAYACAĞIZ. BİTMEDİ
PANDEMİ DİYE VÜRÜS BELASI GELECEK İKİ YIL TİCARET HANELERİMİZ KAPANACAK. BİTMEDİ.
11 ŞEHRİMİZ DEPREMDE YERLEBİR OLACAK. BİTMEDİ
SELLER, ORMAN YANGINLARINI SAYMIYORUM BİLE.
NE DERDİNİZ
ÜLKE BATAR DERDİNİZ AMA BUGÜN ÜLKEMİZ DİMDİK AYAKTA DEĞİL Mİ. ÖYLEYSE UTANMADAN NASIL ERDOĞANA LAF EDEBİLİYORSUNUZ.
İsrail saldırıları sonucu ellerini kaybeden Gazzeli çocuk, Kolombiya Cumhurbaşkanı’na şu soruyu yöneltti:
“ABD’nin tehditlerinden korkmuyor musunuz?”
Petro:
“Sizi asla yalnız bırakmam; ne Amerika’dan ne de Trump’tan korkarım.”
https://t.co/CCGdakAVKG