Geçirdiği beyin ameliyatı sonrası konuşma ve hareket kısıtlılığı yaşayan Burak Duru isyan etti:
“Bu halimle bile çorap satıp geçinmeye çalışıyorum.
Ama devlet baba ‘çalışıyorsun’ diyerek 7.500 TL engelli maaşımı kesti.”
Volkan Demir: Bir gün FBli bir futbolcuyla oturuyorum, yaklaşık 10 sene önce. Oturduğumuz yerde BJKli bir futbolcu denk geldi, tam da Napoli deplasman galibiyeti sonrası. FBli futbolcu direkt 'ne kadar prim aldınız' diye sordu.
şenol güneş aynısını dediğinde demediklerini bırakmadılar adama ki beşiktaşlı olan bazı göt ağızlılar bile sırf hocayı sevmedikleri için açmıştı ağzını. şenol hoca o gün beşiktaş’ın haklarını savunuyordu ve haklıydı.
Kurumuş Boğazım
2012/2013 Sezonu…
Beşiktaş, Fikret Orman’ın başkan seçilmesiyle yapılanmaya gitme kararı almıştı. “Feda” diyerek, daha makul bir kadro ile borçları azaltıp, gelecek yıllara daha güvenli bir takım yapılandırmak istiyordu.
Bu doğrultuda, hem eski futbolcumuz olan, hem gençleri parlatmasıyla meşhur Samet Aybaba hoca takımın başına geldi. O doğrultuda da, Olcay Şahan, Oğuzhan Özyakup, Berat Çetinkaya, Mehmet Akgün gibi daha makul ve genç oyuncular transfer edildi. Altyapıdan da Hasan Türk, Muhammed Demirci, Emre Özkan A Takım’a çıkarıldı.
Bunun yanında rakiplerimizden Galatasaray, Hamit Altıntop, Amrabat, Burak Yılmaz, Melo; Fenerbahçe ise, Meireles, Krasic, Mehmet Topal gibi iddialı transferler yapmıştı. Üstelik kadromuzda yıldız diyebileceğimiz Quaresma da kadro dışı bırakılmıştı. Beşiktaşlılar sezon için umutsuzdu fakat “Feda” sözünü hep birlikte vermiştik. Hatta o dönem Beşiktaş ve Beşiktaş taraftarı ile çok fazla dalga geçiliyordu. Güntekin Onay da “Gün gelecek, dalga geçtiğiniz Beşiktaş puan kaybetsin
diye dua edeceksiniz” demişti.
Sonra sezon başladı ve devre arasına geldiğimizde, Galatasaray 33 puanla lider, biz 30 puanla arkasında yer almıştık, Fenerbahçe ise 27 puanla arkamızda kalmıştı. Bu gençlik aşısı tutmuş gibi görünüyordu. Takım inanılmaz top oynamıyordu ama beklendiği kadar da kötü değildi. Kısacası Beşiktaş varsa, umut vardı.
O günlerde transferler konuşuluyor, tabii ki diğer takım taraftarları ile birbirimize takılıyoruz. Ben diyorum ki, “bir çocuk aldık, nasıl bu Oğuzhan tuttu, o da yıldız olacak!”. Herkes merak ediyor, kim acaba? 18 yaşında bir forvet: Sinan Kurumuş.
Futbolcuyu da sadece, bize karşı oynanan Türkiye Kupası maçında izlemişim ama içimde Oğuzhan Özyakup umudu taşıyorum. Bazen böyledir, bir genç oyuncu tutunca, sanırsınız ki aldığınız her genç oyuncu tutacak! O sebeple çok umut bağlamıştım. “Sizde Burak Yılmaz var ama biz de aynı onu zamanında Antalyaspor’dan bulduğumuz gibi Sinan Kurumuş’u bulduk. Bakın görün, yeni Burak Yılmaz olacak” diyorum. E takım, sezon başı maliyetine göre çok iyi durumda, Fenerbahçe’nin de üzerindeyiz. Söylediklerime ne Galatasaraylılar ne Fenerbahçeliler itiraz edemiyor.
Sonra bir haber, devre arasında Galatasaray Sneijder ve Drogba’yı kadrosuna kattı. Hem lig lideri, hem de devre arasında Sneijder ve Drogba’yı alıyorlar. Biz, sezon başı “Feda” sözü veren Beşiktaşlılar olarak yutkunduk, sadece yutkunduk.
Peki, “Feda” sözümüzün karşılığını aldık mı? Bu hikaye beyaza döndü mü? Tabii ki bu hikaye beyaz bitti. Sinan Kurumuş, bizim için “Kurumuş Boğazım” şarkısıydı, 1 ya da 2 maç oynayabildi. Gol de atamadı. O sezon, şampiyon da olamadık. Ama Samet Aybaba’nın kurduğu takımın üzerine Slaven Bilic geldi, onun döneminde de dişe dokunur transferler yapıldı. Bilic de şampiyon olamadı belki ama Avrupa’ya uygun, ligde şampiyonluğu kovalayan yarışmacı bir takım meydana getirdi.
Sonra Şenol Güneş geldi ve Beşiktaş taraftarlığı 3 yıl süren, bambaşka bir duyguya dönüştü. 2 yıl üst üste şampiyon olduk, 3. yıl ise Şampiyonlar Ligi gruplarında namağlup lider olarak gruptan çıktık. Bunun yanında da bir önceki yıl yine gruplarda yalnızca 1 mağlubiyet almıştık. Yani 12 Şampiyonlar Ligi grup maçında, 1 mağlubiyet aldığımız bir serüven yaşadık.
Bu süreçte kimleri yenmedik ki? Liverpool, Feyenoord, Tottenham, Napoli, Olympiakos, Lyon, Porto, Monaco, Leipzig ve diğer Avrupa takımları…
O kadro hem yarıştı, hem satışa döndü. Sinan Kurumuş’tan Mario Gomez’e giden yol, tam Beşiktaşlıların yoluydu.
O yolda cefa çekenlere selam olsun.
Not: Beşiktaş’ın Beyazı kitabımdan…
Fethiye yolundaki radarlarla ilgili şikayetini dile getiren sürücü:
“Gel şimdi tuzağa gel, bu artık güvenliği sağlamak değil. Tuzak kurmak…
Radar kontrol levhası 6 km uzağa koyulamaz.”
Çorum’da bir esnaf, Mehmet Şimşek’e isyan etti:
“Bak sokağa. Cumartesi bile vergi dairesinden memur gönderiyorsun. Siftah mı var da fiş keseceğim? ‘Fiş kesmedi’ diye ceza yazıyorsunuz.
Dönün, ekonomiyi nasıl yönettiğinize bakın; sonra esnafla uğraşın.”
"Beşiktaş, Gaziantep oyuncusunun dizinin önde olduğu bir pozisyin sonucunda gol yedi"
Kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Belki şimdi olmadı ama gekecekte birileri utanır.
Burdan Fikret Orman ve Hüseyin Yücel'e sesleniyorum
Kalkın ayağa ve Beşiktaş'ımıza sahip çıkın...
Buna mecbursunuz derhal görev başına..
@HuseyinYucell#FikretOrman